Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Ya Devlet Başa Ya White Chocolate Mocha!
    Yazılar

    Ya Devlet Başa Ya White Chocolate Mocha!

    By Onur Alp Yılmaz5 Ağustos 20225 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    [voiserPlayer]

    Türk modernleşmesinin eksiğiyle yanlışıyla getirdiği en önemli kazanım, sınıfsal mobilizasyondu. Tarihin akışı gereği hanedan sermayesinden değil, insan sermayesinden beslenen bir modern devlet inşa edilmişti Cumhuriyetle beraber.

    Özellikle Ziya Gökalp’in Cumhuriyet öncesi yürüttüğü tartışmalardan Cumhuriyete uzanan çizgide iki temel soru vardı:
    1- Sermaye birikimini nasıl sağlayacağız?
    2- Sosyal adaleti nasıl gerçekleştireceğiz?

    İlk sorunun yanıtı aşağı yukarı belliydi. Kapitülasyonların yabancılara verdiği her türlü ayrıcalıklardan kurtulmaya, kendilerinin ait olmadığı sınıfın, burjuvazinin lehine devrim yaparak millî bir burjuvazi yaratmaya, sermayenin gücünün yetmediğini hissettiği andaysa devlet eliyle sanayileşme atağı başlatmaya çalışan ortak bir anlayışa sahipti Meşrutiyetten Cumhuriyete uzanan 1908 Nesli. Geç modernleşen Almanya’nın ünlü ekonomisti List’in “millî iktisat” modelinden etkilenen ve yerli sanayiyi korumayı önceleyen, bu yolla uluslaştırılan kitleye istihdam sağlamayı ve bir “toplumsal seferberlik” başlatmayı kendisine şiar edinmiş bir nesildi bu nesil.

    Belki Çalıkuşu Feride’nin iyimserliği gibi bir iyimserliğe sahipti önce sermayeyi toplayıp, sonra da sosyalizmle kapitalizm arasında bir model olarak kurgulamaya çalıştıkları sosyal adaletçi solidarist mantık. Lakin bu nesil, el yordamıyla denenmemişi, deneyen bir nesildi o tarihlerde ve deneme-yanılma da en doğal haklarıydı elbette. Tıpkı Çalıkuşu Feride gibi her şeye üzülen ve üzüldüğü şeyleri düzeltmek için de kültürünü kullanarak ortaya bir irade koymaya çalışan bir nesildi bu. “Yaparız, olur” mantığıyla hareket ederken karşılarına çıkan engelleri bertaraf etmek için günlük aksiyonlar almaları da gerekti bu yüzden, özellikle de sosyal adaletin metinlere dökünce gerçekleşmediğini gördükleri anda.

    Erken Cumhuriyet ricali, İttihat ve Terakki’den devraldığı eşraf, esnaf, aydın ve çiçeği burnunda burjuvazi ittifakının kendilerinin istedikleri sosyal adaletçi dönüşümün önüne geçmek için yaptıkları ayak oyunlarını idrak etmişti acı biçimde. İşte bu noktadan sonra onlar, yapmak istedikleri dönüşümü bir sonraki nesle havale ettiler ve üstyapı devrimlerine odaklandılar. Bunun ise iki ayağı vardı: negatif anlamdaki eşitlikçi bir toplumun önündeki hukuki engelleri kaldırmak ve pozitif eşitliği sağlama misyonu biçecekleri, iktisadi altyapı devrimlerini yapmakla mükellef kılacakları nesli yetiştirecek eğitim kurumlarını tesis etmek.

    Örneğin bu doğrultuda, Atatürk döneminde ciddi bir dirençle karşılaşan toprak reformu düşüncesini hayata geçirmek için önce köylüyü, köyde köylü çocukları tarafından eğitip donatma misyonu olan Köy Enstitüleri kurulmuştu. Bu enstitüler, köylüyü yarı-feodal ilişkilerden çıkaracak ve toprak reformuna tabanda rıza üretecek bir nitelik de taşıyacaktı. Ancak çok partili hayata geçişle beraber bu kez DP’nin içinde tezahür eden geleneksel ittifak, Köy Enstitülerini hedef tahtasına koymuş ve CHP iktidarı da çok partili hayata uyum sağlama iddiasıyla bu projeyi kadük bırakmıştı. Ancak yine de yüksek öğrenimde atılımlar yapılmaya devam etmiş ve bürokrasinin içinde modern eğitim sisteminden geçmiş nesiller istihdam etme iddiası sürmüştü.

