Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İsrail Seçimlerinde Kazanan Kim?
    Yazılar

    İsrail Seçimlerinde Kazanan Kim?

    By Burak Can Çelik30 Ekim 20269 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    İsrail’de 27 Ekim’de yapılan genel seçimler tamamlandı. Seçim sonunda ortaya çıkan tablo, ülkenin yakın tarihinde az rastlanan bir siyasi dengeye işaret ediyor. Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Likud Partisi en büyük parti konumunu korudu; ancak Netanyahu’nun bloku, kendisini iktidarda tutabilecek parlamenter çoğunluğa ulaşamadı. Netanyahu’yu görevden uzaklaştırmayı hedefleyen muhalefet de kendi başına hükümet kuracak sandalye sayısını elde edemedi. Seçimin asıl sürprizi ise Arap vatandaşların katılımındaki yükseliş ve Arap partilerinin parlamentodaki temsilinin tarihi düzeye ulaşması oldu.

    Seçim sonunda ortaya çıkan tabloya göre, 120 üyeli Knesset’te Netanyahu’nun sağ, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks (Haredi) partilerden oluşan bloku 53 sandalyede kaldı. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki muhalif blok 48, Arap ağırlıklı partiler ise toplam 19 sandalye elde etti. Seçimin ortaya çıkardığı siyasi denklem açık: Hiçbir blok, tek başına iktidar için gereken 61 sandalyeyi elde edemedi. Bundan sonraki belirsizlik, seçimin sonucunda değil, bu sandalye dağılımından nasıl bir hükümet çıkacağında yatıyor.

    Sandıklar neden geç sayıldı?

    Tamamlanan seçimde sayımın yavaş ilerlemesi, seçim gecesi ve sonrasında kafa karışıklığına yol açtı. Bu gecikmeyi anlamak için sayımın teknik işleyişine bakmak gerekiyor.

    Sayım sırasında normal sandıklardaki oyların büyük bölümü işlenirken askerlerin, yurt dışındaki diplomatların, hastanelerde bulunanların, mahkumların ve kayıtlı sandıklarında oy kullanamayan bazı seçmenlerin kullandığı özel oylar ayrı bir doğrulama sürecinden geçirildi. “Çift zarflı” oy olarak bilinen bu uygulamada, aynı seçmenin birden fazla kez oy kullanmadığının kontrol edilmesi gerekiyordu. Merkez Seçim Komisyonu, bu kategoride yaklaşık 430 bin ila 480 bin oyun bulunduğunu bildirdi. Bu teknik süreç, sayımın neden daha uzun sürdüğünü açıklıyor; seçimin hâlâ devam ettiği anlamına gelmiyor.

    Arap seçmenlerin yükselişi

    Seçimin dikkat çekici gelişmelerinden biri, İsrail’in Arap vatandaşlarının sandığa gösterdiği ilgi oldu. Ülke genelindeki katılım oranı yüzde 77,7’ye ulaşarak 1999’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. İsrail Demokrasi Enstitüsü ve seçimi yakından takip eden bölge kaynaklarının aktardığı veriler, katılımdaki yükselişi ortaya koydu. Arap seçmenlerin katılımına ilişkin kaynaklar ise farklı hesaplamalar sundu: Kanal 12’nin tahmini yüzde 80’e yaklaşırken, Center for Israel Education oranı yüzde 76,5 civarında hesapladı.

    Bu nedenle mevcut tablo yalnızca bir seçim başarısı değil, İsrail siyasetindeki temsil dengelerinin değişebileceğini gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendirilmeli. 

    Peki bu yükselişi bize ne açıklıyor?

    Güvenlik ve toplumsal yaşam alanındaki memnuniyetsizlik. Arap toplumundaki seçmenler,  sağ siyasetçilerden gelen sert söylemler nedeniyle hükümete yönelik tepkilerini sandığa taşıdı. Netanyahu hükümetinin politikalarının yanı sıra aşırı sağın Arap vatandaşlara yönelik tutumunu da oy kullanma kararlarında etkili bir unsur olarak gösterdi. Gazze savaşı ve Filistin meselesi de bu seçmen kitlesinin siyasi tercihlerinden bağımsız düşünülemez. 

