Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Türkiye’de Medya ve Siyasi Finansmanı İzlemek: Bağımsız Medya Neden Zor Durumda?
    D84 INTELLIGENCE Röportajlar

    Türkiye’de Medya ve Siyasi Finansmanı İzlemek: Bağımsız Medya Neden Zor Durumda?

    İlkan Dalkuç ve Ekin Keleş28 Şubat 20267 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Daktilo1984’ün sevilen programı Çavuşesku’nun Termometresi’nin değişmez yüzleri ve deneyimli medya mensupları Ekin Keleş ve İlkan Dalkuç ile Türkiye’nin medya ortamı, medyanın finansmanı ve muhalif medyanın durumu üzerine konuştuk.

    Türkiye’de medyayı siyaset ve siyasi partilerle ilişkisi bağlamında çok seslilik, profesyonellik, tarafsızlık, özgürlük gibi kriterler açısından nasıl buluyorsunuz?

    Ekin Keleş: Türkiye’de, özellikle 1980 sonrası yaşanan liberalleşme politikaları kapsamında medya sübvansiyonlarının daraltılmasıyla birlikte basın kuruluşları maddi sorunlar nedeniyle küçülmeye başlamış, 1990’lar itibariyle basının kontrolü, ana akım medyayı yöneten bir grup sermayedara kalmıştır. Türkiye’de bu yapısal zemin üzerine, AKP iktidarı döneminde, söz konusu medya grupları ile hükümet arasındaki ilişkilerin siyasal eksende yeniden tanımlanması, medya alanındaki mülkiyet yapısını daha da dönüştürmüştür.

    Hükümetle ilişkileri bozulan bazı şirketlerin siyasi ve finansal baskılar altında yayın organlarını elden çıkarmak zorunda kalması, diğerlerinin ise faaliyetlerine son vermesi, medya alanında iktidar-sermaye ilişkisinin belirleyiciliğini açık biçimde ortaya koymuştur. Bu çerçevede medya ile sermaye ve siyasal iktidar arasında simbiyotik bir bağın varlığı gözlemlenmektedir. Basının ayrıcalıklı ekonomik aktörler ya da doğrudan iktidar çevreleri tarafından finanse edilmesi, tarafsızlık ve ifade özgürlüğü kapasitesini yapısal olarak sınırlandırmaktadır. Aynı zamanda mülkiyetin merkezileşmesi ve tekelleşme eğilimleri, farklı görüşlerin kamusal alanda temsil edilmesini zorlaştırarak çoğulcu ve çok sesli bir medya ortamının oluşumunu engellemekte, basını kamusal denetim işlevinden uzaklaştıran kapalı ve hiyerarşik bir iletişim alanına dönüştürmektedir.

    İlkan Dalkuç: Türk medyasının temel sorunu bütçesinin sınırlı olması. Bütçenin yarattığı sınırlar özellikle derinlemesine haberciliği imkansız kılıyor. Hadiselere dair yaklaşım genellikle kamu kurumlarının -Emniyet Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı gibi kamu kurumlarının- ve yargının sunduğu çerçeve ile sınırlı kalıyor. Profesyonellikle gelebilecek bir derinliğe erişilemediği gibi konulara dair öfkeli, tek sesli ve tezahürat gibi bir dilin de medyaya hakim olduğu söylenebilir. Adalet ve Kalkınma Partisinin kamuda sağladığı nispi yeknesaklaşma ve artan kontrol de medyanın tek seslileşmesini arttırıyor. Devletten başka bir norm koyucunun olmadığı zeminde medya, devletten gelen sinyallerin ancak taşıyıcısı olabilir, sorgulayıcısı olamaz. 

    Muhalif bir medya yargıda, ekonomide, kamuoyunda ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerle değişen koşullarda nasıl mümkün?

