Altüst: Yeni Teknolojiler ve Değişen Endüstriler Bülteni (14-26 Şubat 2025)
Altüst’ün bu sayısında uzun zamandır takip ettiğim bir konunun, Amerika ve Çin arasındaki uzay rekabetinin Afrika ayağına odaklanıyorum. Çin, uydu ağını genişletmek ve uzay yarışında lider konuma gelmek için Afrika ülkeleriyle ortaklıklar kurmaya devam ediyor.
Çin; Afrika’ya uydular bağışlıyor, uzay izleme teleskopları kuruyor ve yer istasyonları inşa ediyor. Sağladığı bu teknolojilerle Çin, toplanan verilere ve görüntülere doğrudan erişim sağlıyor ve bu sayede Afrika’daki tesislerinde uzun süreli personel bulunduruyor.
Uzay Yatırımlarının Afrika’daki Merkezi: Mısır
Çin’in Mısır’daki uzay yatırımları arasında en öne çıkanlardan biri, 2023’te tam faaliyete geçen uydu laboratuvarı ve üretim merkezi. Resmi olarak açıklanan yardımlar arasında, dünyanın en güçlü iki teleskopuna sahip yeni bir uzay izleme merkezi ve 2023’te fırlatılan iki dünya gözlem uydusu bulunuyor, ki bunlardan biri Mısır’da monte edilirken, diğeri tamamen Çin’de üretildi.
Uydu tesisi, Kahire’nin yaklaşık 30 kilometre doğusunda, Cumhurbaşkanı Sisi yönetiminin inşa ettiği yeni idari başkentin yakınında kurulan Uzay Şehri adlı kompleksin merkezinde yer alıyor. Sisi, son yıllarda Çin ile ilişkilerini güçlendirdi ve Kuşak ve Yol Projesi kapsamında birçok altyapı ve enerji projesine imza attı.
Çin’in bu yatırımının Mısır’da ve Kahire’de yer almasının başka bir anlamı daha var. Zira 2023 yılında Afrika Birliği tarafından kurulan Afrika Uzay Ajansı’nın merkezi, bu yeni inşa edilen Uzay Şehri’nde bulunuyor. Dolayısıyla Çin’in Afrika’daki uzay yatırımları, bu şehirde hem Mısır’ın ulusal uzay programı hem de Afrika Birliği’nin uluslararası uzay programı ile stratejik olarak kesişiyor.
Mısır ayrıca, ABD’nin askeri yardımlarını en çok alan ülkelerden biri ve Çin, Mısır’daki etkisini son yıllarda hızla artırıyor. Fakat Mısır dışında Çin, kıtadaki 23 ülkeyle daha uzay alanında ikili anlaşmalar yaptı. Bu kapsamda, uydu projelerine finansman sağlanıyor, uydu görüntüleri ve veri toplayan yer istasyonları kuruluyor. Son bir yıl içerisinde Mısır, Güney Afrika ve Senegal, Çin ile gelecekte bir Ay üssü kurma konusunda anlaşan ülkeler arasında.
Geçtiğimiz Eylül ayında Pekin’de Afrikalı liderleri ağırlayan Şi Cinping, Çin’in önümüzdeki üç yıl içinde Afrika’ya sağlayacağı 50 milyar dolarlık kredi ve yatırımın öncelikli alanlarından birinin uzay olacağını duyurmuştu. Uydu teknolojileri, Ay keşifleri ve derin uzay araştırmaları bu yatırımların merkezinde yer alıyor.
Çin Etkisini Artırırken Amerika Geri Çekiliyor
Çin, Afrika’da teknoloji yatırımlarıyla etkisini artırırken Amerika geri adım atıyor. SpaceX ve Tesla’nın CEO’su Elon Musk, ABD Başkanı Donald Trump’ın federal hükümeti küçültme hamlesine Hükümet Verimliliği Bakanlığı (DOGE) ile öncülük ediyor. Bu süreçte hedef alınan ilk kurumlardan biri, 1961’de Başkan John F. Kennedy tarafından kurulan ve ABD’nin küresel yumuşak gücünü artırmada kilit rol oynayan Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) oldu.
