Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » “Sayın Bayan” Güzel misiniz, Yoksa Müşteri mi?
    Yazılar

    “Sayın Bayan” Güzel misiniz, Yoksa Müşteri mi?

    By Adem Yılmaz24 Ocak 20243 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Basit bir hayatı yaşamak yerine basitliğe, sıradanlığa, hafifliğe yönelik özlemlerin sergilendiği; sıradan, dolambaçsız yaşamların gösterilerine sığınan hayatlara sahibiz artık.

    Aynı şekilde güzelliğin doyumunu yaşamak yerine sonu gelmeyen bir güzel olma sürecini “güzellik” ideasıyla ikame etmiş durumdayız.

    İşin trajikomik yanıysa bu süreç son derece demokratik bir işleyişe sahip.

    Bilirsiniz, bir olgunun demokratikleşmesi demek, aslında onun “endüstrileşmesi” anlamına geliyor.

    Bir güzellik ideası ya da güzel olanın duyumu yerine güzellik endüstrisi ile karşı karşıyayız.

    “Güzel olmak” isteyenlerin bitimsiz, sonu gelmeyen bir tüketici, bir müşteri olmaya gönüllü oldukları bir endüstri bu.

    Güzelliğin Tarihine Kısa Bir Bakış: Statü, Aidiyet, Otorite

    Güzellik, ilk insana kadar uzatılabilecek yoğun bir geçmişe sahip. Keza güzelliğin asli unsurlarından sayılabilecek kozmetik, makyaj gibi olgular da öyle…

    Doğal güzellik diye bir şey olmadığının tıpkı Baudelaire gibi farkındayım. Gerçi Baudelaire, doğal olanı çirkinlikle eş tutabilecek kadar makyaja övgüler düzer: “Güzel ve soylu olan ne varsa aklın ve hesabın sonucudur. Doğanın yarattığı her şey korkunçtur.”

    Tahmin edileceği üzere böylesi bir korkunçluktan uzaklaşma çabası bir statü göstergesi haline gelir.

    Hegelci manada ifade edecek olursak güzelliği, doğal olanı alt etme bağlamında tinselliğin bir uğrağı olarak bile tanımlayabiliriz.

    Örneğin, Merve Genç’in aktardığı üzere bu uğrağa, M.Ö. 10000’lerde Mısır’da kozmetiğin kullanımında tanık oluruz: “Kozmetik söz konusu toplumsal-tarihsel boyutta sağlık ve hijyenin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Kadınlar ve erkekler ciltlerini yumuşatmak ve güzel kokmak için susam yağından lavantaya kadar pek çok bileşenden meydana gelen parfümlerle kendilerini süslemektedir.”

    Tezat bir örnekse 1900’lerin Londra’sından… Güzellik salonlarının sayısının hızla artmasına rağmen pek rağbet görmemeleri ilginçtir. Dönemin kadınları “dış desteklerle güzel olmanın” utanç verici olduğuna kanaat getirmiş gibidir.

    Görüldüğü üzere güzellik, ona ulaşma yöntemlerine sahip çıkma ya da onlara karşı çıkma anlamında bir statü ve aidiyet, ayrıca her şeyden önce doğal olanın korkunçluğu karşısında bir otorite fikrini barındırıyor.

    Antik Yunan’da ise güzellik dikkat çekici bir bedenin yanında zihinsel kapasiteden ayrı düşünülen bir olgu değil. Başka bir deyişle, Antik Yunan’da güzel ve çirkin ayrımının fizyolojik boyutunun yanında bir de etik bir bağlamı söz konusudur.

    Buradan bakıldığında ise güzellik ile olan ilişkinin karakterindeki yaşamsal dönüşüm kendini açığa vurmakta.

    Peşinde Olunan Güzellik

    Güzelliğin sahip olunan bir şey, bir nitelik olmaktan çıkması söz konusu.

    Jean-Jacques Rousseau para için şöyle bir saptamada bulunur: “Sahip olunan para özgürlük aracıdır, peşinden koşulan para ise köleliğe götürür.”

    Güzellik, uğratıldığı endüstriyel bozulmayla artık peşinden koşulan bir şey hâline geldi, getirildi. Dolayısıyla kölesi olunan bir idealden ibaret.

    Bu köleliğin en önemli örnekleri “benzerlerin” çoğalmasıdır. Mesele ise kadınların çoğunun dudaklarının, burunlarının benzer bir biçim kazanması değildir sadece. Bu benzerliğin bir norm hâline gelmesi ve açıkçası kimseyi de rahatsız etmemesidir.

    Kendi benzerlerini üreten fenomenlerden tutun da bu benzerliğe ulaşmayı yegâne amacı kılmış on binlerce insandan söz ediyoruz.

    Görsel ve yayın bolluğu, anında ulaşmanın kolaylığı ile birlikte fabrikasyon güzelliğe ulaşmanın olağanlaşması dikkat çekici. Fabrikasyon güzellik, adı üzerinde tüketilen bir şey ve bitimsiz bir süreç.

    Çoğunluk için güzellik bu bağlamda sahip olunan bir şey olmaktan çıkmış durumda. Onları daimi birer müşteri kılacak bir endüstrinin anlık etkisi altına girmiş on binlerce insan, güzellik fikrini bir kenara bırakarak, güzel olmanın insanı topal bırakacak savruluşunda debeleniyor.

    Güzellik artık bir statü, nitelik, aidiyet değil, pek çoğunu mezara kadar müşteri kılacak bir endüstri.

    Geçmişten Bir Not

    Fransisken Jacques de la Marche, on beşinci yüzyılda şu vaazı verir:

    “Kadın, süslenmekle ahlaki kısıtlamalardan kurtulacağına inanır, (fakat o) aslında güzellik bakımlarının kölesi haline gelir ve bu yolla şeytanın amaçlarının kölesi olur.”

    Günümüzün şeytanı, karşımızdaki insana bakışı bile şekillendiren tüketim kültürü…

    Güzel olmak ile güzelliğin müşterisi olmak iki ayrı şey.

    Her ne kadar ayrım yapma yetimizi tüketimin dipsiz kuyularında, zamanın hızlanışının kurbanı olarak yitirsek de kalıcı olanın temeli, aşkın, ailenin, mutluluğun kaynağı biraz da bu ayrımda yatıyor.

    Hatta kendinizle barışık olmanızın koşulu bile bu ayrımda saklı.

    Felsefe L1 Sosyoloji
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleDünya Gündemi: Soğuk Savaş’ın Bitmesinden Bu Yana En Büyük NATO Tatbikatı
    Next Article Emisyon Ticaret Sistemi: Fırsat Mı, Zorluk Mu? | Asterisk2050 Özel Yayın

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz Boğazı ve Boğazlar Jeopolitiği, Enerji Fiyatları, Küresel Büyüme | Varsayılan Ekonomi S3 #15

    17 Temmuz 2026By Enes Özkan ve Eser Özdil
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan
    Yazılar

    ABD Bağımsızlık Bildirgesi (1776) Nedir?

    5 Temmuz 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}