Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Kötü Tavşan’ın “Amerika”sı: Bad Bunny, Super Bowl ve Bir Kıtanın Sahneye Sığmayan Hafızası
    daktilo2

    Kötü Tavşan’ın “Amerika”sı: Bad Bunny, Super Bowl ve Bir Kıtanın Sahneye Sığmayan Hafızası

    Ayçe İdil Ağca15 Şubat 20267 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    2026 Grammy gecesinde Bad Bunny’nin ödülleri silip süpürmesi tek başına büyük bir pop kültür olayı değildi; daha çok, ABD’nin “kimin hikayesini merkeze alacağına” dair bitmeyen kavgasında bir kırılma anıydı. Üzerinden sadece birkaç gün geçtikten sonra ise dünyanın en büyük ana akım gösterilerinden birinde -Super Bowl devre arası şovunda- aynı kırılma anı çok daha görünür, çok daha çıplak bir biçimde yeniden kuruldu.

    Super Bowl yalnızca bir spor müsabakası değil, ABD’nin kendini her yıl yeniden anlattığı, “biz” dediği kalabalığı yeniden gösterdiği dev bir ritüel. O yüzden devre arası şovu da sadece bir konser değil, hem görsel bir mitoloji hem de ideolojik bir vitrin. Ve Bad Bunny, bu vitrine “tamam, ama hangi Amerika?” sorusunu yerleştirdi.

    Bu noktada Super Bowl’un büyüklüğünü Türkiye’den bir örnekle şöyle anlatabilirim belki: Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin devre arasında Tarkan konser veriyor…

    Super Bowl Bir Anda Neden Bu Kadar “Politik” Bir Alan Haline Geldi?

    Super Bowl’un politikliği, sahnede slogan atılmasıyla başlamıyor. Zaten en başından beri orada; ulusal marşlar, askeri seremoniler, birlik anlatıları, dev marka sponsorlukları… kısacası American Dream (Amerikan Rüyası) imgesinin en pazarlanabilir hali yer alıyordu.

    Tam da bu yüzden devre arası şovu, kimin temsil edilebilir görüldüğünü de ölçen önemli bir turnusol. “Herkes izliyor” denilen yerde aslında şunu da sormak gerek: “Herkesin izlemesine izin verilen şey ne? Hangi dil? Hangi beden? Hangi hikaye? Hangi geçmiş?”

    Bad Bunny’nin şovu da bu soruları arka arkaya sorup sonra da cevapladı. Üstelik sıradan bir protesto gösterisiyle değil, günlük hayat estetiğiyle.

    Şovun Estetiği: Büyük Sahnedeki Küçük Hayatlar

    Bad Bunny’nin sahnesinde beni en çok etkileyen şey, olağanüstü prodüksiyonlarla fütüristik bir gösteri kurmak yerine gündelik hayatın dekorunu büyütmesi oldu. Üstelik bunları sadece plastik sandalyeler, mahalle hissi, pazar yeri dokusu, ritimlerini taşıdığı Porto Riko/Latin kültürü ile yaptı. Bu, yalnızca kültürel bir “renk” değil, doğrudan bir iddia: “Amerika’nın hikayesi gökdelenlerden ibaret değil ve şeker kamışlarından başlıyor.”

    Şovun “sahne bir mahalleye dönüştü” hissi, bir temsil stratejisi olarak çok güçlü: Latinlik burada egzotik bir tema değil, ev diye kurulan güvenli bir alan; kalabalık, kolektif bir hareket ve dekor değil de hikayenin ana unsuru olan figüranlar… Ve sonra bir anda büyük şovun kalbine, bütün o gösteri havasını bozan, hiçbir şey sanki kurgu değilmiş gibi tam ortaya yerleşen gerçek bir düğün…

    İngilizce Şart Mitinin Yıkılışı

    Tamamı İspanyolca bir performansın ABD’nin “en Amerikalı sahnesi”nde yapılması da, sembolik olarak çok net bir meydan okuma aslında. Çünkü ABD’de ana akım başarı çoğu zaman “aksansız, nötr, uyumlu” bir dili ödüllendirir. İspanyolca ise evin içine, göçmen mahallesine, servis yapan kişiye aitmiş gibi görülür. Bad Bunny bu dili servis kapısından değil, ana girişten sahnenin tam ortasına koydu.

    Bunun bir dil romantizmi olmadığını da belirtmek gerek. Dil, -neredeyse tüm dünyada olduğu gibi ırkçılığın yükseldiği bir ülkede ve özellikle de Trump’in ikinci başkanlık döneminde ABD’de yaşıyorsanız- doğrudan sınıfla, göçle, polisle, sınırla, kimlik kontrolüyle ilgili. Son dönemde ABD’de göç rejiminin sertleştiği, gözaltı ve sınır dışı pratiklerinin gündelik hayatta korku ürettiği bir atmosferde, İspanyolcayı en görünür yere taşımak, bir anda kültürel seçim olmaktan çıkıp politik bir harekete dönüşüyor.

