Türkiye’nin medya ortamı, medyanın finansmanı ve muhalif medyanın durumu üzerine Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu ile konuştuk.
Türkiye’de medyayı siyaset ve siyasi partilerle ilişkisi bağlamında çok seslilik, profesyonellik, tarafsızlık, özgürlük gibi kriterler açısından nasıl buluyorsunuz?
Türkiye’de medya alanında çok seslilik yerini siyasi partiler ekseninde tarafgirlikle şekillenmiş kutuplaşma ortamına bıraktı. Siyasi parti üyesi ya da siyasi parti üyeliğini ilan etme ötesinde, siyasi partilere veya Cumhurbaşkanı örneğinde siyasi aktörlere bağlılık beyanlarıyla, tarafsızlık ile asla açıklanamayacak, ancak kendilerine gazeteci sıfatı yakıştırarak gelişmeleri tarafsız analiz ettiği iddiasında olan şahıslar medyada çoğunluğu ele geçirdi.
Profesyonellik, gazetecilik mesleğinde, bir gazeteci açısından kendini meslek bilgisi, deneyimi ve özellikle okuryazarlık ama en çok da okur olmak ile ortaya koymalı. Profesyonel gazeteci, sadece gazetecilik mesleği ve gazetecilik kapsamında eğitimci, konuşmacı, yorumcu olmak gibi faaliyetleriyle para kazanmalı. Her dönem olduğu üzere siyasi partilerle ilişkisi ve özellikle iktidarla kurduğu yakın ilişki ile gazetecilik mesleği dışında gelir elde etmekte olan kişiler söz konusu. Ancak eski Türkiye’de bu kişiler azınlığı oluşturmakta iken şimdi hem yerel hem de ulusal ölçekte medyada çoğunluk haline geldiler.
Dolayısıyla, ana akım medya kuramı kapsamında tarafsızlık iddiasına hiçbir zaman katılmasam ve inanmasan da, bir gazeteci için denge ve doğrulama kavramlarına geçerli yaklaşımı kapsamında, Türkiye’deki medya ortamında dengeli gazetecilik yapılması ve bunun gereği olan tüm taraflara ait görüşleri paylaşma, farklı siyasi partilere ait yaklaşımları, bilgileri eş zamanlı yayınlama işlevi asgari düzeye indi.
Muhalif bir medya yargıda, ekonomide, kamuoyunda ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerle değişen koşullarda nasıl mümkün?
Muhalif medya kavramı tartışmalı. Gazeteci ve gazetecilik mesleği halk adına ve halk için yapılmalı. Dolayısıyla gazeteci, aslında her dönem, her iktidar yapısına, güç sahibi her yönetime muhalif kalmalı, eleştirel olmalı. Muhalif medya, Türkiye’deki yargı erki tümüyle artık iktidar kontrolünde olduğu için sürekli adli süreçlerle tehdit altında. Ekonomik açıdan yazılı basın, döviz kurlarındaki durdurulamaz yükseliş kaynaklı gazete kağıdına erişimi kaybetmesi itibari ile son 8 yılda ciddi kayboluşa sürüklendi. İnternet ortamında ise yapay zeka kullanımı ile birlikte yerel medya kopyala yapıştır haberciliğine mahkum hale geldi. Türkiye’de yapay zekanın, medya alanında kopyala yapıştır ya da basit içerikler üretmede kullanılması bakımından bir kötüye kullanım örneği olduğunu söyleyebiliriz.
Tiraj kaygısı yandaş ve muhalif medyada ne kadar var? Yapılan işler nasıl eleniyor, evriliyor, seçiliyor?
Tiraj ya da günümüzdeki Türkiye’de tık kaygısı ön planda. Tık kaygısı nedeniyle medyada, sizin ifadeniz ile yandaş veya muhalif olsun, başlıklar ve içerikler, okuyucuyu ya da izleyiciyi bilgilendirmek yerine ilgisini çekmek ve “tuttuğunuz siyasi parti tarafı haklı, çok haklı” düşüncesini onaylamak adına seçiliyor. Farklı siyasi parti görüşlerine yer veren, onları analiz eden haber içerikleri ise yeterince ilgi görmüyor.
Muhalif medyanın da kendi için farklı bir sansür ve tek seslilik sebebi olması nasıl engellenir?
Muhalif medya ifadeniz kapsamında iktidar medyası kuruluşlarının adeta simetrisi şeklindeki medya kuruluşları halihazırda tek sesliliği dile getirmekte. Bunun yarattığı sansür, tartışmalı ancak engellenmesi mümkün mü emin değilim. Örneğin, uzunca süredir İYİ Parti, CHP ile bağlantılı medya kuruluşlarına yönelik kendisine gerektiği şekilde yer verilmediği iddiasında. Keza, Mayıs 2023’teki seçimlerde Millet İttifakı ortağı olan diğer siyasi partiler de öyle. Bunun giderilmesi ve sansür uygulanmaması, aslında temel gazetecilik ilkelerine uyulmasına bağlı, yani denge unsuruna dayalı içerikler, programlar üretilmesi ve konuklar seçilmesiyle mümkün. Sadece patronaj ve medya yöneticilerince bu yönde karar alınması yeterli.
