Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » 2025’in Sonuna Gelinirken Türkiye’nin Siyasi Ahvali
    daktilo2 Yazılar

    2025’in Sonuna Gelinirken Türkiye’nin Siyasi Ahvali

    By İlkan Dalkuç30 Kasım 20255 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’un belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Türkiye’nin son yerel seçimlerindeki en büyük partisi, ana muhalefet CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olduğu süreçte gözaltına alınması ve tutuklanmasına varan hadiseler silsilesi, 30 Ekim 2024’te yine Türkiye’nin en büyük ilçe belediyesi Esenyurt’un belediye başkanı Ahmet Özer’in gözaltısı ile başlamıştı.

    İmamoğlu’na destek vermesinden ürkülen TÜSİAD’ın yöneticilerine açılan soruşturma iş insanlarına, Türkiye dizi sektörünün kritik ismi Ayşe Barım’ın tutuklanması da Türkiye’deki ünlülere gözdağı mesajı olarak yaşananlara eklendi. Bütün bunlara şimdilik akim kalmış olsa da son Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmiş Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle Özgür Özel’e karşı kaybettiği kurultaya dair kayyum ve iptal soruşturmaları eklendi.

    Geçen sürede tutuklamalar CHP içinde yayıldı. En çok izlenen muhalif yayıncı Fatih Altaylı dahi Cumhurbaşkanını tehdit suçlamasıyla bugün cezaevinde. İmamoğlu hakkındaki iddianamenin açıklandığı süreçte Özel-İmamoğlu ekibine karşı Kılıçdaroğlu-Baykal çizgisinden gelen eski muhalif siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlere yandaş ekranlar açıldı ve CHP yönetimine baskılar arttı. Yine bu süreçte muhalif gazeteci ve yayıncılara da yargı baskısı ağırlaştı. Kimi önde gelen kamusal figürlerin çizgilerinde sapmalar gözlendi.

    İmamoğlu’nun, Cumhurbaşkanı adaylığının yargı yoluyla önünün açıktan ve doğrudan kesilmeye çalışılması, Türkiye’deki demokrasiye dair kısıtlamaların boyut ve seviye değiştirdiğini gösteriyor. Daha öncesinde muhalefete baskılar; kamu kaynaklarının yandaş medyanın finansmanında kullanılması, kamu medyasının taraflı yayıncılığı, muhalif medyaya hukuki ve mali baskılar, muhalefete söylemini inşa ederken hukuki sınırlamalar şeklinde gerçekleşiyordu. Doğrudan tutuklamalar ise HDP-DEM çizgisi dışındaki muhalefette tek tek isimlerle sınırlı kalıyordu.

    İmamoğlu ve ekibinin tutuklanması ile Türkiye’de ilk defa yargı, doğrudan muhalefetin adayına ve onun beyin takımına yöneldi. Her ne kadar YSK’nın ve AA’nın adaletsiz tutumları ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki kimi uygulamalar Türkiye’deki sandık meşruiyetine zarar vermiş olsa da ilk defa muhalefetin kendisini yenebilecek adayına doğrudan bir yargı müdahalesi gerçekleşti. Bu müdahale ile Türkiye satıhta bile işleyen bir demokrasi olma özelliğini kaybetmiş oldu.

    İktidar tarafından onaylanmayan, yani iktidarın adayı karşısında yenilgisi muhtemel olmayan birinin adaylığına cevaz verilemeyeceği açıktan ifade edilmiş oldu. Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı tartışması artık bir muhalefet tartışması olmaktan çıktı ve muhalefet ile iktidar arasındaki bir tartışma olarak iktidar tarafından tekrar kurgulandı. İktidar belki de daha önce dolaylı olarak etkilediği muhalefetin aday seçim sürecine bu defa etki edemeyince doğrudan güç yoluyla etkili bir aktör olarak dahil oldu.

    İktidarın CHP’nin, Erdoğan’ın İmamoğlu’nun ardında kalabileceğinin görüldüğü 2024 yerel seçimlerinin ardından muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu, muhalefetin ana partisi CHP ve muhaliflik ethosuna karşı doğrudan saldırılar başladı ve paradigma değiştirme çabaları güçlendi. İmamoğlu’na karşı saldırılara 15,5 milyon seçmen CHP ön seçiminde dayanışma sandıklarında oy vererek reaksiyon gösterdi. CHP’ye karşı saldırılarda ise Kılıçdaroğlu liderliğinde bir kayyumu geniş muhalif kitlenin ve CHP seçmenlerinin olduğu gibi CHP’nin üye tabanının dahi desteklemeyeceği görülünce -şimdilik- bir geri çekilme yaşandı.