    Pop Yıldızları Buluşması Mı? Hayır, Yanılıyorsunuz

    Şovun konuklar kısmı da bence yanlış okunmaya çok açık, çünkü bunu “Pop yıldızları buluştu, Yıldızlar geçidi” diye paketlemek en kolayı. Komplo teorisyeni gibi davranmak istemem ama mesele bu kadar kolay paketleme/pazarlama üzerine kurulmuş bir şey değil bence. Mesela Lady Gaga; ABD ana akımının merkezinde doğup büyümüş, İtalyan-Amerikalı beyaz bir pop yıldızı olarak, bir yandan Amerikan kültürel gücünü temsil ediyor, öte yandan o gücün dışlayıcı sistemlerine karşı konumlanabildiği her anda -yani tüm hayatında- muhalefetin de önemli bir simgesi oluyor. Lady Gaga’nın “Latin merkezli” böyle bir şovda alanı kontrol eden değil, kıyafeti, dansları, “Die with a Smile”ı Latin ezgilerle birleştirerek söylemesi, yani uyum sağlayan bir biçimde var olması önemli.

    Super Bowl 2026 Devre Arası Şovu, ABD ana akımını misafir gibi çağırıyor ve ev sahipliğini “Latinler” üstleniyor. Bu tersine çevrilmiş hiyerarşi, pop kültürde nadir görülen bir şey. Ve nadir anlardan birine bu kadar yakından temas edebildiğimiz için şanslıyız bence.

    Rekorlar Ne Diyor?

    Şovun canlı olarak en çok izlenen devre arası olduğu bugünlerde sosyal medyada en çok konuşulan konu. Açık kaynak bir derlemede, performansın canlı olarak 124 milyonun üzerinde izlenmeye ulaştığı ve şov sonrası stream’lerde ABD’de %470, globalde %210 artış görüldüğü aktarılıyor.

    Devre arası şovu sonrasında ise New York City’de su kullanımının NYC Water’ın verilerine göre tuhaf bir şekilde arttığı görülmüş. Bad Bunny’nin yaklaşık 13 dakikalık performansı sırasında şehir genelinde su kullanımı on yılın en düşük seviyelerine düşmüş. Bunun anlamı, aslında tuvalete gitmek gibi ihtiyaçlar için olan devre arasında insanlar tuvalete gitmek yerine gösteriyi izlemeyi tercih etti. Şov bittikten hemen sonra ise 15 dakikalık süre içinde su kullanımı o kadar hızlı yükselmiş ki bu da, yaklaşık olarak “761.719 tuvalet sifonunun aynı anda çekilmesine eşdeğer” olarak hesaplanmış.

    Bad Bunny’nin şovu yalnızca büyük beğeniler ve övgüler almadı tabii ki; “sınır” dediğimiz şeyin bir tür kültürel versiyonunu ihlal ederek muhafazakar-Amerikan reflekslerini de tetikledi. Böyle anlarda gelen klişe cümleleri biliyoruz ve Trump da bunların hepsini kullandı: “Kimse anlamadı”, “Çocuklara uygun değil”, “İğrençti”… Bu cümlelerin ortak özelliği ise politik bir rahatsızlığı estetik bir bahane gibi sunmak. Oysa asıl rahatsızlık sebebi çok daha basit: Merkezin, kendini merkez sanmasına engel olmak. Bad Bunny’nin sahnesi ise merkeze şunu hatırlattı: Amerika Birleşik Devletleri, Amerika kıtasının tamamı değil.

    “Nefretten Güçlü Olan Sevgi” ve Pop Kültürün İkiyüzlülüğü

    Şovun finalindeki “sevgi” mesajı tam bir pop kültür klasiği; kimseyi kaybetmeyen, herkesin alkışlayabileceği bir cümle. Ama bu cümle, yalnızca duygusal bir kapanış değil; göçmen düşmanlığının, ırkçılığın, sınır rejiminin sertleştiği bir atmosferde “biz buradayız” diyen bir çerçeve.

    Yine de şunu görmezden gelemeyiz; pop kültür, politikayı çoğu zaman “estetikleştirilmiş bir duygu” olarak pazarlamayı seviyor. Bir ülkede insanlar gözaltı ve göç baskısı yaşarken, sesin ancak popüler bir olayla birleşince büyümesi bazen sinir bozucu da olabiliyor. Üstelik bu baskı soyut değil, ICE gözetiminde ve ICE’ın operasyonları sırasında yaşamını yitiren insanların varlığı, “sevgi” cümlelerinin çoğu zaman sistemin duvarına çarpıp geri döndüğünü de gösteriyor.

    Kamerayı Türkiye’ye Çevirsek Aynı Cümleyi Burada da Alkışlar mıydık?

