Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Yerelden Küresele Barış: Ortadoğu’da Kadın Liderliği ve Çoklu Krizler
    Yazılar

    Yerelden Küresele Barış: Ortadoğu’da Kadın Liderliği ve Çoklu Krizler

    By Ayşe Kaşıkırık10 Nisan 20266 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Barış, sanıldığı gibi masalarda imzalanan metinlerle değil, çoğu zaman görünmeyen yerlerde—kadınların gündelik hayatı ayakta tutma mücadelesinde—kurulur.

    Ortadoğu, bugün yalnızca savaşlarla değil, savaşın içine geçmiş ekonomik kırılganlıklar, zorunlu göç, siyasal baskılar ve derinleşen toplumsal eşitsizliklerle tanımlanan bir çoklu krizler coğrafyasıdır. Bu krizler hem devletleri, hem de toplumların en temel dokusunu dönüştürmektedir. Ancak bu dönüşümü anlamaya çalışan hâkim analizler, barışı hâlâ büyük ölçüde devletler arası müzakere süreçleri ve güvenlik politikaları üzerinden okumaya devam etmektedir.

    Oysa sahadaki gerçeklik daha katmanlıdır. Barış yalnızca müzakere edilen bir sonuç olmamalıdır. Gündelik hayatta, ilişkiler içinde ve çoğu zaman görünmeyen emekle kurulan bir sürece dönüştürülmelidir. Ve bu sürecin en belirleyici aktörlerinden biri kadınlardır.

    Savaşın Cinsiyeti: Eşitsizliğin Derinleşmesi

    Modern çatışmaların doğası köklü biçimde değişmiştir. Artık savaşlar cephe hatlarında değil, şehirlerin içinde, mahallelerde ve evlerin içinde yaşanmaktadır. Bu dönüşüm, savaşın etkilerini doğrudan sivil nüfusun üzerine taşımaktadır.

    Kadınlar bu süreçte çok katmanlı risklerle karşı karşıya kalmaktadır: zorunlu yerinden edilme, gelir kaybı, güvencesizleşme, bakım emeğinin artışı ve çatışma ortamlarında yaygınlaşan cinsel şiddet. Bu şiddet biçimleri, yalnızca bireysel travmalar üretmekle kalmaz; aynı zamanda toplumsal dokuyu parçalamaya yönelik sistematik araçlar olarak işlev görür.¹

    Ancak bu tabloyu yalnızca mağduriyet üzerinden okumak, kadınların kriz içindeki aktif rolünü görünmez kılar. Çünkü aynı koşullar, kadınların hayatta kalma, dayanışma kurma ve çözüm üretme kapasitesini de açığa çıkarır.

    Görünmeyen Liderlik: Kriz Anlarında Kadınlar

    Savaş ve kriz dönemlerinde liderlik çoğu zaman resmi pozisyonlar üzerinden tanımlanır. Oysa sahadaki gerçeklik, liderliğin çok daha farklı biçimlerde ortaya çıktığını göstermektedir.

    Kadınlar, özellikle yerel düzeyde:

    • topluluklar arası gerilimleri azaltan arabuluculuk mekanizmaları kurar,
    • gıda, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçların organizasyonunu üstlenir,
    • kriz sonrası toplumsal bağları yeniden kurar ve sosyal dokuyu onarır.

    Bu roller çoğu zaman görünmezdir. Resmi kayıtlara girmez, politika belgelerinde yer bulmaz. Ancak bu görünmeyen liderlik biçimleri olmadan toplumsal düzenin yeniden kurulması mümkün değildir.²

    Kadın liderliği bu nedenle yalnızca temsil meselesi değil, doğrudan toplumsal dayanıklılık ve yeniden inşa meselesidir.

