Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İslamcılığın Komplo Teorisi – III: Anti-Semitizmin Modern Hali-2
    daktilo2

    İslamcılığın Komplo Teorisi – III: Anti-Semitizmin Modern Hali-2

    Birol Başkan11 Ocak 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yahudilere ilişkin tartışma on dokuzuncu yüzyılın başında vatandaşlık üzerinden sürmüştü. Tartışmanın özünde, Yahudilerin cemaat statülerinin tanınıp tanınmaması sorusu vardı. Bruno Bauer’in yargısı sertti: Yahudiler ayrı bir siyasal varlık olarak kalmamalı, hayatlarına diğer vatandaşlarla aynı hak ve yükümlülüklere sahip bireyler olarak devam etmeliydi. Bauer’i takiben konuyu ele alan Karl Marx ise tartışmayı başka bir zemine taşıdı.

    Karl Marx, “Yahudi Sorunu Üzerine”de Bauer’in yargısını temelden eleştirdi. Modern devlette siyasal özgürleşme, dinin toplumdan silinmesini değil, devletin dinden ayrılmasını gerektiriyordu. Devlet sekülerleşebilirdi; ama din, toplumsal hayatta bütün ağırlığıyla varlığını sürdürebilirdi. Marx bu iddiasına örnek olarak Amerika’yı gösterdi. Bunun çağrışımı netti. Yahudilerin vatandaş olabilmelerinin koşulu, Yahudilikten vazgeçmeleri olamazdı; Yahudi kalarak da pekâlâ siyasal haklara sahip olabilirlerdi.

    Ancak Marx bu kadarla kalmadı. “Siyasal özgürleşme” ile “insanın özgürleşmesi”ni birbirinden ayırdı, tartışmayı başka bir düzleme çekti: Marx’a göre modern devlet karşısında bireyler siyasî alanda soyut yurttaşlar olarak eşitlenirken, sivil toplumda—ekonomik ilişkiler içinde—bencil çıkarlarının peşinden koşan “özel kişiler” olarak kalmaya devam ediyorlardı. Marx, bu sivil toplum mantığını tarif ettikten sonra, metnin ilerleyen kısmında “Yahudilik” adını giderek tarihsel bir dinden çok “pratik” bir toplumsal ilkeye bağlar: para, çıkar, mübadele ve bencillik ekseninde örgütlenen burjuva toplumunun simgesel adı hâline getirir. Para, “İsrail’in kıskanç tanrısı”dır; “Yahudileşme” de sivil toplumun tamamının bu tanrının mantığına teslim olmasıdır.

    Marx’ın bu manevrası Yahudi Aydınlanması, Haskala, ile biçimsel bir akrabalık taşıyordu. Haskala, Yahudiliği kamusal alandan geri çekerek Yahudi bireyi “insan” ve “vatandaş” olarak eritmek isterken, Marx “Yahudi sorunu”nu çözmenin ancak “Yahudiliğin”, yani para ve bencil çıkarın hükümranlığının, ortadan kalkmasıyla mümkün olacağını iddia etti. Marx burada tipik bir antisemitik dille konuşmuyordu; hedefinde Yahudilik değil, sömürü ilişkileri yumağı olarak kodladığı kapitalizm vardı. Ancak “Yahudiliğin aşılması” çağrısı, insanlığın kapitalist toplumdan kurtuluşu için bir metafor olarak iş gördükçe, onu Yahudiliği gerçekten tasfiye etmek isteyenlerle aynı cephede konumlandırdı.

    Marx’ın “Yahudi sorunu”nu para, bencil çıkar ve burjuva sivil toplumu üzerinden yeniden tanımlaması tesadüf değil. Aslında Ortaçağ’dan beri biriken Yahudi–ekonomi ilişkili imge, Marx’ın metninde seküler ve teorik bir dile tercüme ediliyordu: “Yahudilik” kapitalist toplumun, kapitalizm de Yahudiliğin özü hâline geldi. Daha önce değinildiği gibi, faizin Hıristiyanlar için günah sayıldığı Ortaçağ Avrupa’sında, kredi ve borç ilişkileri çoğu kez Yahudilerin sırtına yüklenmişti. Hıristiyan soyluların, kralların ve şehirli tüccarların borçlandığı, borcunu ödeyemediğinde ise nefretlerini yönelttiği “tefeci Yahudi” figürü de aynı ortamda oluşmuştu. On sekiz ve on dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde, bu tarihsel deneyim Yahudi = para, kredi, faiz, spekülasyon denklemine indirgenmiş haldeydi zaten. Yahudi, sanayi üretiminin, emeğin, “gerçek” zenginliğin değil, dolaşımın, kâğıt üzerinde kazanılan paranın, borsanın, bankerliğin figürü olarak kodlanmıştı. Marx aslında kendisinden bağımsız olarak gelişen bir tahayyülü tekrar ediyordu. Böylece meşhur deyişin ima ettiği antisemitizmi sosyalizm sanmaya kapı aralıyordu veya Alman sosyolog August Bebel’e atfedilen ifadeyle, “aptalların sosyalizmini” icra ediyordu.

    Aslında modern antisemitizmi kapitalizmden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Ancak Marx’ın kurguladığı gibi değil. Kapitalizmi bir dinle özdeşleştirmek gerekirse, bu din aslında “Yahudilik” değil, olsa olsa, Max Weber’e istinaden, Protestan Hristiyanlığı olurdu. Modern kapitalizmin bir “ruhu” varsa, o ruh Weber’e göre Protestanlıktı. Özellikle Kalvinist hali. Ona göre bu gelenekte rasyonel ve disiplinli bir çalışma anlayışı gelişti. Çalışma dinî bir vazife gibi algılandı. Dünyevî başarı, bir işte ilerlemek, para biriktirmek, seçilmişliğin bir alameti olarak görüldü. Böylece kârın durmaksızın birikmesini gaye edinen bir ahlâk ortaya çıktı.