Ticari merkez medya Türkiye’de çöktü. Dünyada da geriliyor. Reklam pastası dijitale kayarken, siyasi baskılar artıyor. Ticari medyanın ayakta kalması için nasıl yollar aranabilir? Kitle fonlaması çözüm olabilir mi? Başka fonlama imkanları bulunabilir mi?
Reklam pastası Türkiye’de şu anda %99 oranında diyebileceğimiz şekilde iktidar kontrolünde. İktidar, kamu kaynaklarını da kontrol ettiği için medya sektörüne aktarılacak tüm reklam pastasını kontrol altında tutuyor. Bunun en açık örneği, kamu bankaları tarafından izlenirlik, okuyucu ve izleyici sayısına göre reklam verilmesi yerine tamamı iktidara yakınlık ölçüsünde değerlendirilerek medya sektörüne reklam aktarıldığına ilişkin veriler.
Türkiye’de kitle fonlaması, abonelik, bağış gibi yöntemlerle medya kuruluşlarını ayakta tutmak imkansız noktasında. Maalesef asla gazetecilik mesleği ile bağdaşmayan ‘yurttaş gazeteciliği’ gibi yanlış bir kavramsal çerçeve ile sosyal medya hesabı sahibi herkesin kendini gazeteci zannetmesi ve haber içeriği ürettiğini iddia etmesi nedeniyle kaotik bir ortam yaşıyoruz.
Türkiye’de yurttaşlar, bağımsız, analitik, dengeli, kendilerine editoryal süzgeçlerde gözden geçirilmiş haber içerikleri sunulmasına karşılık ödeme yapma eğiliminde değiller. Özellikle de siyaset arenasında kutuplaşmış iki ayrı noktadaki yurttaşlar, sadece kendi tarafında oldukları siyasi partilerin ve aktörlerin seslerini duymak istiyor. Bu nedenle çok zor. Keza iş dünyası da ciddi bir baskı altında. Özel sektör, iktidar yakını medya dışında medya kuruluşlarına reklam verdiğinde doğrudan müdahaleye ve uyarıya maruz kalıyor.
Yapay zeka kullanılarak yargı, maliye baskılarının ötesine geçme imkanı var mı? Dikkat eksikliğinin zirve yaptığı bir çağda okuyucuyu, izleyiciyi bağlamak ne kadar mümkün?
Yapay Zeka insan zekasıyla eğittiğimiz bir teknoloji. Dolayısıyla Türkiye’deki yargı baskısı ve olası adli süreçlerden kaçınmak adına haber içeriklerini yapay zeka ile kontrol etmek sonuç vermeyecektir. Çünkü örneğin YouTuber Nevşin Mengü’nün yaptığı Salih Müslim röportajı suç olarak yargılanırken hemen bir sonraki ay içerisinde Türkiye gazetesinde yapılan röportaj ise hiçbir şekilde adli süreç konusu olmadı. Bunun gibi sayısız örnek verebiliriz. Hukuk devleti ve hukuk kurallarının tüm haber içerikleri ve gazeteciler için eşdeğer şekilde uygulanmadığı Türkiye’de, yapay zekayla bir çözüm üretmek imkansız.
Dikkat eksikliği noktasındaki sorunuz açısından yine yapay zeka ile bir çözüm üretilebileceğine de inanmıyorum.
Siyasetin finansmanının sorunlu olduğu Türkiye’de medya da siyasetin bir türevi haline gelince aynı sorunları devralmış olmuyor mu? Buna karşı nasıl çözümler aranmalı sizce?
Türkiye’de, evet, hem siyasetin finansmanı hem de medyanın finansmanı sorunlu hale geldi. Demokrasiyi içselleştirmemiş bireylerden oluşan Türkiye toplumunda haber talebi sınırlı. Dolayısıyla buna çözüm üretmek çok zor.
Muhalif medyada oluşan tekellerin, parti içi demokrasiye, ön seçimlere etkileri. Muhalefet içi iktidarın simbiyotik üreticisi ve tüketicisi olarak konumlanmış bir muhalif medyanın alternatifi nasıl oluşturulur?
Bir muhalif medya alternatifi oluşturmak bunu talep eden yurttaş ve bunun için sermaye desteği, maddi kaynak desteği oluşturacak iş dünyası veya yapılar gerektiriyor. Ancak bunun Türkiye’de örneği sınırlı. Bunun yerine etnik kimlikler veya siyasi aktörlerden çıkar odaklı beklentiler ile birbirine karşıt cephelerde muhalif medya örnekleri mevcut. Alternatif medya iddiasındaki az sayıdaki platform ise ancak uluslararası medya fon kaynaklarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Bunun etki alanı ise çok dar ölçekli. Nasıl alternatif medya oluşturulur sorusuna yanıt bulmamız, benim karamsarlığım bakımından imkansıza yakın diyebilirim.