Pentagon, Çin’in Afrika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki uzay projelerini güvenlik tehdidi olarak görüyor. Çin’in bu projeler aracılığıyla hassas verilere ulaşabileceği, askeri kapasitesini güçlendirebileceği ve kendi iletişim altyapısına bağımlı hale gelen hükümetleri baskı altına alabileceği düşünülüyor.
Çin’in Afrika’da inşa ettiği uzay altyapısı, veri iletimi, iklim değişikliğinin etkilerini takip etme ve uzay görevlerini destekleme gibi sivil amaçlarla öne çıkıyor. Ancak aynı sistemler askeri kullanım için de elverişli. Çin’in yurtdışındaki uzay yatırımları, Çin’e askeri operasyonlarını daha iyi koordine etme imkânı da sunuyor. Çin yapımı ve yabancı ülkeler tarafından işletilen uydular, Çin’e ABD’nin küresel askeri faaliyetlerini daha yakından izleme şansı veriyor. Örneğin, Mısır’da monte edilen dünya gözlem uydusu, ABD ve Mısır’ın ortak askeri tatbikatlarının yapıldığı bölgelerin yüksek çözünürlüklü görüntülerini çekebiliyor.
Etiyopya’daki Çin yer istasyonu ve Namibya’da kurulması planlanan bir diğer istasyon; askeri operasyonları koordine etmek, füze fırlatmalarını takip etmek ve diğer ülkelerin uzay varlıklarını izlemek için de kullanılabilir. ABD’nin yakın müttefikleri ise Çin ile uzay alanındaki işbirliklerini azaltmaya başladı. Örneğin İsveç, 2020’de Çin’in İsveç ve Avustralya’daki uydu yer istasyonlarını kullanmasına izin veren anlaşmayı yenilememe kararı almıştı. Gerekçe olarak ise “jeopolitik riskler” gösterilmişti.
Çin’in Artan Uzay Yatırımları
Özellikle son iki yılda Çin, uydu fırlatma hızını artırarak Musk’ın Starlink ağına rakip olmaya çalışıyor. SpaceX’in sahibi olduğu Starlink, ticari internet hizmeti sunuyor, ama aynı zamanda ABD istihbaratı ve ordusu için yüzlerce casus uydu içeren bir ağ da kurduğu ortaya çıkmıştı.
Çin’in devlete ait askeri ve uzay şirketi Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Şirketi (CASC), ülkeyi 2045’e kadar dünyanın en büyük uzay gücü haline getirmeyi amaçlayan projeleri yürütüyor. Planları arasında 2030’a kadar Ay’a astronot göndermek, bir Ay üssü kurmak ve nükleer enerjili uzay mekikleri geliştirmek var. ABD ise hâlâ dünyanın en büyük uzay programına sahip ve bu alandaki gücünü SpaceX başta olmak üzere birçok özel uzay şirketine kaydırmayı planlıyor.
Yine de Çin’in uluslararası uzay yatırımları her zaman planlandığı gibi gitmedi. Örneğin, 2020’de Endonezya’ya ait bir uyduyu taşıyan Çin roketi havada infilak edince, SpaceX ihaleye girerek bölgedeki en önemli uzay hizmeti sağlayıcısı haline geldi.
Çin’in uzaydaki yükselişi, Trump için de ciddi bir meydan okuma. Trump ilk döneminde ABD Uzay Kuvvetleri’ni kurma emri vermiş ve Amerika’nın uzayda askeri olarak da boy göstermesinin ciddi adımlarını atmıştı. İkinci döneminde de bundan daha farklı bir yol izlemesi pek beklenmiyor. Çoğu uzmana göre Trump’ın ekibi Çin’in Afrika’da yürüttüğü gibi ikili uzay işbirlikleri kurmaktan ziyade ABD’nin askeri gücünü artırmaya ve Ay ile muhtemelen Mars’a yönelik yarışta öne geçmeye odaklanacak.
