Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İyileşme mi, Alışma mı?: Gençlerin İyi Olma Hali Üzerine
    Yazılar

    İyileşme mi, Alışma mı?: Gençlerin İyi Olma Hali Üzerine

    Ersin Kopuz30 Mart 20269 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Habitat Derneği’nin Infakto RW ortaklığıyla 2017’den bu yana yayımladığı “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu”nun altıncısı yayımlandı. Bu yıl araştırma, 9–24 Ekim 2025 tarihleri arasında 33 ilde, 18–29 yaş arasındaki 1.403 gençle yüz yüze görüşmeler aracılığıyla yürütüldü.

    2023’te yayımlanan beşinci raporu yine Daktilo1984’te yazdığım bir makale ile değerlendirmiştim. Altıncı raporda ise raporun hazırlanma sürecini koordine etmiş biri olarak çıkan verileri okumak benim için hem tanıdık hem şaşırtıcı geldi. Tanıdık, çünkü kronik sorunlar yerli yerinde duruyor. Şaşırtıcı çünkü bazı göstergelerde kısmi bir toparlanma var. Verilere bütüncül bir yaklaşımla bakınca bu toparlanmanın üzerine inşa edilebilecek bir zemin var mı, yoksa bu toparlanma geçici bir nefes mi, onu ise henüz bilmiyoruz.

    “Kısmi Toparlanma” Gerçek mi, Yanılsama mı?

    Raporun en dikkat çekici bulgusu yaşam memnuniyetinin 2023’teki düşük noktadan toparlanmaya başlaması. 2017’de %70,8 olan memnuniyet oranı her yıl geriledi; 2021’de %50’ye indi, 2023’te aynı yerde sabit kaldı. 2025’te ise %54,4’e yükseldi. Bu 8 puanlık artış ilk bakışta olumlu görünse de 2017 düzeyinin hâlâ 17 puan gerisinde olduğumuzu hatırlatmak gerekiyor.

    Yani gerçek bir toparlanmadan değil, dip noktadan hafifçe çıkıştan söz ediyoruz. Başka bir deyişle gençler bugünden biraz daha memnun ama yarına dair belirsizlik varlığını sürdürüyor. Birinin toparlanıp diğerinin toparlanmaması, iyileşmenin yapısal değil konjonktürel olduğunu karşımıza çıkarıyor.

    Çalışma durumuna göre baktığımızda ise tablo çok daha keskin bir şekilde ayrışıyor. Çalışan gençlerin %58,1’i, öğrencilerin %54,6’sı yaşamından memnunken, iş arayan gençlerde bu oran %27,2’ye düşüyor. Memnuniyette yer alan temel belirleyici unsurun işe sahip olup olmama olması, Türkiye’de gençlerin refahının ne kadar istihdam eksenli şekillendiğini ortaya koyuyor.

    İş Kaygısı Azalmadı, Yön Değiştirdi

    İstihdam meselesi bu raporda da hem en belirleyici hem de en karmaşık tema olmayı sürdürüyor. 2025 itibarıyla gençlerin %44’ü tam zamanlı, %4’ü yarı zamanlı çalışmakta; %52’si ise çalışmamakta. Bu tablo tek başına değerlendirilse bile ciddi bir kırılganlığa işaret ediyor, ancak asıl sorun bu sayıların ardındaki dinamiklerde gizli.

    İş bulma kaygısı beşinci raporda %77,1 ile zirveye çıksa da 2025’te bu oran %71,9’a geriledi. Bir iyileşme olsa da hâlâ her on gençten yedisinin iş bulmayı zor gördüğü bir tablodayız. Üstelik bu kaygı farklı gruplara göre dramatik biçimde farklılaşıyor: İş arayan gençlerde %93,9’a, ev gençlerinde ise %81,2’ye çıkıyor. Piyasanın dışında kalan gençler için iş kaygısı soyut bir endişe değil, günlük hayatın bir parçası haline geliyor.

    Girişimcilik: Umudun Son Kalesi Sarsılıyor

    Bu raporda beni en çok düşündüren veri, girişimcilik eğilimindeki dramatik düşüş oldu. 2017’de gençlerin %62,9’u kendi işini kurmak istiyordu. Bu oran 2019’da %50, 2021’de %47,9 iken 2023’te %47,9’da sabit kaldı, 2025’te ise %35,8’e geriledi. İş bulmak zor, ücretler yetersiz, nepotizm yaygın derken kendi işini kurmak umudun son kalesi gibiydi. Son dönemdeki belirsizlik ortamı, girişimcilik motivasyonunu etkilemiş görünüyor.

    Bu düşüşün tek tip olmadığını görmek de önemli. Girişimcilik eğilimi erkeklerde %42,9, kadınlarda %28,7 düzeyinde; 18–23 yaş grubunda %40,3, 24–29 yaş grubunda ise %32,4. Yaş ilerledikçe ve gerçeklikle daha fazla temas arttıkça hayal de kırılıyor. Ev gençlerinde ise bu oran yalnızca %20,9.

