“Rusya birçok cephede baskı altındayken, Devlet Başkanı Vladimir Putin çeyrek asırlık iktidarı boyunca hiç olmadığı kadar zor bir durumda. Putin, Kremlin’in iplerini sıkıca elinde tutmaya devam etse de mevcut çıkmazından Batı ile olan çatışmayı tırmandırarak kurtulmaya çalışacağına dair risk giderek artıyor.”
Yazar: Ian Bremmer
Eurasia Group ve GZERO Media kurucusu ve başkanı; BM Yapay Zekâ Yüksek Düzey Danışma Kurulu Yürütme Komitesi üyesi; Columbia Üniversitesinde siyaset bilimci
Çeviri: Mert Söyler
Rusya birçok cephede baskı altındayken, Devlet Başkanı Vladimir Putin çeyrek asırlık iktidarı boyunca hiç olmadığı kadar zor bir durumda. Putin, Kremlin’in iplerini sıkıca elinde tutmaya devam etse de mevcut çıkmazından Batı ile olan çatışmayı tırmandırarak kurtulmaya çalışacağına dair risk giderek artıyor.
Putin’in en büyük sorunlarından ilki, Ukrayna’daki savaşının hiçbir ivme gösterememesi. Son dönemdeki toprak kazanımları oldukça yavaş gerçekleşirken, devasa boyutta can kaybına (ABD’nin Vietnam’daki kayıplarının neredeyse sekiz katı olan yaklaşık 450 bin ölü) ve ağır ekonomik hasara mal oldu. Dört yıl dört ayın sonunda Rus kuvvetleri, Ukrayna topraklarının sadece %20’sini kontrol ediyor; bu oran üç yıl öncekiyle tamamen aynı. Bu arada Ukrayna, kazanma kararlılığını, Rus füze ve İHA saldırıları karşısındaki direncini, ayrıca silah ve savaş taktiklerinde yenilik yapma konusundaki olağanüstü kapasitesini göstermeye devam ediyor. Bu başarılar, Ukrayna’yı saldırıya geçme konusunda daha da cesaretlendirdi.
En önemlisi de Ukrayna, savaşı Rusya’nın on iki yıldır işgal altında tuttuğu Kırım Yarımadası’na başarılı bir şekilde taşıdı. Kırım hem stratejik hem de sembolik nedenlerle son derece kritik bir savaş alanı. Rusya, Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı 2014 yılında tam da burada başlatmıştı.
“Yeni Rusya” İllüzyonu Kırım’da Çöküyor
Putin, bu bölgeye “Yeni Rusya”sının en değerli mücevheri gözüyle baktı. Hem Kırım’ı Rus anakarasına bağlamak hem de Ruslar için yaşanacak ve ziyaret edilecek cazip bir yere dönüştürmek amacıyla bölgenin kalkınmasına büyük yatırımlar yaptı. Kırım aynı zamanda ekonomik bir can damarı olan Karadeniz’e kesintisiz erişimi sağlaması bakımından Ukrayna için de stratejik olarak hayati bir önem taşıyor.
Ukrayna, son haftalarda yarımadadaki askeri tesisleri, elektrik santrallerini ve tren istasyonlarını vurmak için İHA sürüleri gönderdi. İşgal altındaki Doğu Ukrayna’dan geçen ve Putin’in yarımadayı yasa dışı ilhakından sonra inşa ettiği o çok masraflı Kerç Köprüsü’nü kullanarak Kırım’a giden Rus kamyonlarını hedef aldı. Ayrıca bölgeye deniz yoluyla ikmal sağlayan Rus kargo feribotlarını da vurdu. Tüm bunların sonucunda Kırım sakinleri, özellikle araçları için benzin sıkıntısı çekiyor ve sık sık elektrik kesintileri yaşıyor.
Savaş Artık Moskova’nın Kapısında
Fakat Putin’i asıl hüsrana uğratan şey, Ukrayna’nın bizzat Rusya’nın derinliklerini vurmadaki başarısı oldu. Rusya’nın en büyük askeri başarılarının kutlandığı bu yılki Zafer Günü geçit töreninde, Ukrayna’nın saldırı ihtimalinden korkarak askeri cephaneliği Kızıl Meydan’dan geçirememesi zaten yeterince utanç vericiydi.
Fakat bundan çok daha aşağılayıcı olanı, Ukrayna’nın füze ve İHA’lar kullanarak Moskova ve St. Petersburg’daki enerji tesisleri gibi yerlerin yanı sıra, savaş cephesinden yüzlerce mil uzaktaki başka hedeflere de saldırmasıydı. Ukrayna, pek çok Rus için, savaşın asla kendi kapılarına dayanmayacağı yanılsamasını paramparça etti.
