Geçtiğimiz aylarda Türkiye tarihinin en tartışmalı meydanı Taksim’de yer alan Taksim Camii’nin açılmasıyla birlikte Taksim Meydanı ve bölge hakkındaki tartışmalar tekrar alev aldı. İktidarın son 10 yıl içerisinde bölgeyi yeni Türkiye’nin yeni vitrini yapabilmek için büyük çaba gösterdiği Beyoğlu bölgesi hala bildiğimiz Beyoğlu mu? “Nerde o eski Beyoğlu” isimli yazı dizimizin ilk bölümünde son 10 yılda Beyoğlu’nda kapanan tiyatro sahnelerini ve meydan tartışmasını ele aldık.

“Binlerce yıllık kültürel birikimini kendilerinin dar tarih anlayışına sıkıştırmak istiyorlar”

Türkiye tarihinin belki de en tartışmalı meydanı Taksim hakkındaki tartışmaları anlamak için biraz daha geriye gitmek gerekiyor. Meydan aslında simgesel karşıtlıkların mücadele alanı. Taksim Meydanı Cumartesi Anneleri, Deniz Gezmiş’lerin 6. Filo protestosu, 1 Mayıs mitingleri, Gezi Direnişi gibi dönüm noktası olmuş birçok eylemin başlangıç noktası oldu. Bölge simgesel karşıtlıkların alanı olması nedeniyle sağ iktidarların fethetme arzusunun hedefi oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu günlerden bu yana Beyoğlu bölgesini değiştirme gayreti gösterdi. Özellikle 2013 yılında yaşanan Gezi Parkı Direnişi, meydandaki iktidarla muhalefet arasında yaşanan hegemonya savaşının tekrar şiddetlenmesine neden oldu. İktidar eylemlerin ardından Taksim ve civarını yeni Türkiye’nin yeni vitrini yapabilmek için çalışmalara başladı. Son 10 yıl içerisinde Taksim civarında yer alan tarihi binalar ve tiyatro sahneleri ya yıkıldı ya da otel, alışveriş merkezi gibi yapılara dönüştürüldü. Özellikle Gezi Parkı tartışmalarının ikinci durağı olan Atatürk Kültür Merkezi yıkıldı ve yeniden inşası başladı. Simgesel mücadelenin diğer bir adresi olan ve 1950’den bu yana dönem dönem dile getirilen 70 yıllık mücadelenin ürünü Taksim Camii açıldı. Taksim’in çehresinde yaşanan değişimin ikinci kırılma noktası ise 2016 yılında İstiklal Caddesi’nde yaşanan bombalı saldırı oldu. Dört kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından cadde üzerinde mağazaları bulunan dünyaca ünlü markalar mağazalarını kapatarak Türkiye pazarından çekildiklerini açıkladılar. Cadde boyunca yer alan eğlence mekanları, sinemalar ve tiyatro sahnelerinin de kapanmasıyla birlikte İstanbul’un ve Beyoğlu’nun simgesi sayılan mekanlar birer birer toplumsal bellekten kaybolmaya başladı.

Taksim’in dönüşümü hakkında bilgi aldığımız Taksim Dayanışması üyesi Avukat Can Atalay cami tartışmaları ve bölgenin dönüşümü hakkında şunları söyledi:

‘’Taksim meydanı Türkiye’nin modern yüzü, modernleşmesinin en önemli yüzlerinden bir tanesi. Cumhuriyet meydanı ve emek meydanı. Taksim camisiyle ilgili ilk resmi yazışmanın 1 Mayıs 1977 katliamından 13 gün sonra dönemin Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin Kültür Bakanı tarafından yapıldığını ve cami ihtiyacını Arap turistlerin kullanımı gerekçesine dayandırdıklarını söyleyebilirim. 1 Mayıs 1977 katliamından sonra, Türkiye’deki hak taleplerinin meydanı olarak bu ülkedeki yurttaşların hem dününe hem bugününe hem de yarınına yazılmaması için dönemin Milliyetçi Cephe Hükûmeti alelacele Taksim Cami’sini gündemine alıyor. Sadece bu kadar da değil. Aslında 2012’de Taksim yayalaştırma projesi adını verdikleri fakat Taksim meydanının meydanlıktan çıkarılması ve taksim gezisinin betonlaştırılmasına ilişkin hedef de bu kapsamda. Taksim gezisinin betonlaştırılması bir rant projesi ama aynı zamanda cumhuriyet ve emek meydanı bu özelliklerinden arındırılmaya çalışılıyor. Taksim’de böylesi bir uygulamanın yapılacağı 2006 yılından beri Mimarlar Odası tarafından söyleniyordu. Şu nedenle Tarlabaşı projesi olarak adlandırılan ve Çalık Holding’e inanılmaz karlarla inşaat yapmayı sağlayan rant projesinde, trafiğin yeraltına alınacağı ve çevredeki yoksullara muhatap olunmadan bir hayat sürüleceği o projenin en önemli vaatlerinden biri. Taksimde trafiğin yeraltına alınması bu kentin ihtiyacı değil Çalık Holding’in ihtiyacıydı.