    Katılımın yalnızca siyasi protesto olarak değil, temsil talebi olarak da okunması. Arap seçmenler, hükümetin kurulmasında belirleyici olabilecek bir sandalye gücüne ulaşarak kendi toplumsal sorunlarının ulusal siyasette daha fazla dikkate alınmasını sağlayabilecek bir konuma geldi. Arap partilerinin hükümet kurma hesaplarında görmezden gelinemeyecek büyüklüğe ulaşması. Ancak burada bir ayrıntı var: Arap partileri tek ve tamamen uyumlu bir siyasi blok değil. Ortak Liste’nin yaklaşımı ile Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am’ın koalisyon siyasetine bakışı aynı değil. Sandalyelerin artması bu partilere pazarlık gücü kazandırıyor, fakat bu gücün ortak bir stratejiye dönüşüp dönüşmeyeceği ayrı bir soru.

    Şin Bet soruşturması iddiaları

    Seçim sonrasının en hassas başlıklarından biri, İsrail iç istihbarat servisi Şin Bet’in gündeme geldiği yabancı müdahale iddiası oldu.

    Merkez Seçim Komisyonu Başkanı ve Yüksek Mahkeme Başkan Yardımcısı Noam Sohlberg, Şin Bet Başkanı David Zini’den seçimlere yabancı kaynaklı finansman yoluyla uygunsuz müdahale edildiği şüphelerinin araştırılmasını istedi. Sohlberg’in mektubunda, İsrail’in çıkarlarına karşı hareket eden yabancı aktörlerden sağlandığı öne sürülen fonlardan söz edildi. İddiaların mahiyeti ve hangi ülkelerin söz konusu olduğu resmi açıklamada henüz netleştirilmedi. 

    İsrail basınında, özellikle Kanal 12 kaynaklı haberlerde, şüphelerin Katar’dan Arap toplumundaki seçmen mobilizasyonunu destekleyen gruplara para aktarılması iddiasıyla bağlantılı olabileceği bildirildi. Ancak bu, kamuya açık bilgiler ışığında henüz kanıtlanmış bir olgu değil, soruşturulan bir iddia. Şin Bet’in konuyla ilgili inceleme yapması, belirli bir ülkenin müdahale ettiğini veya Arap partilerinin elde ettiği oyların hukuka aykırı olduğunu tek başına göstermiyor.

    Bundan ayrı bir dosyada, Negev’de bazı seçmenlere belirli Arap partileri lehine oy kullanmaları karşılığında para verildiği şüphesiyle gözaltılar yapıldığı bildirildi. Bu dosyada da bireysel suçlamaların soruşturulması ile seçim sonucunun genel olarak usulsüz olduğu iddiası birbirinden ayrılmalı. Yerel ölçekte bir suç şüphesinin araştırılması, milyonlarca oyun veya belirli bir seçmen topluluğunun iradesinin geçersiz sayılmasına gerekçe oluşturmaz.

    Bu noktada Likud’un tutumu  da önem kazanıyor. Arap partilerinin seçimleri “çaldığını” iddia ederek polis ve Şin Bet’ten kapsamlı soruşturma talep etti. Ancak 29 Ekim’de İsrail polisi, seçim gününde seçim bütünlüğünü etkileyen olağandışı olayların önceki seçimlerle karşılaştırıldığında sınırlı kaldığını ve Likud’un yaygın hile iddialarını destekleyen soruşturma ya da istihbarat bulgusunun bulunmadığını açıkladı. Seçim Komisyonu da sistematik oy manipülasyonuna ilişkin genel bir tespit açıklamadı. 

    Netanyahu için üç yol: Koalisyon, geniş uzlaşma veya erken seçim

    İsrail’de yeni hükümetin nasıl kurulacağı, önümüzdeki haftaların konusu olacak. Netanyahu’nun önünde ilk seçenek, mevcut sağ ve dini partiler koalisyonunu mümkün olduğunca koruyarak eksik sandalyeleri tamamlamak. Ancak mevcut blokun 53 sandalyede kalması, çoğunluk için en az sekiz ek sandalyeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Üstelik Likud’un en çok sandalyeyi kazanması, diğer partilerin Netanyahu liderliğinde hükümete katılmaya razı olacağı anlamına gelmiyor.

    Diğer seçenek daha geniş bir uzlaşma hükümeti. Netanyahu’nun daha geniş bir koalisyon oluşturması ve gerektiğinde Eisenkot ya da Naftali Bennett gibi isimlerle anlaşması olası senaryolar arasında gösteriliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Netanyahu’ya verdiği siyasi destek de Washington’ın böyle bir formüle yönelmesi halinde önem kazanabilir. Ancak bu senaryonun önünde ciddi bir engel var: Netanyahu, seçim sürecinde aşırı sağın önde gelen isimleri Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’i hükümetin dışında bırakmayacağı mesajını verdi. 

