3 Kasım 2020 ABD Başkanlık seçimlerinde, Demokrat adaylar Joe Biden, 46. ABD başkanı ve Kamala Harris ABD’nin ilk kadın, siyah ve Hint kökenli başkan yardımcısı seçildi. Biden ve Harris’in bu zaferi, sadece bu iki ismin ve üst mevkilerdeki Demokratların zaferi değildi. 3 Kasım 2020 zaferi, yeterli yetersiz yanlarıyla merkez ve sol kanat Demokratlar, Trump karşıtı Cumhuriyetçiler, siyah, Hispanik, Yerli Amerikalı, Asya kökenli seçmenlerin, orta sınıf beyaz seçmenler gibi farklı demografik gruplardan oluşan “herkesi tamamen memnun etmeyen, fakat en az rahatsız eden” aday prensibi etrafında birleşen “Biden İttifakı”nın eseriydi. Günün sonunda Biden’a seçimi kazandıran farklı eyaletlerdeki birbirinden farklı değerleri, çıkarları haiz seçmen gruplarının ortak irade sergilemesi, örneğin Georgia’da sandığa katılımı artan siyahların, Asya kökenlilerin ve Biden’a yönelen banliyöde yaşayan orta sınıf beyazların, Arizona’da sandığa katılımı artan ve %97 oranında Biden’a oy veren Najavo yerlileriyle, Maricopa Bölgesinde yaşayan orta sınıf beyaz seçmenin aynı adayı desteklemesi ve Biden’a oy vermesi oldu.

Peki “Biden İttifakı” bu kadar birbirine benzemezi nasıl bir araya getirdi ve sandığa taşıdı?

  1. Demokrat başkan adayı Joe Biden, “Biden İttifakı”nda yer alan her grubu kampanyasının bir öznesi olarak kabul etti.

Temel olarak merkez kanat Demokratlardan ve siyah seçmenden önseçim boyunca destek alan Biden, önseçimi kazandıktan ve resmen Demokrat başkan adayı olduktan sonra kendisine destek açıklaması yapan sol kanat Demokratları kampanyasına aktif bir şekilde dahil etti. Özellikle adaylık kurultayından hemen önce Biden ve sol kanadın fiili önderi Bernie Sanders destekçisi siyasiler, uzmanlardan oluşan ortak politika kurulları kuruldu ve bu isimler 2020 seçimleri için Demokrat Parti politika platformunu birlikte hazırladılar. Günün sonunda her konuda uzlaşamadılar, hatta özellikle “Herkes için ücretsiz sağlık sigortası” önerisinin platforma dahil edilmemesi sol kanadın tepkisini çekti; fakat, çevre ve ekonomi gibi birçok konuda belirli düzeyde bir uzlaşı sağlandı ve 2016 seçimlerinin aksine sol kanadın varlığı süreçte ciddi bir şekilde hissedildi. 2004 Demokrat başkan adayı ve eski Dışişleri Sekreteri John Kerry ile sol kanadın etkin siyasetçisi Alexandria Ocasio-Cortez’in çevre politika kurulunda eş başkanlık yapması, birlikte saatlerce Zoom üzerinden politika üretmesi “Biden İttifakı”nın birlikteliği açısından önemliydi.

Image for post
Joe Biden bir siyah kilisesinde

Biden, Trump karşıtı birçok Cumhuriyetçi ismi de kendi partisinden gelen tepkilere rağmen özne olarak kabul etti. 2016 Cumhuriyetçi başkan aday adayı ve eski Ohio Valisi John Kasich’in adaylık kurultayında konuşması, eski Arizona senatörü Cumhuriyetçi Jeff Flake’in desteğinin oldukça olumlu karşılanması ve 2008 Cumhuriyetçi başkan adayı ve Arizona senatörü John McCain’in eşi Cindy McCain’in geçiş ekibine dahil edilmesi, özellikle Arizona özelinde yapılan kampanyalarda etkin olarak görev alması ittifakı güçlü kılan unsurlardan biri oldu. 2016’nın aksine birçok Cumhuriyetçi ismin sadece Trump’a oy vermeme niyetini değil, Demokrat adaya oy verme çağrısını da açıkça yapması “Biden İttifakı”nı motive eden ve zafer inancını arttıran bir unsur oldu.

