Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » New York, Macaristan veya Çorum Seçimleri: Siyasal Kampanyacılıkta Dijitalin Dozu
    daktilo2 Yazılar

    New York, Macaristan veya Çorum Seçimleri: Siyasal Kampanyacılıkta Dijitalin Dozu

    By Murat Pehlivanoğlu19 Nisan 20265 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Seçim kampanyaları artık sadece meydanlarda değil, ekranlarda da yürütülüyor. Hatta çoğu zaman seçimler ekranlarda kaybediliyor. Ancak son dönemde üç farklı örnek —New York’ta Zohran Mamdani’nin yürüttüğü süreç, Macaristan’da Péter Magyar’ın yükselişi ve Çorum’da Halil İbrahim Aşgın’ın ülke geneline mal olan, sahada birebir deneyimlediğim belediye başkanlığı modeli— bana ortak bir şey söylüyor: Dijitalleşme, siyasette insanı ortadan kaldırmıyor; gerçekçilikten ve sahicilikten uzak dijital kampanyalar ilgi görmüyor.

    Sahada kurulmayan bir ilişkinin dijitalde kurulamadığını, sokakta karşılığı olmayan bir dilin ekranda da karşılık bulmadığını görmek için bu üç örneğin saha hâkimiyetlerini dijitale aktarma kabiliyetleri oldukça dikkat çekici. Bu gözlemi, 13 Nisan 2026’da Macaristan seçimlerinin hemen ardından izlediğim içerikler ve sonrasında adayların sosyal medya hesaplarını incelediğimde de teyit ettim. New York’tan Macaristan’a, oradan Çorum’a uzanan bu üç farklı örnek aslında aynı hikâyeyi anlatıyor.

    Dijital var ve önemli, ama tek başına yeterli değil

    Bugün herkesin bir dijital kimliği var. İnsanlar yalnızca sokakta değil, ekranlarda da yaşıyor. Bu nedenle dijital kampanya elbette önemli. İlgi çekiyor, hız kazandırıyor, görünürlük sağlıyor. Ancak burada kritik bir kırılma noktası var: Dijital, gerçekliğin yerine geçemiyor. Geçse dahi, oradaki gerçekten beslenmemiş bir içerik üretimi ve aşırı dijital doz, izleyenleri —yani seçmeni— ikna etmiyor.

    New York’ta Mamdani’nin seçimlerden yaklaşık bir buçuk yıl önce paylaştığı içeriklere baktığımızda bunu net biçimde görüyoruz. Metroda yürürken çekilen bir video, kiracılarla yapılan kısa bir sohbet ya da sahada, hareket hâlindeyken anlatılan bir politika önerisi… Bu içeriklerde ne bir stüdyo var ne de klasik bir kampanya dili. Ama güçlü bir şey var: Gerçeklik.

    Benzer bir durum Macaristan’da Péter Magyar’ın içeriklerinde de karşımıza çıkıyor. Haftadan haftaya farklı kasabalardan yapılan paylaşımlar, çoğu zaman sadece dinleyen bir aday profili… Uzun konuşmalar yok, büyük prodüksiyonlar yok. Ama sürekli tekrar eden bir şey var: sahicilik.

    Gerçeklikten kopmuş içerikler kampanyaları olumsuz etkiliyor ve insanlara rol yapıldığı duygusunu yüklüyor. Yani baştan güvenmediği biriyle seçmen bağ kurmuyor ve tercih olarak o adaya yönelmiyor.

    Bu örnekler bize şunu gösteriyor: Dijital önemli, ama tek başına bir şey ifade etmesi oldukça güç. Özellikle daha çok ticari kaygılar üzerinden strateji geliştirmeye alışmış ajanslarla kurgulanan kampanya stratejileri, iknaya, yani oya dönüşmüyor. Dijital, ancak gerçek bir hayatın yansıması olduğunda anlam kazanıyor. İnsanlar, bırakın siyaseti, firmaların ürünlerini bile sosyal medyadan tercih ettiklerinde gerçek hikâyelerden beslenmek istiyor.

    Samimiyet: Dijital ile gerçeklik arasındaki köprü

    Bu üç örneğin en güçlü ortak noktası samimiyet. Ancak burada samimiyeti bir iletişim tekniği olarak değil, bir sonuç olarak okumak gerekiyor.

    Gönderilen içeriklere yakından bakıldığında dikkat çeken şey, “yapılmış” olmamalarıdır. Kamera çoğu zaman sabit değil, ışık kusursuz değil, kurgu neredeyse yok. Bir sohbetin ortasında başlayan videolar, yürürken yapılan kısa açıklamalar, kesilmeden paylaşılan diyaloglar… Bunlar profesyonel eksiklikler değil, bilinçli tercihlerdir.

