Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Mehmet Akif Koç: Türkiye Ortadoğu’da, İran, İsrail ve Körfez Ülkelerinin birbirini dengelemesini ister
    daktilo2 Röportajlar

    Mehmet Akif Koç: Türkiye Ortadoğu’da, İran, İsrail ve Körfez Ülkelerinin birbirini dengelemesini ister

    Bahadır Çelebi8 Mart 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    İran araştırmacısı Dr. Mehmet Akif Koç ile savaşın ilk haftası dolarken YouTube kanalımızda bir mülakat gerçekleştirdik. İki saat süren yayından önemli notları sizlerle paylaşıyoruz.

    Yayının tamamını bu linkten izleyebilirsiniz.

    İran–İsrail Mücadelesinde Yeni Fazlar ve Ortadoğu Dengesi

    “İran–İsrail mücadelesini üç fazlı bir modelle okuyorum”

    ABD ve İsrail’in İran’a karşı bu son askeri müdahalesini nasıl görüyorsunuz?

    İran–İsrail mücadelesine ilişkin kendi modellememde süreci fazlar üzerinden değerlendiriyorum. Bana göre şu anda üçüncü fazdayız.

    Aralık 2024’te Suriye’deki Baas rejimi düştükten sonra hızlı bir şekilde sıra İran’a geldi. Yaklaşık altı ay sonra birinci faz gerçekleşti. Bu da Haziran’daki, 12 gün süren savaş oldu.

    Ardından altı ay sonra,  2025 Aralık ayının sonunda ekonomik kriz kaynaklı protestolar ortaya çıktı. Bu gösteriler özellikle İran’ın batı bölgelerinde; Kürtlerin, Lorların ve Bahtiyarilerin yaşadığı yerlerde hızla yayıldı. O dönemde hatırlarsınız, Donald Trump da, “Kürtler girip savaşsa ne güzel olur” gibi açıklamalar yapmıştı. Aslında bunu çok açık bir şekilde söylüyordu.

    O süreçte İsrail ve Amerika sahada Rejimi yıkmaya giriştiler fakat başarılı olamadılar. Çünkü İran devleti güvenlik ve istihbarat açısından hâlâ güçlü bir devlet. Sahada buna izin vermediler.

    Ancak İran Rejimi tüm bunları kendi vatandaşlarını öldürmek pahasına yaptı. Sokaklarda binlerce insan hayatını kaybetti. İran yönetimi, Amerika ve İsrail tarafından kullanılabilecek bir iç karışıklığın oluşmasına izin vermemek için çok sert bir bastırma yöntemi uyguladı.

    “İran bunu ‘yeryüzünde fesat çıkarmak’ olarak nitelendiriyor”

    Bu konuları televizyon programlarında anlattığımda insanlar genelde başlarını sallayarak dinliyorlar. Fakat “İran bunu kendi vatandaşlarını öldürmek pahasına yaptı” dediğimde orada bir duraksama oluyor. Ama gerçek şu: Sokaklarda binlerce insan öldürüldü. Bu da meselenin bir realitesi.

    İran yönetimi bu olayları “yeryüzünde fesat çıkarmak” olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla bu tür sert müdahaleleri meşru görüyorlar ve çok üzerinde durmuyorlar. Fakat objektif olarak baktığımızda gerçek değişmiyor: Sokaklarda insanlar öldürüldü ve sayıları binleri buldu.

    “Birinci ve ikinci faz başarısız oldu”

    Dolayısıyla, birinci ve ikinci faz da başarısız oldu. O dönemde televizyon programlarında da şunu söylemiştim: Bu ikinci fazdan sonra üçüncü, dördüncü ve beşinci fazlar gelecek. Muhtemelen bunlar için altı ay beklenmeyecek. Nitekim öyle oldu. Yaklaşık bir buçuk ay sonra üçüncü faza geldik.

    Benim kanaatim şu: Eğer bu faz da başarısız olursa —ki ilk haftası itibarıyla istedikleri hedeflere ulaşamadıkları için başarısız görünüyor— bundan sonra altı ay beklenmeden dördüncü ve beşinci fazları da göreceğiz. Yani İran rejimi düşene kadar bu baskı devam edecek.

