Kamu Teknolojileri Platformu ile Çeşme Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen Uluslararası Çeşme Kadın Liderler Zirvesi, kadın liderliğini bir “iyi niyet” başlığı olmaktan çıkarıp, kamusal politikaların merkezine yerleştiren bilinçli bir çerçeve sundu.
Kadın liderliği uzun yıllar boyunca desteklenmesi gereken bir “eksiklik alanı” olarak ele alındı: daha fazla eğitim, daha fazla cesaret, daha fazla görünürlük… Ancak Çeşme’de kurulan ortak cümle çok daha yalındı: Sorun kadınlarda değil, gücün kimler arasında ve nasıl paylaşıldığında.
24–25 Ekim 2025 tarihlerinde Çeşme’de yoğun bir katılımla gerçekleştirilen Zirve, kadın liderliğini bireysel başarı hikâyelerinin toplamı olarak değil, demokratik sistemlerin işleyişini sınayan yapısal bir mesele olarak ele aldı.
Zirvenin, sonuç bildirgesi kurulunun koordinasyonunu idare eden ve kurulmakta olan Kadın Liderler Akademisi’nin koordinatörlüğünü yürüten biri olarak şunu ifade etmem gerekir: Kadınları sadece kırılganlıklarıyla tanımlayan klasik anlatıları bir kenara bırakarak, onları karar alan, değişim üreten ve toplumsal yapıyı şekillendiren aktif aktörler olarak görünür kıldı. Zirve, böylece kadın liderliğini pasif bir konumdan çıkarıp, demokratik süreçlerin merkezine yerleştiren bir çerçeve sundu.
Bu perspektif, görünürlüğün ötesine geçen bir sorgulamayı gerekli kılıyordu. İşte bu noktada, Zirve’nin temel temalarından biri olan “görünürlük” üzerine odaklanmak kaçınılmaz oldu.
GÖRÜNÜRÜZ AMA GÜÇLÜ MÜYÜZ?: Kadın Görünürlüğü Bir Tema Değil, Bir Sorgulama Alanıdır
Zirvenin tematik odağı “Kadın Görünürlüğü” idi. Ancak bu tema, kadınların daha fazla sahnede yer almasını talep eden yüzeysel bir çağrı olarak ele alınmadı. Asıl soru şuydu: Görünürlük ne zaman güç üretir, ne zaman eşitsizliği gizler?
Feminist siyaset kuramının uzun süredir vurguladığı gibi, görünürlük ile iktidar arasında otomatik bir geçiş yoktur (Phillips, 1995; Fraser, 2013). Kadınlar bugün siyasette, yerel yönetimlerde, akademide ve sivil toplumda daha görünür olabilir, ancak bu görünürlük karar alma süreçlerine aynı ölçüde yansımamaktadır.
Çeşme’de kurulan ortak tespit netti: Kadınlar masada. Ama masanın gündemi hâlâ çoğu zaman kadınlar olmadan belirleniyor.
Bu tespit, görünürlüğün tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Güç üretmenin yolu, görünürlüğü stratejik eylem ve yapısal değişimle birleştirmekten geçer. İşte bu anlayış, Zirve’nin bir sonraki temel ilkesine, yani kadınların özne olarak konumlandırılmasına doğal bir geçiş sağladı.
MAĞDUR DEĞİL, ÖZNE: Direnen, Dönüştüren, Yol Açan Kadınlar
Zirvenin en net politik tercihlerinden biri, kadınları yalnızca dezavantajlı, kırılgan ya da şiddet mağduru kimliklerle tanımlayan dar çerçevenin dışına çıkmaktı. Eşitsizlikler inkâr edilmedi, tam tersine görünür kılındı. Ancak kadınlar bu eşitsizliklerin pasif taşıyıcısı olarak değil, direnen, dönüştüren ve yol açan aktörler olarak ele alındı.
