Hariçten Gazel Haftalık Dış Haberler Bülteni (10-16 Mart 2026)
ABD-İsrail ikilisinin İran’a karşı başlattığı savaşın 18. gününe geldik. Bu bültende geçtiğimiz 18 günde olanları genel hatlarıyla özetleyip kısaca da olsa olayın bütün boyutlarına madde madde temas etmeyi deneyeceğim.
- Savaş geçtiğimiz 18 günde ABD ve İsrail’in beklediği gibi geçmedi. ABD Venezuela benzeri bir sonucu, İsrail de Hamaney’in öldürülmesiyle rejimin değişeceği sonucunu bekliyordu. Dolayısıyla iki aktör de savaşın kısa süreceği bir senaryoyu öngörüyorlardı. Öngörülerin tutmaması savaş ilerledikçe politikalarında ve söylemlerinde tutarsız bir ABD-İsrail görüntüsü verdi.
- İran’da Hamaney sonrası, birçok uzmanın belirttiğine göre, Hamaney’den daha sert bir aktör olabilecek Müçteba Hamaney yeni lider (rehber) seçildi. Müçteba Hamaney de öldürülürse ne olur bilinmez. Ancak İran’ın hem saldırılara hem de liderlerin öldürülmesi ihtimaline hazırlık yaptığı anlaşılıyor. Yine de Müçteba Hamaney (ve bugün İsrail’in iddia ettiği kadarıyla Ali Laricani) gibi liderlerin öldürülmesi, Devrim Muhafızları ve dolayısıyla Rejim güçleri içerisinde çatlaklara neden olabilir. Sonuç itibariyle rejim şu an ayakta ve öngörülebilir bir çöküş senaryosu da yakın bir ihtimal olarak görülmüyor.
- Savaşın sonucu, İran’ın elindeki füze ve drone stoğu ile İsrail’in elindeki savunma sistemi füzeleri stoğunun akıbetiyle yakından ilişkili. Ancak bu konuda kesin verilere ulaşamıyoruz. 2025 Haziran ayındaki 12 Gün Savaşı’nda olduğu gibi, savunma mühimmatları tükenen bir İsrail, savaşı sürdürmek istemeyebilir. Elinde atacak füze ve drone’u kalmayan İran Rejimi de ağır bombardıman altında yıkılmaya ve en kötü senaryo olarak da bir iç savaşa sürüklenebilir.
- Savaşın üzerinde en çok konuşulan ve en önemli dinamiği Hürmüz Boğazı ve Körfez bölgesi oldu. Hürmüz Boğazı, küresel enerji arz güvenliği ve bunun yanında gıda arz güvenliği gibi birçok alana sirayet eden önemde bir ithalat-ihracat rotası. ABD’nin 18 günlük savaşta en büyük sorununun Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması olması da ekonomik açıdan bu bölgenin önemini gösteriyor.
- İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatmak için bu bölgedeki sulara mayın döşemiş değil. Boğazdan geçen birkaç gemiyi uzaktan vurmak ve geçecek diğer gemileri vurmakla tehdit etmek, boğazın fiilen büyük oranda kapanmasına yetti ki İran’ın elindeki en büyük koz da bu. Hürmüz’ün küresel piyasalara verdiği zarar ve bu zararın enflasyon olarak yansıması, Asya ülkeleri başta olmak üzere ABD dahil herkesi çok ciddi etkiledi ve etkilemeye devam edecek.
- Trump içte ve dışta sıkışmış durumda. Kara operasyonu yapmadan Rejimin değişmeyeceği açık. İran’ı karadan işgal etmek ise neredeyse imkânsız derecede zor ki ABD ve İsrail’in böyle bir hazırlığı da yok. Hürmüz Boğazı’nda Bender Abbas ya da Hark Adası gibi yerlere yapılacak çıkartmalar ise ne işe yarar şüpheli. Trump yönetimi açısından (Kasım’da ara seçimler olduğu da düşünüldüğünde) savaş bir kâbus senaryosuna doğru gidiyor. İsrail ise İran’a zarar verebildiği kadar vermenin peşinde; ABD’nin ve Trump yönetiminin durumunun İsrail elitleri açısından çok da umursandığını sanmıyorum. Yani ABD ve İsrail’in bu savaştaki hedefleri ve olanlardan etkilenme dereceleri farklı. İsrail toplumunun da içerde yönetime tepki göstermeye başladığını vurgulamak lazım.
