“Hakikatin yalan, yalanın da hakikat gibi göründüğü
bir dönemeçteyiz şimdi.”
Thedor W. Adorno
Frankfurt Okulu’nun simge düşünürlerinden Theodor W. Adorno’ya atfedilen bu ifadeler, söylendikten seneler sonra Epstein dosyası ile yeniden doğrulanıyor. ABD’de kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein ile ilgili hapishanedeki günlerinden yüksek profilli isimlerle yazışmalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan çeşitli belgeler ortaya çıkmıştı.
Bu doğrulanmış belgeler sonucunda Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak, İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, İngiltere Başbakanlık Genel Sekreteri Morgan McSweeney, ve Norveç’in Ürdün Büyükelçisi Mona Juul’un da aralarında bulunduğu pek çok isim bulundukları görevlerden ya da partilerden istifa etti. Ancak doğrulanmış belgelerin yanı sıra sosyal medyada kaynağı belirsiz onlarca video, ses kayıtları ve doğrulanmamış belgeler de var. Bu sebepten dijital medya ortamında Epstein dosyasını takip eden okurların veya izleyicilerin manipüle edilme olasılığı oldukça yüksek.

Bu noktada, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) tarafından hazırlanan gazetecilerin araştırma, haber toplama, yazma ve yayına hazırlık süreçleriyle ilgili etik standartların yer aldığı IFJ Gazeteciler için Küresel Etik Şartı (IFJ Global Charter of Ethics for Journalists ile Profesyonel Gazeteciler Derneği (SPJ) tarafından hazırlanan SPJ Etik Kuralları (SPJ Code of Ethics gazeteciler için önemli kaynaklar.
Bu yazıda Türk medyasında Epstein dosyası ile ilgili yayımlanan yalan haber veya içeriklerin durumunu doğrulama platformu Teyit’in Yazı İşleri Sorumlusu Ali Osman Arabacı ile; Epstein dosyasının küresel medyada ele alınış biçimini ve bu dosyayla ilgili haber yapmaya çalışan gazetecilerin dikkat etmeleri gereken başlıca noktaları ise ABD’de gazetecilik yapan Çıdam Yücel ile konuştum.
Ali Osman Arabacı: Gazeteciler şüphe kaslarını güçlü tutmalı
Doğrulama faaliyetleri yürüten Teyit’in Yazı İşleri Sorumlusu Ali Osman Arabacı, Epstein dosyalarının ilk bölümünün aslında geçen yıl yayımlandığını ve süreci oradan itibaren değerlendirmenin sağlıklı olacağını aktarıyor.

Konuyla ilgili yanlış bilgilerin artmasının 2025 sonuna tekabül ettiğini ifade eden Arabacı, “Bu süreçte yapay zekâ ile üretilen iddiaların çoğunlukta olduğunu ifade edebilirim. Mesela yeni seçilen New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin annesi hakkında belgelerde geçen ifadeler var. Buradan hareketle yapay zekâ ile üretilen ve Mamdani’nin de olduğu bir çok görsel ortalığa saçıldı. Eski tarihli ve alakasız görüntüleri de bu olaya mal etme gibi bir alışkanlık var kullanıcılarda. Yıllar öncesine ait Brezilya’da kaydedilen eski tarihli görüntü de dosyalara mal edildi. Bazı fotoğrafların bağlamından koparılarak verildiğini ifade edebilirim. Yine montajlanan görsellerin dolaşımda olduğunun altını çizmem gerek. Aslında bir kategoriye sokmadan her alanda fazlaca yanlışın döndüğü bir konu bu dosya meselesi” diyor.
Arabacı, infial yaratan olayların ardından sosyal medyada sık görülen ve her şeyin bu konuyla alakalı olduğuna dair paylaşımların revaçta olduğuna dikkat çekerken yanlış tüm analizlere buradan ulaşılabileceğini söylüyor.
