Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » DEM Parti ya da Temsile İçkin Tahakküm
    daktilo2

    DEM Parti ya da Temsile İçkin Tahakküm

    Umut Dağıstan4 Ocak 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Temsil, basit bir usulden ibaret değildir. Tam tersine, halkın yönetime katılma isteği, siyasilerin yönetme gücü ve bireyin özgürlüğüyle kurumların tahakkümü arasındaki ince çizgide durur. Temsil, halkın sesini duyurmanın yolu olduğu kadar, o sesi biçimlendiren bir iktidar aygıtıdır aynı zamanda. “Başkası adına konuşmak” bu çizginin en hassas noktasıdır. Her temsil eylemi, temsil edileni görünür kılarken aynı anda onun yerine de geçer.

    Bu gerilim, bugünün Türkiye siyasetinde, özellikle DEM Parti örneğinde somut bir karşılık bulmakta. Parti, “Kürt halkı adına konuşma” iddiasını sürdürürken, bu temsilin sınırları giderek daha belirgin hale geliyor. Kürtlerin kimlik, sınıf ve yaşam tarzı bakımından farklılaştığı bir çağda, geçmiş yılların bagajıyla kurulan ve kimlik siyaseti üzerinden yürüyen “Kürt halkı” söylemi ne kadar bütünleştirici, ne kadar dışlayıcı sorusu oldukça önemli.

    Siyasi temsil, görünürde demokratik bir araçtır, ama her temsil aynı zamanda bir iktidar ilişkisini yeniden üretir. Foucault’nun “iktidar-bilgi” bağına yaptığı vurgu, temsiliyetin tarafsız olamayacağını anlatır. Konuşma hakkını elinde tutan, aynı zamanda tanımlama gücüne de sahip olur. Spivak, bu nedenle “Madun konuşabilir mi?” diye sorarken, temsilin özgürleştirici değil, sessizleştirici yönüne dikkat çekmiştir.

    Siyaset, bir yönüyle, kimin konuşmaya hakkı olduğu üzerine yürüyen bir oyun alanıdır. Dolayısıyla temsil bu alanda kimin konuşacağına olduğu kadar, bunun yanında kimin veya hangi görüşün sessiz kalacağına da karar verir. Bu boyutuyla temsil yalnızca siyasal bir araç değil, aynı zamanda bir kimlik üretimidir. Farklı sesleri içerebildiği ölçüde adildir. Ancak çoğu zaman bu çeşitlilik tek bir ses uğruna bastırılır.

    DEM Parti’nin “Kürt halkı” söylemi de bu temsilin iktidarını yeniden üretmekte. “Kürt halkı” ifadesi, sanki yekpare bir özne varmış gibi kolaylıkla kullanılıyor. Oysa Kürtlerin etnik, sınıfsal, cinsiyet temelli ya da bölgesel farklılıkları bu temsiliyet içinde çoğu zaman görünmez hale geliyor. Elit siyasetçiler arasında bir pazarlık mekanizmasına dönüşüyor.

    1990’lardan itibaren Kürt siyaseti, devletin inkâr politikasına karşı temsil hakkı mücadelesiyle biçimlendi. Halkın varlığını tanıtmak, kendi kimliğini ifade etmek, siyasal alanda bir özne olarak yer almak, tüm bu hedefler, partileşme sürecini haklı olarak ontolojik bir temsil mücadelesine dönüştürdü. Ancak HEP’ten DEM’e uzanan çizgi, zamanla bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Başlangıçta temsil, bir aracılıktı, “biz de varız” demenin yoluydu. Fakat süreç içinde bu temsil, bizzat kimliği kuran bir güce dönüştü. Artık “Kürt siyaseti” yalnızca Kürtlerin sesi olmaktan çıkıp, Kürtlüğü siyasal olarak tanımlayan bir alan haline geldi.