Ukrayna’nın elde ettiği başarılar o kadar belirgin hale geldi ki Putin 28 Haziran’da bunları Rus devlet televizyonunda kabul etmek zorunda kaldı. Yalnızca “topraklarımıza yönelik terörist saldırılar” olarak nitelendirdiği son vurkaçların, hükümeti, onarımlar sürerken daha fazla yakıt ithal etmeye mecbur bırakan sıkıntılara yol açtığını itiraf etti. Böylece Rus halkının yaşadığı zorlukların farkında olduğunun mesajını açıkça veriyor. Bu zorluklar, Kremlin’in halkı devlet kontrolündeki sitelere girmeye zorlaması nedeniyle yaşanan internet kesintileriyle daha da katlanıyor.
Şu sıralar büyük ölçüde savaşı desteklemeye odaklanan genel Rus ekonomisi de ters rüzgarlarla boğuşuyor. Merkez bankası, büyüme oranının 2026 yılında %0,5’e kadar gerileyebileceği uyarısında bulundu.
Yine de Putin, Rusya’nın bu yıpratma savaşını kazanabileceğine dair umudunu koruyor. Son günlerde devlet medyası, Doğu Ukrayna’da daha geniş topraklar elde etmenin kapısını aralayabilecek Kostyantynivka kentindeki askeri ilerlemeleri fazlasıyla öne çıkarıyor. Putin hâlâ ABD Başkanı Donald Trump‘ın Ukrayna ordusuna yapılan askeri yardımları aktif biçimde baltalayacağına ve NATO’yu daha fazla karıştıracağına güveniyor. Belki de önümüzdeki yıl Fransa, İngiltere, İtalya ve bazı kilit Alman eyaletlerinde yapılacak seçimlerin, Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği kökünden sarsabileceğini umuyor.
Ne var ki, Rusya’nın son birkaç yıldaki savaş alanı performansı, bundan sonraki olası kazanımların yine yavaş ve hem insani hem de ekonomik açıdan ağır bir bedelle geleceğine işaret ediyor. Rusya’nın verdiği zayiatlar (ölü ve engelli askerler), artık yeni silah altına alınanların sayısını geçmiş durumda. Ayrıca, özellikle de Ukrayna’nın başarılı saldırıları savaşın seyrini değiştirirken, Trump da Rusya’ya yardım etme hevesini kaybetmiş gibi görünüyor.
Dahası Avrupalılar, kendi savunmalarına yapacakları uzun vadeli yatırımlar konusunda artık daha ciddiler. Kıta genelinde büyük seçimler yaklaşsa da ufukta görünmelerine daha aylar var ve Ukrayna’ya verilen desteği azaltacak popülist zaferlerin kazanılacağı da hiç kesin değil.
Yaşanan aksiliklere ve utanç verici durumlara rağmen Putin’in kendi ülkesinde zorda olduğuna dair çok az kanıt var. Bazı Rus medya organları halkın savaşa karşı artan tepkisine üstü kapalı değinse de Putin’in liderliğine hâlâ bir alternatif yok ve kendisi de barış görüşmelerine pek sıcak bakmıyor gibi.
Oyunun Kurallarını Değiştirecek Bir Saldırı Gelir mi?
Bu yüzden Avrupalılar ve Rusya’nın en yakın komşuları, gerçekten köşeye sıkışması halinde Putin’in ne yapabileceği konusunda endişeliler. 2 Temmuz’da Kiev’de en az 27 kişinin ölümüne yol açan büyük çaplı saldırıda olduğu gibi, Rusya’nın Ukrayna şehirlerine yönelik füze ve İHA saldırılarının artarak devam edeceğini kesin olarak göreceğiz.
Ayrıca, bilhassa Avrupalıların başa çıkmaya henüz hazırlıklı olmadığı İHA’larla, NATO ülkelerini içine çeken daha fazla askeri provokasyon bekleyebiliriz. Geçen yıl İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile bağlantılı mülklere yönelik kundaklama eylemleri ve geçen ay Manş Denizi’nde bir Rus savaş gemisinin bir İngiliz yatına uyarı ateşi açması, yaklaşmakta olan olayların habercisi niteliğinde.
Şayet Ukrayna Kırım’daki düzeni bozmaya, Rusya’nın kalbindeki daha fazla hedefi vurmaya, Rusya’nın cephe güçlerini hüsrana uğratmaya ve aksayan Rus ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaya devam edebilirse yalnızlaşan, yaşlanan ve hayal kırıklığına uğrayan Putin, oyunun kurallarını değiştirecek bir saldırıya ihtiyacı olduğuna karar verebilir.
Ukrayna’da taktiksel nükleer silah kullanılması, artık NATO üyesi olan eski Sovyet cumhuriyetleri Letonya ve Estonya’ya doğrudan cepheden saldırılması ve Avrupa ya da Amerikan hedeflerine yönelik büyük siber saldırılar şimdilik son derece uzak bir ihtimal. Fakat NATO ülkelerine yönelik agresif provokasyonlar, net birer savaş ilanı sayılmasalar bile ciddi güvenlik, ekonomi ve politika riskleri doğurabilir. Ve eğer Putin siyasi ya da fiziksel varlığının tehlikede olduğu sonucuna varırsa, kumar oynama hevesi hızla artacak.
Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

