Yeni yılın ilk bülteni, ABD iç siyaseti ağırlıklı olacak. Geçtiğimiz yerel seçimlerde kazanan isimler yavaş yavaş yemin ederek görevlerine başlıyor. Ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte Trump için alarm zilleri çalmaya başlamışken 2028 Başkanlık Seçimleri için de olası senaryolar konuşulmaya başlandı.
Başkan Trump bir yandan içeride azledilmeden ikinci dönemini tamamlamaya gayret ederken diğer yandan da dışarıda İsrail-Filistin ve Rusya-Ukrayna hatlarındaki gerginliği minimumda tutmaya çalışıyor.
Ara Seçimler Yaklaşıyor
Ara seçimler yılına girdik. 3 Kasım’da Senato üyelerinin üçte biri, Temsilciler Meclisi üyelerinin tamamı ve bazı eyaletlerin valileriyle diğer yerel yöneticilerin seçilmesi için ABD seçmeni sandığa gidecek.
Ara seçimler için anketler yapılmaya başlandı. Salıncak eyaletlerden olup geçtiğimiz seçim Cumhuriyetçi Parti’ye oy veren Georgia ve Kuzey Karolina eyaletlerinde Demokratlar önde görünüyor. Halihazırda Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde fazladan 5, Senato’da da fazladan 3 sandalyeye sahip olsalar çoğunluğu elde etmiş olacaklar.
15 Kasım’da yayınlanan bültende yerel seçim sonuçlarının hükümet üzerinde soğuk duş etkisi yarattığından bahsetmiştim. Seçimlerin üzerinden geçen 2 ay içinde hem Cumhuriyetçi Parti içinde, hem de parti içindeki MAGA kliğinde ayrışmalar gözle görülür hale gelmeye başladı.
Kurucuları arasında geçtiğimiz aylarda suikast sonucu hayatını kaybeden Charlie Kirk’ün de bulunduğu muhafazakar üniversiteli gençleri örgütleyen Turning Point USA platformunun 18 Aralık’ta düzenlediği bir gençlik konferansında, MAGA hareketinin iki önemli ismi karşı karşıya geldi. Medya yorumcusu Ben Shapiro ile muhafazakar eğilimli Fox News’de haber sunucusu olan Tucker Carlson birbirlerine dolandırıcılık, komplo teorisyenliği ve anti semitizm gibi ithamlarda bulundu.
Turning Point USA’in mevcut başkanı, Charlie Kirk’ün eşi Erika Kirk, taraflar arasındaki gerginliği azaltma noktasında başarılı olamazken Tucker Carlson’a göre parti içinde bölünme olduğuna dair iddialar, sonraki seçimde Başkan Yardımcısı JD Vance’in Başkanlığa aday olmasını istemeyenler tarafından piyasaya sürülüyor. Özellikle İsrail ile olan ilişkiler konusunda büyük fikir ayrılığı içinde olan taraflar, geçtiğimiz ay Epstein belgelerinin resmen halka açık hale getirilmesinin ardından birbirlerine daha da bilenmiş durumda.
Örneğin, Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi Georgia vekili Marjorie Taylor Greene, Trump’a siyasi kariyeri boyunca en büyük desteği vermiş isimlerden biri olsa da Trump’ın bazı politikaları ile zaman içinde çatışır hale geldi ve günün sonunda görevinden istifa etme kararı aldı. Halbuki MAGA tabanının en sevdiği komplo teorilerinin mucidi bizzat Marjorie Taylor Greene’di. Trump’ın İsrail ile yakınlığı ve geçtiğimiz yaz aylarında İran’a yönelik müdahalesini açıkça eleştiren Greene, Trump’ın Epstein belgelerinin halka açılmasına soğuk baktığını beyan etmesinin ardından açıktan Trump’ı hedef almıştı. Sonrasında oluşan kamuoyu baskısıyla da Trump yasayı imzalamak durumunda kaldı.
Bu gelişmelerin son iki ay içinde olması bir tesadüf değil. Yerel seçimlerden sonra Cumhuriyetçilerde oluşan çözülme durumu gözle görülür hale geldi. New York belediye seçimlerini Andrew Cuomo’nun kaybetmesi gibi Donald Trump’ın Florida eyaletinde Mar-a Lago’da bulunan evine yakın mesafede olan Miami’de de belediye yarışını yaklaşık 30 yıl sonra Demokrat bir adayın kazanması, haliyle muhafazakar tabanda bir huzursuzluk yarattı.
Aralık ayı içinde Miami’de görevine yemin ederek başlayan Elieen Higgins’i 1 Ocak’ta New York’ta Zohran Mamdani’nin yemin etmesi izledi. Mamdani göreve başlamadan önce bilindiği üzere Beyaz Saray’a gidip Trump’ı ziyaret etmişti. Kampanya döneminde Trump tarafından hayli hakaretlere maruz kalsa da seçimi önemli bir farkla kazandı ve görevine başladı.