    “Ortadoğu’da dört ana aktör var”

    “Sıra Türkiye’ye gelir mi?” tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu soruya realist bir perspektiften bakmak gerekiyor. Ben daha çok neoklasik realist ekolden geliyorum ve bu yaklaşımı uluslararası aktörlerin davranışlarını açıklamak için daha makul buluyorum. Doktora tezimi de bu teori üzerine yazmıştım ve hatta modele kendimce beşinci bir parametre eklemiştim. İran ve Türkiye dış politikalarını inceleyerek geliştirdiğim bir parametreydi bu.

    Benim Ortadoğu okumamda dört ana aktör var: Türkiye, İran, İsrail ve Körfez Arapları. Körfez Arapları derken Kuveyt ya da Bahreyn’i kastetmiyorum. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kastediyorum. Aralarında bazı nüanslar olsa da uluslararası siyasette çoğu zaman benzer şekilde hareket ediyorlar. Bu yüzden onları tek bir aktör olarak değerlendiriyorum.

    “Diğer aktörlerin hareket alanı bu dört aktörün bıraktığı boşluk”

    Bölgedeki diğer aktörler —Kürtler, Dürziler, Suriye’deki yönetim, Mısır, Ürdün, Irak gibi devletler— aslında bu dört ana aktörün kendi aralarındaki rekabetten doğan alanlarda hareket edebiliyorlar. Yani onların tamamen bağımsız bir aktörlük kapasitesi yok. Ama bu dört ana aktörün var.

    “Türkiye dengelenmiş bir Ortadoğu ister”

    Türkiye’nin Ortadoğu politikasında temel yaklaşım şudur: Türkiye, diğer üç aktörün birbirini dengelemesini tercih eder. Yani İran’ın, İsrail’in ve Körfez ülkelerinin birbirinin gücünü tüketmesini ve birbirini dengelemesini ister. Türkiye açısından ideal senaryo budur. Soğuk Savaş’ın sonundan beri Türk dış politikası büyük ölçüde bu şekilde yürümüştür.

    Körfez Araplarının bölgesel aktör olarak yükselişi ise 2000’lerden sonra gerçekleşti. İran ve İsrail zaten önemli aktörlerdi. Türkiye de öyleydi. 2000’lerle birlikte Körfez ülkeleri de bu denklemde belirgin bir aktör hâline geldi.

    “2003 Irak işgali İran’ın bölgesel dominasyonunu doğurdu”

    2003’teki Irak işgalinden sonra dengeler ciddi şekilde değişti. O dönemde İran’ın, Saddam rejiminin devrilmesi konusunda Amerika ile örtük bir şekilde aynı yönde hareket ettiğine dair bazı somut emareler var. Sonuçta 2005 Irak Anayasası ile birlikte nüfusun önemli bir kısmını oluşturan Şiiler siyasal olarak güç kazandı.

    Bu durum Irak’ın, İran’ın etkisine açık hâle gelmesine yol açtı. İran da zaten bu kaos sonrası senaryoya hazırlıklıydı. Irak’ta kendilerine yakın grupları silahlandırdılar ve Şii-Sünni çatışmasının da körüklenmesiyle İran’ın bölgesel etkisi ciddi şekilde arttı.

    “İran dört buçuk başkenti kontrol ettiğini söylüyordu”

    2003’ten 2023’e kadar İran bölgede ciddi bir dominasyon kurdu. Hatta İranlı yetkililer kendileri bunu açıkça söylüyordu. “Dört başkenti kontrol ediyoruz” diyorlardı. Ben buna Gazze’yi de ekleyerek “dört buçuk başkent” diyorum.

    Bu söylemleri dile getiren isimlerden biri de İran’da dış politika çevrelerinde etkili bir isim olan Ali Rıza Zakani’ydi. Benzer açıklamalar başka İranlı yetkililerden de geldi. Kasım Süleymani’nin 2010–2011 civarında ABD Merkez Kuvvetler Komutanı David Petraeus’a gönderdiği bir mesaj da bu durumu çok iyi anlatır. Mesajında şunu söylüyor: “Irak ve Suriye ile ilgili bir mesele konuşacaksanız benimle konuşacaksınız.” Yani Irak’ın başbakanıyla ya da Suriye’nin lideriyle değil, doğrudan kendisiyle konuşulması gerektiğini söylüyor.