Doğrulama platformu Teyit’in Yazı İşleri Sorumlusu Ali Osman Arabacı, asılsız ve yalan haberlerle mücadelede gazetecilere önerilerini şöyle sıralıyor:
- Belgelere yaklaşırken dikkatli olmaları lazım. Çünkü, Epstein listelerinde ismi geçen herkes cinsel istismar suçlusu olmadığı gibi, dosyada suç ögeleriyle anılan isimlerin yakın ve uzak her çevresi bu ağın parçası olmak zorunda değil. Bağlama bakmaları, araştırma yapmaları ve sakin kalmaları önemli,
- Bu alanda çalışan gazeteciler şüphe kaslarını güçlü tutmalılar,
- Her gördüklerine inanmamalılar ve bence en az üç dört kaynaktan bilgileri doğrulamalılar,
- Yapay zekâ ile görselleri ayırt edebilecekleri dijital yeteneklerini geliştirmeliler,
- Resmi kaynakları takip etmeleri lazım ve belgeleri ilk kaynağından bulup oradan okumalılar,
- Acele etmeden, tık kaygısı gütmeden sağlıklı bir kafayla çalışmalılar,
- Gerektiğinde teyitçiler ya da dünyada bu alanda çalışan kurumların kapısını çalmalılar.
Çıdam Yücel: Güvenilir gazetecilik belgeye dayanan gazeteciliktir
Epstein dosyası gibi kamuoyunu ilgilendiren önemli dosyaların ortaya çıktığı dönemlerde medya endüstrisinde göz ardı edilen diğer bir önemli nokta ise etik ilkelerin önemsenmemesi.
ABD’de gazetecilik yapan Çıdam Yücel, Epstein dosyasının küresel medyada ele alınış biçimini şöyle değerlendirdi:

“Jeffrey Epstein dosyası, küresel medyada araştırmacı gazetecilik (investigative journalism) ile sansasyonel haberciliğin aynı anda var olduğu fakat etik ve kalıcılık açısından bu iki yaklaşımın net biçimde ayrıştığı bir örnek olarak öne çıktı. Dosyanın gerçek etkisini yaratan çalışmalar ise ağırlıklı olarak araştırmacı gazetecilikten gelirken, kamuoyundaki yüksek görünürlük ve gürültü büyük ölçüde sansasyonel habercilik üzerinden şekilleniyor.”
Araştırmacı gazeteciliğin en güçlü örneğinin, Miami Herald’ın 2018’de yayımladığı kapsamlı dosya olduğunu ifade eden Çıdam Yücel, bu çalışmanın, Epstein’ın yalnızca bireysel bir suç faili olmadığını; savcılık anlaşmaları, siyasi ilişkiler ve kurumsal ihmaller sayesinde yıllarca korunmuş bir yapı olduğunu ortaya çıkardığını söylüyor.
ABD merkezli The New York Times, Birleşik Krallık merkezli The Guardian ve Almanya merkezli Der Spiegel gibi ana akım yayınlarda Epstein dosyası ile ilgili yayımlanan haberlerde adalet sisteminin neden işlemediğine ve kurumların hangi noktalarda sorumluluk almadığına dair konuların işlendiğine ve etik kurallara da uygun hareket edildiğine dikkat çeken Çıdam Yücel, sözlerine şunları ekledi:
“Buna karşılık, özellikle tık odaklı dijital medya, Epstein dosyasını büyük ölçüde sansasyonel bir çerçeveye sıkıştırdı. Ünlü isimler, uçuş listeleri, fotoğraflar ve ima yoluyla kurulan bağlantılar haberlerin merkezine taşındı ve mağdurların yaşadığı hak ihlalleri ve sistemsel sorumluluklar geri planda kaldı. Bu yaklaşım, masumiyet karinesini zedeledi ve mağdurların dolaylı biçimde yeniden mağdur edilmesine yol açtı.”
Bu noktada dikkat çekici bir başka unsurun da devlet kaynaklı redaksiyonların rolü olduğunun altını çizen Yücel, Epstein dosyasına ilişkin birçok belgenin ABD Adalet Bakanlığı (U.S. Department of Justice) tarafından kamuoyuna redakte edilerek yayımlandığını paylaştı. Yücel şöyle devam etti:
“Resmi gerekçe, genellikle soruşturmanın selameti ve kişisel mahremiyetin korunması olarak sunulsa da, bu redaksiyonlar pratikte çoğu zaman kurumsal sorumluluğu ve güçlü aktörleri görünmez kılma etkisi yarattı. Mağdurların anlatıları parçalı ve bağlamdan kopuk biçimde dolaşıma girerken, siyasi ve ekonomik güce sahip isimler sistematik biçimde karartıldı. Bu durum, şeffaflık üretmek yerine bilgiyi kontrol eden bir devlet pratiğine işaret ediyor. Sonuç olarak Epstein dosyasında gazetecilik açısından kalıcı ve dönüştürücü olan işler araştırmacı gazetecilikten geldi. Sansasyonel habercilik ve devlet kaynaklı redaksiyonlar ise dosyanın etik ve kamusal boyutunu zayıflatan unsurlar oldu.”