AKM’nin tescilden düşürülerek yıkılması hukukumuz açısından kabul edilemez ancak, ne yazık ki içinde bulunduğumuz durumda zorlaya zorlaya bunu da yaptılar. Oranın çürümeye terkedilmesi AKP döneminde gerçekleşti. Buna ilişkin Mimarlar Odası’nın çok sayıda suç duyurusu var. Buna şöyle örnek gösterelim: Süleymaniye Cami’nin deprem gerekçesiyle tescilden düşürülmesi ve yıkılıp yeniden yapılması. Beyoğlu bölgesinin dönüştürülmesi ise iki gerekçeyle yapılıyor birincisi ideolojik. AKP’nin seçkinlerinin ideolojik yaklaşımları merkezinde. İkincisi de o bölgedeki toplumsal yapının dönüştürülmesi ve bir rant meselesi. Sadece turizme yönelik kent bölgelerinin o kentten nasıl koptuğunu görmek istersek uluslararası birçok örnek var. Böylesi bir turizm yaklaşımının en güzel örneği Barcelona. Barcelona’da asgari ücreti ne kadar olduğuna ve Barcelona’da insanların yaşamlarının turizm sonrasında nasıl zorlandığına bakılırsa ne anlatmak istediğimi anlarsınız.

Memleketin binlerce yıllık kültürel birikimini kendilerinin dar tarih anlayışına, dar kültürel anlayışına sıkıştırmak istiyorlar. Bu bir tür dünya görüşü dayatması. Taksim Sahnesi’nin tasfiyesinin arkasında çok yüksek metrekareli bir inşaat yapılması bunun bir unsurudur. Emek Sineması’nın yıkılması ve bir alışveriş merkezinin üst katına kondurulması ve hiçbir hukuki dayanağı olmadan bunun yapılması iki şeyi aynı anda yapmaktır. Bir, kentin en önemli parçası olan Emek Sineması’nı ticari meta haline getirmek dönüştürmek; ikincisi ise sinemayı doğrudan bir alışveriş merkezinin unsuru haline getirerek kültür hayatımızı çölleştirmek. Atlas Sineması’nın köpürtüle köpürtüle açılması Emek Sineması rezaletinin toplumsal bellekten silinmeye çalışmasıdır’’

Son 10 yılda Taksim ve çevresinde yaşanan dönüşümün kronolojik sıralaması ve 10 yıl içerisinde kapanan tiyatro sahneleri şunlar:

20 Mayıs 2013: Taksim’in sembolleri arasında yer alan Emek Tiyatrosu’nu da içinde bulunduran Emek Sineması restorasyon amacı ile yıkıldı.  Yıkım kararı hakkında birçok eleştiri geldi.  Yıkım hakkında hukuki süreç başlatıldı ve protestolar düzenlendi.

27 Mayıs 2013: Taksim Gezi Parkı’na İstanbul 6. İdare Mahkemesi ve 2 No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı olduğu hâlde Topçu Kışlası’nı Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde imar izni olmadan yeniden inşa etmek amacıyla parktaki ağaçlar kesilmek istendi. Parkı ve ağaçları korumak amacıyla başlatılan eylemler polislerin sert müdahalesi nedeniyle parkın dışına taşarak toplumsal bir isyana dönüştü. Eylemlere 79 ilde 2,5 milyon kişi katıldı. Direniş sırasında 7 kişi hayatını kaybetti. Gezi direnişinin bölgeye etkisi ağır oldu, tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Parkı eylemleri nedeniyle perakende cirolarında, restoran ve sinema müşterisinde yüzde 30-90 arası düşüşler yaşandı.  Kayıp, turizm satışlarına da yansıdı. Pek çok markanın en yüksek satışı yaptığı Beyoğlu mağazasını günlerdir açamaması iş dünyasını etkiledi.

19 Mart 2016: İstiklal Caddesi’nde yer alan Beyoğlu Hükümet Konağı’nın önünde IŞİD bağlantılı bir saldırgan tarafından bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda dört kişi hayatını kaybetti. Saldırının ardından cadde üzerinde mağazaları yer alan birçok uluslararası marka güvenlik gerekçesiyle mağazalarını kapattığını belirterek Türkiye pazarından çekildiğini açıkladı. Taksim’le özdeşleşmiş birçok eğlence mekânı da saldırıların hedefi olmamak için kapanmak zorunda kaldı.