    Küresel Çerçeve: Normlar ve Gerçeklik Arasındaki Boşluk

    Kadınların barış süreçlerindeki rolü, United Nations Security Council tarafından kabul edilen 1325 sayılı karar ile uluslararası düzeyde tanınmıştır.³

    Bu karar, kadınların barış ve güvenlik süreçlerine katılımını bir norm haline getirmiştir. Ancak uygulamada bu norm ile gerçeklik arasında belirgin bir boşluk bulunmaktadır. Kadınların barış müzakerelerindeki temsili hâlâ düşük seviyededir ve çoğu zaman sembolik düzeyde kalmaktadır.⁴

    Cynthia Enloe ve Carol Cohn gibi akademisyenler, güvenlik politikalarının toplumsal cinsiyet perspektifiyle yeniden düşünülmediği sürece bu açığın kapanmayacağını vurgulamaktadır.⁵

    Bu nedenle mesele yalnızca kadınların masada yer alması değil, karar alma süreçlerinin doğrudan kurucu aktörleri haline gelmeleridir.

    İran: Baskı, Direnç ve Dönüşen Liderlik Biçimleri

    Ortadoğu’daki kadın liderliğini anlamak açısından İran çarpıcı bir örnek sunmaktadır. İran’da kadınlar, uzun süredir hukuki sınırlamalar, kamusal alana yönelik düzenlemeler ve toplumsal kontrol mekanizmalarıyla karşı karşıyadır. Buna rağmen eğitim, iş gücü ve kamusal görünürlük açısından önemli bir varlık sergilemektedirler.

    Son yıllarda ortaya çıkan toplumsal hareketler, bu varlığın yeni bir boyuta taşındığını göstermektedir. Kadınlar yalnızca hak talep eden aktörler değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümü tetikleyen, kamusal alanın sınırlarını yeniden çizen ve yeni bir siyasal dil üreten aktörler haline gelmektedir.

    Bu süreçte ortaya çıkan liderlik, klasik anlamda hiyerarşik ya da kurumsal değildir. Aksine, yatay, dağınık ve ağ temelli bir yapıdadır. Bu durum, liderliğin yalnızca belirli kişilerde değil, kolektif pratikler içinde ortaya çıktığını göstermektedir.

    İran örneği, kadın liderliğinin yalnızca savaş alanlarında değil, baskı, eşitsizlik ve kontrolün yoğun olduğu tüm bağlamlarda gelişebildiğini ortaya koymaktadır. Bu liderlik çoğu zaman görünmezdir, ancak dönüştürücü etkisi derindir.

    Çoklu Krizler Çağı: Barışı Yeniden Düşünmek

    Günümüzde savaş, tek başına bir kriz değildir. Ekonomik kırılganlıklar, iklim değişikliği, zorunlu göç ve siyasal istikrarsızlık gibi faktörlerle iç içe geçmiş çoklu krizler söz konusudur.

    Bu durum, barışı, hem güvenlik politikaları hem de sosyal dayanıklılık, eşitlik ve yerel kapasite üzerinden yeniden düşünmeyi gerektirir.

    Çoklu krizler, aynı zamanda çoklu yanıtlar gerektirir. Merkezi ve tek boyutlu çözümler, bu karmaşık yapıyı karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu noktada yerel aktörlerin—özellikle kadınların—geliştirdiği çözüm mekanizmaları kritik hale gelmektedir.

    Ve tam bu noktada temel soru ortaya çıkar: Barışı kim kurar ve nerede kurar?

    Yerelden Küresele: Barışın Yeniden Tanımı

    Barışın yalnızca uluslararası anlaşmalarla sağlanamayacağı artık açık bir gerçektir. Kalıcı barış, yerel düzeyde kurulan güven ilişkileri, dayanışma ağları ve gündelik pratikler üzerinden inşa edilir.

    Geleneksel yaklaşım barışı yukarıdan aşağıya kurulan bir süreç olarak tanımlar. Ancak sahadaki gerçeklik, barışın aynı zamanda aşağıdan yukarıya üretildiğini göstermektedir.

    Yerel barış, çatışmanın sona ermesinden ziyade, ilişkilerin onarılması, güvenin yeniden kurulması ve birlikte yaşamın yeniden mümkün kılınmasıdır.