    Girişimcilik eğiliminin bu denli hızla gerilemesi yalnızca bireysel bir tercih değişikliği değil, sosyal hareketliliğin temel kaynaklarından birinin kapanmaya başladığının işareti. İstihdama dahil olamayanların, en azından kendi işlerini kurarak ekonomik bağımsızlığa erişebildiği bir dinamikten söz ediyorduk. Bu dinamiğin zayıflaması, gençleri ne çalışan ne de girişimci olabilecekleri, yalnızca bekleyecekleri bir konuma götürüyor.

    Maddi Kırılganlık: Geçici Değil, Yapısal

    Maddi durumdan memnuniyet 2017’deki %61’den 2025’te %40,4’e gerilemiş. Gençlerin yalnızca %18,3’ü kendini “iyi durumda” görürken 2017’de bu oran çok daha yüksekti. Kendini “orta halli” olarak tanımlayanların oranı ise 2017’deki %60,5’ten 2025’te %42,3’e düşmüş. Bu sıkışma, orta gelir grubunun erimesiyle paralel gidiyor.

    Göreli yoksunluk belki de bu raporun en çarpıcı verisi. 2017’de %66 olan bu oran 2025’te %84’e ulaşmış. İş arayan gençlerde bu oran %97,9, öğrencilerde %93,7, ev gençlerinde %89,1. Çalışan gençlerin bile %74,6’sı ihtiyaç duyduğu gelirin altında yaşıyor. Gençlerin ortanca kişisel geliri 10.001–30.000 TL aralığındayken ihtiyaç duydukları geliri 30.001–50.000 TL olarak belirtmesi, bu açığın ne kadar yapısal olduğunu gösteriyor.

    Gelir-gider dengesizliği somut davranışlara yansıyor. Gençlerin %49,2’si son bir yılda gelirinin harcamalarını karşılamadığını söylüyor. Bu durumda ne yapıyorlar? %24,8’i harcamalarını kıstı, %19,6’sı tüketici kredisine başvurdu, %15,2’si tasarruflarını bozdurdu. Gençlerin %35’inin kredi kartı borcu, %18,8’inin tüketici/ihtiyaç kredisi borcu var; %18,8’i arkadaşlarına borçlu. Gelecek planlarını ertelediğini söyleyen gençlerin oranı %44,2, maddi sorunlar nedeniyle arkadaşlarından uzaklaşmak zorunda kalanlar %30,5. Son rakam özellikle önemli: Ekonomik kırılganlık sosyal ilişkileri de dönüştürüyor.

    Tasarruf tablosu ise bu ekonominin karakterini yeterince özetliyor. Tasarruf yapabildiğini söyleyen gençlerin oranı yalnızca %26,3. Bu grubun %75,6’sı birikimlerini altında, %45,9’u dövizde değerlendiriyor; yaklaşık üçte biri kripto varlıkları tercih ediyor. Tasarrufun temel amacı sorulduğunda %82 acil durumlara karşı güvence oluşturmak yanıtını veriyor. Bu bir refah ekonomisinin değil, hayatta kalma ekonomisinin portresini çiziyor.

    Her Şey Birbirine Bağlı: Ekonomi, Psikoloji, Sağlık

    Sağlık memnuniyeti 2019-2023 döneminde yüksek ve görece istikrarlı seyrederken 2025’te tüm gruplarda belirgin bir düşüş yaşandı. 2023’te genel memnuniyet oranı %87 civarındayken, 2025’te %72,3’e geriledi. En keskin düşüş iş arayan gençlerde: Bu grupta sağlık memnuniyeti %84’ten %60,4’e indi. Ekonomik belirsizlik bedensel ve mental sağlık algısına doğrudan sirayet ediyor.

    Fiziksel sağlık göstergeleri görece iyi durumda olsa da psikolojik tablo ciddi uyarılar veriyor. Gençlerin beşte biri son dört haftada sık veya çok sık uykusuzluk (%21,2), bitkinlik (%20,1) ve mutsuzluk (%19,4) yaşadığını belirtiyor. Her beş gençten biri sorunlarının üstesinden gelememe hissi taşıyor (%18,6); her altı gençten biri kendine güven kaybı yaşıyor (%17,9). Sağlık sorunları nedeniyle günlük sorumluluklarını aksatanların oranı düşük (%5,4) — bu da gençlerin sağlık problemlerine rağmen işlevselliğini sürdürmek zorunda kaldığını, yani kronik bir yük altında yaşadığını gösteriyor.

