Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Çözüm Tartışmaları ve Elitizm
    daktilo2

    Çözüm Tartışmaları ve Elitizm

    Armağan Öztürk30 Kasım 20255 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    İmralı’ya gidiş tartışması Türk siyasetini bir kez daha böldü. AKP ve CHP’nin karar vermekte çok zorlandığı, iktidar partisinin son anda, istemeyerek ve utangaç bir şekilde “evet”, ana muhalefetin ise pek çok erteleme ve ara formülün yokluğunda “hayır” yanıtında karar kıldığını söyleyebiliriz. 

    Bu sonucun bir arka planı var şüphesiz ki. Meclisi ve komisyonu belirleyen dört büyük partinin tavırları analiz edildiğinde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: MHP ve DEM daha maksimalist çizgide. Tabii bu iki partinin maksimum hareket tarzına yüklediği anlam farklı. DEM hem Kürt sorunu hem de PKK’nın silahsızlanması hususlarında sınırların zorlanması kanaatinde. Yasal Kürt hareketi; parti programı, ilke ve söylemleri doğrultusunda adem-i merkeziyet, kimlik ve tanınma hakları ve genel af bekliyor.

    MHP’deki maksimalist tavır ise DEM’den farklı. MHP’ye göre ortada Kürt sorunu diye bir şey yok. PKK’nın silahsızlanması için ise terör örgütüyle sınırlı kalmak kaydıyla ezber bozan adımlar atılabilir. Öcalan’la görüşme, umut hakkı ve infaz düzenlemeleri konusunda MHP’nin tavrı kesin ve güçlü. Ama meselenin Kürt sorunu özelinde anayasa zeminine taşınmasına parti bugüne kadar yeşil ışık yakmadı.

    Öte yandan AKP ve CHP, minimalist, pragmatik, dengeli bir çizgiyi tutturmaya çalışıyor. Bu iki ana akım partiye göre bazı adımların atılması PKK’nın ön şartsız silah bırakmasına bağlı. Ayrıca Öcalan’la görüşme veya af gibi konularda meşruluk zemini ve halkın sağduyusu zorlanmamalı. AKP ve CHP aynı çizgide olduğu için CHP’nin İmralı heyeti sürecinin dışında kalması iktidar partisini zora soktu. Erdoğan’ın İmralı’ya gitme konusunda açık bir beyanat vermemesi, AKP’li komisyon üyelerinin toplantının basına açık kısmında sessizliklerini koruması, İmralı ziyaretinin hemen yapılması, İmralı’ya giden vekillerin açıklama yapmaktan kaçınması gibi olay ve olgular peş peşe okunduğunda, Öcalan’la görüşme meselesinin iktidar partisi tarafından içselleştirilemediği görülüyor.

    CHP de olumlu kanaat bildirseydi ihtimal ki başka bir manzarayla karşı karşıya kalacaktık. Ama ana muhalefet partisinin daha milliyetçi bir çizgiye çekilmesiyle görüşme başlamadan bitti, sonuçları ve içeriği itibariyle ölü doğmuş bir hamleyle karşı karşıya kaldık. Bu arada CHP’nin tümüyle süreçten kopmadığını, sadece tek yanlı bir şekilde gündem dayatan anlayışa ihtar verdiğini söyleyebiliriz. Sürece siyasi yatırım yapan AKP, MHP ve DEM gibi partiler gelinen nokta itibariyle şu olası gerçekle yüzleşmeli: CHP süreçten çekilir, hatta karşı bir pozisyona geçerse çözüm süreci devam edebilir mi?  

    CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararında tekrar tedavüle sokulan, ama aslında sürecin başından beri tartışmaları ağırlıklı bir şekilde belirleyen elitizm meselesini ise ayrıca tartışmak gerekli. Yasal Kürt hareketi, bazı muhafazakar demokrat çevreler, liberal kesim ile Cumhur ittifakı bileşenleri; çözüm sürecinin siyaset üstü bir mesele olduğunu ileri sürmekte. Onlara göre, CHP’nin son kararında somut bir içeriğe büründüğü üzere, popülist kaygılar gütmemek ve sorunun üstüne kararlıkla gitmek gerek. Bu bağlamda sıklıkla cesaret vurgusu yapılmakta. Siyasetçiler gündelik hesapların üstüne çıkmalı ve cesur kararlar alabilmeli. 