    Bence konunun bizim coğrafyamız açısından en kritik sorusu: “Bu şov dünyadaki ezilenler için güçlendiriciydi” diyoruz. Evet ama bunu kendi coğrafyamıza çevirdiğimizde aynı cömertlikte mi davranırız?

    Herhangi bir sanatçı burada “Bu topraklar tek bir kimlikten ibaret değil” veya “Bu ülke tek bir dilden ibaret değil” diyerek, sahneye Anadolu’nun bütün halklarını (Kürt, Ermeni, Arap, Rum, Laz… ve göçle gelen tüm uluslar) taşısa… Biz bunu “çok cesur” diye mi överdik, yoksa sosyal medyanın ayrımcı diliyle “Sen sanatını yap” diye mi söylenirdik?

    ABD’de “cool ilericilik” diye alkışlanan “politik jestler” bizde aynı rahatlıkla meşrulaşmıyor. Hatta çoğu zaman “tehlikeli”, “bölücü”, “gereksiz” diye damgalanıyor. Demek ki mesele yalnızca sanatçıların cesareti değil; izleyicinin de politik olgunluğu.

    Şovun Kapitalizmi: Özel Jetler, Algoritmalar, “Kıtanın Hikayesi”nin Faturası

    Super Bowl’un kapitalist tarafı, şovun mesajını iptal etmez ama onu önemli bir çerçeveye de alır. Flightradar24 uygulaması, etkinlik sonrası alandan yüzlerce hatta binlerce özel jetin hareket ettiğini gösterirken bu dev ritüelin “iklimsel ve sınıfsal maliyetini” tekrar hatırlıyoruz.

    Yani bir yandan “sevgi” diyoruz, öte yandan bu gösterinin parçası olan ayrıcalıklı kesim, ortalama bir insanın tüm yaşamı boyunca bırakacağı karbon ayak izini tek bir gecede özel jetiyle üretebiliyor. Pop kültürünün sevgisi evrensel bir duygu gibi pazarlanıyor ama iklim krizinin faturası hâlâ sınıfsal olarak kesiliyor. Bir yandan “hepimiz Amerika’yız” diyoruz, öte yandan herkes aynı pasaporta, aynı vize rejimine, aynı hareket özgürlüğüne sahip değil.

    Bad Bunny’nin en güçlü yanı, tam da bu çelişkinin içinde sahneyi “tamamen masum” ilan etmeyip, onu bir tür kültürel direniş alanına çevirebilmesi. Bu dev kapitalist makinenin içinde, kıtanın hafızasını 13 dakika boyunca görünür kılmak…

    Sonuç: Bir Şovdan Çok Daha Fazlası Ama Her Şey Kadar da Değil

    Bad Bunny’nin Super Bowl performansı sadece “Latinler de burada” demekle kalmadı; burada olmanın biçimini, dilini değiştirmeden, hikayesini abartmadan, pahalı tasarımcı fetişine teslim olmadan da sahneyi taşıyabileceğini gösterdi. Pop kültürün merkezinde, merkezin kurallarını yıktı. Evet, bu her şeyi çözmüyor ve evet, bu bir anda sınırları kaldırmıyor. Ama bazen bir şov, unuttuğumuz bir gerçeği, dev bir ekranda tekrar eder: “Amerika, bir ülke değil; bir kıtadır. Ve kıta hiçbir zaman tek bir dili konuşmaz…”

    Dünya Siyaset Sosyoloji
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikKıtlık, Darbe, Cihat: Sahel Bölgesinde Gıda Güvensizliği ile Güvenlik Krizleri Arasındaki Görünmez Denklem
    Sonraki İçerik Anti-Semitizmin Modern Hali-5: Siyon Liderlerinin Protokolleri

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    ABD ve Çin Arasında Orta Güçlerin Açmazı

    15 Şubat 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    14 Şubat’ta İlişki Durumumuz: AI Situationship

    15 Şubat 2026 Elif Avcı
    daktilo2

    11 Şubat Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü: Erişimden Karar Süreçlerine Uzanan Bir Değerlendirme

    15 Şubat 2026 Ayşe Kaşıkırık

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dezenformasyon Çağında Epstein Dosyasını Haberleştirmek: Etik Erozyon Karşısında Sorumlu Gazetecilik

    11 Şubat 2026 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Mesut Yeğen: Erdoğan atılması beklenen demokratikleşme adımlarını muhtemelen yeni anayasa tartışmasına ve seçim hesaplarına bağlamak isteyecektir

    8 Şubat 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    Marta Kos’un Ankara Ziyaretinin Ardından: Kademeli Yeniden Angajman

    8 Şubat 2026 daktilo2 Yazılar Ayşe Yürekli

    Kurum Yapabilenler Kurum Yıkabilenlere Karşı

    8 Şubat 2026 daktilo2 Yazılar Evren Çelik Wiltse

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}