Kadın Maaşı: Ev Bütçesine Katkı(!)

- Şubat 10, 2020, 8:46 pm
12 mins

Ayşegül Akdemir, PhD., Essex Üniversitesi, Sosyoloji

Türkiye’de kadınların çalışma hayatındaki yeri ve sorunları yeterince tartışılmadığı gibi böylesi bir tartışma sırasında da konu hep tek bir boyutuyla ele alınıyor; hukuki zemin, eğitimde fırsat eşitliği, kadınların güçlendirilmesi ve teşvik edilmesi. Kadınlar az temsil edildikleri, yalnızca belli tip işlere uygun görüldükleri ve kırılgan koşullarda yer aldıkları iş hayatında kendilerini maaş pazarlığı yapabilecek kadar güçlü hissetmiyorlar. Maaş pazarlığı ve bunun yanı sıra iş tanımı (yani ilgili pozisyonda kişiden yapması beklenen işler ve alacağı sorumluluklar) da yeterince konuşulmayan ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden ciddi anlamda etkilenen konular.

İngiltere’de bin kadınla görüşerek yapılan bir araştırma, kadınların yaklaşık %80’inin, kaba veya nankör olarak görülmekten çekindikleri için, maaşlarıyla ilgili müzakere yapmaktan kaçındığını gösteriyor (T24, 2020). Türkiye’de bu konuda yapılmış bir çalışmaya rastlamadım ama yapılsa benzer sonuçların çıkacağını rahatlıkla tahmin edebiliriz. Her ne kadar Türkiye’ye kıyasla kadınların işgücüne katılma oranı İngiltere’de daha yüksek olsa da (34.2’ye 58.1) (OECD, 2018), iş gücündeki kadınların ciddi bir kısmı yarı-zamanlı işlerde çalışıyor. Bu durum kadınların ellerini zayıflatıyor ve kazançları, haneye ekmek getirmek olarak değil, aile bütçesine “katkı” sunmak olarak görülüyor. Kadınların maaş müzakeresi ve zam istemekten kaçınmalarının uzun vadeli sonuçlarını, ortalama ücret farkında görebiliyoruz. Close the Gap isimli internet oluşumunun aktardığı bilgilere göre İskoçya’da çalışanların ücretlerine ilişkin şu şekilde bir istatistik sunuluyor: Tüm kadın ve erkek çalışanların saatlik ücretleri arasında %14; tam zamanlı çalışan kadın ve erkeklerin saatlik ücretleri arasında %10; tam zamanlı çalışan erkeklerle yarı zamanlı çalışan kadınların saatlik ücretleri arasında %30 fark bulunuyor. Özellikle tam zamanlı çalışan erkek ve yarı zamanlı çalışan kadın arasındaki ücret farkı çok çarpıcı; bu da gösteriyor ki kadınların çalışması ikincil hale geldikçe aldıkları ücret de düşüyor.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de işgücüne katılma oranı erkeklerde %72.6, kadınlarda ise % 34.9 (Bianet 2019). Yıllardır kız çocuklarının eğitimiyle ilgili yürütülen kampanyalar ve sivil toplumda kadın emeğini öne çıkaran çalışmalara karşın kadınların istihdam oranında anlamlı bir artış göremiyoruz. Kadınların üzerindeki ev işi, çocuk ve yaşlı bakımı gibi ikinci vardiya olarak tabir edilen işlerin yarattığı baskı, kreş hizmetlerinin yetersizliği, kültürel kodlar, ailedeki erkek akrabaların baskısı, özellikle vardiyalı işlerde geç saatlerde çalışmanın getirdiği güvenlik kaygısı gibi etkenler kadınları iş yaşamından -bazen “kendi istekleriyle”- alıkoyuyor.

Kadınların çalışmasının bu kadar kırılgan olduğu bir ortamda, üstelik işsizlik kronik bir sorunken, pek çok çalışanın eğilimi iş buldukları için şükretmek oluyor. Peki kadınlar daha mı çok şükrediyor? Yahut erkekler daha iyisini hak ettiğini düşünüp daha mı çok çabalıyor? Yeni bir işe başlamak üzere olduğum ve henüz maaş müzakeresi yapmadığım, yapmak durumunda da kalmamayı umduğum, bu düşüncelerle karnıma kramplar giren bir zamanda bu yazıyı yazıyorum. O yüzden amacım asla tavsiye vermek değil yalnızca bu konuyu toplumsal cinsiyet eşitsizliği açısından düşünmeye teşvik etmek.

Avrupa ve Kuzey Amerika’daki akademik işlerde şeffaflık daha iş ilanında verilen bilgiler kısmında başlıyor; çok geniş olmayan bir ücret aralığı ve iş tanımı net bir biçimde belirtiliyor. Örneğin ders verme, araştırma ve idari işlerin, ilandaki pozisyonun yüzde kaçını oluşturduğu bilgisi ilanda yer alıyor. Bizdeyse -yakından bildiğim için akademiden örnek veriyorum ama diğer sektörlerde de çok farklı olmadığını düşünüyorum- iş ilanlarında bu bilgilere yer verilmiyor. Ayrıca maaş konusunda kişinin pazarlık yeteneğine göre geniş bir aralık söz konusu, iş tanımı da kurumsallaşmanın olmadığı yerlerde fazlasıyla muğlak.