    Üçüncü yol ise muhalefetin, Arap partilerinin en azından bir bölümünün desteğiyle hükümet kurmaya çalışması. Aritmetik bu ihtimali mümkün kılıyor.  48 sandalyelik muhalefet bloğu ile 19 sandalyeli Arap partilerinin toplamı, 61 sandalyelik çoğunluk sınırını aşıyor. Fakat İsrail siyasetindeki ideolojik sınırlar, bunu mümkün kılabilir mi bunu önümüzdeki günlerde görebileceğiz.

    Eisenkot seçim kampanyasında Arap partilerini hükümete doğrudan dahil etme fikrine mesafeli durdu. Buna karşılık Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak isteyen muhalefetin, Arap partilerinin desteğini tamamen reddetmesi halinde hükümet kurma ihtimali daha da azalıyor. Ortak Liste liderliği, Eisenkot liderliğinde bir hükümete dışarıdan destek vermeye açık olabileceğini belirtirken, Gazze ve Lübnan politikaları nedeniyle hükümetin parçası olmak istemediğini açıkladı. Mansur Abbas’ın Ra’am’ı ise koalisyon görüşmelerine daha açık bir çizgide duruyor. Bu ise 19 sandalyenin otomatik olarak tek bir siyasi iradeyi temsil etmediğini gösteriyor.

    İsrail’de hükümet kurma süreci de zaman alacak. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, parlamento gruplarıyla istişarelerin ardından hükümeti kurma görevini bir milletvekiline verecek. Görevlendirilen adayın 28 günü var, cumhurbaşkanı bu süreyi toplamda en fazla 14 gün uzatabiliyor. Böylece süre 42 güne kadar çıkabiliyor. Görevdeki hükümet, yenisi güvenoyu alıp göreve başlayana kadar işlerini sürdürmeye devam edecek. Seçim tamamlandı; ancak yeni hükümetin kim tarafından ve hangi ortaklarla kurulacağı henüz belli değil. Seçim sonucuyla hükümet kurma sürecini birbirinden ayırmak gerekiyor. 

    Bölgesel etkiler: İsrail’in güvenlik politikası değişebilir mi?

    Seçim sonuçlarının Orta Doğu’ya etkisini değerlendirirken, İsrail’deki iç siyasi değişim ile ülkenin güvenlik politikalarındaki muhtemel değişimi birbirinden ayırmak gerekiyor. İran, Gazze ve Lübnan konularında İsrail siyasetinin ana akımında önemli ölçüde ortaklaşan bir güvenlik yaklaşımı mevcut. Carnegie Endowment for International Peace’in seçim sonrası değerlendirmesi, adaylar arasında Filistin devletine karşı çıkma, Gazze ve güney Lübnan’ın silahsızlandırılması ve İran’ın nükleer silah elde etmesini önlemek amacıyla askeri güç kullanılması gibi başlıklarda geniş bir mutabakat bulunduğuna dikkat çekiyor. Ayrışma daha çok hedeflere ulaşmak için izlenecek politikada.

    Bu nedenle Netanyahu’nun olası bir siyasi yenilgisi, İsrail’in bölgesel politikalarında köklü ve hızlı bir değişim olacağı şeklinde yorumlanmamalı. Daha merkezi bir hükümet, Batılı müttefiklerle ilişkilerde daha öngörülebilir bir dil kullanabilir. Batı Şeria’daki yerleşim politikaları veya yerleşimci konusunda farklı bir politika geliştirebilir. Fakat Gazze’nin geleceği, Lübnan sınırındaki güvenlik düzeni ve İran’a yönelik caydırıcılık politikalarının temel eksenlerinin kısa sürede değişmesi beklenmemeli.

    Diğer yandan hükümetin uzun süre kurulamaması da bölgesel açıdan sonuçsuz kalmayacaktır. ABD ve İsrail’in İran konusunda atacağı adımların, Gazze’deki düzenlemelerin ve Lübnan sınırındaki güvenlik müzakerelerinin siyasi karar alma mekanizmasına ihtiyacı var. Netanyahu’nun geçici hükümet sıfatıyla görevini sürdürmesi, günlük yönetimi durdurmayacak olsa da bazı büyük siyasi tercihlerin ertelenmesine yol açabilir. Birleşik Devletler açısından da konu yalnızca Netanyahu’nun görevde kalıp kalmayacağı değil. Washington’ın İsrail üzerinde siyasi etkisini kullanabilmesi, karşısında ne ölçüde istikrarl bir hükümet bulunduğuna bağlı. Trump’ın Netanyahu’ya verdiği destek, başbakanın siyasi açıdan elini güçlendiren unsurlardan biri. Ancak İran ve bölgesel güvenlik dosyalarında koordinasyon ihtiyacı, ABD yönetiminin İsrail’de daha geniş bir siyasi uzlaşmayı teşvik etmesine de neden olabilir. Bu, kesinleşmiş bir Amerikan politikası değil, seçim sonucunun ortaya çıkardığı kilitlenmenin muhtemel sonuçlarından biri.