Bu bilinçli tercih, sürekli mağduriyet üzerinden kurulan anlatıların kadınları güçsüzlükle özdeşleştirme riskine karşı bir karşı-dilin geliştirilmesi anlamına geliyor. Zirvede paylaşılan deneyimler, kadınların yapısal engellere rağmen nasıl alan açtığını, kolektif güç ürettiğini ve kalıcı dönüşümler yarattığını ortaya koydu.
Kadınların özne olarak konumlanması, doğal olarak rol model anlatılarının yeniden tanımlanmasını gerektiriyordu. Bu geçiş, Zirve’de vurgulanan bir sonraki temaya bağlanıyor: ilham veren örneklerin, “ulaşılmaz kahramanlık” yerine çoğaltılabilir olasılıklar olarak sunulması.
ROL MODEL DEDİĞİMİZ ZAMAN: İstisna Hikâyesi Değil, Olasılık Haritası
Zirvede görünür kılınan ilham verici kadın hikâyeleri, “olağanüstü başarı” anlatılarına dönüştürülmedi. Amaç, kadın liderleri ulaşılmaz figür hâline getirmek değil, eşit koşullar sağlandığında mümkün olan yolları görünür kılmaktı.
Bu nedenle rol model anlatısı, bireysel kahramanlık mitlerinden arındırıldı. Kadınların deneyimleri, başka kadınlar ve kız çocukları için erişilebilir ve çoğaltılabilir olasılıklar olarak ele alındı.
Kız çocukları için umut, soyut sloganlardan değil; kendine benzeyen, kendi bağlamından kadınların hikâyelerini görmekten doğar. Bu noktada Zirve’nin en güçlü mesajlarından biri öne çıkıyor: “Biri yapmışsa, ben de yapabilirim.” Bu söz, kadınların deneyimlerini yalnızca gözlemlemekle kalmayıp onları kendi hayatlarına ve toplumsal eylemlerine dönüştürebilecekleri inancını temsil ediyor.
DİJİTAL ALAN, YENİ KAMUSAL ALAN MI, YENİ EŞİK Mİ?: Zirvenin Motivasyonu ve Sonuç Bildirgesi
Zirvede en yoğun tartışılan başlıklardan biri dijital dönüşümdü. Zirvenin motivasyonu, kadınların dijital ortamda daha görünür olmasının sadece bireysel bir kazanım değil, toplumsal etki yaratacak bir araç olduğunu göstermekti. Sonuç bildirgesinde de vurgulandığı üzere, dijital alanlar kadınların karar alma süreçlerine katılımını destekleyen veya engelleyen bir eşik olarak ele alınmalıdır.
Katılımcılar, görünürlüğün dijital mecralarda tek başına yeterli olmadığını; bu alanın eşitlikçi politikalar ve bilinçli tasarımlarla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Zirve, dijital görünürlüğün sadece “var olma” değil, etki ve katılım üretme kapasitesini artırma aracına dönüşmesi gerektiğini açıkça ortaya koydu.
Bu tartışmalar, doğal olarak Zirve’nin bütünsel vizyonunu vurgulayan bir sonraki bölümle, sürecin uzun soluklu ve kurumsallaşmış niteliğine bağlanır.
DEĞİŞİM NEREDE BAŞLAR?: Yerel Yönetimler Umudun En Yakın Alanıdır
Zirvede öne çıkan görüşlerden biri, yerel yönetimlerin kadın liderliği açısından taşıdığı dönüştürücü potansiyeldi. Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR, 2020), eşitlik politikalarının en somut sonuçlarının yerel düzeyde üretildiğini vurguluyor.
Kreşler, güvenli kamusal alanlar, toplumsal hizmetler… Eşitlik soyut değil, gündeliktir.
Yerel yönetimler, kadınların yalnızca görünür olmasını sağlamakla kalmaz; onları karar alma süreçlerine doğrudan dahil eden, politik gündemi dönüştüren ve toplumsal yapıyı yeniden şekillendiren birer platform işlevi görür.
