Dünyada yapay zekâ yükseliyor. Anthropic kurucusu Dario Amodei, önümüzdeki beş yılda özellikle giriş seviyesi beyaz yaka işlerin önemli bir kısmının yapay zekâ tarafından devralınabileceği uyarısını yapıyor [1]. İnsansı robotların hızla gelişmesi ve fabrikalara girmesiyle herkesin aklındaki soru aynı: İşimizi robotlara kaptırınca bize ne olacak?
Bu soruya hep aynı yanıt veriliyor: Evrensel Temel Gelir (ETG). Elon Musk ve Sam Altman gibi isimler ETG’den bahsediyor [2][3]. Şimdilik sohbet konusu. Ama yapay zekâ geliştikçe bu tartışma kuramdan uygulamaya dönecek; bugün konferanslarda konuşulan rakamlar yarın işsizlik istatistiklerine yansıyacak. Amodei aynı sürede ABD’de işsizliğin yüzde 10-20’ye fırlayabileceğini söylüyor [1].
Peki biz ne yapacağız? Türkiye’de bu işe “evrensel” kelimesinden değil, daha temel bir sorudan başlamak lazım: Parayı nereden bulacağız?
Robotlar gerçekten geliyor mu?
Çözümü tartışmadan önce, bu dalganın bize ne kadar yakın olduğuna bakalım.
Küresel tabloda robotlar hızla yayılıyor. IFR’nin 2024 raporuna göre dünya genelinde 10 bin sanayi işçisine düşen robot sayısı 162’ye ulaştı; yedi yılda iki katına çıktı [4]. Güney Kore 1.012 robotla dünya lideri; Singapur 770, Çin 470. Almanya ve Japonya 400’ün üzerinde [4].
Türkiye? Ticaret Bakanlığı’nın IFR verilerine atıfla paylaştığı (2021) ölçümde 29 [5]. Daha yeni çalışmalar, imalat genelinde robot yoğunluğunun 40’ların ortasına çıktığını, otomotiv gibi bazı sektörlerde ise çok daha yüksek olduğunu gösteriyor [6].
Dünyada sorun kapıya dayanırken biz hâlâ oldukça gerideyiz. “Bizi etkilemez” diye düşünmek cazip ama düşük robot yoğunluğu aslında iki risk demek: Birincisi, verimlilik yarışında geri kalıyoruz. İkincisi, Türkiye’nin imalat sanayisi hâlâ emek-yoğun; otomasyon dalgası gecikmeli geldiğinde etki daha sert olur. Tahminler önümüzdeki on yılda 400-500 bin niteliksiz iş kaybından bahsediyor [7].
Türkiye genelinde robot yoğunluğu hâlâ düşük. Otomotiv gibi bazı sektörlerde ise otomasyon zaten sahada. Yine de büyük resimde önce o kapıyı açmamız, üretimi robotlaştırmamız gerekiyor. Yoksa hem verimlilik yarışını kaybederiz, hem dünyada otomasyon yaygınlaştığında işsizlik bize de gelir —ama bu sefer bizim için çalışan robotlar olmadan.
Bu noktada resim ikiye ayrılıyor gibi görünse de aslında sorun tek: Verim açığı. Fabrikada robotumuz eksik olduğu için üretirken kaybediyoruz; devlette yapay zekâmız eksik olduğu için yönetirken kaybediyoruz. Sanayideki robot (mavi yaka) maliyeti düşürür, devletteki yapay zekâ (beyaz yaka) israfı önler. İkisi de aynı hedefe kilitlenmiş durumda: Aynı kaynağı daha çok işe çevirmek. Bu iki musluk kapatılmadan havuz dolmaz, bütçe fazla vermez.
Olmayan parayı dağıtamazsın
Millet olarak para dağıtılmasını istemeye meraklıyız. Siyasetçiler de vermeye. Ama asıl yapılması gereken başka: önce yapay zekâyı devlet işleyişinde etkin hale getirmek, verimlilik artışıyla bütçeyi dengelemek. Devlet parayı kazandıktan sonra nasıl dağıtacağımızı tartışırız.
Uzağa gitmeye gerek yok: EYT’yi hatırlayalım. 2023’te düzenleme çıktı, üç milyondan fazla kişi emekli oldu. Maliyet? Bakanlığın paylaştığı hesaplara göre ilk yıl 724 milyar TL; beş yılda toplam 3,4 trilyon TL [8]. Peki sonuç? Aktif/pasif sigortalı oranı 2024 ortasında 1,63’e geriledi [9]. Sistem kırılganlaştı. Dağıtılan para enflasyonla geri alındı; emeklinin alım gücü aynı kaldı, hatta düştü.
