Maduro iktidara geldiğinden beri ABD ile hep bir sürtüşme halinde oldu. Son bir yılda bu sürtüşmenin çok arttığını gördük ve sonunda da zaten Trump bugün noktayı koydu. Amerika’nın Maduro ile alıp veremediği nedir? Maduro ile Amerika arasında nasıl bir problem var da günün sonunda Venezuela böyle bir noktaya geldi?
Sadece Maduro değil aslında, ondan önce Chavez döneminde de Amerika ile Venezuela arasında gerginlikler vardı. Zaten Venezuela’da Chavez’in kurduğu sistemde Amerikan karşıtlığı en önemli sac ayaklarından biridir. Dolayısıyla Chavez döneminde de bence iki ülke arasında ciddi bir gerginlik oldu. Mesela Venezuela’da 2002’deki darbe girişiminden Amerika sorumlu tutuldu.
2002’de Chavez kırk sekiz saat boyunca ofisinden alınmıştı ve Venezuela sınırları içerisinde bir adaya götürülmüştü. Ama burada büyük bir ayrım var. Kırk sekiz saat sonra Chavez göreve geri döndü ve orada tabii Amerika’nın -o zaman Bush’tu başkan- bir rolü olduğu konuşuluyordu. Yani Amerika genel olarak Latin Amerika’da özellikle Venezuela bağlamında da bu Bolivarcı dediğimiz, Chavezci dediğimiz, kendine sosyalist diyen rejimlerle zaten hiçbir zaman iyi geçinemedi. Bunlarla büyük sorunları oldu, ama Chavez döneminde şöyle bir şey vardı. Chavez her şeye rağmen petrol gelirleri sayesinde -petrol fiyatları biliyorsunuz o dönem çok artmıştı, 2000’li yılların ortasında Irak Savaşı’ndan sonra özellikle- popüler bir liderdi. Chavez on beş kere seçime girdi. Bunların on dördünü kazandı. Bir tane referandumda kaybetti. Genel olarak popüler bir liderdi.
Maduro ise popüler olmadığı için halk desteği Chavez’e göre daha azdı. Maduro Dışişleri Bakanlığı’ndan geliyor, Başkan Yardımcılığı’ndan geliyor. Hatta zaten Chavez onu direkt seçti televizyona çıkıp açıklayarak. Ben ölürsem Maduro olsun, Maduro’ya oy verin diye destekçilerine direkt söyledi. Amerika’nın, Obama döneminde, 2014-15 yıllarında demokrasi ve insan hakları üzerinden eleştiriler vardı. Maduro’nun ifade özgürlüğünü kısıtlaması, muhalefetin alanını giderek daraltması, iktidarda kalmak için şiddete başvurması, polis şiddetine başvurmasını eleştiriliyorlardı. Ama özellikle 2018’de, birinci Trump dönemindeki seçimde Venezuela muhalefeti seçimi boykot etti. Ve yine o zaman Trump baştaydı. Trump dedi ki “Maduro gerçek ve meşru bir başkan değildir, Juan Guaido Venezuela’nın başkanıdır.” Çünkü Trump seçimlerin yasal bir geçerliliği yoktur görüşünü savunuyordu. Bu yüzden Juan Guaido’yu ABD başkan olarak görüyordu ki o dönemde Juan Guaido da parlamentonun başındaki kişiydi. O zaman muhalefet meclisi ele geçirmişti. Seçimler, meşruiyet tartışmaları bunun üzerinden gidiyordu. Tabii ki yine anti-sosyalizm eleştirileri özellikle Trump döneminde yapılıyordu. Biden döneminde de bu kısmen devam etti. Özellikle Biden döneminde insan hakları, ifade özgürlüğü, demokrasi, otoriterlik kavramları üzerinden Venezuela konuşuluyordu. Ama bu son birkaç yıl içinde, özellikle Trump’ın tekrar başa gelmesiyle birlikte olay ayrı bir boyuta evrildi ve bu boyut uyuşturucu kaçakçılığı, narko-terörizm ve petrolü ele geçirme, petrol kaynaklarına sahip olma konularına kaydı.
Trump öyle bir duruma geldi ki sanki Venezuela’nın petrol kaynakları Amerika’ya ait ve Venezuela o petrol kaynaklarını Amerika’dan çalıyor gibi bir söyleme başvuruyor. Bir çatışma var ama çatışmanın içeriği insan hakları ve demokrasiden giderek daha böyle materyal şeylere evrildi. Amerikan firmalarının Venezuela’da yapabildiği ya da yapamadığı işler, yatırımlar ve bunların açık açık söylenmesi de bence şaşırtıcı olan nokta zaten. Trump bunları hiç gizlemeden hiçbir otosansür uygulamadan direkt söylüyor. Bence çarpıcı nokta bu.
