Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Kadınlar Siyasete Girmeye Hazır, Peki Siyaset Değişmeye Hazır mı?
    Yazılar

    Kadınlar Siyasete Girmeye Hazır, Peki Siyaset Değişmeye Hazır mı?

    By Ayşe Kaşıkırık2 Eylül 20269 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    AllyGround’un Van’dan Eskişehir’e uzanan müttefiklik çağrısı…

    Kadınların siyasetteki temsili üzerine konuşurken ilk baktığımız göstergeler genellikle sayılar oluyor: Kaç kadın aday oldu? Kaç kadın seçildi? Kaç kadın belediye meclisinde yer alıyor? Kaç kadın yerel siyasette karar alma süreçlerine dahil olabiliyor?

    Sayılar önemli. Ancak siyasette eşitliği anlamak için artık başka sorulara da ihtiyacımız var: Kadınlar siyasete hangi koşullarda giriyor? Bu alanda kalmanın maliyeti nedir? Karar alma süreçlerine ne ölçüde erişebiliyorlar? Ve erkek siyasetçiler bu dönüşümün neresinde duruyor?

    Tam da bu noktada AllyGround önemli bir tartışma alanı açıyor.

    AllyGround, D84 tarafından yürütülen ve kadınların siyasal yollarını desteklemeyi hedefleyen bir proje. D84, AllyGround’u kadınların siyasal katılımı üzerine yıllara yayılan çalışmalarının yeni bir aşaması olarak tanımlıyor ve müttefikliği sistemik değişimin önemli bileşenlerinden biri olarak ele alıyor.¹

    Projenin adı da yaklaşımını anlatıyor. Ally, “müttefik”; ground ise “zemin” veya “alan” anlamına geliyor. Dolayısıyla AllyGround yalnızca bir müttefiklik çağrısını değil, farklı aktörlerin eşitlik için birlikte hareket edebileceği ortak bir siyasal zemin arayışını ifade ediyor.

    Bu yaklaşımın Van ayağı, kadın siyasetçileri, erkek müttefik siyasetçileri ve yerel sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren iki günlük kapasite geliştirme programıyla sahaya taşındı. İsveç’in İstanbul Başkonsolosluğu desteğiyle 6–7 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen programda, kadınların siyasette daha güçlü temsilinin farklı aktörler ve sektörler arasındaki iş birliğiyle desteklenmesi hedeflendi.²

    Van’da başlayan sürecin Ekim ayında Eskişehir’de devam etmesi, farklı yerel deneyimlerin ortak bir öğrenme alanında buluşması açısından ayrıca önemli.

    Van’daki buluşmanın benim açımdan asıl önemi, kadınların siyasete katılımını yalnızca kadınların kapasitesi üzerinden tartışmaması. Asıl mesele biraz daha zor bir yerde duruyor: Kadınların siyasete daha fazla katılması için kadınları ne kadar güçlendirdiğimiz kadar, siyasetin kendisini ne kadar dönüştürdüğümüzü de konuşmamız gerekiyor.

    Kadınları güçlendirmek yetiyor mu?

    Son yıllarda kadınların siyasal katılımını destekleyen çok sayıda eğitim, liderlik programı, mentorluk çalışması ve kapasite geliştirme faaliyeti yürütülüyor. Bu çalışmalar kadınların bilgiye, deneyime, iletişim becerilerine ve siyasal ağlara erişimini güçlendiriyor.

    Bütün bunlar önemli.

    Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkıyor: Kadınların kapasitesini artırırken siyasal alanın işleyişini de değiştiriyor muyuz?

    Bir kadın daha iyi bir konuşmacı olabilir. Daha güçlü bir kampanya yürütebilir. Sosyal medyayı daha etkili kullanabilir. Müzakere becerilerini geliştirebilir. Yerel yönetim süreçlerine ilişkin bilgisi artabilir.