Epstein dosyasının özellikle genç gazeteciler ve dış haber servislerinde çalışan muhabirler için önemli mesleki dersler barındırdığını vurgulayan Gazeteci Çıdam Yücel, bu derslerin en önemlileri arasında mağdur koruması, teyit, devlet kaynaklarına eleştirel yaklaşım ve etik sorumluluğun yer aldığına dikkat çekiyor.
Epstein dosyası hakkında haber yapmaya çalışan gazetecilerin dikkat etmeleri gereken noktaları ise Gazeteci Çıdam Yücel şöyle sıralıyor:
- Cinsel istismar ve güç suistimali içeren haberlerde mağdurun kimliği, geçmişi ya da yaşadıklarının çarpıcılığı değil uğradığı hak ihlali ve adalet talebi merkeze alınmalı,
- Teyit hızdan ve görünürlükten önce gelmeli,
- Devlet kaynaklı belgeler mutlak doğru kabul edilmemeli ve resmi belgeler, şeffaflık sağladığı varsayımıyla değil neyin karartıldığı ve de neden karartıldığı sorularıyla birlikte ele alınmalı,
- Bu dosyaları gazeteciler aktarırken ölçülülük ilkesini ve insan onurunu korumalı ve travmaları tetikleyen unsurları barındıran dosyalarda dil, başlık ve görsel seçimi etik bir süzgeçten geçirilmeli.
Son olarak Gazeteci Çıdam Yücel, “kalıcı ve güvenilir gazetecilik, belgeye dayanan, mağduru koruyan ve de hem medyayı hem de devleti eleştirel süzgeçten geçirebilen gazeteciliktir” diyor.
Basın Konseyi, gazeteciler için hazırladığı “Basın Meslek İlkeleri Bildirgesi’nde” gazetecilerin kendi çalışmaları üzerinde hiçbir dış müdahaleye izin vermeme kararlılığını vurgulayarak gazetecilikte temel işlevin, gerçekleri bulup bozmadan, abartmadan kamuoyuna yansıtmak olduğunu göz önünde tutmanın öneminin altını çiziyor:
- Gazeteci, kamu yararını gözeterek icra etmesi gereken bir görev olan gazeteciliği kişisel ve kurumsal amacına veya çıkarına alet edemez.
- Gazeteci, kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer veremez.
- Gazeteci haberleri, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmadan yayınlayamaz. Haber soruşturulurken habere konu tüm tarafların görüşlerine de başvurulmalıdır.
- Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal, ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır. Kaynağın izni olmadan görüntü ve ses kaydı alamaz, yayınlayamaz.
- Gazeteci, çocukları ilgilendiren, çocukların konu olduğu haberlerde çocuğun görüntüleri ve açık kimlik bilgisi dahil olmak üzere teşhisine olanak sağlayan kişisel bilgileri kullanamaz, yapılacak yayınlarda çocuğun üstün yararını korumak zorundadır.
Uluslararası Kadın Radyo ve Televizyon Çalışmaları derneği (IAWART) tarafından hazırlanan “Kadın Gazeteciler İçin Güvenlik El Kitabı’nda” kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet hikâyelerinin haberleştirilmesi konusunda da özetle şunlar söyleniyor:
“Medyada kadın ve kız çocuklarının cinselleştirilmesine katkıda bulunmamaya özen gösterin. İstismarcıların ‘normal’ erkeklerden belirgin ve önemli ölçüde farklı olduğu efsanesini destekleyecek şekilde ‘canavarlar’, ‘şeytanlar’, ‘manyaklar’ veya ‘hayvanlar’ diyerek bahsetmeyin. Kadınlara yönelik şiddetle suçlananların kovuşturmaları ve kadınların hayatlarını iyileştirme ve yeniden inşa etmedeki başarıları hakkında daha kapsamlı haberler yapmak üzerine düşünün.”