Bu tabloya baktığımız zaman Maduro için acaba başka bir alternatif son mümkün olabilir miydi? Maduro sıcak mesajlar vermişti son günlerde. Müzakere talebinde bulunmuştu. Biraz gündem Venezuela’dan uzaklaşmıştı. Bugün ama böyle bir operasyon oldu. Ya da mesela Suriye’de Esad kaçabildi, Rusya’ya gitti sığındı ama burada benzer bir durum olmadı. Maduro yakalandı ve kendi ülkesinde de değil Amerika’da yargılanmak üzere oraya götürüldü. Sizce alternatif bir durum olabilir miydi Maduro için? Maduro’nun seçenekleri nelerdi ve nasıl bu hale gelindi sizce?
Maduro son bir iki gün, özellikle çektiği bazı videolarda “tamam gelsinler Chevron da gelsin açarız, kontrat veririz, kaynaklardan faydalandırırız” noktasına geldi. ABD ile barış olsun modunda bazı konuşmalar yaptı. Bence kırılma noktası 2024 seçimleri. O zaman Biden baştaydı ve Biden’ın askeri müdahale yapmayacağını Madıro biliyordu. Yani Maduro bir şekilde seçimi kaybetmiş olmasına rağmen iktidarda kaldı, Venezuela ordusunun ve yüksek seçim kurulunun Venezuela’daki desteği sayesinde iktidarda kaldı. Bence en büyük stratejik hatayı Maduro burada yaptı. Eğer seçimleri kaybetseydi bir şekilde muhalefetle müzakere ederek iktidardan yavaş yavaş inebilirdi. Yani iktidarı muhalefete teslim etmeyi reddettiği için ve muhalefetin de tam olarak dış desteğe sahip olmadığını düşündüğü için o dönem seçimleri tanımama yoluna gitti. Ben geçmişe baktığım zaman sanırım 2024 seçimlerini Maduro’nun en büyük hatası olarak görüyorum. Çünkü Maduro o hatayı yapmasa şu anki durumuna göre çok daha iyi bir konumda olabilirdi. Gerçekten müzakere edebilirdi. Maduro son birkaç hafta içinde de bence Trump’ın blöf yaptığını düşündü. Çünkü Trump’ın aslında böyle bir operasyona girmeyeceğini, bunun sadece gündem değiştirmek için kullanıldığını, Amerika’nın güç gösterisi yaptığını düşündü. Ama gece yatak odasından alınacak kadar, eşiyle kelepçenerek Amerika’ya götürülecek kadar bir müdahale olacağını düşünmedi.
Bir de şu var tabii. Sadece Maduro için bir yakalama kararı yoktu yani. Aynı zamanda mesela Genelkurmay Başkanı için de vardı ve İçişleri Bakanı için de vardı. Şu an tartışılan olay, acaba genelkurmay başkanı, acaba İçişleri Bakanı, acaba başkan yardımcısı da işin içinde mi? Yani Maduro’nun görevden ayrılacağı ama rejimin bir şekilde devam edeceği bir senaryo acaba mümkün mü? Şu an bu tartışılıyor benim gördüğüm kadarıyla. Özellikle Trump’ın son açıklamalarından sonra, sanki ABD’de yönetiminin, “Maduro’yu paketleyelim ama rejim bir şekilde, en azından kısa vadede devam etsin” gibi bir anlaşmaya gittiği şeklinde okuyorum süreci. Bence Maduro’nun bir hatası da o oldu. Yani rejim içindeki farklı klikler ya da farklı ona yakın olan isimlerin onu, amiyane tabirle satabileceğini göremedi bence.
Şu anda gündemde bir de İran var. ABD’nin İran’la gerilimi zaten çok uzun bir süredir devam ediyor. Ancak son bir yıl içinde Trump’ın ikinci döneminin başlamasıyla birlikte bu çekişme biraz daha arttı. Son on gündür İran’da başlayan protestoların ardından Trump, resmi hesabından tehditvari bir açıklama yaptı. Bir de Venezuela’da bu gelişmeler yaşandı. Siz bu iki olay arasında bir bağlantı görüyor musunuz? Sizce Venezuela’daki duruma benzer bir şey İran’da da yaşanabilir mi ve bu olursa uluslararası sonuçları neler olabilir?
