Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Küçük Körfez Ülkeleri ve Güvenlik Paradoksları
    daktilo2

    Küçük Körfez Ülkeleri ve Güvenlik Paradoksları

    Birol Başkan15 Mart 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    “Güçlüler yapar yapabileceklerini, zayıflar katlanır
    katlanmak zorunda olduklarına.”
    Thucydides

    Yaklaşık 2400 küsür yıl önce Atina ve Sparta arasında büyük bir savaş patlak verir. Savaş kısa süre içinde iki tarafın müttefiklerini de içine çeker ve Antik Yunan’ı baştan sona kasıp kavuran bir ateşe döner. Bu hengamede tarafsız kalmak isteyenler olur. Ege denizindeki küçük Melos adası gibi. Savaşın ilerleyen yıllarında Atina bu adaya elçiler gönderir ve Melos’un kendi saflarında savaşa katılmasını talep eder. Melos tarafsız kalmak istediğini belirtir. Atina bunu kabul etmez ve Melos’u kuşatır. Küçük bir adanın ‘hayır’ demesinin, diyebilmesinin örnek teşkil edebileceği endişesiyle. Atina gücü karşısında Melos’un şansı yoktur. Teslim olur, ancak bu Atina’nın öfkesini dindirmez. Bütün yetişkin erkekler öldürülür, kadınları ve çocukları köleleştirilir.

    Bazı şeyler ne kadar çok değişirse değişsin, aynı kalıyor galiba. Bölgede süregiden bir savaş var. Pelopenez savaşından farklı elbette. İki denk gücün savaşı değil bu savaş. 2024 yılı verilerine göre, bir tarafta 997 milyar dolarlık askeri harcaması ile ABD ve 46.5 milyar dolarlık askeri harcamasıyla İsrail. Karşılarında ise 7.9 milyar dolarlık harcamasıyla İran. Bir tarafta iki profesyonel MMA döğüşçüsü, diğer tarafta sıradan, yapılı ve atletik de olmayan bir adam.

    Savaşın bir de Melos’ları var. Tarafsız kalmak için çırpınan, ancak tarafsızlık talepleri karşılıksız kalan. Ve savaşın doğrudan tarafları kadar saldırılan. Ve muhtemelen onlardan daha ağır bir bedel ödeyecek olan. Dört Arap Körfez ülkesi, –Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Kuveyt– bahis konusu. Şu an süregiden savaşın Melos’ları.

    Bu dört Körfez ülkesi nüfus bakımından küçük ülkelerdir. 2024 yılı verilerine göre Bahreyn’in nüfusu yaklaşık 1.8 milyon, Katar’ın 2.8 milyon, Kuveyt’in 4.9 milyon, BAE’nin ise 11 milyon. Ancak bu rakamlar bir nebze yanıltıcıdır. Zira yabancı işgücünü de içerir. 2018 yılına ait bir çalışmaya göre BAE’nin yüzde 88.5’i, Katar’ın yüzde 87.3’ü, Kuveyt’in 69.6’sı, Bahreyn’in yüzde 54.1’i yabancıdır. Haliyle bu dört ülkenin askeri güçleri son derece zayıftır. Dünya Bankası’nın 2020 yılına ait verilerine göre Bahreyn’in askeri personeli yaklaşık 19 bin, Kuveyt’in 25 bin, Katar’ın 22 bin, BAE’nin ise 63 bindir.

    Nüfus azlığı başlı başına bir sorun değildir elbette. Şayet bu ülkeler savaşların eksik olmadığı Orta Doğu’da değil de, İskandinavya’da veya Avrupa’da olsalardı. Lüksemburg gibi. Ve petrol ve doğal gaz kaynakları olmasaydı, bu sayede de dünyanın kalbur üstü zengin ülkeleri arasında olmasalardı. 2024 verilerine göre, Bahreyn’in kişi başına düşen milli geliri yaklaşık 29.6 bin dolar, Katar’ın 76.6 bin, Kuveyt’in 32.7 bin, Katar’ın ise 76.6 bin.