Image for post
Joe Biden ve Cindy McCain

Günün sonunda, her ne kadar Biden kampanyası sol kanat ile Trump karşıtı Cumhuriyetçiler arasındaki dengeyi kurma konusunda (AOC’nin kurultayda sadece 45 saniye konuşması, Kasich’in daha fazla konuşması vb.) bazı hatalar yapmış olsa da ve özellikle elde edilen zafer sonrasında sol kanada yeterince pozisyon sağlamama olasılığı bulunsa da daha önceki Demokrat kampanyaların aksine daha ciddi bir belirginlik ve özne olarak kabul edilme söz konusuydu.

Image for post
Biden ile Sanders

2. “Biden İttifakı” 2020 seçimlerini “Trump vs. Biden” seçimi olarak değil, bir “Trump referandumu” olarak nitelendirdi.

Biden, başkan adaylığını açıkladığı ilk tarihten itibaren detaylı projeleri, olası başkanlığında yapacağı reformları merkeze alan bir kampanya kurgulamadı. Bunun temel amacı, seçim sürecinde politika önerileri detaylarına girmeyerek birbirinden oldukça farklı konumda olan “Biden İttifakı” bileşenleri arasındaki olası bir uyuşmazlığı engellemekti. Kendisi hakkındaki olumlu içerikleri gündemine yeterince almayan Biden, böylece seçimin “Trump ve Trump olmayan aday” arasında geçmesini sağladı ve “Trump olmamak” üzerine bir kampanya kurgulayarak Trump’ın hatalarından oluşan memnuniyetsizliği oya dönüştürmeye çalıştı. Böylece Biden kendi geçmişi ve hatalarının da gündeme getirilme sıklığını veya seçmen nezdindeki önemini de azaltmayı amaçladı. “Neden başkan adayı ve ne yapacak?” gibi temel sorular konusunda yetersiz bir kampanya yapan Biden, seçmeni sandığa taşımak konusunda ciddi bir sıkıntı yaşama riskini haizken Trump’ın kampanya boyunca yapacağı hataların, Biden’in seçmen koalisyonu nezdinde yaratacağı olumsuz motivasyonun seçimi kazanmak için yeterli olacağına inandı, ki sonuçlardan anlayacağımız üzere yeterli oldu da.

Ekonomi, sağlık ve Yüksek Mahkeme yapısı gibi konularda çok detaylı planlar, öneriler yapmayarak bu konuları seçim sonrasına erteleyen Biden, aynı zamanda seçim sürecinde ittifak içerisinde yaşanabilecek tartışmaları erteledi, ittifakın birlikteliğini seçim boyunca korumaya çalıştı. Fakat, seçim sonrasında öncesinde yapılmayan bu tartışmalar hemen alevlendi ve olası Biden kabinesinin kompozisyonu, uygulayacağı politikalar konusunda ittifak bileşenleri arasında ciddi bir kamusal tartışma başladı.

3. Biden, “Biden İttifakı”nı bir arada tutmak için kendisi hakkındaki beklentileri düşük tutan, temkinli bir tutum sergiledi.

Biden, seçim kampanyası boyunca büyük seçim vaatlerinde veya Trump’ın kendisini övdüğü gibi kendisi hakkında çok ciddi kişisel övgülerde bulunmadı. Günün sonunda en büyük vaadi olan yalan söylemeyen, bilime inanan, ırkçı olmayan, belirli ahlaki değerlere sahip çıkan, işbirliğine inanan ve ABD’nin kurumsal yapısını tekrardan işler hale getirmeyi amaçlayan bir başkan olma iddiasını tutarlı bir biçimde kampanya süreci boyunca vurguladı. Anketlerde oldukça önde gözükmesi nedeniyle Clinton gibi “kesin bir zafer” havasına kapılma riski taşımasına rağmen, bu olmadı ve kendisi hakkındaki beklentileri düşük tutarak yaptığı hataların, gafların göze batma derecesini düşürmeye çalıştı, her zaman yarışın gerisindeymiş gibi kampanyasını sürdürdü. Tabii ki bunda özellikle seçime haftalar kala COVİD-19’a beklenmedik bir şekilde yakalanan ve rasyonel bir kampanya kurgulamak konusunda Biden kadar iyi olmayan Trump’ın rakibi olmasının da payı vardı. Fakat özellikle yaşı ve sürekli gaf yapması nedeniyle yapılan eleştiriler süreç boyunca azaldı, beklentinin düşük tutulması belki normal olabilecek münazara, konuşma performanslarının bile oldukça başarılı olarak algılanmasını sağladı. Beklentinin düşük tutulması belki bilinçli bir tercih olmasa bile Biden İttifakı’nı bir arada tutan unsurlardan biri oldu.