    “Bu dominasyon diğer aktörleri rahatsız etti”

    Gerçekten de İran’ın böyle bir dominasyonu vardı ve bu durum bölgedeki diğer aktörleri ciddi şekilde rahatsız ediyordu. Türkiye de dahil olmak üzere İsrail ve Körfez ülkeleri bundan rahatsızdı. Peki, sonunda ne oldu?

    2011’de başlayan Suriye iç savaşı yaklaşık 14 yıl sürdü. 2024’ün sonuna kadar devam etti. Ve savaşın sonunda diğer üç aktör —Türkiye, İsrail ve Körfez ülkeleri— Amerika’nın koordinasyonunda İran’a karşı birleşti ve Suriye’deki Baas rejimini devirdi.

    “7 Ekim’den sonra bu kez İsrail’in dominasyonu ortaya çıktı”

    2003–2023 arası İran’ın anormal bir dominasyonu vardı. Fakat bu aslında bir anomalidir. İran’ın hazmetme kapasitesinin üzerinde bir güç alanıydı. 7 Ekim’den sonra ise bu sefer İsrail’in anormal bir dominasyonu ortaya çıktı.

    Bugün bölgedeki hava sahalarına baktığımızda tablo şöyle:

    • Ürdün’ün hava sahasını Britanya kontrol ediyor, dolaylı olarak İsrail etkisi var.
    • Lübnan’ın hava sahasını doğrudan İsrail kontrol ediyor.
    • Suriye’nin hava sahasını doğrudan İsrail kontrol ediyor.
    • Irak’ın hava sahasını Amerika kontrol ediyor ve bu da İsrail’e avantaj sağlıyor.

    Haziran 2025 savaşında İsrail’in 200 uçakla Tel Aviv’den kalkıp yaklaşık 1600 kilometre öteden Tahran’ı vurabilmesi bu dominasyonun en somut göstergesi oldu. Ve 12 gün boyunca bunu yaptılar.

    “Türkiye dengelerin bozulmasını istemez”

    Bu tablo Ortadoğu’da ciddi bir güç dengesizliğine işaret ediyor. Oysa Türkiye’nin tercih ettiği düzen, bölgedeki aktörlerin birbirini dengelemesidir. Türkiye, hiçbir aktörün diğerlerine karşı aşırı güç kazanmasını istemez. Dolayısıyla “sıra Türkiye’ye gelir mi?” sorusunu değerlendirirken bu dört aktörlü dengeyi dikkate almak gerekir.

    ABD şu anda desteğini tamamen İsrail’den yana koymuş durumda ve İsrail lehine bir bölgesel dizayn oluşturmaya çalışıyor. İşte bu dizayn içinde de Orta Doğu’da, Soğuk Savaş’tan beri Amerika ve İsrail’e mesafeli olan yapıların büyük kısmı ortadan kaldırılmış oldu. İran Rejimi de bu açıdan ayakta kalan tek aktör ve şu anda onu da yıkmaya çalışıyorlar.  

    Dünya M
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİran’ın Enerji Savaşı Stratejisi
    Sonraki İçerik Bir Devlet Yönetim Biçimi Olarak: “Sözün Bittiği Yer” Söylemi

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Yazılar

    Soğuk Bir Mevsimin Eşiğinde: İran’da Savaş ve Düşündürdükleri

    8 Mart 2026 Birol Başkan
    daktilo2 Yazılar

    Bir Devlet Yönetim Biçimi Olarak: “Sözün Bittiği Yer” Söylemi

    8 Mart 2026 Elif Avcı
    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    İran’ın Enerji Savaşı Stratejisi

    8 Mart 2026 Daktilo1984

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Soğuk Bir Mevsimin Eşiğinde: İran’da Savaş ve Düşündürdükleri

    8 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Bir Devlet Yönetim Biçimi Olarak: “Sözün Bittiği Yer” Söylemi

    8 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    Mehmet Akif Koç: Türkiye Ortadoğu’da, İran, İsrail ve Körfez Ülkelerinin birbirini dengelemesini ister

    8 Mart 2026 daktilo2 Röportajlar Bahadır Çelebi

    İran’ın Enerji Savaşı Stratejisi

    8 Mart 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}