    Kısaca ortada büyük zenginlik vardır, ama bu zenginlik son derece tehlikeli bir bölgede ve küçük bir nüfusa –hatta BAE hariç, yüzölçümüne- dayanmaktadır. Dört Körfez ülkesinin durumlarını zora sokan başka bir yalın gerçek daha vardır. Dört ülke sadece tehlikeli bir bölgede değillerdir, aynı zamanda çok daha kalabalık, çok daha yoksul ve çoğu zaman çok daha istikrarsız bir bölge ile kuşatılmışlardır. 2024 yılı verilerine bu dört ülkenin hemen çeperinde Hindistansız 643 milyon insan, Hindistanlı 2.09 milyar insan yaşamaktadır. Bu çeperin kişi başına düşen milli geliri ise Hindistansız yaklaşık 4.600 dolar, Hindistanlı yaklaşık 3.300 dolar, Hindistan, Suudi Arabistan ve Ummansız ise 2.100 dolardır.

    Dört Körfez ülkesinin içinde bulunduğu güvenlik sorununun esası da bu haldir. Bu devletlerin korkusu yalnızca İran değildir. Korku daha derindir. Zenginlikleri ile askerî kapasiteleri arasındaki uçurumdur. Servetleri büyüktür, ama bu serveti koruyacak askeri derinlikleri sınırlıdır.

    Dört Körfez ülkesi bu sınırlılıklarını askeri iki yolla aşmaya çalışır. İlki, güvenlik açıklarını teknolojiyle kapatmaya çalışmak. Hava savunma sistemleri, erken uyarı ağları, radarlar, önleyici füze kapasitesi, gelişmiş uçaklar, hassas mühimmatlar. Bunların hepsi etkin bir savunma sağlayabilir. Nitekim son çatışmalarda İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarına karşı yapılan önlemelerde bu tür sistemlerin değeri görüldü.

    Ancak bunların da sınırlı olduğunu not edelim. Zira İran’ın Körfez ülkelerine azami yıkım amacıyla saldırmadığı görülüyor. İsrail’e karşı kullanılan ve zaman zaman savunma hatlarını delen daha yıkıcı füzeler benzeri bir yoğunlukla Körfez’e yönelseydi bu küçük devletler için netice çok daha yıkıcı olabilirdi.

    Dört Körfez ülkesi için ikinci yol güvenlik hizmetleri satın almaktır. Körfez’de bu rolü esas olarak ABD üstlenmektedir. Bahreyn, Beşinci Filo’nun karargâhına ev sahipliği yapmakta; Katar da ABD’nin bölgedeki en büyük üssü ve CENTCOM’un ileri karargahı olan El Udeyd Üssü’ne. Kuveyt, Camp Arifjan ve başka tesislerle ABD kara ve hava konuşlanmasının merkezlerinden biridir. BAE’de El Dhafra önemli bir Amerikan hava üssü işlevi görmektedir.

    Yani bu ülkeler Amerika ile salt savunma anlaşması olan ülkeler değildir. Daha ötesidirler. Güvenlikleri, ülkelerinde konuşlu Amerikan üsleri, limanları, radarları, hava savunma ağları ile sağlanmaktadır.

    Sorun da buradadır. Zira ABD’nin sağladığı savunma bedelsiz değildir. Ve bu bedel sadece mali bir bedel değildir. Bir süper güce dayanmak, yalnızca ondan korunmak anlamına gelmez. Aynı zamanda onun stratejik kararlarının sonuçlarına ortak olmak anlamına gelir. Dört Körfez ülkesinin en azından üçünün İran’la kendi sorunları vardır elbette. Ancak bu sorunların hiç birisi sıcak bir çatışmaya dönüşecek vahamette değildir.