    2028 Haziranına kadar yönetimde kalacak iktidarın bu oyunda en büyük avantajı zaman. İktidarın uçsuz bucaksız ve pervasız gücü özellikle muhalif elitler, yani gazeteciler, yeni-eski siyasetçiler ve akademisyenler üzerinden etkili olabiliyor. Kamuoyu yapıcı olabilecek ünlüler, sermaye sahipleri ve sivil toplum liderlerinin geride durmasını da bu güç sağlayabiliyor. Kaba güç, rıza üretmenin maliyetli ve başarısız yollarından bir tanesi. İktidar bu süreçte ahlaki olarak muhalifleri birbirleriyle çatıştırmayı kaba gücün ötesinde bir strateji olarak benimsemiş durumda. Erdoğan daha önceki siyasi davalarda olduğu gibi savcıyım tarzı ifadelerden uzak durarak olan biteni CHP’ye dair  bir iç mesele olarak sunuyor ve Ekrem İmamoğlu’nu ise asla doğrudan muhatap olarak seçmemeye, İmamoğlu’nu zamirlerin ardına gizlemeye çalışıyor. İmamoğlu’nun muhatap seçmeme stratejisi özellikle İstanbul’da İmamoğlu afişlerinin, sesinin, hatta sosyal medya hesabının yasaklanmasına kadar uzanıyor.

    İktidar zayıf karnı olan ekonomideki sıkıntıların nedenlerinden olarak sayılabilecek olan yolsuzluk meselesini muhalefet üzerinden tanımlamanın peşinde iken sadece bununla da yetinmiyor. Paralel olarak Ekrem İmamoğlu’nu ve CHP’yi 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde iki defa ayıramadığı muhalif Kürt seçmenden uzaklaştırmak için de Terörsüz Türkiye adı altında yeni bir paradigma inşası sürecine girişiyor. Son 10 senedir Kürt meselesinde ve insan hakları dosyalarında benzeri görülmemiş bir sertlik politikasının yürütücüsü olan hükümet, Kürt meselesini çelişkili söylemlerle kendi kurduğu yeni bir zeminde tartıştırmanın yollarını arıyor. Muhalefeti Kürt meselesi üzerinden Kürt tabanında sıkıştırmaya yönelik Öcalan üzerinden daha önce iktidarın yaptığı başarısız iki denemenin ardından yapılmakta olan üçüncü denemeye girişiyor iktidar.

    İktidar bir yandan CHP’yi ve muhalefet ittifakındaki benzemezlikler arasındaki dengeleri sınarken kendisi de hakikatin sınavına maruz kalmış durumda. CHP bugün Kürt meselesinde iktidarın gerisine düşmeme zorunluluğunu yüklenerek iktidarın güç ve dayatma ile kurduğu denkleme cevap vermek zorunda. Diğer yandan şimdiye kadar muhalefeti yıpratma savaşında, zaman kendi lehine işleyen iktidar, Kürt meselesinde perde ardında değil de perde önünde siyaset yapmanın yükünü taşımaya hazır görünmüyor.

    15 senedir inşa ettiği paradigma ve Kürt meselesinde yapması gerekenler ile eylemleri arasındaki çelişki, iktidarı, sürecin kamusallaştığı son 13 ayda bir yavaşlığa, çekingenliğe mahkum etmiş durumda. Henüz tahliyeler Ahmet Özer’den öteye gitmezken Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Osman Kavala gibi figürlerin cezaevinde olduğu, Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde dokuz senesini doldurduğu Türkiye’de, iktidarın siyasi mahkumlar konusunda bir hamle yapması, şimdiye kadar güç ile netice aldığı sahalarda gücünden feragat etmesi anlamına gelecek. 13 ayın sonunda iktidar, gücüyle yaptığı baskından feragat etmek ile gücünün sınırlarını zorlayıp baskıyı daha da arttırmak arasında kararsız kalmış durumda. Bu kararsızlık aslında Kürt meselesinde iktidarın hiç de kaçınılmaz bir yörüngede olmadığını ve önümüzde ciddi belirsizlikler olduğunu gösteriyor. Bu belirsizliği gören geniş toplumsal kesimler ise önceki çözüm süreçlerinden farklı olarak sessizce süreci izliyorlar.

    CHP’nin 39. Kurultayını bitirdiği bugün Türkiye’nin demokrasi, Kürt meselesi, ekonomi ve dış politika sahalarında karşımızda hiç olmadığı kadar büyük bir belirsizlik var. Muhalefetin liderleri baskı altında, potansiyel müttefikleri sistemle uzlaşmış durumda. Bu belirsizlik ortamında geniş toplumsal muhalefetin, seçmenlerin, sıradan insanın iradesinin ne kadar kalıcı olacağı 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde Türkiye’nin yönünü belirleyecek gibi görünüyor.

    L1 Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleSanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine
    Next Article Gösterme Çağında Alçakgönüllü Yetiştirilen Kız Çocukları ve Siyasette Görünürlük Mücadelesi

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Yeni Parti Ne Yapacak? | Çavuşesku’nun Termometresi #317

    26 Temmuz 2026By Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    Yeni Parti, İmkan ve İhtimaller | Edgar Şar | 2’li Görüş #98

    26 Temmuz 2026By Edgar Şar ve İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}