Hariçten Gazel Haftalık Dış Haberler Bülteni (5-11 Mayıs 2026)
İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasının üzerinden 2.5 ay, ABD ile İran arasında yapılan kırılgan ateşkes anlaşmasının üzerinden ise neredeyse 1.5 ay geçti.
Peki geçen bu sürede ve yapılan onca görüşmeden sonra elimizde ne var?
Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD ve İran arasında gidip gelen, ancak tarafların kabul edilebilir bulmadığı anlaşma taslakları…
İsrail’in, İran’ın Lübnan’da da ateşkes yapılmasını şart koşmasına ve İsrail ile Lübnanlı yetkililerin bir ateşkes anlaşmasına varmasına rağmen her gün onlarca insanı öldürmeye devam etmesi…
Trump’ın tehditleri ve zaman zaman savaşın biteceğine dair umut veren açıklamaları ile bir yukarı bir aşağı gidip gelen piyasalar…
Doğal gaz ve petrol sıkıntısı yaşamaya başlayan Asya ülkeleri ve uçak yakıtı sıkıntısıyla havacılık ve turizm sektöründeki umutsuz bekleyiş…
Haberlere şöyle bir göz attığınızda, gaz kesintisi ile mücadele eden Pakistanlı kadınları, Asya ülkelerinde benzin, mazot kuyruğuna girmiş insanları, Lübnan’daki yıkımın ve her gün artan ölümlerin iç yakan fotoğraflarını, Hürmüz Boğazı’nda gergin bir şekilde bekleyen gemileri, İran ve Körfez Ülkeleri’nde yaşayanların tedirgin görüntülerini görüyorsunuz. Ve son dönemde bu tip görüntüler, neredeyse her gün manşetleri süslemeye ve son dakika haberlerine konu olmaya devam ediyor.
Öte yandan, taraflar arasındaki diplomasi çabaları da sürünüyor görünüyor. ABD’nin sunduğu 14 maddelik teklife karşı İran’ın sunduğu teklifi kabul edilemez bulan ve savurduğu tehditlerin yanı sıra son olarak ateşkesin tehlikede ve yaşam destek ünitesine bağlı olduğu açıklamasını yapan ABD Başkanı Trump…
Elimizde belirsizlik, endişe, artan enflasyon, iptal edilen tatil rezervasyonları, öngörülemez fiyatlamalar ve çözümsüzlüğe mahkûm görünen askeri bir krizden başka bir şey yok. Ve tünelin ucunda da ışık yok.
Hürmüz Boğazı’nda savaşın, düşük yoğunluklu çatışmalarla da olsa devam ettiğini de söyleyebiliriz. Vurulan tankerler ve Körfez ülkelerindeki hedefler iki tarafın da canını yakmaya ve dünyayı büyük bir enerji ve gübre (dolayısıyla da gıda) krizine sürüklemeye devam ediyor.
İran krizinin yol açtığı tahribatın her geçen gün büyüdüğü bu belirsizlik ortamında Trump, 13-15 Mayıs tarihleri arasında Çin’de olacak. Trump 2016-2020’deki ilk görev döneminde de Çin’i ziyaret etmişti.
Mevkidaşı Şi Cinping ile görüşecek Trump’ın eli Çin’e karşı çok kuvvetli değil. Trump İran Savaşı’nda istediğini elde edemedi. Ayrıca Çin, Trump’ın ilk dönemine göre ihracatta ABD pazarına olan bağımlılığını azalttı.
Elbette bu iki ülke arasındaki ticari ilişkiler her ikisi için de hayati önemde. Nitekim bu sebeple, Trump’ın görev döneminin başlarında Çin’e gümrük tarifeleri uygulaması, Çin’in de bunlara karşılık vermesiyle şiddetlenen ticaret savaşı, geçtiğimiz sonbaharda Şi ve Trump’ın Güney Kore’de bir araya gelmesine ve ticaret savaşını durdurmalarına yol açmıştı.
Öyle ki ABD, Çin pazarından gelecek nadir metallere, Çin ise birçok sektörde ürettiklerini satabilmek için devasa ABD pazarına çok büyük ihtiyaç duyuyor.
Trump-Şi görüşmesinde ABD ve Çin arasında ticari ilişkileri geliştirmek için birçok anlaşmanın imzalanmasını bekliyorum.
Zira bu sayede Trump, İran yenilgisinin iç kamuoyunda konuşulmasının en azından bir süre önüne geçip Çin ile ABD halkının lehine anlaşmalar yaptığını iddia edebilir.
Öte yandan Çin, İran Savaşı’ndan rahatsız ve son dönemde savaşı bitirmek için arabuluculuk çabalarını da arttırdı. Dolayısıyla Trump-Şi görüşmesinde İran Savaşı belki de en önemli başlık olacak.
Ciddi miktarda stratejik rezervi depolarında tutan ve çeşitlendirilmiş enerji kaynaklarına sahip Çin, İran’ın en büyük petrol ithalatçısı olmasına rağmen, savaşın olumsuz etkilerinden henüz ciddi şekilde etkilenmedi. En azından şunu söyleyebiliriz ki bu savaştan komşularına göre çok daha az etkilendi.
Çin, Rusya’dan ve diğer Asya ve Afrikalı üreticilerden daha fazla miktarda petrol satın alarak İran’dan alamadığı miktarı büyük oranda telafi de edebilir.
Ancak tüm bu avantajlarına rağmen savaşın 3. ayına girmesiyle Çin ekonomisinin de bazı alanlarda zorlandığına dair veriler var. Çinli yetkililer bu nedenle, enerji güvenliği ve tedarik zincirlerini korumak için tedbirler alacaklarını sıklıkla belirtiyor.
Sonuç olarak hem Çin hem de ABD yönetiminin savaşın bitmesinden ciddi çıkarları olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle, Şii ve Trump’ın bir araya gelmesi İran Savaşı için de çözüm adına başka kapıları açabilir.
Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Çin’i ziyaret ederek mevkidaşı ile görüşmüş ardından da Pakistan’a uğrayarak destek aramıştı. (Arakçı bir önceki hafta Putin’i de ziyaret etti.) Yani İran yönetiminde de gözler sıklıkla Çin’e dönüyor.
Elbette İran konusunda Çin ve ABD’nin görüş ayrılıkları çok büyük ve Çin’in, müttefiki İran’ın çıkarlarını da ABD’ye karşı savunacağı öngörülebilir. Yine de Şii-Trump görüşmesi diplomasi için yeni fırsatlar yaratacaktır.