    Türkiye açısından bakıldığında ise seçim, ikili ilişkilerde tek başına yeni bir sayfa açılması için yeterli değil. Netanyahu’suz bir hükümetin kurulması, Ankara ile Tel Aviv arasında diplomatik dilin değişmesine imkan sağlayabilir, fakat Gazze, İran, Lübnan ve bölgesel güvenlik gibi başlıklardaki temel ayrışmalar devam edecektir. Aynı şekilde, Arap partilerinin parlamentodaki etkinliğinin artması da İsrail’in dış politikasının otomatik olarak değişeceği anlamına gelmez. Bu etkinin daha doğrudan hissedilebileceği alanlar, Arap vatandaşların toplumsal sorunları, kamu kaynaklarının dağılımı ve ülke içindeki eşitlik tartışmalarıdır.

    Şin Bet soruşturmasının Katar iddiasına uzanması ise ayrı bir bölgesel boyut taşıyor. Eğer yabancı finansman yoluyla seçim sürecine hukuka aykırı müdahale edildiği ileride kanıtlanırsa, konu yalnızca İsrail’in iç siyasetiyle sınırlı kalmayabilir. Ancak bugün itibarıyla Katar’ın seçim sonuçlarını usulsüz biçimde etkilediği kesinleşmiş değil. Bu nedenle iddiayı doğrulanmış bir bölgesel müdahale olarak sunmak yerine, soruşturmanın sonucunu izlemek gerekiyor. 

    29 Ekim itibarıyla İsrail’de ortaya çıkan çerçeve belirgin bir siyasi zaferden çok, birbirini dengeleyen unsurların yarattığı bir kilitlenmeye işaret ediyor. Likud en büyük parti olmayı sürdürürken Netanyahu’nun hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu  yok. Muhalefet ise iktidarı değiştirme potansiyeline sahip olmasına rağmen, Arap partilerinin desteği olmadan aynı çoğunluğu oluşturamıyor. Arap vatandaşların oyları İsrail’in siyasi denkleminde belirleyici bir ağırlığa ulaştı.  Fakat bu ağırlığın hükümet pazarlıklarına ne ölçüde yansıyacağı, diğer partilerin ideolojik kırmızı çizgilerinin esnekliğine  bağlı. Seçmenlerin sandıkta oluşturduğu denge ile siyasetçilerin hükümet kurarken kabul edeceği denge aynı olmayabilir.

    Seçim tamamlandı ve sandıktan çıkan sandalye dağılımı, hiçbir blokun tek başına çoğunluğa ulaşamadığı bir tablo ortaya koydu. Bundan sonraki aşama, Herzog’un hükümet kurma süreci ve partiler arasındaki koalisyon görüşmeleri olacak. Şin Bet ve polis soruşturmaları ise seçim sonrası ayrı hukuki süreçler olarak izlenmeli; henüz sonuçlanmamış olmaları seçimin devam ettiği anlamına gelmiyor. Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalmayacağını belirleyecek olan, tamamlanan seçimin ardından kurulabilecek hükümetin bileşimi olacak.

    Tamamlanan seçim, İsrail siyasetini bir koalisyon sınavıyla karşı karşıya bıraktı: Netanyahu karşıtlığı, farklı siyasi ideolojilere sahip partileri ortak bir yönetim etrafında birleştirmeye yetecek mi, yoksa hükümet kurma girişimlerinin başarısız olması ülkeyi yeni bir seçime mi götürecek? Bu sorunun cevabı yalnızca İsrail’in iç siyasetini değil, Gazze’den İran’a uzanan bölgesel güvenlik gündeminin nasıl yönetileceğini de etkileyecek.

    Dünya M Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleFonlardan Sellere: Türkiye’nin Değişmez Gündeminin Arka Planı

    Diğer İçerikler

    Yazılar

    Fonlardan Sellere: Türkiye’nin Değişmez Gündeminin Arka Planı

    28 Ekim 2026By Oytun Meçik
    Yazılar

    Yamyam ile Kurt Köpeği

    26 Ekim 2026By Burak Bilgehan Özpek
    Yazılar

    Daktilo1984, İmamoğlu Savunması’nda Nerelerin Altını Çizdi?

    18 Ekim 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}