Zaten Venezuela’yı şu anda bu kadar konuşuyor olmamızın sebebi sadece Venezuela değil. Çünkü olan bitenlerin bence Latin Amerika, Amerikan dış politikası, Orta Doğu ve dünyadaki diğer çatışma alanları için de etkileri olacaktır. Zaten oluyor. Yani şu anda bu Venezuela’ya yapılan operasyonu Rusya da yakından takip ediyor. Çin de yakından takip ediyor. İran da yakından takip ediyor. Zaten Trump, Truth Social platformundan dış politikayı yürütüyor. Oradan Venezuela’ya sallıyor ve İran’a tehditte bulunuyor. Marco Rubio da basın toplantısında dedi ki “Bizim başkanımız Trump sözünde duran bir başkandır.” Mesela İran’a da iki gün önce Trump tehditte bulundu. Göstericilere ateş açarsanız ya da onları bastırırsanız karşınızda bizi bulursunuz dedi. Venezuela da olanların İran’ı kesinlikle etkileyeceğini düşünüyorum. Zaten aynı zamanda İran, Venezuela’nın bir müttefiki. Venezuela Chavez döneminde de, Maduro döneminde de kendini İran, Çin, Rusya ekseninde buldu, özellikle ABD’den giderek uzaklaştığı için.
Gidip sen Maduro’yu sarayından aldığın zaman bu şey demek: Yarın öbür gün İran Cumhurbaşkanı’nı da alabilir, İran ruhani liderini de alabiliriz. Bu mesajı veriyor en azından. Bu olur ya da olmaz, bunu Amerika yapar ya da İsrail yapar, Amerika-İsrail ortak bir operasyon yapar, bunu bilemeyiz ama bugün itibariyle böyle bir senaryonun olma olasılığı daha yüksek. Bu tabii ki İran rejiminin de kendi içindeki stratejik hesaplarını etkileyecek bir gelişme. Dolayısıyla Venezuela’da olanlarla sadece Maduro’ya, sadece Venezuela ordusuna ya da Venezuela’daki rejime, muhaliflere bir mesaj verilmiyor bence. Latin Amerika’ya veriliyor ve dünyadaki diğer çatışma bölgelerinde Amerika’nın son derece ciddi ve son derece güç kullanımına meyilli olduğu gösteriliyor. Savunma Bakanlığının adı Savaş Bakanlığına çevrildi Amerika’da. Bunun sadece sembolik bir değişiklik olmadığını görüyoruz.
Amerika’nın barışı savaş yoluyla sağlayacağına dair bir söylem var. Bunu mesela Pete Hegseth de söylüyor. Yani barışı biz kendi gücümüzü göstererek sağlayacağız. Zaten İran’ın nükleer programıyla ilgili yazın yapılan bombalamalar da bu anlayışla direkt olarak bağlantılı. Ama İran’daki protestolar konusu tam olarak ne olur? O konuda çok net bir yorum yapamayacağım.
Uluslararası normların açıktan ihlal ediliyor olması, devlet başkanlarının kaçırılıyor olması İran rejimini de hedefe koyuyor. Çünkü artık diyebilirsiniz ki İran’daki rejim de meşru değil, İran’daki rejim de terörist, İran’daki rejim Hamas destekçisi, Hizbullah destekçisi diyerek onları da bir şekilde aradan çıkarma niyeti eminim Trump yönetimine yakın bazı isimler arasında son derece popülerdir. Ama tabii ki Trump bunu yapar mı yapmaz mı, çok öngörülebilir bir lider olmadığı için tahmin etmemiz zor.
Machado, Venezuela’da muhalif bir isimdi. Kamuoyunun en çok tanıdığı Venezuelalı muhalifti belki de. Nobel Barış ödülünü aldı bu yıl. Ardından ülkesinden kaçmak zorunda kaldı ve ödülü almak üzere Norveç’e gitti. Hatta gidişinin de Amerika’nın yardımıyla olduğu söylendi. Şimdi herhalde dünya üzerinde, bu son gelişmelere en çok sevinen kişi olabilir. Çünkü kendisi de açıkça bir çağrıda bulunmuştu. Venezuela’ya müdahale edin, oranın yardıma ihtiyacı var diye. Sizce Machado ülkesine döner mi? Yeni yönetimde yer alır mı? Venezuelalı muhalifler açısından bu tablo ne ifade ediyor. Venezuela’da Venezuela halkı bu duruma nasıl bakıyor? Bir sonraki hükümetin yeni yönetiminde Venezuela’yı neler bekliyor?