Trump sonrası partinin ne olacağı durumu çokça tartışılıyor. Son haftalarda bu parti içi tartışma, daha çok kamuoyunun gözü önünde oluyor. Ara seçimlerde hezimet olursa azil süreci başlar mı? Trump’tan sonra JD Vance aday olsa kazanabilir mi? 2028’deki ön seçimlerde yeniden Ron DeSantis ve Nikki Haley gibi profilleri yarışırken görebilir miyiz? Bush ailesi ve temsil ettikleri siyasi akım yeniden partide aktif hale gelecek mi? Bu konular hala bir soru işareti olarak Cumhuriyetçilerin önünde duruyor. Ancak unutulmamalı ki Demokratların da kendi içinde birtakım bagajları mevcut. Ocasio-Cortez, Sanders ve Mamdani gibi isimlerin temsil ettiği demokratik sosyalistler bu seçime güçlü bir kampanyayla girerler mi yoksa daha merkez isimler mi öne çıkar? Bunu da zaman gösterecek.
The Guardian’ın 28-29 Kasım’da çıkan haberine göre Demokratların 2028’de Başkan adayı olma ihtimali yüksek olan isimler arasında Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Pensilvanya Valisi Josh Shapiro, Illinois Valisi JB Pritzker, eski Bakan Pete Buttigieg ve Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez yer alıyor. Cumhuriyetçiler için ise Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Donald Trump’ın oğlu Donald Trump Jr., Teksas Senatörü Ted Cruz, Florida Valisi Ron DeSantis ve eski BM Büyükelçisi Nikki Haley isimleri tahmin ediliyor.
Netanyahu Yeniden ABD’de
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yeni yıla girmeden hemen önce, 29 Aralık’ta Donald Trump’ı Mar-a Lago’daki evinde ziyaret etti. Gazze konusunda ABD ve İsrail tarafları arasında bir uyum gözlemlense de Batı Şeria konusunda anlaşmazlıklar devam ediyor. Ancak bu anlaşmazlıklar İsrail hükümeti üzerinde ne kadar tesir ediyor, bu kısım tartışmalı.
Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Netanyahu’ya Batı Şeria’yı işgal etmemesi yönünde uyarılarda bulunsa da İsrailli yerleşimciler Batı Şeria’daki arazileri işgal etmeye devam ediyor.
Trump ve Netanyahu bu görüşmede, Gazze’deki ateşkesin bir sonraki aşamasını ve İran’ın balistik füze programındaki gelişmelerin bölge için yaratacağı olası tehditlerini konuştu. Ayrıca Suriye’de olası bir iç savaş riski de değerlendirildi. Suriye’de geçtiğimiz günlerde hem SDG ile rejim güçleri arasında, hem de Alevilerin yoğun yaşadığı Akdeniz kıyısında bölge halkı ile rejim güçleri arasında çatışma çıkmıştı. Bu hareketlilik, Suriye’yi etnik ve dini ayrımlara göre belirlenmiş bir federasyona götürür mü, yoksa mevcut durumda yeniden bir iç savaşa sebebiyet verir mi bunu göreceğiz.
Suriye’de bir takım radikal cihatçı örgütlerin eskiye kıyasla faaliyetlerini artırmaları da ABD için bölgeden askerleri çekmemek için bir sebep olarak değerlendiriliyor. Neticede IŞİD’in 2011’de ABD’nin Irak’tan çekildikten sonra oluşan otorite boşluğunda güç kazandığını ve sonraki yıllarda koalisyon güçlerinin başını ne kadar ağrıttığını hesaba katarsak bu sefer daha temkinli hareket edileceğini düşünebiliriz.
İran’da da 2022 Mahsa Amini protestolarından bu yana en kuvvetli protesto süreci yaşanırken İsrail ile yeniden bir çatışmaya girilmesi ihtimali seçenekler arasında duruyor. İran’da ekonomik zorluklardan dolayı halk ayaklanmışken, Suriye’de silahlı gruplar arasında gerilim artıp cihatçı hareketler yeniden faaliyete geçmişken ve ABD 2 hafta önce Nijerya’da IŞİD hedeflerini vurmuşken herkesin kafasında farklı senaryolar canlanıyor. Trump’ın protestolardaki şiddetle ilgili İran hükümetini askeri müdahale ile tehdit etmesi de işi farklı bir boyuta taşıyor.
ABD’de ara seçimlerin yaklaşması iç siyasette tansiyonu yükseltiyor. Bir yandan da dışarıda savaşlar ve krizler durulmuyor, herkes ABD Başkanı’nın ağzından çıkacak sözlere odaklanıyor. Önümüzdeki haftalar kilit gelişmelere gebe olacak gibi görünüyor.