- İran, geçtiğimiz yaz gerçekleşen 12 Gün Savaşı’ndan bu yana geldiği belli olan bu savaşa birçok açıdan hazırlanmış görünüyor. Özellikle Körfez’deki Arap ülkelerine saldırması, savaşın ABD ve İsrail için maliyetini arttırmak ve bu bölgedeki ABD yatırımlarını tehdit etmek açısından (en azından şimdiye kadar) oldukça işe yaradı. Körfez ülkeleri, İran’dan daha da çok korkacakları, ancak ABD ve İsrail’e de eskisi kadar güvenemeyecekleri bir arafta kalma halindeler. Bu savaş en çok Körfez ülkelerine maliyet üretti şu ana kadar.
- Rusya, artan petrol fiyatlarından memnun. Çin yine sessiz ve Çin’in yükselen bir güç olarak ABD ve İsrail bloğunu dengelemesini umanları hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor. Asya ülkeleri artan petrol fiyatlarından dolayı oldukça sıkıntıdalar zira Hürmüz en çok onlara çalışıyordu. Avrupa, Trump ve Netanyahu’nun savaşı olarak gördükleri bu savaşa mesafeli. İspanya hükümeti ise savaş karşıtlığı noktasında bayrağı en önde taşımaya devam ediyor. Küresel siyasette gözler tedirgin bir şekilde petrol fiyatlarını ve savaşın son dakika haberlerini gözlüyor.
- Bu asimetrik bir savaş. ABD ve İsrail’in tartışmasız büyüklükteki hava ve ateş gücü, İran’ın hava savunması olmaması nedeniyle topraklarındaki stratejik bölgeleri yerle bir ediyor. Ancak savunma çok pahalı. İran’ın balistik füzeler ve drone’lar ile yaptığı saldırıların havada önlenmesi milyarlarca dolarlık maliyete neden oluyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması da cabası. Dolayısıyla İran, savaş teknolojisi ve hava savunma konusundaki büyük zaaflarını, ABD-İsrail tarafına çıkarttığı çok büyük ekonomik maliyetle kapatıyor.
- Tünelin ucunda şu an için bir çıkış ışığı yok. İki tarafın da bir çıkış stratejisinden yoksun olması, savaşın beklenenden uzun sürmesi ve iki tarafın da bir noktada ateşkes talep etmesini beklemesi sonuçlarını doğuruyor. Trump’ın iddialarına karşın Pezeşkiyan asla ateşkes istemediklerini belirtti. Mevcut durumda, şayet tırmandırma daha da artmazsa, taraflar stratejilerini devam ettirerek karşı tarafın ateşkes adımını atmasını bekleyecek gibi görünüyor.
- Tırmandırma artarsa ABD-İsrail tarafı bir kara çıkartmasını düşünebilir, İran’ın petrol tesislerini, enerji ve su altyapılarını daha büyük oranda vurabilir. İran ise karşılık olarak, Körfezin petrol ve denizden su elde etme tesislerine saldırabilir. Bu tırmanış bir çevre felaketine neden olabileceği gibi petrol fiyatını 200 dolara da taşıyabilir.
- Savaşa bir kere başlayınca “niyet edilmemiş sonuçlar yasası (the law of unintended consequences)” daha hızlı çalışmaya başlar. İki tarafın da savaşla ilgili gerçekleri karartmaya tabii tutması da cabası. Bu nedenle bol bol ama ve şayetli cümle kurarak senaryolardan bahsediyor ve akıllı tahminlerde bulunmaya çalışıyoruz. Muhtemeldir ki bu savaşın gerçekte nasıl sona ereceği, yapılan tahminlerin hepsinden belli oranlarda farklı olacak.

