Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Sanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine
    daktilo2 Yazılar

    Sanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine

    By Umut Dağıstan30 Kasım 20255 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Nuri Bilge Ceylan’ın, 2025’te Şiraz’da düzenlenecek 43. Fecr Uluslararası Film Festivali’ne “özel konuk” olarak katılacağını açıklaması, Türkiye’de birkaç gün konuşulup unutulacak bir haberdi aslında. Oysa İranlı sürgün sinemacılar için bu, yıllardır biriken acının yeniden su yüzüne çıkmasıydı. Aralarında Keywan Karimi, Sepideh Farsi, Mohammad Rasoulof’un eski yapımcıları ve Jafar Panahi’nin yakın çalışma arkadaşlarının da bulunduğu 120’den fazla İranlı sinemacı, İran Bağımsız Film Yapımcıları Derneği (IIFMA) öncülüğünde Ceylan’a açık bir mektup gönderdi. Mektupta şu cümleler özellikle dikkat çekiciydi:

    “Sayın Nuri Bilge Ceylan, Türkiye’nin ve dünyanın saygın sinemacısı ve sinema figürü, İran’daki İslami Cumhuriyet yönetimi altındaki Fecr Film Festivali ile işbirliği yaptığınıza dair haber, yıllardır insancıl ve entelektüel dünya görüşünüzü yakından takip edenler arasında büyük bir şaşkınlık ve üzüntüye neden olmuştur. Son yıllarda, hükümet destekli kültürel etkinliklerin sahnelenmesi bile muhaliflerin idamlarının üzerini örtmek için bir kılıf görevi görmüştür. Devlet tarafından yönetilen bu festivale katılımınız, hükümetin ülkenin kültürel durumunu sunmaya çalıştığı imajları güçlendirmektedir. Festivalin davetini kabul etme kararınızı yeniden gözden geçirmenizi umuyoruz…”

    Bu mektup, bir sanatçıyı “kötü niyetli” olmakla suçlamıyor, etik bir sorumluluk hatırlatması yapıyor sadece.

    Fecr Film Festivali’nin geçmişini ve işlevini hatırlamak önemli: 1982’de kurulan, 1983’ten beri her yıl İran İslam Devrimi’nin yıldönümünde düzenlenen festival, Kültür ve İslami Rehberlik Bakanlığı’na bağlı. Uluslararası bölümü olsa bile seçkiler, jüri üyeleri ve özel konuk davetleri doğrudan devlet onayıyla yapılıyor. Son yıllarda festival, özellikle Batılı ya da “sanat sineması” denince akla gelen isimleri davet ederek “İran hâlâ açık bir ülke” imajı vermeye çalışıyor.

    Nuri Bilge Ceylan, Variety’ye verdiği demeçte kararını şu cümlelerle savundu:

    “Sanatı siyasete kurban etmek istemiyorum. İran’da genç sinemacıların da uluslararası sinemacılarla buluşmaya, film görmeye hakkı var. Benim gitmemem rejimi değiştirmez ama o gençleri cezalandırır. Kültür, siyasetin üstündedir.”

    Bu cümleler, ilk bakışta insani ve makul görünüyor. Ne var ki, tam da bu “insani” ve “kültürel” gerekçeler, otoriter rejimlerin en çok sevdiği kalkanlardır. Çünkü rejim, Ceylan gibi isimlerin katılımını kendi meşruluğunun bir nişanesine dönüştürecek. Elbette Ceylan’ın uluslararası ünü, İran rejimi için daha değerli bir propaganda malzemesi haline geliyor.

    Üstelik Ceylan’ın “genç sinemacılara yardım” argümanı da biraz safiyane. Çünkü Fecr’in uluslararası bölümünde “genç İranlı sinemacıların” filmleri zaten gösterilmiyor. Gösterilenler, Kültür Bakanlığı’ndan onay almış, rejimle sorun yaşamamış isimler. Gerçek muhalif genç sinemacılar (örneğin 2022-2025 arasında protestoları belgeleyen belgeselciler) ya hapiste ya sürgünde. Onlara ulaşmanın yolu Şiraz’daki kırmızı halı değil, Berlin’de, Rotterdam’da ya da İstanbul Film Festivali’nde özel paneller olabilir. Başka ortak projeler olabilir elbet.

    Ceylan’ın kendi sinemasında sessizlik ve derinlik, varoluşsal bir duruştur. Son derece de etkilidir. Ama İran’da sessizlik, sadece estetik bir tercih değil, bir hayatta kalma stratejisi artık. Jafar Panahi 2010’dan beri film yapması yasak olduğu halde evinde, telefonla, araba içinde film çekti. Mohammad Rasoulof 2024’te Cannes’a gizlice kaçıp ödül aldıktan sonra geri dönmedi. Onların sessizliği, baskıya karşı bir haykırıştı. Nuri Bilge Ceylan’ın Şiraz’da kırmızı halıda yürüyerek göstereceği “sessizlik” ise, ne yazık ki, rejimin gürültüsüne fon müziği olacak gibi.