    Ekin Keleş: Muhalif medya, özellikle yeni TMSF düzenlemeleri sonrasında yalnızca siyasal baskılarla değil, aynı zamanda yapısal ve ekonomik bir kırılganlıkla karşı karşıya kalmış; kayyum uygulamaları aracılığıyla bu baskı alanı merkez medyayı da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu tablo, basın özgürlüğünün fiilen daralmasına yol açarken, eş zamanlı olarak artan ekonomik baskılar, geleneksel gazetecilik pratiklerini dönüştürmekte ve sürdürülebilirlik sorununu derinleştirmektedir.

    Buna ek olarak, yapay zeka temelli içerik üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, medya sektöründe istihdamın daralmasına neden olmakta, editoryal süreçlerden teknik kadrolara kadar pek çok alanda işten çıkarmaları hızlandırmaktadır. Hem ekonomik baskı hem de istihdam alanlarının daralması, medya finansmanının geleceğine ilişkin yapısal soruları kaçınılmaz kılmaktadır. Bu bağlamda, yeni bir finansman modelinin, okuyucu ile basın organı arasındaki mesafeyi azaltan, tek yönlü tüketim ilişkisi yerine karşılıklı etkileşimi esas alan bir yapı üzerine kurulması önem kazanmaktadır.

    Okuyucunun yalnızca içerik tüketicisi değil, aynı zamanda üretim süreçlerine katkı sunan, finansman ve yönelim üzerinde söz sahibi olan bir unsur haline gelmesi, medyanın kırılganlığını azaltabilecek bir imkan sunmaktadır. McLuhancı bir bakış açısıyla medyanın insanın bir uzantısı olduğu kabul edildiğinde, bu ilişki kaçınılmaz olarak tek taraflı bir aktarım değil, karşılıklı bir yeniden biçimlenme sürecini ifade eder. Bu perspektiften bakıldığında, okuyucu ile medya arasındaki bağın güçlenmesi yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda medyanın toplumsal işlevini yeniden tesis etmenin de bir yoludur. Medya, okuyucusuna sadece tebliğde bulunan bir araç olmaktan çıkıp onun katılımıyla şekillenen bir ekosisteme dönüştükçe, hem editoryal hem de ekonomik bağımsızlığını güçlendirebilir.

    İlkan Dalkuç: Muhalif bir medyayı ayakta tutacak hukuki koruma ve maddi temel 2026 yılında giderek eskisine göre daha zor elde edilmekte. Gazetecilerin platform bulmaya çalışabileceği yeni online mecralarda standartlar artmış, maliyetler yükselmiş durumda. Algoritmalar tekil ve alternatif kullanıcıların lehine işlemezken, devletin kontrol kapasitesi de hiç olmadığı kadar artmış durumda. Yapay zeka, kamu kurumlarına çok daha sıkı ve yoğun kontrol imkanları sağlıyor. Telif, üyelik gibi kısıtlar alternatif yapıların özerk bir şekilde ayakta kalmasını kısıtlayan diğer faktörler olarak sayılmalı. İlkelerin, normların çürütüldüğü post-truth çağında yargının elinde otorite, kaba gücüyle öne çıkıyor. Basit bir örnek vermek gerekirse; muhalif bir aygıt olarak ortaya çıkan, küresel bir trend haline gelmiş “Teyit” mekanizmalarının yine küresel olarak egemen güçlerin normlarını yaydığı görülecektir. Türkiye koşullarında yargının sertleşmesi ve tek seslileşmesi yaşanırken buna RTÜK baskısı, küresel bilişim devlerinin otoriteyle işbirliği eklenmiş durumda. Yapay zekayı sağlayacak kurumlarla Türkiye’deki Kamu otoritesinin ilişkisinde medyanın özerkliğinin ne kadar korunacağı da soru işaretleri barındırıyor.

    Tiraj kaygısı yandaş ve muhalif medyada ne kadar var? Yapılan işler nasıl eleniyor, evriliyor, seçiliyor?

