Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – III
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – III

    By Birol Başkan12 Nisan 20264 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Bir önceki yazıda iddia ettiğimiz gibi, Abbasi devletinin çözülmesinden sonra Körfez’in iki kıyısı farklı tarihsel güzergahlara girmiş ve ortak bir siyasi çatı altında birleşmemişti. Dönemin en kritik gelişmesi ise dini-mezhepseldi. Doğu Arabistan’ın el-Hasa bölgesi ve Bahreyn’deki Karmati-İsmaili Şii nüfus zamanla On İki İmamcı Şiiliği benimsemişti. O dönem itibariyle Orta Doğu’da on iki İmamcı Şiiliğin başlıca merkezleri Lübnan ve Irak’tı. 1500 yılına gelindiğinde el-Hasa ve Bahreyn de bu mezhebin önemli merkezleri arasına katılmış oldu.

    Siyasi tablo, İran’da Safevi İmparatorluğu’nun kurulmasıyla değişti. Safeviler, Erdebil merkezli bir sufi tarikatı olarak doğdu. Tarikat, zamanla özellikle Doğu Anadolu’daki Türkmen kabilelerinin desteğini alarak, askeri bir güce dönüştü. 1501’de Tebriz’i ele geçiren Safaviler, Şah İsmail’in liderliği altında Safevi devletini kurdu ve İran’ın büyük bölümünü tek bir siyasi çatı altında topladı.

    Safevi tarikatı Sünni bir tarikat olarak doğmuştu. Ancak zamanla bu değişti. Özellikle tarikatın Anadolu, Azerbaycan ve çevresindeki Türkmenlerle kurduğu bağlar güçlendikçe daha belirgin bir Şii karakter kazandı. Ancak bu Şiilik, kelami ve fıkhi bakımdan sistemli bir Şiilik değildi. Şah İsmail’in Hatayi mahlasıyla yazdığı şiirlerden anlaşıldığı kadarıyla, Ehl-i Beyt sevgisi, imamet fikri, tarikat şeyhinin olağanüstü manevi otoritesi ve yer yer mehdici unsurların iç içe geçtiği heterodoks ve esoterik bir Şiilikti.

    Safevi tarikatının heterodoks Şii karakterine rağmen Şah İsmail, Tebriz’i ele geçirdikten kısa süre sonra On İki İmam Şiiliğini Safevi devletinin resmi mezhebi haline getirdi. Bu tarihi kararın gerekçesini Şah İsmail’in kendi ağzından açık biçimde bilmiyoruz. Sebebi her ne ise, İsmail bu kararından sonra Lübnan’daki Cebel Amil, Irak ve Bahreyn gibi Şii ilim merkezlerinden alimleri İran’a davet etti ve onlara yeni imparatorluk yapısı içinde önemli roller verdi.

    Takip eden iki yüz yıl boyunca Şii ulema Safevi İmparatorluğu’nun dini alanının yeniden inşasında kritik roller oynadı. Safevi devleti de On İki İmamcılığı çoğunluğu Sünni olan nüfusa devletin gücünü kullanarak kabul ettirmeye yöneldi. Sadece Sünni tarikatlar ve Sünni ulema değil, devletin benimsediği mezhebi çizgiye uymayan Şii ve heterodoks tarikat çevreleri de bastırıldı.

    İran’daki bu dini dönüşüm, Körfez’in iki yakası arasında toplumsal düzeyde bir mezhebi yakınlaşma yarattı. İran’da Safevilerle birlikte geniş ölçekli bir Şiileşme süreci başlarken, Körfez’in karşı kıyısında da özellikle Bahreyn, Katif ve el-Hasa hattında güçlü Şii topluluklar varlıklarını sürdürecekti. Ancak bu toplumsal yakınlaşma siyasi düzeyde bir yakınlaşma yaratmadı. Tersine bir ayrışma ortaya çıktı. İran’da, kısa Nadir Şah dönemi istisna sayılırsa, iktidar Şii ellerde kaldı. Körfez’in güney kıyılarındaki Şii topluluklar ise, bütün toplumsal ağırlıklarına rağmen, kendi yerel siyasal iktidarlarını kalıcı biçimde kuramadı. Bunun en önemli istisnası, 1602’de Bahreyn’in Safeviler tarafından ele geçirilmesiyle başlayan ve 1717’ye kadar süren Safevi hakimiyetiydi. Bu elbette Şii bir iktidardı. Ancak hem Bahreyn’le sınırlıydı hem de yerel değil, İran’dan taşınan bir imparatorluk hakimiyetiydi.