NASA’nın Artemis programı, SpaceX gibi özel şirketlerin fırlatma desteğiyle 2028’e kadar astronotları yeniden Ay’a göndermeyi hedefliyor. NASA ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Japonya ve Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte Ay yörüngesinde “Lunar Gateway” adında bir uzay istasyonu inşa etmeyi de planlıyor.
“Batı Sömürgeciliğine Karşı Afrika’ya Çin Desteği”
Şu an itibariyle dünyada yaklaşık 90 ülkenin kendi uzay programı var ve pek çok küçük ülke, stratejilerini Amerika veya Çin’in belirlediği kurallar doğrultusunda şekillendiriyor. Çin, gelişmekte olan ülkelerin uzay endüstrisini geliştirmesine destek vererek kritik ortaklıklar kuruyor.
Bu rekabette Ay, adeta bir sadakat testine dönüşmüş durumda. ABD, Ay ve Mars’ın keşfi ve kullanımı için kurallar belirleyen Artemis Anlaşmaları’na 53 ülkeyi dâhil etti. Çin ise bu girişimi “sömürgeci bir toprak kapma hamlesi” olarak nitelendirerek, bunun yerine ortak bir Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu kurmayı öneriyor. Çin bu projeye, Rusya, Mısır ve Pakistan’ın aralarında olduğu 12 ülkeyi dahil etti. Türkiye de Çin’in bu projesine Nisan 2024’te başvurmuştu fakat başvuru halen sonuçlanmadı.
Çin, ortak ülkelerle veri paylaşım anlaşmaları yaptığını, ama “hiçbir zaman ve asla” bu verileri askeri gözetleme için kullanmayacağını söylüyor. Çin’in Washington Büyükelçiliği sözcüsü Liu Pengyu da “Afrika ülkeleri ve halkları, kendi çıkarlarına en uygun ortakları seçebilecek bilgelik ve yeteneğe sahiptir” demişti.
Liu’nun bu demeci Prof. Dr. Çağdaş Üngör’ün Daktilo1984’e verdiği röportajda, Çin’in Afrika’daki varlığına ve yatırımlarına dair analizinde Çin’in kendisini de emperyalizm ve sömürgecilikten zarar görmüş ve Batı sömürgeciliği karşısında kendisini Afrika’nın eşiti olarak çerçevelemeye çalışan bakışını destekler nitelikte.
Aslında Çin’in izlediği uzay diplomasisi, ABD’nin on yıllardır uyguladığı stratejinin bir benzeri denilebilir. NASA, ABD Uzay Kuvvetleri ve özel uzay şirketleri, dünya çapında uyduları takip etmek ve iletişim sağlamak için geniş bir yer istasyonu ağı kurdu. Bu istasyonların büyük kısmı ABD’nin denizaşırı topraklarında veya müttefik ülkelerde bulunuyor. Ancak bu tesisler çoğu zaman yalnızca uzay araştırmaları için değil, aynı zamanda gizli askeri operasyonlar için de kullanılıyor.
Çin’in Afrika’daki artan uzay yatırımları, ABD’nin kıtadaki zayıf etkisini daha da belirgin hale getiriyor. NASA, geçen yıl Güney Afrika’da, ABD’nin Ay görevleriyle iletişim kuracak kıtadaki ilk yer istasyonunun inşasına başladı. ABD’nin Afrika’daki varlığı büyük ölçüde 14 ülkede yer alan 36 küçük atmosfer sensöründen oluşan bir ağla sınırlı. Şu ana kadar Amerika, Afrika’da sadece Angola, Nijerya ve Ruanda’yı Artemis Anlaşmaları’na katılmaya ikna edebildi. Dolayısıyla Çin özellikle uzay yatırımları alanında Afrika’da önemli adımlar atmışa benziyor. Amerika ve Çin’in rekabetini uzay konusunda da takip etmeye devam edeceğiz.