Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İslamcılığın Komplo Teorisi – I: Avrupa Anti-Semitizmi
    daktilo2

    İslamcılığın Komplo Teorisi – I: Avrupa Anti-Semitizmi

    Birol Başkan30 Kasım 20255 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    “Mensupları daha çok Yahudilerden olan bu hareket yeni değil. Spartacus-Weishaupt’un zamanından, Karl Marx’ın yaşadığı döneme, oradan Trotsky (Rusya), Béla Kun (Macaristan), Rosa Luxemburg (Almanya) ve Emma Goldman’a (Birleşik Devletler) uzanan dünya çapında bir komplo bu. Var olan medeniyeti yıkma ve onun yerine yeni bir toplum inşası komplosu. Artık gelişmesini durdurmuş, kıskançlık dolu bir art niyet ve imkânsız bir eşitlik temeli üzerine kurulmak istenen bir toplum komplosu… Fransız Devrimi trajedisinde de kesinlikle rolü olan bir hareket. 19. yüzyıl boyunca da her yıkıcı hareketin baş sebebi. Şimdi de, … Rus halkını saçlarından yakaladılar ve böylece büyük bir imparatorluğun tartışmasız sahipleri oldular.”

    Bu cümleler Winston Churchill’e ait. İkinci Dünya Savaşı boyunca İngiltere Başbakanı olacak Winston Churchill’e. Churchill’in 1920 tarihli yazısı Avrupa’nın anti-semitik birikiminin bir meyvesi. Bernard Lewis’ten uyarlamayla, anti-semitik birikimle kastım bir nefret birikimi. Ancak öyle gelip geçici, belirli bir döneme has, bazen başka halklar arasında da rastlanan bir nefret birikimi değil; süreklilik arz eden, uzun zamana yayılan ve her geçen anda büyüyen, derinleşen bir nefret. Ve bir topluluğa, yani Yahudilere, belirli bir özelliklerinden dolayı değil, onlara ait ne varsa veya onlarda olduğu hayal edilen ne varsa yönelen bir nefret. Bu nefretin itici gücü ise hakarete, aşağılamaya varan önyargıların ötesinde, Yahudilerde kozmik, ebedî, hatta ezelî bir kötülüğün olduğuna sarsılmaz bir imanla inanma.

    Churchill’in az önce alıntıladığım paragrafında bu birikimin izleri açıktır. Yahudiler belirli siyasî pozisyonları, belirli tarihsel davranışları nedeniyle değil, Spartacus-Weishaupt’tan Trotsky, Béla Kun, Rosa Luxemburg ve Emma Goldman’a uzanan çizgi boyunca, mevcut medeniyeti yıkmaya adanmış tek bir hareketin, tek bir ruhun farklı insanlarda vücut bulmuş halleri gibi resmedilir. Tek tek insanların, partilerin, sınıfların yerini, her çağda başını kaldıran, kıskançlık ve art niyetle yüklü, imkânsız bir eşitlik vaadiyle dünyayı altüst etmeye çalışan kolektif bir Yahudi kötülüğü alır; bu da metni sıradan bir siyaset analizinden çok, tipik bir antisemitik dünya tasavvurunun dışavurumu haline getirir.

    Churchill’in alıntısı yalnızca anti-semitik değil, aynı zamanda komplo teorisyenliğidir de. Nitekim anti-semitizmin en çarpıcı örnek metinleri, aynı zamanda komplo teorisyenliğinin de en çarpıcı örnek metinleri olarak karşımıza çıkar. Bu aslında göründüğü kadar şaşırtıcı değil. Zira ikisi de aynı mantık yürütmenin meyvesidir.

    Komplo teorisyenliği ile kastım, tarihte gerçekleşen bir olayı, kendi toplumsal bağlamından, sınıflardan, kurumlardan, tesadüflerden, hatta insan aptallığından soyutlayıp, perde arkasında iş gören “art niyetli ve güçlü varlıklar”ın kusursuz planına indirgeme eğilimi. Komplo teorisyeni için bu varlıkların adı çoğu zaman değişir: bazen devletler, bazen “dış güçler”, bazen masonlar. Antisemitizm devreye girdiği anda ise o boşluk kalıcı biçimde Yahudilerle doldurulur.

    Churchill’in paragrafında da tam bu şema iş başındadır: Spartacus-Weishaupt’tan Marx’a, Trotsky, Béla Kun, Rosa Luxemburg ve Emma Goldman’a kadar birbirinden farklı bağlamlarda ortaya çıkmış figürler, aralarındaki bütün tarihsel ve toplumsal farklar silinerek, tek bir “medeniyeti yıkma komplosu”nun değişik maskeleri gibi yan yana dizilir.

    Tarihten, çoğu zaman yanlışlanamaz seçme deliller bulunur; iktisadî krizler, devrimler, savaşlar, darbeler yan yana dizilir; aralarında gerçek bir nedensel bağ olup olmadığına bakılmadan aynı zincirin halkalarıymış gibi sıralanır. Açıklanmak istenen olayları gerçekleştiren asıl aktörlerin iradesi ellerinden alınır; hükümetler, halklar, sınıflar, liderler yalnızca “Yahudi ruhu”nun dürttüğü, kendi ajandası olmayan gölgeler halinde resmedilir. Bütün bu kurguyu çürütebilecek olgular ise ya hiç görülmez ya da bizzat komplonun kanıtı sayılır. Böyle bakınca komplo teorisyenliğinin temel bileşenleri –bağlamdan koparma, seçme delil biriktirme, aktörlerin iradelerinin elinden alınması, yanlışlanamazlık– antisemitizmin elinde yoğrulur ve dünyayı açıklayan genel teoriyle Yahudilere atfedilen ezelî kötülük fikri birbirine kenetlenir.