Şubat 2017-18: Şubat 2017’de sağ hükümetlerin “70 yıllık rüya” olarak adlandırdıkları ve ilk kez gündeme geldiği günden bu yana tepki çeken Taksim Camii’nin temeli atıldı. Camii’nin temelinin atılmasından bir sene sonra İstanbul’un sembolleri arasında yer alan Atatürk Kültür Merkezi (AKM) restorasyon amacıyla yıkıldı. AKM’nin yıkılması birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Bölgede bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da Taksim’in kültürel çehresini değiştirmek için hızla bir değişim hareketi yaşanmaya başladı. Taksim’de yer alan birçok tarihi tiyatro sahnesi 10 yıl içerisinde deprem riski taşıdıkları gerekçesiyle yıkıldı ve dönüştürüldü. Son yıllarda Taksim’de yer alan ve artık olmayan tiyatro sahneleri şunlar:

Taksim Sahnesi: Sıraselviler Caddesi üzerinde yer alan bilinen adıyla Cine Magic, İstanbul’da sinema salonu olarak kullanılmak üzere yapılan ilk binadır. Bazı kaynaklar, binanın inşa tarihinin 1914 olduğunu, salonun açılış tarihinin de 1915 olduğunu yazmaktadır. Taksim Sahnesi “Doğu’nun en büyük ve en lüks salonu” olarak tarif edilmiştir. Salon 1944’te Türk Sineması, 1946’da Yeni Taksim Sineması ve 1964’te Venüs Sineması olarak hizmet vermiş ardından Devlet Tiyatroları tarafından kiralanarak Şubat 1971’de IV. Murat oyunuyla açılır. 1975’e kadar tiyatro salonu olarak kullanılan salon, sonra yeniden Venüs Sineması olmuş, 2009’a kadar tiyatro sahnesi olarak kullanılmıştır. Taksim Sahnesi 2012 yılında AVM yapılmasına karar verilerek yıkılmış ancak yıkıldıktan sonra, Eylül 2015’te Danıştay AVM kararını durdurma kararı vermiştir.

Muammer Karaca Tiyatrosu: 1859 yılında Barboni tarafından Hollanda Sefaret binası olarak inşa edilen ve bugün Hollanda Kraliyeti İstanbul Başkonsolosluğu olarak kullanılan binayla aynı duvarı paylaşan Muammer Karaca Sahnesi, ilk kez 1955 yılında perdelerini açtı. Gülriz Sururi’den, Adile Naşit’e, Yıldız Kenter’den, Sadri Alışık’a kadar birçok ismin sahne aldığı tiyatro 2012 yılında deprem riski taşıdığı gerekçisiyle kapatılarak çürümeye terk edildi.

Emek Sineması: İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Emek Sineması binası Alexandre Vallaury adlı Levanten mimar tarafından 1882 yılında Cercle d’Orient (Büyük Kulüp) olarak inşa edilmiş. 1918 yılında ise mevcut bina yıkılarak yerine “Yeni Tiyatro” inşa edildi ve 1924 yılının sonuna burada “Melek Sineması” adıyla film gösterimlerine başlandı. Sinema, adını perdenin iki yanında yer alan Art Nouveau tarzı melek heykellerinden almıştı. Tarihi kimliği, Barok ve Rokoko bezeli yaldızlı tavan ve duvarları, 875 kişilik salonu ve tarihi geçmişi ile diğer sinema salonlarından farklılık göstermekteydi. Daha sonra geçersiz sayılacak olan Türkiye’deki ilk güzellik yarışması, 1926 yılında burada düzenledi. Bina 1958 yılında Emekli Sandığı tarafından satın alınarak ismi Emek Sahnesi olarak değiştirildi. Emek Sahnesi Kamer İnşaat’ın Grand Pera projesi kapsamında 20 Mayıs 2013 tarihinde restorasyon amacı ile yıkıldı.

Küçük Sahne: İstiklal Caddesi üzerinde yer alan 1877 yılında inşa edilmiş Atlas Pasajı içerisinde bulunan Küçük Sahne 1951 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından kuruldu. İstanbul’da Devlet Tiyatroları’na bağlı yedi sahneden biri olan Küçük Sahne’de Haldun Dormen’in Dormen Tiyatrosu, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Topluluğu, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Mücap Ofluoğlu Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu gibi pek çok ünlü tiyatro topluluğuna kucak açtı. Küçük Sahne 2018 yılında restorasyon amacıyla kapatıldı.

Elhamra Sineması: Arapzade Sait Bey tarafından 1920 yılında yaptırılan ve mimarları arasında Vedat Tek, Ekrem Hakkı, Ayverdi ve Kiryakidis Efendi gibi isimler bulunan Elhamra Sineması’nda ilk Türk sesli film yapımı olan İstanbul Sokaklarında gösterilmiş. Elhamra Sahnesi Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu ile Cem Karaca’nın annesi Toto Karaca’nın da oyunlarına ev sahipli yapmış. Atatürk’ün de iki kez film izlediği sinema 1999 yılında çıkan yangınla kullanılamaz hale gelmiştir. Sinema binasının yerinde şu an bir gece kulübü yer alıyor.

Fotoğraf: Evrensel