    Bugün partinin içinde bulunduğu tablo, temsiliyetin çelişkili doğasını açık biçimde ortaya koyuyor. Bir yanda devletin onayını arayan, meşruiyetini kurumsal tanınmadan türeten bir temsil biçimi var, öte yanda halkın iradesini, sesini ve gündelik direncini yansıtmaya çalışan bir siyasal örgütlenme. Bu ikili yapı, temsilin hem dışsal (devletin çizdiği sınırlar) hem de içsel (halkın özneleşme arayışı) boyutlarını keskin biçimde görünür kılıyor. Devlet baskısının yoğunlaştığı dönemlerde temsil giderek bir savunma refleksine, varlığını koruma stratejisine dönüşürken, halkın kendi sözünü doğrudan söyleme kapasitesi, yani siyasete tabandan müdahale etme potansiyeli, çoğu zaman ikinci plana itiliyor. Bu durum, partinin neyi ve kimi, ne kadar temsil ettiği sorusunu sürekli yeniden tartışmaya açıyor.

    21. yüzyılın başından itibaren Kürt toplumu büyük bir dönüşüm yaşadı. Göç, şehirleşme, eğitim ve küresel etkileşim, toplumsal yapıyı derinden değiştirdi. Türkiye’deki Kürtlerin çoğu artık metropollerde yaşıyor. İstanbul, İzmir, Ankara ve Avrupa diasporası, milyonlarca insanın yeni coğrafyası haline geldi. Gündelik hayat, insanın fark etmeden içine yerleştiği bir düzen biçimidir, küçük jestler, rutin davranışlar ve tekrar eden zaman, dünyanın sınırlarını çok büyük laflar etmeden yeniden çizer. Metropolün neon ışıkları altında, ideolojiler soluk bir reklam panosuna benzer, bir an parlar, sonra trafik akışında unutulur. Bu dönüşüm, “Kürt halkı” kavramını homojen bir özne olmaktan uzaklaştırdı. İşçi sınıfı Kürtler prekarya koşullarında yaşıyor; orta sınıf ve girişimci kesimler ekonomik entegrasyonla meşgul; genç kuşak, sosyal medya ve bireysel özgürlüklerle tanımlıyor kendini. Kadınlar, feminist ve LGBTQ hareketleri aracılığıyla farklı bir siyasal dil kurmaya çalışıyor. Diaspora Kürtleri, Avrupa’daki özerk örgütlenmeleriyle partinin çizgisinden uzak sesler çıkarıyor.

    Bu kadar çeşitlenmiş bir toplum adına tek bir merkezden konuşmak, ister istemez bir tahakküm üretiyor. DEM Parti’nin “tek yetkili temsilci” pozisyonu, modern Kürt toplumunun bu çoğulluğunu yansıtmakta ziyadesiyle eksik kalıyor artık.

    DEM Parti’nin temsil biçimi, temsile içkin tahakkümün güncel örneklerinden birini oluşturuyor bugün. Parti elitleri, “Kürt halkı” ifadesiyle homojen bir özne inşa ediyorlar, bu, bir yandan politik birliği sağlarken diğer yandan farklı sesleri susturuyor. Parti raporlarında, açıklamalarda ve müzakere süreçlerinde bu tek tipleştirici dil açıkça görülüyor.

    2025 yılındaki barış süreci, bu tahakkümü daha da görünür kılmıştır. Bütün süreç büyük ölçüde Öcalan merkezli bir söylem üzerine kurulmuştur. DEM Parti, bu süreçte tek yetkili temsilci olarak konumlanırken, parti dışı veya özerk Kürt seslerini marjinalleştirmektedir. Parti elitleri, Kürtlerin çeşitlenmiş deneyimlerini filtreleyerek konuşmakta, bu da büyük bir kitleyi temsil dışına itmektedir. Bu durum, temsilin demokratik bir araçtan çok, konuşma tekeline dönüşme riskini taşır. “Başkası adına konuşmak”, görünürde meşru bir zorunluluk olarak sunulsa da, sonuçta bir filtre işlevi görür. Her filtre, temsil edileni sadeleştirir ve pek tabii eksiltir.