İş ilanlarında yeterince netlik olmaması kadın ve erkek tüm çalışanları etkileyen bir sorun. Bunların yanı sıra kadınlar için evlilik ve doğum izni gibi konular da gündeme geldiği zaman kadın çalışanların maaş konusunu müzakere etme şansı azalıyor. Türkiye’de insan kaynakları yöneticileriyle yapılan bir çalışmada katılımcılara “işe alım sürecinde kadın istihdam ederken yaş, medeni durum, çocuk sayısı ya da hamilelik gibi özelliklere dikkat edip etmedikleri sorulmuş ve yöneticilerin tamamı bahsedilen faktörlerin en az birinin işe alım sürecinde etkili olduğunu belirtmişlerdir” (Özen, 2018: 20). Bu tarz sorularla geçen bir mülakatta kadın bir adayın taleplerini ifade edebilmesi daha güç. Erkeklerin bu soruların muhatabı olmadığını düşünürsek, neden daha özgüvenli davranıp daha fazlasını istemeye cesaret edebildiklerini de anlayabiliriz. Ayrıca ev geçindirmenin temelde erkeğin sorumluluğu olarak görülmesi de erkeklerin pazarlıkta elini güçlendiren bir etken.

Cinsiyetçilik iş dünyasında kadınları iki açıdan vuruyor. Bir tarafta yapısal koşullar var: İş yaşamında yönetici pozisyonlarda az sayıda kadın olması ve mevcut kadınların da cinsiyet eşitliği ilkeleriyle değil kısa vadeli karlarını düşünerek hareket etmeleri, yasaların yetersiz olması. Öte yandan kültürel kodlar ve toplumsallaşma biçimlerimizin olumsuz etkileri söz konusu: Kız çocuklarının ihtiyaçlarını dile getirecek şekilde yetiştirilmemesi, kız çocuklarına uslu ve uyumlu olmanın telkin edilmesi, para konularını konuşmanın tabu olması, kadının kazancının ancak “eve katkı” olarak düşünülmesi ve pek çok işverenin bu düşünceyi içselleştirmiş olması. Kadınlara sorun çıkaran değil çözüm bulan ve uyumlu taraf olmaları gerektiği söylene söylene ihtiyaçlarını ifade edecek bir kelime dağarcığı geliştirmeleri de imkansızlaşıyor. Buna yukarda değindiğim emek piyasasındaki genel cinsiyetçilik ve işsiz kalma endişesi de eklenince kadınların maaş müzakeresi yapmaktan ve zam istemekten çekinmelerini anlayabiliyoruz.

İş yaşamına gelmeden çok önce bu farklılaşmalar başlıyor; daha atılgan ve girişimci olmak konusunda erkeklerin daha çok desteklendiği bir gerçek. ABD’de üniversitelerde yapılan bir araştırmaya göre erkek öğrenciler kadın öğrencilere kıyasla %18.6 daha fazla sıklıkla aldığı nota itiraz edip notunu yükseltiyor (Inside Hgher Ed, 2020). Araştırmada not değişikliklerinin %95’inin olumlu sonuçlandığı görülmüş ancak kendi performansını değerlendirip daha iyisini hak ettiğini düşünenler daha çok erkek öğrenciler olmuş. Kadınlar hem kendi performansını değerlendirirken erkeklere kıyasla kendilerine karşı daha sert davranıyor hem de kendileri için bir şey istemekten çekiniyorlar. Bu durum da hem akademik başarıya hem de iş yaşamındaki kazanımlara yansıyor.

Sonuç olarak bir şekilde iş yaşamında tutunmayı başarabilmiş kadınlar kaba, nankör görünme ve işi alamama endişesi gibi düşünceler yüzünden pazarlık yapmaktan uzak duruyorlar. Bu ve benzeri örtük cinsiyetçi durumları daha iyi anlamak ve yönetmek için zaman zaman durup kendime sormamız gerekiyor: kadınlar olarak istek ve taleplerimizi yeterince ifade edebiliyor muyuz yoksa verili cinsiyetçi kalıpları istemeden de olsa içselleştirmiş olabilir miyiz? Meselenin çözümü için hem kendi düşüncelerimizin farkında olmak hem de kadınların pazarlık gücünü kıran yapısal etkenleri dönüştürmek gerekiyor.

Kaynakça


T24 Araştırma: Her 5 kadından 4’ü çeşitli endişeler nedeniyle ücret pazarlığı yapamıyor (28.01.2020)  https://t24.com.tr/haber/arastirma-her-5-kadindan-4-u-cesitli-endiseler-nedeniyle-maasini-muzakere-edemiyor,858037

OECD Stats. Employment: Labour force participation rate, by sex and age group (2018) https://stats.oecd.org/index.aspx?queryid=54741

Close the Gap, Statistics https://www.closethegap.org.uk/content/gap-statistics/

Bianet (16.12.2019) Kadınların İşgünüce Katılım Oranı Aynı Kaldı http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/217202-kadinlarin-isgucune-katilim-orani-ayni-kaldi

Özen, S & Can, D. (2018). İnsan Kaynakları Yöneticilerinin İşyerinde Toplumsal Cinsiyet Algıları. Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, 19(42 Kadın Çalışmaları Özel Sayısı), 13-34.

Inside Higher Ed (05.02.2020) Gender Gap in Grade Change Requests https://www.insidehighered.com/news/2020/02/05/study-male-students-ask-grade-changes-far-more-frequently-female-students?utm_content=buffer2e0f3&utm_medium=social&utm_source=facebook&utm_campaign=IHEbuffer&fbclid=IwAR0VeOMN12QArMlKnbMUAEZfIqmxVRyJL6tkqaRiIXAa4ZA38ff1esyvInQ

daktilo1984 yazar kadrosu dışında yazarlar tarafından gönderilen yazılar.