BİR ZİRVE DEĞİL, BİR SÜREÇ: Tema Değişir, Hat Derinleşir
Zirve, tek seferlik bir etkinlik olmanın ötesinde, sürdürülebilir bir toplumsal dönüşüm sürecinin ilk somut adımıdır. Kadın görünürlüğü ile başlayan yolculuk; siyasal temsil, dijital eşitsizlikler ve ekonomik güçlenme başlıklarında yıllar içinde derinleşecek ve somut politik etki üretecek bir hattın parçasıdır.
Bu sürecin merkezinde yalnızca bilgi üretmek değil, bilgiyi harekete geçirmek vardır. Zirve, araştırmaları, deneyimleri ve iyi uygulamaları bir araya getirerek politika önerilerine dönüştürür; yerel ve ulusal aktörlerle paylaşarak çarpan etkisi yaratır.
Kurulmakta olan Kadın Liderler Akademisi, sürecin kurumsal omurgasını oluşturur. Akademi, geleneksel eğitim modellerinden farklı olarak; etkiyi izleyen, geri bildirimlerle sürekli evrilen, kuşaklar arası deneyimi aktaran ve karar alma süreçlerine doğrudan katılım sağlayan bir platform işlevi görür. Akademi aracılığıyla elde edilen bilgi ve deneyim, sadece bireysel başarı öyküleri olarak kalmaz; kadınların kolektif kapasitesini artıran, yapısal engelleri görünür kılan ve eşitliği norm hâline getiren bir dönüşüm aracı olarak kullanılır.
Her yıl değişen temalar, sürecin evrildiğini ve kadın liderliğinin gündelik politikalarla somut bağlantılar kurduğunu gösterir. Çeşme Zirvesi, tek bir etkinlik değil, zaman içinde derinleşen ve çoğalan bir harekettir.
SON SÖZ: Çeşme Umudu Örgütledi, Kadın Liderliği Artık Talep Değil Demokrasiye Dahil Bir Haktır
Çeşme Kadın Liderler Zirvesi, kadınların artık “daha fazla yer” talep etmekle yetinmeyeceğini, karar alma, yön belirleme ve etki üretme hakkını talep ettiğini ortaya koydu. Bu hak, bir jest veya iyi niyet meselesi değildir; demokrasinin kendisinin ölçütlerinden biridir.
Zirvede paylaşılan deneyimler ve kurulan süreç, şunu açıkça gösteriyor: Kadın liderliği yalnızca bireysel başarı hikâyeleriyle ölçülemez. Asıl başarı, kolektif örgütlenme, sistemlerin dönüştürülmesi ve yapısal eşitsizliklerin kırılmasıyla mümkün olur.
Çeşme Zirvesi, bir umut örneği değil; umudu örgütleyen bir mekanizmadır. Kadınlar artık yalnızca görünür olmakla kalmayacak; gündemi şekillendiren, kararları etkileyen ve politik alanı dönüştüren özne olacak.
Bu süreç, kadınların politik alanla kurduğu ilişkinin yeniden tanımlanmasıdır:
- Görünürlük, güç üretmek için bir araçtır, pasif bir simge değil.
- Rol modeller, istisna değil, çoğaltılabilir olasılık haritalarıdır.
- Dijital ve fiziksel alanlar, yalnızca erişim değil; eşit katılım ve etki için tasarlanmalıdır.
Sonuç olarak: Çeşme, kadın liderliğini yalnızca kutlamıyor; onu yeniden tanımlıyor, kurumsallaştırıyor ve çoğaltıyor. Demokrasi, kadınların etkin katılımıyla gerçek anlam kazanıyor.
KAYNAKÇA
- Council of European Municipalities and Regions (CEMR). (2020). Gender Equality in Local Government.
- Fraser, N. (2013). Fortunes of Feminism. Verso.
- International Labour Organization (ILO). (2019). Care Work and Care Jobs for the Future.
- Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD). (2022). Gender Equality in Employment.
- Phillips, A. (1995). The Politics of Presence. Oxford University Press.
- UN Women. (2023). Gender and Digital Transformation.
- European Institute for Gender Equality (EIGE). (2022). Gender Bias in Artificial Intelligence.