Trump bugün basın toplantısında doğrudan Maria Corina Machado’yu ciddiye almadığını söyledi. Maria Corina’nın çok fazla destekçisi yok, çok fazla itibar görmüyor gibi bir yorumda bulundu Trump. Ben buna biraz şaşırdım açıkçası. Çünkü hep şey deniyordu, Maria Corina’ya Nobel verilmesinin sebebi onu meşrulaştırmak ve bir Amerikan müdahalesi olursa onu ülkenin başına koymak. Benim basın toplantısında soru-cevap kısmından anladığım kadarıyla Trump şu an mevcut Maduro iktidarı değil ama Maduro destekçilerinin iktidarda olduğu rejimle ilişki kurmayı yeğliyor. Trump’ın, Maria Corina’yı şu an çok fazla ciddiye almaması, bu olayın demokrasiyle çok alakası olmadığını da gösteriyor. Çünkü Maria Corina’yı bir yana bırakalım, mesela Edmundo Gonzalez seçimi kazanan muhalif lider ve onun zaten adı hiç geçmiyor. Yakın zamana kadar Amerika onu başkan olarak tanıyordu. Venezuela’nın başkanı Gonzalez’dir, Maduro bir teröristtir diyordu. Bugün, tamam Maduro gittiyse o zaman Gonzalez başkandır demiyorlar. Bu da bence ilginç.
Trump’ta bence kıskançlık da var. Biraz magazinsel bir yorum olacak ama Trump da çok magazinsel bir başkan ve sanki Nobel ödülünün Trump yerine Maria Corina Machado’ya verilmiş olması Trump’ın hala hazmedemediği bir şey. Hatta biliyorsunuz FIFA barış ödülü çıkardı Trump tatmin olsun diye. Yani ödülün Trump’a verilmemiş olmasının bedelini ödüyor Maria Corina. Halbuki ödülü aldıktan sonra Maria Corina Trump’a adadı ödülünü. Ona rağmen Trump, Maria Corina’yı çok ciddiye almıyor. Ama Trump’ın dediklerinde bence haklılık payı şöyle var: Bugün siz Maria Corina’yı koysanız başkanlık sarayına Maria Corina polisi orduyu nasıl kontrol edecek? Edemez. Dolayısıyla aslında şu anki mevcut iktidarın bir şekilde bu müzakere sürecinde ABD ile konuşuyor olması, diplomatik temaslarda bulunuyor olması her şeye rağmen olumlu. Çünkü her ne kadar şu anda bu müdahalenin yasadışı olmasını, uluslararası hukuka karşı aykırı olmasını konuşsak da bence en önemli şey ülkede bir iç savaşın önüne geçmek. Gerek Trump gerekse Marco Rubio bu nedenle daha pragmatik bir tavır izleyerek diyor ki, “siz bize petrol konusunda yardımcı olun, bizim şirketlerimiz gelsin, biz de sizi bir müddet geçiş sürecinde ülkenin başında tutmaya devam edeceğiz.”
Sorun hep Maduro olarak gözüküyordu, Maduro giderse her şey çözülür diye bakılıyordu. Aslında o kadar basit değil. Biz bir otoriter rejimden bahsediyoruz ama aslında Venezuela’daki otoriter rejim aşırı kişiselleşmiş bir otoriter rejim değil. Mesela Türkmenistan gibi bir rejim değil. Maduro’nun tanrılaştırıldığı, Maduro’nun aşırı karizmatik görüldüğü bir rejim değil. Maduro ülkedeki rejimde farklı klikleri dengeleyebilen ve onları bir şekilde yönetebilen bir isim olduğu için başkanlığına devam ediyordu. Şu anda Maduro denklemden çıktı. Bu diğer isimler, mesela başkan yardımcısı Delsi Rodriguez, Genelkurmay Başkanı Padrino, aynı zamanda Diosdado Cabello İçişleri Bakanı ve birçok farklı rolü de var. Bu isimler kilit rol oynayacak gibi geliyor. O açıdan da aslında Trump yönetiminin esas sorunun insan hakları, demokrasi olmadığını, hatta uyuşturucu kaçakçılığı bile olmadığını, daha çok ekonomik sebeplerden Venezuela ile ilişki kurmaya çalıştığını düşünüyorum. Tüm bunların açıktan konuşuluyor olması, Trump’ın bunları çok açık bir şekilde söylüyor olması, aslında üzerinde durulması gereken noktalardan birisi diye düşünüyorum.