    Safavi hakimiyeti Bahreyn ötesine yayılmadı. Körfez’in güney kıyılarında başka güçler etkindi. Bu güçlerden ilki Portekizdi. İran’da Safeviler iktidarlarını pekiştirirken, Portekiz Ümit Burnu’nu dolaşarak Hint Okyanusu’nda hakimiyet tesis etmişti. Bir sonraki adımda da Hürmüz’e yerleşen Portekiz, Körfez’in deniz ticaretini denetim altına almaya yöneldi. Portekiz hakimiyeti özellikle Hürmüz ve Bahreyn hattında kuruldu.

    Portekizlilerin Hint Okyanusu ve ona açılan denizlerdeki varlığı, Osmanlıları da harekete geçirdi. Osmanlılar on altıncı yüzyılın ilk yarısında önce Suriye ve Mısır’ı, ardından Irak’ı ele geçirdi. 1534’te Bağdat’ın, 1536’da Basra’nın alınmasıyla Osmanlı hakimiyeti Körfez’e açıldı. Takip eden yıllarda Osmanlı etkisi el-Hasa ve Katar’a kadar uzandı. Böylece Portekiz’in Hürmüz-Bahreyn hattı üzerinden denizde kurduğu üstünlüğe karşı, Körfez’in güney sahillerinde Osmanlının karada kurduğu ağırlık ortaya çıktı.

    Osmanlıların Irak üzerinden Körfez’e yayılması Safevilerin rağmına oldu. Osmanlılara Çaldıran savaşında yenilen Safeviler daha çok kendi iç bütünlüklerini yeniden tesis etmeye yöneldi. Bu yüzden on altıncı yüzyıl boyunca Körfez’de belirleyici bir ağırlık kuramadılar. Ancak yüzyılın sonlarına doğru ve özellikle Şah Abbas döneminde yeniden güç topladılar. Bu toparlanma, Körfez’de Portekizlilerin aleyhine gelişti. Safeviler ilk önce 1602’de Bahreyn’de, daha sonra 1622’de Hürmüz’de Portekiz hakimiyetini kırdı. Portekizliler daha sonra Umman’dan da çıkarıldı. 17. Yüzyılda Umman’da siyasi birliği yeniden kuran Ya‘rubi imamları, 1650’de Muskat’ı geri alarak Portekiz hakimiyetine son verdi.

    On yedinci yüzyıl ortasına gelindiğinde, İran ile Körfez’in güney kıyıları arasındaki ilişkiler artık bambaşka bir çerçeveye oturmuştu. Körfez’in iki yakasındaki mezhebi yakınlaşma derinleşmişti. Buna karşılık, siyasi hakimiyet parçalı kalmış, bölge farklı imparatorlukların ve yerel güçlerin rekabet alanına dönüşmüştü.

    Safeviler Bahreyn’de ve İran sahillerinde, Ya‘rubi imamlığı Umman tarafında etkiliydi. Körfez’in güney sahillerinin geri kalanında ise on altıncı yüzyılda tesis edilen Osmanlı etkisi zayıflamış, buna karşılık Beni Halid kabile konfederasyonu yükselişe geçmişti. Böylece Körfez, tek bir siyasi merkezin denetlediği ortak bir saha olmaktan çıkmış, birden fazla gücün aynı anda etkili olduğu karmaşık bir bölgesel düzene dönüşmüştü.

    Bir sonraki yazıda, takip eden yüzyıllarda İran-Körfez ilişkilerinde yaşanan daha köklü değişimleri izlemeye devam edeceğiz.

    *Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya L2 Tarih
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleNetflix Şifresinden Makarnanın Gramajına: Bekarlık Vergisi
    Next Article Hilmi Demir: Dini manipülasyon yapan rejimler, kendi politikalarına uymayan her türlü iç ve dış aktörü inanç düşmanı olmakla suçlayarak şeytanlaştırır

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Dünyanın Soyguncu Baronu Olarak ABD

    23 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Osmanlı’da Modernleşme ve İletişim | Bahadır Çelebi & Hediye Levent

    22 Temmuz 2026By Bahadır Çelebi
    Yazılar

    Totaliterliğe Giden Yolun Taşları: “İkinci Nükleer Rönesans”la Güçlendirilen Altyapısal Otoriterlik

    22 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}