    Ancak anti-semitizm ile komplo teorisyenliğinin mükemmelen buluştuğu metin elbette Siyon Bilgelerinin Protokolleri. Metin, tek bir konuşmacının bir bilgeler meclisine hitabı. Konuşan ses hep “biz” diye konuşuyor, bir heyetin sözcüsü gibi. Sözcü bir yandan o ana kadar yapılanların muhasebesini çıkarıyor, öte yandan henüz yapılmamış olanların listesini okuyor. Mesela Fransız Devrimi’nin parolası olan “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” sözlerini ilk kendilerinin halklar arasına attıklarını iddia eder ve bu üç sözcüğü “yem” olarak tasvir eder. Bu parolaların devletlerin temellerini kemirdiğini, gerçek bireysel özgürlüğü yok ettiğini, doğal ve soy zincirine dayalı aristokrasiyi yıktığını, onun yerine eğitimli sınıfın ve para aristokrasisinin geçtiğini anlatır. Yahudi olmayan gençliği erken yaşta cinsel sefahat ile aptallaştırdıklarını, bunun özel ajanlar, uşaklar, mürebbiyeler ve “eğlence mekânlarındaki kadınlar” aracılığıyla yapıldığını iddia eder. Her cumhuriyetin aslında bir despotizme dönüştüğünden ve hepsini “perde arkasından” kendilerinin yönettiğinden bahseder. Neticede Hıristiyanları sendeletmeyi başardıklarını, Rus halkını ise boyundurukları altına sokmak için her şeyi yaptıklarını iddia eder: “Mülklerini ve altınlarını ellerinden alarak onları çaresiz kölelere çevirdik.”

    Ama yapılacak şeyler bitmiş değildir. Mesela devasa tekeller kurmak gerekmektedir. Bu tekeller sayesinde Yahudi olmayan halkların servetleri kendilerine bağımlı hale getirilecektir. Yahudi olmayan aristokrasinin en tehlikeli olan kısmı toprak sahipleridir ve bunlar “borç yüküyle” ezilmeli, ağır vergiler ve borçlandırma yoluyla topraklarından koparılmalı ve “boyun eğmeye mecbur” edilmelidir. Devletler tek tek yıpratılmalı, kitleler inisiyatif alamaz hale getirilmeli, nihayetinde uluslararası bir iktidar talep etmeye mecbur bırakılmalıdır. Ardından kurulacak süper-hükümet kollarını her yana kerpeten gibi uzatarak devlet kuvvetlerinin hepsini yavaş yavaş emecektir. Devlet kadroları özel okullarda yetiştirilmiş kişilerle doldurulmalıdır. Bu kadrolar halkların bütün sırlarını bilmeli, insan doğasının bütün zaaflarını öğrenmelidir. Yahudi olmayanlardan devşirilecek memurlar ise sadece geçici kadrolarda istihdam edilmeli veya şantaja açık figürler olmalıdır.

    Siyon Bilgelerinin Protokolleri anti-semitiktir, çünkü Yahudileri savaşların, devrimlerin, krizlerin ardındaki görünmez, kozmik ve değişmez kötülüğün kolektif faili olarak tasvir eder; onlara insanlık-dışı, ezelî bir “fesat ruhu” atfeder. Aynı metin bir komplo teorisidir, çünkü bütün tarihsel olayları toplumsal koşullardan koparıp tek bir gizli merkezin, kusursuz işleyen bir planının ürünü gibi yeniden kurgular; tarihi bütünüyle bu hayalî kurulun kararlarına indirger.

    Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya Siyaset Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikSuriye’nin iki Takiyyüddin’i: İbn Teymiyye’den Nebhânî’ye Kriz ve Çözüm Perspektifleri
    Sonraki İçerik Çözüm Tartışmaları ve Elitizm

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    2025’in Sonuna Gelinirken Türkiye’nin Siyasi Ahvali

    30 Kasım 2025 İlkan Dalkuç
    daktilo2

    Sanatın Sessizliği de Siyasidir: Nuri Bilge Ceylan ve Fecr Film Festivali Üzerine

    30 Kasım 2025 Umut Dağıstan
    daktilo2

    Çözüm Tartışmaları ve Elitizm

    30 Kasım 2025 Armağan Öztürk

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: Trump’ın Ukrayna Barış Planı Dertlere Çare Olur mu?

    25 Kasım 2025 Bültenler Bahadır Çelebi

    Tuğba Tekerek: Siyasi iktidarın üniversiteye yaklaşımının değişmesi gerekiyor

    23 Kasım 2025 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    İstihdam Krizinin Anatomisi

    23 Kasım 2025 daktilo2 Yazılar Burak Dalgın

    Matrix Filmi ya da Kırmızılı Kadının Dayanılmaz Çekiciliği

    23 Kasım 2025 daktilo2 Yazılar Umut Dağıstan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2025 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}