Mesele “dağıtma” değil, “üretme.” Üretilmemiş kaynağı dağıtırsan, enflasyon olarak geri gelir.
2025 bütçesinde faiz giderleri yaklaşık 2 trilyon lira [10]. Bu bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 13-15’i. Son yıllarda bu kalemin payı belirgin biçimde arttı.
Bu, en basit haliyle şunu gösteriyor: Faize bu kadar kaynak ayırmak zorunda kalmasaydık, bütçemiz çok daha yönetilebilir olurdu. O kaynak; eğitim, sağlık, altyapı yatırımı, vergi indirimi, hedefli sosyal destek gibi kanallarla vatandaşa dönebilirdi—hatta ETG gibi büyük bir fikri konuşmak bile daha gerçekçi hale gelirdi.
Örnek olarak kaba bir ETG hesabı: Kişi başı ayda 5.000 TL, yılda 60.000 TL eder. Bu desteği 40 milyon kişiye versen yılda 2,4 trilyon TL; 50 milyon kişiye versen 3 trilyon TL.
Bu kaba hesap, yalnızca yetişkinlere (18+) ödeme varsayımıyla; çocukları da kapsarsan maliyet daha da büyür.
Aylık 5.000 TL gibi yetersiz sayılabilecek bir vatandaşlık maaşında bile, ETG Türkiye’de tek başına “faiz gideri” liginde bir kalem olur.
Bütçe fazla vermiyorsa, borç-faiz yükü sırtındaysa, “herkese maaş” iki kapıya çıkar: ya enflasyonu büyütürsün, ya borç-faiz sarmalını.
O zaman ETG’yi “iyi niyet” olmaktan çıkaracak soru şu: Bütçe nasıl fazla verecek?
Önce devletin verimi: Yapay zekâ burada vitrin değil, araç
Türkiye’de devletin problemi çoğu zaman “niyet” değil; verim.
Aynı işin üç kere istendiği süreçler var. Gereksiz evrak var. Tekrar eden işler var. Ölçülmeyen performans var. Bir şirket kurmak için hâlâ noter, vergi dairesi, ticaret sicili arasında koşturuyorsun; dijitalleşmiş ülkelerde aynı iş 15 dakikada, tek ekrandan bitiyor.
Bu alanların bir kısmında yapay zekâ doğru kullanılırsa, aynı bütçeyle daha fazla hizmet üretirsin; aynı hizmeti daha düşük maliyetle.
ETG konuşacaksak, önce bu zemini güçlendirmek zorundayız. Dağıtımın yakıtı romantik cümleler değil; verim artışı.
“ETG bürokratik maliyeti düşürür” diyenlere
Bu argüman güçlü aslında: Koşullu yardımları, hedefli destekleri, sosyal programları tek kalemde topla, bürokrasiyi azalt. Mevcut sistemde onlarca farklı yardım mekanizması var; her birinin ayrı başvuru süreci, ayrı denetimi, ayrı personeli.
Doğru. Ama Türkiye’de bu argümanın işlemesi için önce o bürokrasinin dijitalleşmesi gerekiyor. Hangi vatandaşın neye hak kazandığını takip eden, doğrulayan, çakışmaları engelleyen bir sistem kurmadan ETG’ye geçersen, yükü başka yere taşımış olursun.
Önce altyapı, sonra dağıtım.
Vatandaşlık maaşı tek yöntem değil
İnsanlara destek vermek “para dağıtmak” demek değil sadece. Bazen en etkili destek, hayatı pahalılaştıran yükleri azaltmak.
ÖTV bunun en net örneği. Mini bir zincir: Mazottaki yük azalır → nakliye ucuzlar → maliyet düşer → raf fiyatı biraz gevşer.
Bu gevşeme kâğıt üzerinde “maaş” gibi görünmez ama etkisi geniş. Herkes hisseder. Zengin için konfor; dar gelirli için nefes.
İnternet ve iletişim de öyle. Bir ülkede internet “lüks” değil, temel altyapı. Üzerindeki yükü azaltmak, kalabalık kitleye dolaylı ama güçlü bir destek.
Asıl hedef: İyi döngü kurmak
Türkiye’nin ihtiyacı mucize değil; iyi döngü.
Verim artar → faiz gideri azalır → bütçe nefes alır → ekonomi rahatlar → vergi tabanı genişler → bütçe daha da toparlar → bütçe fazla vermeye başlar.
Soyut mu? Estonya örneğine bakalım. Bu örneği “ETG uygulayan ülke” diye değil, ETG’yi konuşmayı mümkün kılan zeminin (verimli devlet, düşük idari maliyet, daha sağlam bütçe dengesi) nasıl kurulduğunu göstermek için kullanıyorum.
