Ahmet Nezihi Turan

Bir Metafor Olarak Kanalizasyon

Bir Metafor Olarak Kanalizasyon

Yazma çağındayız. Daha evvel yazdıkları okunmadığı yahut hemen unutulduğu için Doğan Gürpınar’ın son yazdığıyla başladığı varsayılan tartışmaya katılanlar oldu, onları da okudum. Okurum, çağ dışıyım.  Büşra Kılıç’ın eleştirisini de okuyup, onun “[…] eksiklerimin tamamlanmasını rica ediyorum” talebini emir telakki ederek, (kişisel) tarih ve sayılar ne diyor ona bakayım dedim. Bilirsiniz,

Muhafazakarlığın Palimpsestusu* I: Gramofon Herifler

Muhafazakarlığın Palimpsestusu* I: Gramofon Herifler

Geçen gün Kurtuluş Kayalı ile karşılaştık. Daha ziyade Kızılay’da veya Ayrancı’da karşılarız, bu defa ikincisi oldu. Kuzgun Ev Yemekleri’nde yemeğini yemiş çayını içiyordu; bermutad kitabını okuyarak. Yalnız başınaysa değişmez manzara. Kızılay’da etrafı kalabalık olur, o da pek değişmez. Konuşan ya da dinleyendir. Nedir hocam? diye sordum. Kapağını çevirdi: Tahir Abacı,

Hikayenin Hükmü: Masal Masal Dışında

Hikayenin Hükmü: Masal Masal Dışında

“Edebiyat […] hiçbir şekilde konuşamayanlara kendilerine özgü bir ses verir.” Jacques Rancière, Kurmacanın Kıyıları, “Dilsizin Sözü”, 161. “Artık herkes konuşabiliyor, bilgi demokratikleşti, gelecek parlak” demek, bir yanılsama biçimi olarak hükmünü sürdürürken, sözü olanın sesini daha da kısarken; edebiyat, hikâyesine ses bulamayanların sesi olamayacaksa ne işe yarar. Çehov’un, Gorki’nin, Istrati’nin sesini