    Gündelik hayat, büyük ideolojilerin gölgesinde işleyen sessiz bir siyaset alanıdır. Modern Kürtlerin önemli bir kısmı artık bu gündelik zorunlulukların belirleyiciliği altında yaşıyor. Şehirli, eğitimli, bireysel yaşam stratejileri geliştiren yeni bir kuşak için “halk adına siyaset” giderek uzak bir dile dönüşüyor. Gündelik olan, ideolojiden çok daha derin bir etki alanına sahip. Henri Lefebvre’in dediği gibi, asıl iktidar ilişkileri gündelik yaşamda yeniden üretiliyor. Tam da bu yüzden, tahakküm artık yalnızca devlette değil, temsil biçimlerinin içinde de gizleniyor.

    Tarihsel evrim, köyde filizlenen direnişten kentli ve çoğulcu bir çizgiye geçişi gösterirken, güncel analiz ve eleştiri, modern Kürt toplumunun sınıf, nesil, kimlik ve coğrafi çeşitliliği karşısında partinin arkaik temsilinin sınırlarını iyice görünür kılmakta. Demokrasi, sadece uzlaşmanın değil, farklılıkların birlikte var olma kapasitesinin adıdır. Kürt siyasetinin geleceği de, bu çoğulluğu içselleştiren bir temsil biçimi yaratabilmesine bağlıdır.

    Temsil, özgürleştirici olduğu kadar aynı zamanda tahakkümcü bir mekanizmadır. DEM Parti örneği, bu ikili doğayı tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Parti tüm tarihsel eylemleriyle, Kürtlerin görünürlüğünü artırmış, devletin inkâr siyasetine güçlü bir yanıt vermiştir. Ancak bugün, hatta bir süredir, bu görünürlüğü belirli bir söylem etrafında merkezileştirerek farklı deneyimleri gölgelemektedir.

    Bugün Kürt siyasetinin önündeki temel soru şudur: “Başkası adına konuşmak” yerine, “birlikte konuşmanın” yolları nasıl bulunur?

    Siyaset Sosyoloji
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikAlgoritmik Leviathan: Dijital Egemenliğin Yeni Sınırları ve Yurttaşın Çöküşü
    Sonraki İçerik Yapay Zekadan Sonra Zekanın Bir Kıymeti Kalacak mı? Geleceğe Dair Bazı Spekülasyonlar

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Robotlar Geliyor: Türkiye’de Önce Verim, Sonra Dağıtım

    4 Ocak 2026 Oğuz Ergin
    daktilo2

    Orçun Selçuk: Venezuela’da olan bitenlerin Latin Amerika, Orta Doğu ve dünyadaki diğer çatışma alanları için de etkileri olacak

    4 Ocak 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    Yapay Zekadan Sonra Zekanın Bir Kıymeti Kalacak mı? Geleceğe Dair Bazı Spekülasyonlar

    4 Ocak 2026 Alper Yağcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    ABD Gündemi: Ara Seçimler Yaklaşıyor, Netanyahu Yeniden ABD’de

    3 Ocak 2026 Bültenler Emrullah Özdemir

    2025 Yılı: Küresel Siyasette Savaş, Diplomasi ve Değişen Düzen

    31 Aralık 2025 Bültenler Bahadır Çelebi

    Ortadoğu’da Olası Çatışma: Türkiye Bir NATO Üyesi Olarak Nasıl Tutum Almalı?

    30 Aralık 2025 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Barçın Yinanç: Türkiye’nin önünde fırsat pencereleri yok değil, ama hukuk, demokrasi ve ekonomik adalet olmadan bunları değerlendirmek içi doldurulamayan bir iyimserlik

    28 Aralık 2025 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}