Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » “Cehalete Övgü”: Cahil Cesaretine ve Ödüllerine Dair
    daktilo2

    “Cehalete Övgü”: Cahil Cesaretine ve Ödüllerine Dair

    Alper Yağcı1 Şubat 20267 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Bazı geçmiş yazılarımda liberal küreselleşmenin sona ermekte olduğunu yazmış, ekonomik sahadaki dönüşümlerden bahsetmiştim. Bir yandan, jeopolitik sahada da önemli değişimler var. Venezuela, Suriye, Grönland, vb. derken pek çok parça aynı anda oynuyor. Yenilerde yayımlanan ABD ulusal güvenlik belgesi ve Davos Zirvesi bu dönüşümün adını koyar gibi oldu. ABD, rakip olarak gördüğü Çin’e karşı konumunu konsolide edecek. Küresel bir düzen iddiasının merkezi olmaktansa sınırları daha belirgin bir nüfuz bölgesine odaklanacak ama bu bölge içinde daha sert olacak. Başta Avrupa olmak üzere eski müttefiklerine de sıradan müşteri muamelesi yapmaktan çekinmeyecek. NATO önemini nispeten yitiriyor.

    Ekonomik değişimler bu süreci bir bakıma hazırladı, imkanını oluşturdu. Ancak imkan demek zorunluluk demek değil. Mümkün olan büyük değişimlerin gerçekleşebilmesi için, çok sayıda aktörün beklentilerini aynı anda değiştirmesi gerekiyor. Hepsi birbirini beklediği için bu gerçekleşmiyor, ta ki bir “deli,” öngörülemeyen bir doğa olayı gibi çıkıp fiilleriyle ortalığı dağıtana kadar. Delinin yarattığı fiili durumlar beklentiler için yeni bir buluşma noktası oluyor ve uzun süredir donmuş bekleyen meseleler bir değişim sarmalına girebiliyor. ABD başkanı Trump, tarihsel olarak böyle bir rol oynuyor gibi.

    Çok basit cümlelerle konuşan Trump, kitabî zeka açısından baktığınızda etkileyici bir lider gibi görünmeyebilir. Ama dünyanın en güçlü koltuğuna iki defa oturmayı başardı ve şimdi orada yaptıklarıyla dünyayı peşinden sürükleyip götürüyor. Genel istikamet beni hiç de sevindiren bir tarafa değil. Ama bu eylem gücünde belki de örnek alınması gereken şeyler var. Sonuçta Trump’un karşısında ve etrafında, ondan çok daha bilgili ve muhtemelen daha zeki rakipler ve kadrolar var, ama şimdi onun ağzına bakıyorlar.

    Zaten dünya tarihi, ortalamadan zeki olmakla beraber en önemli hasleti zeka olmayan bazı girişimcilerin, kendilerinden daha zeki insanları çalıştırıp kullanarak elde ettikleri sonuçların tarihi değil mi? Akıllı köprüyü bulana kadar, deli suyu geçermiş.

    Tarihin en önemli “suyu geçme” hikayesini ele alalım. Okyanus aşıp Amerika kıtasına ayak basan Kristof Kolomb’un orayı Hindistan zannettiğini herkes bilir. Zaten o zaman için eski dünya insanları Amerika kıtasından haberdar olmadığından bu yanılgı doğaldı. Ancak Kolomb’un Amerika’yı keşfi aslında kendi devrinin de gerisinde kalmış bir başka yanılgının ürünü idi. Yani Amerika’nın keşfi gerçek bir cahil cesareti sayesinde mümkün olmuştu. Anlatayım.

    Malum, dünyamızın şekli (eliptik) bir küre. Bu antik çağlardan beri bilinen bir şey. Kolomb devri Avrupa’sında da muteber bilginler arasında bu konuda bir tartışma yoktu. Ancak kürenin büyüklüğüyle ilgili bir tartışma vardı. Kolomb gemiyle batıya giderek Hindistan’a ulaşabileceğine yatırımcıları ikna etmeye çalışırken de bu bilimsel tartışma gündeme geldi.

    Kolomb iyimserdi çünkü danıştığı kaynaklardaki Arap ve Rum ölçü birimlerini birbirine karıştırdığı için dünyanın hayli küçük bir yer olduğunu zannediyordu. Devrinin akademisyenlerinden ise kendisine karşı çıkanlar vardı çünkü onlar dünyanın Kolomb’un zannettiğinden çok daha büyük olduğunu düşünüyorlardı. İronik olan şu ki, müesses akademik nizam, yani Kolomb’un projesi hakkında olumsuz görüş bildiren Salamanca Üniversitesi profesörleri, aslında haklıydı! Antik Yunanlı Eratosthenes’in oturduğu yerden yaptığı hesaplara dayanarak, dünyanın büyüklüğünü bugün ölçtüğümüze oldukça yakın bir değerde tahmin ediyorlardı. Amerika kıtasından ise tıpkı Kolomb gibi onlar da habersizdi, böylece “doğru” hesaba göre İspanya ile Hindistan arasında, o devrin denizcilik teknolojisiyle aşılamayacak büyüklükte tek bir okyanus olacaktı. Aşma çabası beyhude demekti bu.