4. Biden, Trump’ı sert bir şekilde eleştirmekle beraber Trump seçmenini kazanmak için çabaladı, müşterek değerleri kampanyasının ana noktası haline getirdi.

Biden, hem birbirine benzemez bileşenleri bir arada tutmak hem de Trump’a oy veren seçmenden oy almak için süreç boyunca dürüstlük, ahlaki değerlere bağlılık, demokrasiye ve bilime inanma, kurumların işlerlik kazanması, fırsat eşitliği gibi müşterek değerleri temel alan bir kampanya gerçekleştirdi. Trump’ı sert bir şekilde eleştirmekle birlikte 2016’da Clinton’ın yaptığı gibi Trump seçmenini “umutsuz vaka” olarak görmedi, bu seçmen gruplarını özellikle kritik eyaletlerde ikna etme çabasına girdi. Özellikle Michigan, Pennsylvania ve Wisconsin’de 2008–2012’de Obama’ya ve 2016’da Trump’a oy vermiş orta sınıf mavi yakalı beyaz seçmeni hedef alan Biden, bu 3 eyaleti kazanarak başkanlığı kazanmayı hedefledi. Her ne kadar veriler henüz çok net olmasa da, bu 3 eyalette de önemli bir zafer elde eden Biden, siyah, genç seçmenin sandığa katılımının artmasının da payı olmakla birlikte, orta sınıf beyaz seçmenin yoğunlukta olduğu bölgelerde yüksek oy alarak bu eyaletlerde seçim kazanması bu hedefine ulaşmış olduğu ilk izlenimini göstermekte. Özellikle sayıları genel anlamda çok fazla olmasa da özellikle bu 3 eyalette seçim sonucunu etkileyebilecek nitelikte var olan ve Kongre düzeyinde Cumhuriyetçi adaylara, fakat başkanlık düzeyinde Biden’a oy veren orta sınıf beyaz seçmen grubunun varlığı Biden’in stratejisinin işe yaradığını gösterecek nitelikte.

Image for post
Biden’a oy veren Arizona Cumhuriyetçileri

5. Kamala Harris, Biden’in eksikliklerini kapayan bir isim oldu.

Kamala Harris’in belki oy vermesini sağladığı veya vermemesine neden olduğu bir seçmen grubu bulunmamakla birlikte, özellikle 78 yaşında olan ve Trump kadar yüksek enerjiye sahip olmayan Biden’in bu konudaki eksikliklerini kapayan bir isim oldu. Özellikle kampanyanın ihtiyaç duyduğu noktalarda, sosyal medyada yayınlanacak kısa videolar, GIFler veya heyecan uyandıran anlarda Harris ön plandaydı. Böylece Biden’in yaşı konusundaki eleştiriler ön planda gözüken ve göreceli genç bir isim olan Harris ile karşılanmaya çalışıldı. Özellikle Kamala Harris’in ilkeli değil pragmatik ve hayatı boyunca farklı siyasi tutumlar içerisinde olan ve yeri geldiğinde rahatlıkla görüş değiştirebilen esnek bir isim olması, “Biden İttifakı”nı bir arada tutmak konusunda da Biden’a bir esneklik sağladı. Özellikle Biden yönetiminde, Kamala Harris’in yeri geldiğinde merkez, yeri geldiğinde sol politikalar savunabilecek bir isim olması, ittifak içinde dengenin sağlanması için önemli bir husus olacak, fakat bileşenler nezdinde ne kadar sahici, tatmin edici olacağı ilerleyen günlerde anlaşılacak.