    Bu argüman setinin bir dizi soruna gebe olduğu açık. Öncelikle siyasetin konusu olan, siyaset üstü bir mesele olamaz. Kürt meselesi ve (veya) PKK’nın silahsızlandırılması, Türkiye gündemindeki diğer konular gibi son derece siyasi içeriklere sahip. Dolayısıyla aktörlerin aralarında anlaşamaması ve uzlaşmazlığın devamı gayet doğal, hatta politikanın varlığı bakımından gerekli. Dahası bu düşünme tarzında popülizm eleştirisine bürünmüş bir jakobenizm var. Halka rağmen halk için çözüm süreci, destekçilerinin temel dayanak noktası. Kısaca bize şunu salık veriyorlar: Halk Öcalan’la görüşmeye, Öcalan’ın affına, anayasa değişikliğine vb. adımlara karşı çıksa dahi bunlar gerekli olduğu için yapılmalı. Oysaki demokratik siyasetin temeli demos’tur. Politik doğruculuk adına halkın tercih, tavır ve kanaatlerini dikkate almamak siyasetin devletleşmesine yol açar. Bir defa bu yola girildiğinde ise her farklı ses ve itiraz devletin âli menfaatleri adına reddedilir. Oysa bizlerin ihtiyacı olan, yurttaşların demokratik katılım süreçlerini derinleştiren bir dil olmalıdır. Barışı demokratik müzakereyle birlikte elitizm tuzağına düşmeden tesis etmek gerekir.   

    Tartışmayı kapatmadan önce Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarının yarattığı türbülansa değinmek yerinde olabilir. Bilindiği üzere partinin eski genel başkanı, yayınladığı bir video mesajıyla Özgür Özel yönetimini iki başlık üzerinden hedef aldı. Tartışma konularından ilki yeni değil. Kılıçdaroğlu’na göre İmamoğlu başta olmak üzere yolsuzlukla suçlanan siyasetçiler, haklarındaki iddialardan aklanmadan siyaset sahnesinde yer almamalı. Bu yaklaşım Kılıçdaroğlu çevresi tarafından bir süredir yoğun biçimde dillendiriliyor. İkinci eleştiri hattı ise İmralı tartışmaları özelinde çözüm süreciyle ilgili. Kemal beye göre İmralı’ya gitmeme kararı yanlış. Her ne kadar kendisi de bir zamanlar Öcalan’ın muhatap olamayacağını söylese de bugün itibariyle bu tezi terk etmiş ve yeni duruma ayak uydurmuş durumda.

    Bu açıklamalar yersiz ve sebepsiz değil. Görünen o ki Kılıçdaroğlu, mevcut yönetimi sıkıştırabilecek bir politik alan keşfetmiş durumda; bu alan üzerinden yeni bir muhalefet zemini inşa etmeye çalışıyor. Elbette bu tezlerin her biri bağlamdan bağımsız olarak tartışılabilir. Fakat CHP seçmeninin büyük bir kısmının bu konularda farklı düşündüğünü unutmamak gerekiyor. Örneğin İmamoğlu’nun hukuki süreçlerinin siyasi manipülasyona açık olduğu yönündeki kanaat parti tabanında oldukça güçlü. Ekrem Bey’in suçlu olma ihtimali göz ardı edilmese bile, yargıda çifte standart uygulandığı ve CHP’nin yargı kararları yoluyla dizayn edilmeye çalışıldığı düşüncesi yaygın şekilde kabul görüyor.

    Benzer biçimde, AKP–MHP–DEM hattının süreçle ilgili hiçbir adımı CHP’yle önceden paylaşmadığı, ritim ve içerik dayatmaları üzerinden ana muhalefeti sürekli sıkıştırdığı yönündeki değerlendirme de muhalif kesim içinde karşılık bulmakta. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun “devlet için gerekli adımlar atılmalı, İmralı’ya gidilmeliydi” yaklaşımı, tabanı ikna edecek bir çerçeve sunmuyor. Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’na verdiği mesajdaki satır arası mesaj, eski genel başkanın parti tabanında yalnızlaştığı ve CHP’li seçmenlerin hiçbir zaman kabul etmediği/etmeyeceği bir pozisyona sürüklendiği şeklinde.

    Siyaset
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİslamcılığın Komplo Teorisi – I: Avrupa Anti-Semitizmi
    Sonraki İçerik Sanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    2025’in Sonuna Gelinirken Türkiye’nin Siyasi Ahvali

    30 Kasım 2025 İlkan Dalkuç
    daktilo2

    Sanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine

    30 Kasım 2025 Umut Dağıstan
    daktilo2

    İslamcılığın Komplo Teorisi – I: Avrupa Anti-Semitizmi

    30 Kasım 2025 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: Trump’ın Ukrayna Barış Planı Dertlere Çare Olur mu?

    25 Kasım 2025 Bültenler Bahadır Çelebi

    Tuğba Tekerek: Siyasi iktidarın üniversiteye yaklaşımının değişmesi gerekiyor

    23 Kasım 2025 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    İstihdam Krizinin Anatomisi

    23 Kasım 2025 daktilo2 Yazılar Burak Dalgın

    Matrix Filmi ya da Kırmızılı Kadının Dayanılmaz Çekiciliği

    23 Kasım 2025 daktilo2 Yazılar Umut Dağıstan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2025 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}