    Raporun önemli bir katkısı, bu psikolojik yükün kaynağını netleştirmesi. Ekonomik kırılganlık psikolojik baskıyı, psikolojik baskı sağlık algısını, sağlık algısı ise genel yaşam memnuniyetini etkiliyor.

    Yurt Dışına Gitmek: Göç Eğilimi Yeniden Şekilleniyor

    Beşinci raporda başka bir ülkeye yerleşme isteğinin %43,3’e yükseldiğini ve bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu yazmıştım. 2025’te bu oran %27,8’e gerilemiş. Bu düşüş ilk bakışta güven verici ama gerçekçi olmak gerekiyor. Yurt dışına gitmek isteyen gençlerin %35’i bu planını gerçekleştirebileceğine inanmıyor. Yani arzu azalmamış; “zaten gidemem” fikri egemen olmaya başlamış olabilir.

    Eğitimine başka bir ülkede devam etme isteği verisi bu yorumu pekiştiriyor. Öğrenciler arasında bu oran %41,9’a ulaşıyor. Çalışan gençlerde ise hem eğitim hem yerleşim isteği belirgin biçimde düşük. Hedef ülkeler de değişmedi: Almanya %27,2 ile ilk sırada, onu ABD (%14,7), İngiltere (%10,7) ve Fransa (%8,4) izliyor. Gençlerin gitmek istedikleri ülkelerin ortak paydası güçlü demokratik kurumlar, yüksek refah standartları ve istikrarlı iş piyasaları.

    Siyaset: İlgisizlik Değil, Güvensizlik

    Raporun bu bölümü kamuoyunda yanlış yorumlanma riski taşıyan veriler içeriyor. Gençler siyasete ilgisiz değil ama siyasi sisteme güvensiz. Siyasetle “çok ilgilendiğini” söyleyen gençlerin oranı yalnızca %10,3, “hiç ilgili değilim” diyenlerin oranı ise %21,7. Bu tabloya bakıp “gençler apolitik” demek kolaycılık olur.

    “Benim gibi insanları temsil eden bir siyasetçi yok” diyen gençlerin oranı %41. “Seçim sonuçlarına etkim olacağına inanmıyorum” diyenlerin oranı %39,6. “Siyasetçilere derdimi anlatmak için erişemiyorum” diyenlerin oranı %56,9. Bu üçlü, sistemik bir temsil krizine işaret ediyor. Siyasi katılımın en yüksek biçimi oy verme %79,9 iken parti üyeliği %5,4, siyasi bir sivil toplum kuruluşuna üyelik %4,6 düzeyinde. Katılım, en düşük maliyetli eylemle sınırlı kalıyor.

    Milliyetçilik, sağ-sol ve dindarlık eksenlerindeki veriler de ilginç. Kendini milliyetçi olarak tanımlayanların oranı %45,5 ile en yüksek kimlik kategorisini oluşturuyor. Siyasi sağ %25, sol %29,8 ile birbirine yakın. Gençlerin siyasi eğiliminde milliyetçilik, belirgin biçimde öne çıkıyor.

    Dijital Dünyada: Üretici Değil, Tüketici

    Gençlerin %95’i her gün en az bir kez internete giriyor. Instagram %83, WhatsApp %79 ile günlük yaşamın merkezinde. Gençlerin %98’i internete akıllı telefonla erişiyor. Dijital dünyanın bu denli içselleştirildiği bir ortamda, dijital yetkinlik oranının yalnızca %28’de kalması, üstelik 2023’e kıyasla 14 puan düşmüş olması, ciddi bir çelişki.

    Bu çelişkiyi anlamak için kullanım içeriklerine bakmak yeterli: Gençler interneti en çok dizi/film izlemek ve müzik indirmek için kullanıyor. Yapay zekâ uygulamalarını kullanarak içerik üretebildiğini söyleyenlerin oranı %48. Yabancı dil yeterliliği %15,8, programlama dili bilgisi %22 düzeyinde kalıyor.

    Dijital zorbalık verileri de ciddiye alınmalı. Son bir yılda her dört gençten biri internette rahatsız edici bir mesaj aldığını belirtiyor. Fotoğrafıyla ilgili olumsuz yorum alanların oranı %24, fikirlerinden dolayı dışlananlar %23. Her beş gençten biri hesabının ele geçirildiğini söylüyor. Dijital güvenlik hem kişisel hem kurumsal bir sorun olarak gündemin üst sıralarına taşınmayı hak ediyor.

    Kentte Güvenlik Algısı: İyimser Bir Tablo

    Rapora hâkim olan kaygılı tabloda belirgin bir istisna var: Kentlerde güvenlik algısı artmış. Genç erkeklerde kendini güvende hissedenlerin oranı 2023’te %59 iken 2025’te %65’e yükselmiş. Genç kadınlarda ise artış daha belirgin: 13 puanlık bir yükselişle oran %61’e ulaşmış. Bu düzey, 2017’den bu yana yapılan araştırmalarda kaydedilen en yüksek güvenlik algısı.