Image for post
ABD’nin ilk kadın, siyah ve Hint kökenli başkan yardımcısı Kamala Harris

6. Biden ve ekibi algısı, “Biden İttifakı”nı güçlendirdi.

Biden, kampanyası boyunca bir ekip görüntüsü sağladı ve özellikle farklı siyasi isimlerle birlikte etkinlikler gerçekleştirdi. Özellikle kampanya videolarında, adaylık kurultayında bu ekip algısı vurgulandı ve Trump’a karşı “Biden İttifakı” olarak bir kişiyi temel alan değil, işbirliği içerisinde olan birbirine benzemeyen ama müşterek değerler etrafında birleşen bir ekip algısı pekiştirildi. Biden, farklı isimlere kampanya sürecinde esneklik sağladı. Aynı anda farklı eyaletlerde farklı isimler tarafından farklı konuları merkeze alan etkinlikler gerçekleştirildi, Sanders ve Warren 2016 sürecinden daha çok ön plana çıktı ve etkinlik düzenledi.

Image for post
Biden, önseçim sürecinde Michigan’da

Ne eksikti?

  • Özne olarak Hispanikler: Özellikle Hispanik seçmenin iç dinamikleri az bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yapılan uyarılara rağmen garanti görülmesi Texas’ta sınır bölgesindeki orta sınıf Hispanik ve Florida’da Trump kampanyasının “Komüniste kanma Juan” algısıyla Venezula, Küba göçmenleri nezdinde oy kaybı yaşanmasına sebep oldu. Özellikle etkin Hispanik siyasilerin sürece yeterince özne olarak dahil edilmemesi (Julian Castro, AOC veya merkez kanada yakın Hispaniklerin vb.) bu durumun yaşanmasını kolaylaştırdı.
  • Özne olarak Gençler: Genç seçmenin yeterince kampanyada yer edinememesi ve özellikle gençlerin kampanyada görünür olmaması bir eksiklikti, fakat özellikle Obama’nın sahaya inmesi ve Trump’ın olumsuz motivasyonu henüz veriler netleşmese de bu eksikliğin olumsuz bir sonuca dönüşmesini engellemiş, gençlerin sandığa katılımını 2016 seçimlerine nazaran arttırmış olabilir. Fakat yine de Trump’ın North Carolina, Georgia eyaletlerinde (Tufts Üniversitesi araştırmasına göre) genç beyaz seçmen nezdinde beklenenden yüksek oy alması genç seçmendeki varsayılan eğilimi de tartışmaya açan bir unsur olarak karşımıza çıkmakta.
  • Trump’ı Yenmek Dışında Bir Amaç: Her ne kadar detaylı ve olumlu bir amaç, söylem eksikliği ve Trump’ın rakip olması “Biden İttifakı”nı iç tartışmadan sakındırmış, bir arada tutmuş ve sandığa taşımaya yetmiş olsa da, özellikle kritik eyaletlerde seçimin oldukça yakın geçmesi ve Kongre’de Demokratların kritik yarışları kaybetmesi nedeniyle genel olarak kampanyanın kusursuz bir başarı sağladığı söylenemez. Bu noktada belki Biden’in “Biden İttifakı”nın bütünlüğünü bozmayacak şekilde savunduğu müşterek değerleri detaylandırması, ön plana çıkardığı kurumsal değerleri planlı bir şekilde vurgulaması bu olumlu söylem ve amaç eksikliğini kapayabilir ve daha ikna edici, sandığa gitmeyi motive edici bir unsur olarak karşımıza çıkabilirdi.

Bu yazıda henüz California ve New York başta olmak üzere belirli seçim bölgelerinde milyonlarca oy sisteme henüz eklenmediği ve yeterli veri analizleri henüz yapılmadığı için belirli çıkarımları yapmaya elverişli, küçük çaplı araştırmalara yer verilmekle birlikte, özellikle belirli seçmen gruplarının sandığa katılımı, oy davranışı açısından çekingen ifadelere yer verilmiştir.