    Kadınlar bu sürecin merkezindedir. Kriz anlarında kurdukları dayanışma ağları, yalnızca hayatta kalmayı değil, toplumsal onarımı da mümkün kılar.

    Bu süreçte ortaya çıkan “yerinden bilgi”, yani deneyim temelli bilgi, barış inşası açısından kritik bir kaynaktır. Ancak bu bilgi çoğu zaman görünmezdir.

    Mor Merdiven yaklaşımı ve Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Barış İnşa Araç Seti kapsamında geliştirilen Mor Barış Çemberleri, bu görünmeyen bilgiyi kolektif bir üretime dönüştürür.⁶

    Bu model:

    • deneyimi bilgiye çevirir,
    • bilgiyi güçlendirir,
    • gücü kolektifleştirir.

    Bu yaklaşımın sahadaki karşılığına bakıldığında, örneğin Van’da kurulan çemberler, kadınların kriz deneyimlerini nasıl dayanışma ve çözüm üretme kapasitesine dönüştürdüğünü açıkça göstermektedir. Deprem, ekonomik zorluklar ve sosyal baskılar gibi çoklu krizler karşısında geliştirilen bu pratikler, resmi mekanizmaların ötesinde işleyen bir barış kapasitesine işaret etmektedir.

    Yerel olan yalnızca küçük ölçekli değildir; aksine barışın en gerçek biçiminin kurulduğu yerdir.

    Barış, önce insanlar arasında kurulur; devletler arası anlaşmalar ancak bu zeminin üzerine inşa edilir.

    Çünkü barış, en güçlü halini devletlerin imzaladığı metinlerde değil, kadınların birbirine tutunduğu anlarda bulur.

    Sonuç: Barışın Yönü Değişiyor

    Ortadoğu’daki çoklu krizler, barışın yalnızca yukarıdan aşağıya kurulamayacağını açıkça göstermektedir.

    Barış artık:

    • yalnızca masada değil,
    • yalnızca devletler arasında değil,
    • yalnızca resmi süreçlerde değil.

    Barış, gündelik hayatın içinde, yerelde ve çoğu zaman görünmeyen aktörler tarafından kurulmaktadır.

    Bu süreçte kadınlar, yalnızca katılımcı değil, kurucu aktörlerdir.

    Kadınların barış inşasındaki rolünü görünür kılmak, yalnızca eşitlik meselesi değil, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir barışın ön koşuludur.

    Çünkü barışın yönü değişiyor: aşağıdan yukarıya.

    Ve belki de bu yüzden, en güçlü barışlar hiçbir zaman manşetlere çıkmaz.

    Kaynakça

    [UNSC, 2000] United Nations Security Council. Resolution 1325.
    [UN Women, 2023] Women, Peace and Security Reports.
    [United Nations, 2019] Conflict-Related Sexual Violence Reports.
    [WILPF, 2021] Women’s International League for Peace and Freedom Report.
    [Enloe, 2014] Cynthia Enloe. Bananas, Beaches and Bases.
    [Cohn, 2013] Carol Cohn. Women and Wars.
    [Rotberg, 2003] Robert I. Rotberg. State Failure and State Weakness.
    [Kaşıkırık & Olgun Ak, 2025] Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Barış İnşa Araç Seti.

    Dünya M Siyaset Sosyoloji
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleArtificial Intelligence, Natural War, and Something Called Humanity — If Any Remains
    Next Article 40 Günlük Savaştan Elimizde Ne Kaldı? | Aydın Selcen | 2’li Görüş #82

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Dünyanın Soyguncu Baronu Olarak ABD

    23 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Podcast

    Dijital Mecralarda Konuşabilmek | Tarık Beyhan, Gürkan Özturan

    22 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Gürkan Özturan
    Videolar

    Osmanlı’da Modernleşme ve İletişim | Bahadır Çelebi & Hediye Levent

    22 Temmuz 2026By Bahadır Çelebi

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}