Estonya dijital kimlik, X-Road veri paylaşım omurgası ve dijital imzayı erken kurdu. e-Estonia’nın verdiği yaygın ölçüye göre dijital imza yılda yaklaşık %2 GSYH tasarrufu sağlıyor; vergi beyanı birkaç dakikaya indi [11].
Bütçe tarafında Estonya’nın son yıllarda açığı var: Avrupa Komisyonu 2024’te genel devlet açığını %1,7, 2025’te %1,3 öngörüyor [12]. Buna rağmen borç/GSYH 2024 sonunda %23,5 ile AB’nin en düşükleri arasında [13].
ETG/UBI’yi ise uygulamaya koymadı; siyasi tartışma olarak kaldı [14].
Ders aynı: Devleti daha ucuza ve hızlı çalıştır, borç ihtiyacını azalt, bütçeyi dengele. Bu, otomatik olarak her yıl bütçe fazlası garantisi vermez; ama fazla vermeyi mümkün kılan “işletim maliyetini” aşağı çeker.
Bu zemin kurulunca, destek mekanizmasının adı ETG de olur vergi indirimi de; tartışma gerçek zemine oturur.
“Ama başka ülkelerde deneniyor” diyenlere
Evet; Finlandiya, Almanya ve Kanada gibi ülkelerde (ve Hollanda ile İspanya’nın Katalonya bölgesi gibi yerlerde) bu fikirler daha rahat tartışılıyor. Bütçe dayanıklı, kurumlar verimli, borç-faiz baskısı düşük. O yüzden deneme projeleri konuşulabiliyor.
Türkiye’de sıra farklı. Önce zemin. Zemin kurulunca isim kolay: ETG mi dersin, vergi indirimi mi, hedefli destek mi… Araç çok.
Son söz
ETG’ye düşman değilim. Teknoloji büyüdükçe bu başlık karşımıza daha çok gelecek.
Ama Türkiye’de şu cümleyi atlayarak hiçbir yere varamayız:
Önce devlet verimli çalışacak. Önce bütçe fazla verecek. Önce paramız olacak. Sonra dağıtımı konuşuruz.
Kaynakça
[1] Axios – Dario Amodei röportajı (28 Mayıs 2025) https://www.axios.com/2025/05/28/ai-jobs-white-collar-unemployment-anthropic
[2] World Government Summit – Elon Musk: otomasyon ve ETG https://www.worldgovernmentssummit.org
[3] Y Combinator – Sam Altman: temel gelir üzerine araştırma çağrısı https://www.ycombinator.com/blog
[4] IFR – World Robotics 2024: küresel robot yoğunluğu https://ifr.org/ifr-press-releases/news/global-robot-density-in-factories-doubled-in-seven-years
[5] T.C. Ticaret Bakanlığı – Türkiye robot yoğunluğu (2021: 29) https://ticaret.gov.tr/blog/sektor-haberleri/turkiye-otomasyon-ve-robot-kullanimi-acisindan-gelisime-acik-bir-ulke
[6] SOBAG – Türkiye’de robot yoğunluğu (imalatta 40’lar; otomotiv daha yüksek) https://sobag.org/index.php/pub/article/download/16/6/121
[7] AİMSAD – Otomasyonun istihdama etkisi projeksiyonları https://www.aimsad.org/istatistikler/uretimin-yeni-kurallarini-otomasyon-ve-robotlar-belirleyecek
[8] Gazete Oksijen – EYT maliyeti açıklaması https://gazeteoksijen.com/ekonomi/bakan-isikhan-eyt-ile-3-milyon-123-bin-kisi-emekli-oldu-ilk-yil-maliyeti-724-milyar-lira-240554
[9] ÇSGB – Çalışma Hayatı İstatistikleri Aylık e-Bülten (Haziran 2024): aktif/pasif 1,63 https://www.csgb.gov.tr/Media/qg2nxlna/calisma-hayati-istatistikleri-aylik-e-bulten-haziran-2024.pdf
[10] Ekonomim – 2025 bütçe sunumu (faiz giderleri) https://www.ekonomim.com/ekonomi/2025-yili-butcesinin-buyuklugu-belli-oldu-haberi-774098
[11] e-Estonia – Dijital devletin ölçülebilir kazanımları (dijital imza, vergi beyanı) https://e-estonia.com/global-digital-society-fund/
[12] Avrupa Komisyonu – Estonya ekonomik tahmin https://economy-finance.ec.europa.eu/economic-surveillance-eu-member-states/country-pages/estonia/economic-forecast-estonia_en
[13] Eurostat – Government finance statistics (borç/GSYH) https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Government_finance_statistics
[14] ERR News – Estonya’da UBI/ETG gündemi https://news.err.ee/981670/committee-universal-basic-income-will-not-be-introduced-anytime-soon