    Ekin Keleş: Tiraj bir kamu desteği olarak düşünüldüğünde iki taraf için de son derece önemli bir gösterge haline gelmektedir. Havuz medyasına ait gazetelerin, okuyuculara bedava dağıtıldığına ilişkin haberler de bu kaygıyı desteklemektedir.

    İlkan Dalkuç: Finansmanı kamudan gelen iktidara yakın medyanın tiraj kaygısının daha az olacağı açık. Ancak muhalif basının çok daha geniş bir havuza hitap ettiği de görülmeli. Bu açıdan muhalif bir medyanın her ne kadar yayın kalitesi bağlamındaki gücü zayıf olsa da ulaşabileceği kitle daha geniştir. Öte yandan, devlet kanalı TRT ve dönüştürülmüş eski merkez medyanın itibarını iktidar yanlısı kanallar kullanmaktadır. Bu maddi güce kamunun ve yandaş işadamlarının reklam desteği eklenmelidir. Ayrıca muhalif ya da nötr firmaların siyasi baskıdan çekinerek muhalif yayınlara reklam vermekten çekinebilecekleri de dikkate alınmalıdır. Reklam pastasının klasik medyadan dijitale Google, Facebook, YouTube, Instagram, Tiktok, X(Twitter) gibi platformlara kaymış olması da muhalif medyanın mali gücünü zayıflatmaktadır.

    Bütün bu faktörlerin de etkisiyle, muhalif medyanın muhalif kamuoyundaki asimetrik gücü muhalifler arasındaki iç rekabette Türkiye genelindeki rekabetteki etkisinden daha fazla olabilmektedir. Gelirleri açısından sadece muhaliflere bağlı olan muhalif medya, odağını kaybetme tehlikesi yaşamaktadır. Bu süreçte toplumun %100’üne hatta %40’ına bile değil çok daha küçük farklı muhalif çelik çekirdeklere hitap eden bir muhalif medya oluşmaktadır.

    Ticari merkez medya Türkiye’de çöktü. Dünyada da geriliyor. Reklam pastası dijitale kayarken, siyasi baskılar artıyor. Ticari medyanın ayakta kalması için nasıl yollar aranabilir? Kitle fonlaması çözüm olabilir mi? Başka fonlama imkanları bulunabilir mi?

    Ekin Keleş: Buradaki temel sorunlardan biri, kural ve norm temelli liberal düzenin günümüzde aşınmaya başlamasıyla birlikte, büyük medya şirketlerinin artık liberal değerleri yeniden üretme ve meşrulaştırma ihtiyacından görece olarak arınmış olmasıdır. Bu dönüşüm, medyanın ideolojik işlevinin ortadan kalktığı anlamına gelmemekte; aksine, hangi değerlerin aktarılmaya değer görüldüğünün yeniden kalibre edilmeye başladığını göstermektedir.

    Nitekim “The Washington Post”un geçtiğimiz günlerde, büyük ölçüde sanat, edebiyat ve spor gibi alanlarda yazan yaklaşık 300 içerik üreticisiyle yollarını ayırması, bu eğilimin somut göstergelerinden biri olarak yorumlanabilir. Bu tür alanlar, doğrudan siyasal çatışma üretmemekle birlikte, liberal kamusal kültürün sürekliliğini sağlayan düşünsel ve estetik zemini beslemekteydi. Liberal değerlerin “tebliğ edilme” ihtiyacının azalmasıyla birlikte, kültür/sanat ve daha geniş şekliyle ince güç (soft power) üretimi gibi alanlarda daralmaların artarak devam etmesi muhtemeldir. Bu noktada, geleneksel reklam ve sermaye odaklı finansman modellerine alternatif olarak kitle fonlaması, üyelik temelli erişim sistemleri ve doğrudan okuyucu desteğine dayalı yapılar inşa edilebilir. Ancak bu modellerin başarısı, okuyucunun pasif bir tüketici olmaktan çıkıp medyanın geleceğine yönelik aktif bir özne haline gelmesine bağlıdır.

