Selim Yıldırım

Doktora Öğrencisi, TOBB ETÜ

Glasgow Yolcusu Kalmasın!

Glasgow Yolcusu Kalmasın!

Dünyanın önemli bir değişim sürecinde olduğu açıktır. En azından benim gibi bir siyaset bilimcinin gözünden bakıldığında uluslararası sistemdeki hareketliliği görmemek abes olacaktır. Artık çoğu kavramın anlamını kaybettiği, günümüzün küresel sorunlarına cevap veremediğine şahit oluyor; fakat yeni bir perspektif üretmekte de zorluk yaşıyoruz. Bu noktada anlamlı ve tutarlı bir analize sahip

Paris Anlaşması’nı Onaylamak Yetmez

Paris Anlaşması’nı Onaylamak Yetmez

Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamayan yalnızca 6 ülkeden biriyken; G20 üyesi olan da tek ülkeydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 76. Birleşmiş Millet Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Ekim ayında Paris Anlaşması’nı TBMM’nin onayına sunacaklarını söyleyerek önemli bir adım atmış oldu. Bu açıklamanın üzerine Türkiye’de uzun yıllardır tartışmalara konu olan anlaşma nihayet meclis koridorlarında da

Türkiye-AB İlişkileri Çerçevesinde Yeşil Mutabakat

Türkiye-AB İlişkileri Çerçevesinde Yeşil Mutabakat

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile ilk teması 12 Eylül 1963 günü Ankara Anlaşması ile kurdu. Anlaşmayı imzalayan İsmet İnönü Birliği; “beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser” olarak nitelendirmiştir. Ankara Anlaşması’nın amacını belirten ve en çok dikkat çeken 2. Maddede ise şu şekilde belirtilmiştir: “Anlaşma’nın amacı, Türkiye

Yeni Bir İklim Anlaşması: Yeşil Mutabakat

Yeni Bir İklim Anlaşması: Yeşil Mutabakat

Küresel iklim anlaşmaları artık gündelik yaşantıda bile sık sık karşılaştığımız kavramlara dönüşmüştür. Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde ilan edilen uluslararası iklim anlaşmaları bir taraftan süreç içinde kendini güncellerken, diğer taraftan ulaşılamayan hedefler yerini yenilerine bırakmıştır. 1985 Viyana Sözleşmesi, 1987 Montreal Protokolü, 1997 Kyoto Protokolü, 2015 Paris Anlaşması gibi uluslararası iklim anlaşmalarının