    Yani akademisyenler gerçeğin yarısını biliyordu. Kolomb ise bilmiyordu. Kolomb da onlar gibi gerçeğin yarısını biliyor olsaydı, gözü korkacak, projesini hayata geçiremeyecekti.

    Sonuçta Kolomb’un iyimserliğinden ve vadettiği zenginlikten etkilenen İspanya kraliçesi projeye ikna oldu ve bankerlere borçlanarak bu yatırımı finanse etmeyi kabul etti. Kolomb üç gemiyle yola çıktı. Ancak açık denizi iki ay boyunca kat etmesine rağmen bırakın Hindistan’ı, sonradan Amerika adını alacak kara parçasına bile henüz rastlayamamıştı. Kolomb’un hesaplarının yanlış çıktığı anlaşılıyordu.

    10 Ekim 1492 günü mürettebat isyan etme noktasına geldi. Azalan yiyecek ve su, artık ancak geriye dönerlerse yetecekti. Devam etmek belki de hiçliğin ortasına doğru, geri dönülmez bir noktaya kadar gidip yitmek demekti. Kolomb bu noktada mürettebatın karşısına çıkıp karizmatik bir konuşma yaptı ve üç gün içinde kara görülmezse geriye dönme sözü vererek onları yola devam etmeye ikna etti. Ve 12 Ekim’de kara göründü. Gerisi “tarih.” Kolomb’un kendisi pek değilse de, yatırımcısı olan İspanya tahtı bu işten uzun vadede çok kazançlı çıktı. Bu arada dünya değişti.

    Kısacası Kolomb, Amerika’yı cahil cesareti sayesinde keşfetti. Elbette ki cahil cesareti her zaman böyle başarılı sonuçlar yaratmıyor. Kolomb’un adını bugün hatırlıyoruz, çünkü yanlışlıkla başarılı oldu ve hayatta kaldı. Tarih boyunca sayısız başka denizci ise benzer maceralara çıkıp karanlıkta yitti. Yani cehalet genel olarak etkin bir başarı formülü değil. Ancak bazı başarılar da bu türden bir cahil cesaretiyle mümkün. Cahil cesareti olmasa, yani herkes kendi devrinin bilgisi ışığında makul biçimde olasılıkları ve riskleri hesaplayarak hareket etse idi, bugüne kadar gerçekleşen pek çok keşif, girişim, yatırım, hiç yapılmamış olacaktı.

    Bu konuya büyük iktisatçı Keynes, “İstihdamın, Faizin ve Paranın Genel Teorisi” kitabında çarpıcı biçimde parmak basar. Keynes’in hafif şakayla karışık yazdığına göre, sermaye sahipleri tamamen rasyonel biçimde hareket etseler, yeni girişimlere kalkışılmaması gerekir. Çünkü yenilik risktir, oysa ki halihazırda serveti olan kişi faiz ve rant gelirlerine dayanarak rahatça yaşayabilir. Yeni bir şey yaratmaya çalışıp strese girmeye ne gerek var? Keynes, insanları yeni girişimlere yönelten saiki açıklamak için “animal spirits” diye bir ifade kullanır. Bunu hayvani enerji gibi çevirebiliriz. Akılla, fikirle, rasyonel risk hesabıyla tam olarak açıklanamayan, biraz temelsiz iyimserlik ve iştah. Belki isim ve gösteriş yapma arzusu. Başkalarının başarısız olduğu yerde kendisinin başarılı olacağına duyulan inanç. Allah’ın sevgili kulu olma hissiyatı. Dünyayı olduğundan küçük zannetme. İlle de yerinde duramama.

    Bu iştahla girişilen işlerin çoğu başarısız oluyor. Ancak büyük başarılar da ancak bu iştaha sahip olanların eylemleriyle gerçekleşiyor. Her halükarda, umulduğu gibi başarılı olsa da olmasa da, bu eylemler dünyayı değiştiriyor ve o iştaha sahip olmayanları kendine uymak zorunda bırakıyor. Kolomb’un hikayesi, bunun önemli bir sebebini bize anlatıyor: Rasyonel görünen değerlendirmeler, aslında kendi devrinin sınırlı bilgisi, kusurlu enformasyonu ışığında rasyonel. Yani gerçeğin her zaman birazını biliyoruz. Hiç bilmeyenler, bazen bu yüzden öne geçebiliyor. Eğer hareket halindeyseler.