    Weber’in iddiası burada “kapitalizm = açgözlülük” gibi kaba bir psikolojiye yaslanmaz. Kâr hırsı her çağda vardı; ancak modern çağda düzenli, hesapçı, yöntemli bir biçim aldı. Kapitalizmin “ruhu,” paranın kendisini sevmek değildi, işi bir “meslek” olarak yaşamaktı. Diğer bir deyişle, hayatın merkezine yerleştiren bir ahlâk kurmaktı; çalışmayı sadece geçim aracı olarak değil, düzen, anlam ve kendini ispat rejimi olarak görmekti. Kapitalizm ayrıca israf yapmamak, hesap tutmak, borca sadakat göstermek, güvenilirlik inşa etmek, kazancı yeniden yatırıma çevirmek gibi gündelik disiplinlerdi. Bu gündelik disiplinler, ancak ahlâkî bir dil içinde meşrulaştırıldığında süreklilik kazandı.

    Kalvinist çerçevede bu bahsi edilen ahlâkın keskinleşmesinin nedeni kader ve seçilmişlik fikrinin yarattığı gerilimdi. Kalvenizm’de insanın kurtuluşu Tanrı’nın ezelî hükmüne bağlıydı; insan bu hükmü davranışlarıyla değiştiremezdi. Haliyle bu inanç insanı derin bir belirsizliğin içine bırakıyordu. Weber’e göre gerilim burada başlıyordu. Kesin bilgi yoktu; fakat kişi hayatını bir “işaretler” dili içinde okumaya yöneliyordu. Bu okumada gündelik davranışlar, düzenli çalışma, kendini denetleme, zamanı boşa harcamama, istikrarlı bir hayat sürme, ahlâkî bir ağırlık kazanıyordu: bunlar kurtuluşun nedeni değil, seçilmişliğin “alameti” gibi görülüyordu. Aynı mantık lüks tüketimi kuşkulu kılıyordu; savurganlık dünyevî hazza teslimiyet sayılıyordu. Kazanç bu yüzden keyfe harcanacak bir şey olmaktan çıkıyordu: ölçülülük, tasarruf ve kazancı yeniden işe yatırma erdem hâline geliyordu. Weber’in “kapitalizmin ruhu” dediği pratik disiplin, hesap, süreklilik, yöntem, birikim, işte bu teolojik belirsizliğin gündelik hayatı yeniden örgütleme biçiminden doğuyordu.

    Weber’in bu tartışmaya eklediği önemli bir kayıt var. Kapitalizmi harekete geçiren dinî kaynak, etkisini sonsuza dek sürdüremezdi. Çünkü burada kalıcı olan dinî inanç değil, o inancın bir zamanlar ürettiği davranış disipliniydi. Protestan ahlâkı, tabir caizse, bir kıvılcım oldu: Çalışmayı “meslek” diye kuran, zamanı israf sayan, hesabı ve kendini denetlemeyi erdemleştiren bir hayat sistemi inşa etti. Ama bu disiplin zamanla sekülerleşti; dinî gerekçeye ihtiyacı kalmadı. Ortaya çıkan düzen, artık Tanrı için değil, kendi mantığıyla işleyen bir düzendi: rekabetin zorunlulukları, sürekli yeniden yatırım baskısı, rasyonel hesap ve verimlilik dili. Bu yüzden modern kapitalizmin soy kütüğünü “Yahudilik”te aramaktansa, Weber’in işaret ettiği hat üzerinden, Hıristiyan-Protestanlıkta aramak daha tutarlı bir açıklamayı mümkün kılar. Üstelik apaçık bir tarihî hataya düşmekten de bizi kurtarır.

    Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya Siyaset Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikFizik Tedavi Faturalarınızı Neden Beyaz Saray’a Göndermelisiniz?
    Sonraki İçerik Irak’tan Venezuela’ya “Petrol Meselesi”: Berberinizin Bildiği Gibi Değil

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Kaynak Jeopolitiğinin Yeni Çağında Süper Güçler, Egemenlik ve Uluslararası Hukuk

    11 Ocak 2026 Şafak Herdem
    daktilo2

    Irak’tan Venezuela’ya “Petrol Meselesi”: Berberinizin Bildiği Gibi Değil

    11 Ocak 2026 Alper Yağcı
    daktilo2

    Fizik Tedavi Faturalarınızı Neden Beyaz Saray’a Göndermelisiniz?

    11 Ocak 2026 Elif Avcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: “Donroe Doktrini” ve Venezuela Olayının Dünyaya Verdiği Mesaj

    6 Ocak 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Robotlar Geliyor: Türkiye’de Önce Verim, Sonra Dağıtım

    4 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Oğuz Ergin

    Orçun Selçuk: Venezuela’da olan bitenlerin Latin Amerika, Orta Doğu ve dünyadaki diğer çatışma alanları için de etkileri olacak

    4 Ocak 2026 daktilo2 Röportajlar Daktilo1984

    Yapay Zekadan Sonra Zekanın Bir Kıymeti Kalacak mı? Geleceğe Dair Bazı Spekülasyonlar

    4 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Alper Yağcı

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}