    Mamdani’nin sahada yürürken kameraya dönüp konuştuğu bir video ya da Magyar’ın küçük bir kasabada üç kişiyle yaptığı sohbet, klasik anlamda bir “mesaj içeriği” değildir. Bunlar birer tanıklıktır. İzleyen kişi bu içeriklerde bir vaat değil, bir durumun içinden konuşan bir insan görür. Siyasal iletişimin önemli başlıklarından biri olan halkın “kendinden biri görme” ihtiyacı bu içeriklerle beslenir.

    Çorum’da sahada başkanla yaşadığım deneyim de tam olarak buydu. Zaten kente ve kentliye hâkim bir başkan profili, yürürken, ziyaret ederken ya da bir işin ortasında; kurgu bir sahneyle değil, doğal akış içinde hâkimiyetini, onu görme imkânı olmayan seçmenine dijital aracılığıyla gösterme avantajını yakalıyor. Yani dijital için içerik tasarlamıyor; akışta kalıyor ve o akıştaki hâkimiyetini yeni medya becerisiyle ilgilisine ulaştırıyor.

    İnsanlar sizinle sokakta karşılaşmadan, sizinle konuşmadan, sizinle temas kurmadan dijitalde gördüklerine inanmıyor. Ama sokakta kurulan ilişki dijitale taşındığında, o samimiyet kendiliğinden geçiyor. Dijital içerik bu anlamda bir üretim değil, bir aktarım hâline geliyor.

    Sürdürülebilirlik: Kampanya değil, süreklilik kazanır

    Bu örneklerin en kritik boyutu ise süreklilik. Artık seçim kampanyaları seçimden birkaç ay önce başlayan süreçler değil. Aksine, seçimden çok önce başlayan ve seçimden sonra da devam eden bir görünürlük hâli. Bunu da atlamamak gerekiyor. İki ay sonraki seçim için sahaya çıktığınızda, toplumdan kopuk hâliniz dijitale de yansıyor ve bu durum çoğu zaman samimiyetsiz bulunarak eksi puana dönüşüyor.

    Bahsettiğim profillerin ve paylaştıkları içeriklerin tamamında dikkat çeken şey, tekil başarılar değil; tekrar eden bir dil ve sahaya hâkimiyet. Aynı ton, aynı samimiyet, aynı doğallık farklı zamanlarda yeniden karşımıza çıkıyor. Bu da seçmende şu duyguyu oluşturuyor: “Bu kişi seçim zamanı değil, her zaman böyle ve böyle kalmaya devam edecek.”

    Bugün seçmen geçmişe bakıyor. İki yıl önce ne yaptığınıza, nerede olduğunuza, kimlerle konuştuğunuza… Eğer bu geçmiş yoksa, son iki ayda yapılan yoğun kampanyalar yapay görünüyor. Hatta çoğu zaman ters etki yaratıyor.

    Bu nedenle büyük ajanslarla, yüksek bütçelerle son anda kurulan dijital kampanyalar artık eskisi kadar etkili değil. Çünkü yeni medya artık çok yeni değil. Seçmen deneyimli; neyin gerçek, neyin kurgulanmış olduğunu ayırt edebiliyor.

    Sonuç: Dijital bir vitrin değil, bir aktarım alanıdır

    New York, Çorum ve Macaristan seçimleri bize aynı şeyi söylüyor: Dijital kampanya ayrı bir dünya değildir. Yeni bir kimlik inşa etme alanı hiç değildir. Aksine, sizin gerçek kimliğiniz ile seçmenin gördüğü dijital kimlik arasında kurduğunuz köprüdür.

    Eğer bu iki kimlik arasında bir uçurum varsa, o kampanya çalışmaz. Ama arada bir süreklilik, bir temas ve bir gerçeklik varsa, dijital gerçekten anlam kazanır.

    Bugün seçimlere Türkiye’de en fazla iki yıl, belki daha az bir süre var. Bu süre kampanya hazırlamak için değil, bir hayat kurmak, o hayatın içinde olmak ve onu görünür kılmak için kullanılmalı.

    Çünkü seçmen artık şunu soruyor: Siz gerçekten burada mısınız, yoksa sadece seçim zamanı mı görünüyorsunuz?

    Siz sahiden sahici misiniz?

    R2 Siyaset Sosyoloji
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous Articleİran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – IV
    Next Article Burak Dalgın: 1980’deki 24 Ocak kararlarının modern bir versiyonunu içermeyen hiçbir ekonomik programı ciddiye almayınız

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Yeni Parti Ne Yapacak? | Çavuşesku’nun Termometresi #317

    26 Temmuz 2026By Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    Yeni Parti, İmkan ve İhtimaller | Edgar Şar | 2’li Görüş #98

    26 Temmuz 2026By Edgar Şar ve İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}