    İlkan Dalkuç: Ticari merkez medya Türkiye’de çöktü. Dünyada da geriliyor. Reklam pastası dijitale kayarken siyasi baskılar da artıyor. Ticari medyanın ayakta kalması için farklı yollar aranmalı. Kitle fonlaması ilk akla gelen çözüm yollarından birisi. Kitle fonlamasının da kırılganlıkları olduğu açıktır. Ölçeği büyüdüğü takdirde iktidarın gadrinin kitle fonlamasına da yönleneceği açıktır. Reklam geliri, sponsorluk, kitle fonlaması gibi alternatif kaynaklar aranıp çeşitlilik sağlanmalıdır.

    Siyasetin finansmanının sorunlu olduğu Türkiye’de medya da siyasetin bir türevi haline gelince aynı sorunları devralmış olmuyor mu? Buna karşı nasıl çözümler aranmalı sizce?

    Ekin Keleş: Burada merkez medyayı bir ideolojik aygıt olarak ele aldığımızda, bunun aksini varsaymak teorik olarak da anlamını yitirmektedir. Bu çerçevede merkez medya, yalnızca haber aktaran bir araç değil, söylem, temsil ve görünürlük mekanizmaları aracılığıyla egemen ideolojiyi yeniden üreten bir aygıt niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, merkezileşmiş medya mülkiyeti ve finansman yapıları sürdüğü sürece, medyanın iktidardan görece özerk bir kamusal alan yaratabilmesi yapısal olarak sınırlı kalmaktadır. Burada olası bir çıkış yolu, son derece merkezileşmiş medya kuruluşlarının ve finansman modellerinin adem-i merkeziyetçi biçimde yeniden kurgulanmasıyla mümkün olabilir. Aksi halde, sermaye eliyle şekillenmiş ve ekonomik olarak bağımlı bir haber aygıtının, mevcut siyasal düzenin söylemsel sürekliliğini sağlayan bir propaganda mekanizmasına dönüşmesi kaçınılmazdır.

    İlkan Dalkuç: Medya ile tüketicisi arasında siyaset dışında da farklı bağlar kurulması, alternatif işlevlerin medya tarafından kazanılması siyasetin medya üzerindeki tahakkümü sınırlamanın yegane yolu olacaktır. Bağımsızlık da aslında medyanın seyircisine sunabileceği farklı bir değer olarak ortadadır. Ancak muhalif bağımsızlık, iktidar tarafından da sürekli kullanılan ve manipüle edilen bir konum olduğundan, daima samimiyet testleriyle sınamaktan da kaçınılamayacaktır.

    Siyaset
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikDünya Gündemi: İran, Pakistan-Afganistan ve Meksika | 2’li Görüş #71
    Sonraki İçerik Tanıl Bora Linçi Üzerine

    Diğer İçerikler

    Videolar

    İran’da Rejim Ayakta Kalabilecek mi? | Çavuşesku’nun Termometresi #296

    5 Mart 2026 Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    ABD-İsrail VS İran Savaşı’nda Son Durum ve Olası Senaryolar | 2’li Görüş #73

    3 Mart 2026 Emrullah Özdemir, Reza Talebi ve İlkan Dalkuç
    daktilo2 Yazılar

    Tanıl Bora Linçi Üzerine

    1 Mart 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Trump Döneminde ABD Medyası Alarmda: Kamu Yayıncılığı ve Bağımsız Gazetecilik Tehlikeye Girdi

    4 Mart 2026 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Dünya Gündemi: ABD ve İsrail’in İran’a Açtığı Savaşa Dair 4. Günden Notlar

    3 Mart 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    ABD Gündemi: Pam Bondi’nin İfadesi, Münih Güvenlik Konferansı, İran Operasyonu

    2 Mart 2026 Bültenler Emrullah Özdemir

    ABD ve İsrail’in İran’a Savaş Açmasının Küresel Ekonomiye ve Türkiye Ekonomisine Potansiyel Etkileri

    1 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Oytun Meçik

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}