    DP döneminde yaşanan en kritik gelişmelerden biri, 1957 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nin kurulmasıydı. Atatürk’ün Doğu’da bir üniversite hayaline atıfla O’nun adıyla kurulan bu üniversite, paradoksal olarak Türk-İslam Sentezine katkı sunacak olan İbrahim Kafesoğlu gibi sağ entelijansiya üyelerinin toplanma alanı oldu. Bu üniversiteden doktora alan sağ entelijansiya Türkiye’nin farklı üniversitelerinde istihdam edilmiş ve materyalist unsurlardan arınmış, Türk-İslamcı öğretiyle yetişmiş kadroların devlet kademelerinde istihdam edilmeleri amacıyla Aydınlar Ocağı’nı kurmuşlardı.

    12 Eylül’ün toplumu depolitize ederek burjuvazinin sınıf kinine hizmet etme stratejisinin bir uzantısı olarak ortaya koyduğu İslamizasyon politikasıyla birlikte makbul hâle gelen Türk-İslamcı entelijansiya, devlet kadrolarına yerleştirilirken, sol-Kemalist aydınların tasfiye edilmesi ile aynı dönemin neo-liberal dalgasının yuttuğu sosyal devletin açtığı boşluğun cemaat-tarikatların “hayır-hasenat” ağlarıyla doldurulması örtüştü. Günün sonunda devletin içinde yatay örgütlenmiş tarikat ve cemaatler hem bilimsel eğitimi tahrip ederken hem de liyakatin yerine sadakati, üstelik devlete de değil tarikat ağları ve onların liderlerine sadakati öngören bir kadrolaşma sürecine girdiler.

    Ecevit’in 1999-2002 arasındaki son Başbakanlığı döneminde bu tür kadrolaşmaların önüne geçip liyakati esas alma düşüncesiyle uygulamaya koyulan KPSS ise 2002 sonrasında büyük skandallara yol açtı. AK Parti’nin iktidar olmasıyla beraber, o günlerin meşhur tabiriyle “iktidar olur ama muktedir olamaz” anlayışı, kumpas davalarının ardından devletin içinde yıllarca yatay örgütlenmiş olan Fethullahçı şebekenin kumpasa muhatap olan yurtseverlerin yerine devlette dikey örgütlenmesiyle aşıldı. Bu örgütlenme yalnızca bununla sınırlı kalmadı ve KPSS sonuçları basit bir prosedüre indirgenerek Fethullahçı kadroların devlet içinde daha fazla örgütlenmesinin de önü açıldı.

    15 Temmuz’un ardından ilan edilen OHAL’le beraber hem cadı kazanı kaynatılıp hemen hemen bütün muhalifler devlet kadrolarından tasfiye edilirken hem de Fethullahçı kadrolar büyük ölçüde devletten temizlendi. Ancak bu kadroların yerine liyakat esasına göre değil, bu sefer de başka bir lidere, Cumhurbaşkanına sadakat esasına göre atamalar yapıldı.

    Günün sonunda vardığımız yerde Fethullahçı şebekenin taktikleriyle KPSS sorularının yine birilerine peşkeş çekildiği, memleketin en nitelikli evlatlarının istihdam süreçlerinden dışlandıkları için kahveci-pizzacı olma umuduyla yurtdışına gitmeye çalıştığı, bu nitelikli evlatların yerine devlet kadrolarına yerleşenlerin adına yetkiyi kullandıkları kamunun lehine en basit kararları bile almaktan imtina ettiği, memleketin bütün gelirinin beş kişi ile bunların yurtdışı bağlantısı olan tefecilerde toplandığı ve bunun karşısında 70 milyondan fazla insanın açlık ya da yoksulluk sınırıyla pençeleştiği bir yapıya evrildik.

    Buradan çıkışın yolu, önce devleti ayağa kaldıran, sonra hükümet arasındaki mesafeyi tesis eden ve liyakati esas alan bir iddiadır. Devleti ayağa kaldırma potansiyeli olan kadroların en büyük hayali yurtdışında bir kahvecide white chocolate mocha satmak olursa, ülkenin geldiği noktada her birimiz için de white chocolate mocha içecek parayı bulmak lüks olur!

    Dolayısıyla, başta da belirttiğim gibi, Ya Devlet Başa Ya White Chocolate Mocha…

    Fotoğraf: Tijana Drndarski 

    Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleKPSS İptal, Seçimler Ne Zaman? | Beril Eski, İlkan Dalkuç ve Bilgehan Özpek | Nabız #98
    Next Article Muhalefetin Ortak Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu Olursa

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}