    Geçmiş bir yazıda, matbaanın icadıyla başlayan kitabî zekanın beş asırlık saltanatının, yapay zekanın icadıyla belki de sona ereceğinden bahsetmiştim. Okulda pekiştirilen ve ödüllendirilen cinsten zekanın yaptığı işleri yapay zeka üstlendikçe, kol emeğine dayalı hizmet sektörleriyle kafa emeği arasındaki ücret ve prestij makası daralıyor, tüm ücretlerle sermaye gelirleri arasındaki makas açılıyor. Zaten okulda öğretilen dünyanın kuralları ve kültürü de hızlı bir çözülme sürecinde. Bu yapısal değişim, suyu geçme konusunda daha cevval ve tezcanlı olan delilerin bazı avantajlarını öne çıkarabilir. Farklı tarihsel durumlar farklı tipte insanları ödüllendiriyor.

    Bilişsel psikoloji disiplini de, farklı tipte insanların, beynin farklı bölgelerini kullandığına işaret ediyor. Mesela beynin “Default Mode Network” (DMN) diye bir bölgesi var, Varsayılan Mod Ağı diye dilimize çevrilebilir. “Bu ağ; analiz eden, tahmin yapan, senaryo kuran, geçmişi tekrar oynatan, şüphe eden ve aşırı düşünen bölgedir. Müthiş iş çıkarır… ama aynı zamanda bir hapishanedir.” Bu beyin bölgesinin aşırı kullanımı, bazı zeki insanların neden hayatta takılı kalabildiğini açıklayabilir. “Sıkışmış hissetmenizin sebebi, kafanızın içinde yaşıyor olmanız.” Diğer insanlar ise kafalarının değil dünyanın içinde yaşar. Yani “Direct Experience Network” (doğrudan deneyim ağı) denilebilecek beyin bölgelerini daha çok kullanır. Bunlar, etrafımızdaki dolaysız dünyanın duyusal deneyimine gerçek zamanlı olarak dikkat veren bölgelerdir. Buna dayanan insan, hayatı çok düşünmez, doğrudan temas eder. Sonuçları tahmin etmez, direkt yaratır.[1] 

    Bunları finiş çizgisinin ötesinden yazdığımı zannetmeyin. Çünkü boks, tango vb. meraklarım olmakla birlikte ben de daha çok soyut işlerle uğraşan bir akademisyenim. Ama son zamanlarda cahil cesaretine sahip insanların yaptıkları daha çok dikkatimi çekmeye başladı. Borsa, coin, bono vb. bilmeyen babaannelerimiz yıllarca birikimlerini altına yatırdı ve sonunda hepimizden çok kazandılar. Ne bileyim mesela Arda Güler son vuruşlarda bu kadar çok düşünmese, Brezilyalı gibi içgüdüsel oynasa belki daha da başarılı olacak. Kitabî zekaya fazla güvenmiş bizler için bunlardan alınacak ibretler vardır.

    Şarkı önerisi: https://open.spotify.com/track/67VGm9sWcM6vynhIWHsVg8?si=3af556e5fdb0401f


    [1] Alıntılar @tazebirmuhendis adlı bir Instagram hesabının postundan: https://www.instagram.com/p/DTvpuGEDLrd/. Konunun bilimsel arka planı içinse bkz. https://www.psychologytoday.com/us/blog/your-brain-at-work/200910/the-neuroscience-of-mindfulness

    Ekonomi Sosyoloji Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikAlgoritma Don Kişotluğu’nun Miadı Doldu mu?: Görünürlüğün Yeni Mülkiyet Rejimi
    Sonraki İçerik Gümrük Birliği: Miadını Doldurmuş Bir Çerçeve mi, Güncellenmeyi Bekleyen Stratejik Bir Araç mı?

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Görünenin Ötesinde Bir İşgücü Piyasası Tablosu

    1 Şubat 2026 Oytun Meçik
    daktilo2

    Gümrük Birliği: Miadını Doldurmuş Bir Çerçeve mi, Güncellenmeyi Bekleyen Stratejik Bir Araç mı?

    1 Şubat 2026 Ayşe Yürekli
    daktilo2

    Algoritma Don Kişotluğu’nun Miadı Doldu mu?: Görünürlüğün Yeni Mülkiyet Rejimi

    1 Şubat 2026 Elif Avcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: Uluslararası Sistem ve Küresel Siyasetin Kırılma Noktaları

    27 Ocak 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Zeynep Alemdar: Trump, transatlantik ilişkilerin dengesini bozmakla kalmadı, tarafların birbirlerinden beklentilerini de değiştirdi

    25 Ocak 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    Tarife Tehdidinin Gölgesinde Türkiye-İran Ticaretinin Geleceği

    25 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Şafak Herdem

    Batman Öldü, Gotham Joker’e Emanet: Suçun Romantize Edilmesi ve “Anti-Kahraman” Kimliği

    25 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}