    Gençlerin %77’si yaşadığı kentten memnun, %82’si kendini yaşadığı şehrin hemşerisi olarak görüyor. Kent memnuniyetini en güçlü belirleyen unsur güvenlik algısı ve boş zaman olanaklarına erişim. Kültürel etkinlik, spor imkânları ve komşuluk ilişkileri doğrudan belirleyici değil, gençlerin kent deneyimini gündelik güvenlik ve sosyalleşme olanaklarından kurduğunu gösteriyor.

    Ancak bu tablonun gölgesinde kalan bir veri de var: Gençlerin %28’i başka bir şehirde yaşamayı düşünüyor yani iç göç eğilimi sürmekte. İstanbul, İzmir ve Ankara hâlâ en çok tercih edilen şehirler. Kentler arasındaki fırsat eşitsizliği gençlerin yaşadıkları yere duydukları bağlılığı aşındırmaya devam ediyor.

    Anomi: Sisteme Olan İnanç Sarsılıyor

    Raporda “anomi” kavramıyla ele alınan yani toplumsal güvensizlik, kuralsızlık ve anlamsızlık duygusuyla ilişkili bulgular özellikle düşündürücü. Gençlerin %55,8’i “Merkezi hükümete başvurmanın bir anlamı yok, çünkü onlar sadece kendilerini düşünüyor” ifadesine katılıyor. %54’ü “Bugünlerde insan yarını düşünemeden ancak günü kurtarmaya çalışabiliyor” diyor. %51,9’u sıradan vatandaşların durumunun her geçen gün kötüye gittiğine inanıyor. %50,5’i devlet memurluğuna atanmak için torpilli olmak çalışkan ve bilgili olmaktan önemlidir diye düşünüyor.

    Bu veriler salt siyasi bir şikâyetin ötesinde. Yaşamın anlamlılığına, kurallara duyulan inanca ve toplumsal adalet duygusuna ilişkin köklü bir erozyonu yansıtıyor. Anomi düzeyi yükseldikçe yaşam memnuniyetinin düştüğünü gösteren çok değişkenli analizler bu ilişkiyi doğruluyor. Türkiye’de gençlerin “iyi olma hali”nin önündeki en büyük engellerden biri artık yalnızca ekonomik değil, toplumsal anlam ve güven krizi de bu tablonun ayrılmaz bir parçası.

    Sonuç: Kırılganlık Devam Ediyor, Çözüm Bekliyor

    Altıncı rapor 2023’e kıyasla kısmi bir iyileşmeyi belgeliyor. Ama bu iyileşme ne istihdamın sistemik sorununu çözdü, ne göreli yoksunluğu azalttı, ne psikolojik yükü hafifletti, ne sivil katılımı artırdı, ne de gençlerin geleceğe dair umudunu 2017 düzeylerine taşıdı. O yüzden yazının başında ele aldığım soru bağlamında cevap vermek gerekirse iyileşmeden çok kısmi bir toparlanmadan ve alışmadan söz edebiliriz.

    “İyi olma hali” birbirine bağlı eksenlerden oluşuyor. İstihdam maddi durumu, maddi durum psikolojik sağlığı, psikolojik sağlık sosyal ilişkileri ve sivil katılımı etkiliyor; bunların tamamı da anomi duygusunu ve sisteme olan güveni şekillendiriyor. Gençlere yönelik politikalar parçalı, geçici ve sembolik kaldıkça bu döngünün kırılması çok olası değil. Tablonun değişmesi için gençlere yönelik politikaların üç eksen üzerinde yoğunlaşması gerekiyor: İstihdamda yapısal reformlar, gelir-gider dengesini onaracak sosyal koruma mekanizmaları ve gençlerin yalnızca hedef kitle değil, aktif paydaş olarak yer aldığı karar alma süreçleri.

    Tüm bu veriler arasında en sessiz ama en kalıcı uyarı işareti şu: Gençlerin Türkiye’ye duygusal bağı %50’nin üzerinde. Bu bağı anlamsız kılmamak için hâlâ vakit var. Altı yıldır ortaya çıkan bu tablo, politikaya dönüşme için gerekli siyasi/toplumsal iradeyi bekliyor.

    Ekonomi M Sosyoloji
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    Diğer İçerikler

    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    İran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    29 Mart 2026 Daktilo1984
    daktilo2 Yazılar

    İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap

    29 Mart 2026 Ahmet Kuru
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – I

    29 Mart 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    İyileşme mi, Alışma mı?: Gençlerin İyi Olma Hali Üzerine

    30 Mart 2026 Yazılar Ersin Kopuz

    İran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    29 Mart 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap

    29 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Ahmet Kuru

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – I

    29 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}