    Ne var ki ABD ile İran arasında doğrudan bir çatışma başladığında bu dört Körfez ülkesi de bu savaşın alevlerinden kaçamaz. Zira ne kadar tarafsız olduklarını iddia ederlerse etsinler, tam tarafsız değillerdir. Topraklarında savaş zamanı işlev gören üsler, altyapılar, radarlar, komuta merkezleri ve entegre savunma ağları vardır. Ve bunlar Amerikan savaş makinesinin parçalarıdır.

    Bu ülkeler savaşın içinde aktif olarak değillerdir. Hatta İran’ın saldırılarına aynısıyla karşılık bile vermemişlerdir. Amerika ve İsrail’in bütün baskılarına karşı da elleri tetiğe gitmemiştir. Ancak tam anlamıyla tarafsız da değillerdir. Çünkü tarafsızlık yalnızca diplomatik bir beyanla olmaz. Bu ülkelerde Amerikan üssü varsa, Amerikan radar ağı çalışıyorsa, Amerikan kuvvetleri bu ülkelerde konuşlu teknolojik altyapılardan yararlanıyorsa, tarafsızlık iddiası ne kadar inandırıcıdır?

    Aslında Körfez ülkeleri bu tehlikenin farkındaydı. Nitekim Washington’a, İran’a yönelik bir Amerikan saldırısının kendilerini de hedef haline getirebileceği yönünde uyarıda bulundukları iddia ediliyor. Demek ki savaş çıkarsa İran’ın kendilerini de vurabileceğini tahmin ediyorlardı. Peki neden? Sadece Amerika’nın müttefiki oldukları için mi? Sanmıyorum. Asıl neden daha somuttu. Topraklarında Amerikan üsleri, radarları, gözetleme sistemleri ve entegre savunma altyapısı bulunuyordu. Yani sorun sadece siyasi yakınlık değil, bu ülkelerin topraklarının Amerikan savaş kapasitesinin bir parçası haline gelmiş olmasıydı.

    Burada acı bir paradoks var. Küçük Körfez devletleri kendilerini güvence altına alacak öz savunma gücü inşa edemezler. Bir süper güce yaslanmak zorundalar. Ama bir süper güce yaslandıkları anda, o süper gücün savaşı da kendi savaşları oluyor. Koruma satın alırken tarafsızlığın bir bölümünden vazgeçiyorlar. Güvenlik kazanırken özerklikleri kaybediyorlar. Caydırıcılık elde ederken hedef haline geliyorlar.

    Machiavelli’nin yüzyıllar önce uyardığı gibi: “Başkasının zırhı ya bol gelir, ya da dar; ya üzerimizden düşer ya da bizi ağırlaştırır.”

    Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikShakespeare’in Gölgesinde Konforlu Bir Yas: Hamnet
    Sonraki İçerik Türk Muhalefetinin Kör Noktası: Dış Politika  

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Suat Kınıklıoğlu: Güçlü bir Türkiye’nin anahtarı, demokrasiyi güçlendirmek ve iç barışı sağlamaktır 

    15 Mart 2026 Gökhan Korkmaz
    daktilo2

    Mikro-Evrenler, Makro-Yıkımlar: Dünya Yanarken Akıl Sağlığımızı Korumak

    15 Mart 2026 Elif Avcı
    daktilo2

    Türk Muhalefetinin Kör Noktası: Dış Politika  

    15 Mart 2026 Nurettin Kalkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Soğuk Bir Mevsimin Eşiğinde: İran’da Savaş ve Düşündürdükleri

    8 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Bir Devlet Yönetim Biçimi Olarak: “Sözün Bittiği Yer” Söylemi

    8 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    Mehmet Akif Koç: Türkiye Ortadoğu’da, İran, İsrail ve Körfez Ülkelerinin birbirini dengelemesini ister

    8 Mart 2026 daktilo2 Röportajlar Bahadır Çelebi

    İran’ın Enerji Savaşı Stratejisi

    8 Mart 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}