    Elbette Ceylan kötü niyetli değil. 2013’te Gezi’de polisin attığı gaz fişeklerini gösteren fotoğrafları sosyal medyada paylaşmış, Kış Uykusu’nun Cannes konuşmasında “bu ödülü Gezi’de ölen gençlere ithaf ediyorum” demiş bir sanatçıdan söz ediyoruz. Ama iyi niyet, etik sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hannah Arendt’in uyarısı tam da burada devreye giriyor: Kötülüğün en büyük gücü, kötü niyetli insanlardan değil, “sorgulamadan işini yapan” iyi insanlardan gelir.

    İnsan politik bir varlıktır, doğduğu andan öldüğü ana kadar iktidar ilişkilerinin, sınıfların, cinsiyetin, ırkın, dinin içinde nefes alır. Sanatçı da bu varoluştan azade değildir. Sanat, dünyayı yeniden kurmanın bir biçimidir. Bu yüzden her sanat eseri, ister istemez bir dünyayı onaylama ya da ona karşı çıkma eylemidir. Bir tablo, bir film, bir roman, bunların her biri, “nasıl bir hayat yaşanmalı?” sorusuna verilen dolaylı bir yanıttır aslında. Bir anlamlandırma çabasıdır. Dolayısıyla sanatın siyasetten bağımsız olabileceğini düşünmek, yalnızca sanatı değil, insanı da soyutlamak olur.

    Adorno’ya göre sanat, sadece estetik bir alan değildir, aynı zamanda dönemin toplumsal koşullarını ve acılarını biçim ve içerik aracılığıyla yansıtır. Bu acıları görmezden gelmek, onları yok etmez. Angaje olmayan sanat, iktidarın istediği güzelliği üretmek değil, hakikatin çirkinliğini görünür kılmaktır. Bu anlamda sanat, her zaman bir tür muhalefettir, ama bu muhalefet, pankart taşımakla değil, insanın içindeki sessizliği ve isyanı anlatmakla olur.

    Elbette her sanatçı doğrudan politik değildir. Ama her büyük sanat yapıtı, politik bir etki yaratır. Picasso’nun Guernica’sı, savaşın vahşetini anlatırken hiçbir slogan içermez, ama kabul edelim, bir ordudan daha güçlü bir protestodur. Yani sanatın siyaseti, kelimelerle değil, etkisiyle kurulur. Gerçek sanat, insanı “taraf” olmaya zorlamaz belki, ancak mutlaka tarafsız kalmanın bedelini hissettirir. Sanatçı nerede durur? Muhtemelen sınırda, gücün karşısında, ama dogmanın da uzağında. Sanatçı, ne salt muhalif bir ajitatör ne de sadece estetik bir zanaatkârdır. O, toplumun vicdanı ile iktidarın sesi arasında gerilmiş bir ipte yürür.

    Peki, her sanatçı muhalif midir? Ya da olmak zorunda mıdır? Elbette hayır. Ama her gerçek sanat, hakikate karşı sorumludur. Otoritenin onayını arayan sanat, estetik olabilir ama özgür değildir. Leni Riefenstahl estetik bir deha olarak kaldı, ama o dehanın bedeli, Nazi propagandasına hizmet etmek oldu. Sanatın büyüklüğü ile sanatçının ahlaki duruşu her zaman aynı çizgide yürümez. Bunu kabul etmek zorundayız, çünkü insan karmaşıktır. Bir rejim sanatçıyı sevdiğinde, biliniz ki genellikle onu kullanmaya başlamıştır. Bu yüzden sanatçı, her dönemde biraz yalnız kalmaya mahkûmdur.

    Sonuç olarak sanat siyasetten bağımsız değildir, hele baskının bizzat sanatı hedef aldığı bir ülkede hiç değildir. Bir sanatçının suskunluğu ya da varlığı, her zaman politik bir anlam taşır. Nuri Bilge Ceylan’ın Şiraz’da çekilecek bir fotoğrafı, Tahran’daki idam sehpalarından daha fazla insanı kurtarmayacak elbet. Ama o fotoğraf, idamları meşrulaştıran bir rejimin elinde güçlü bir propaganda silahı olacak.

    R2
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleÇözüm Tartışmaları ve Elitizm
    Next Article 2025’in Sonuna Gelinirken Türkiye’nin Siyasi Ahvali

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Dünyanın Soyguncu Baronu Olarak ABD

    23 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Yazılar

    Totaliterliğe Giden Yolun Taşları: “İkinci Nükleer Rönesans”la Güçlendirilen Altyapısal Otoriterlik

    22 Temmuz 2026By Pınar Demircan
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Büyümeyi Ne Engelliyor: Yüksek İşçi Maaşları mı, Sermayenin Dağılımı mı?

    19 Temmuz 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}