    Fakat adaylık süreçleri kapalı ağlar üzerinden ilerliyorsa, karar alma mekanizmalarında informal ilişkiler belirleyiciyse, bakım sorumlulukları büyük ölçüde kadınların üzerinde kalıyorsa veya kadınların görünürlüğü dijital saldırılarla karşı karşıya kalıyorsa, bireysel kapasitenin artışı tek başına yeterli sonuç üretmez.

    Bu nedenle eşitlik gündeminin yeni aşamasında odağı biraz değiştirmemiz gerekiyor: kadınları sisteme hazırlamak kadar sistemi kadınların katılımına hazırlamak.

    AllyGround’un yaklaşımı bu açıdan önemli bir kapı açıyor. Kadın siyasetçilerin yanı sıra erkek müttefiklerin ve sivil toplum temsilcilerinin sürece dahil edilmesi, siyasal katılımın koşullarını değiştirme sorumluluğunu daha geniş bir aktör grubuna yayıyor.²

    Sandalyeden önce masaya bakmak

    Siyasette eşitsizlik çoğu zaman görünen göstergeler üzerinden tartışılıyor. Oysa karar alma süreçlerinin önemli bir bölümü resmi toplantıların dışında şekilleniyor.

    Kim kiminle görüşüyor?

    Kim kimin fikrine daha fazla değer veriyor?

    Kimler informal siyasal ağların içinde?

    Kimler kritik bilgilere daha hızlı ulaşıyor?

    Kimler adaylık döneminde destek bulabiliyor?

    Bu soruların yanıtları, resmi temsil oranları kadar önemli.

    Siyasetin görünen yüzünde görevler, unvanlar, toplantılar, seçim sonuçları ve resmi kararlar bulunuyor. Bunun altında ise normlar, ilişkiler, güç dağılımı, alışkanlıklar ve görünmeyen davranış kalıpları yer alıyor.

    Kadınların siyasetteki temsilini artırmak için yalnızca görünen yapıya müdahale ettiğimizde dönüşüm sınırlı kalabiliyor.

    Çünkü bazen sorun toplantı masasındaki sandalye sayısında değil, o masada kimin sözünün daha fazla karşılık bulduğunda ortaya çıkıyor.

    Bu nedenle temsil tartışmasını yalnızca “kaç kadın var?” sorusuyla sınırlamak yerine “kadınların bulunduğu pozisyonlarda ne kadar etkisi var?” sorusuyla tamamlamak gerekiyor.

    Erkekler eşitlik gündeminin neresinde?

    AllyGround’un önemli katkılarından biri, erkek siyasetçileri eşitlik gündeminin dışındaki gözlemciler olarak konumlandırmaması.

    Çünkü siyasal kurumlarda güç hâlâ erkeklerin de içinde bulunduğu ağlar üzerinden dağılıyor. Adaylık süreçleri, parti içi yükselme kanalları, kaynaklara erişim, görünürlük ve karar alma mekanizmaları bu ağlardan etkileniyor.

    Dolayısıyla erkek siyasetçilerin eşitlik konusunda alacağı tutum, yalnızca bireysel bir tercih olarak görülemez. Bulundukları pozisyon, onlara değişim yaratabilecekleri somut alanlar da açıyor.

    Müttefiklik tam burada anlam kazanıyor.

    Müttefik olmak, kadınlar adına konuşmak ya da kadınların sorunlarını onların yerine anlatmak anlamına gelmiyor. Kişinin kendi bulunduğu konumu, sahip olduğu ilişki ağlarını ve karar alma gücünü daha kapsayıcı bir siyasal alan için kullanması anlamına geliyor.

    Bir erkek siyasetçi toplantıda kadınların sözünü kesen bir davranışa itiraz edebilir.

    Kadınların informal karar süreçlerinden dışlandığını gördüğünde buna müdahale edebilir.

    Adaylık süreçlerinde kadınların görünürlük ve kaynaklara erişimini destekleyebilir.

    Dijital alanda hedef gösterilen bir kadın siyasetçiyi yalnız bırakmayabilir.

    Kendi partisinde veya kurumunda eşit katılımı güçlendirecek çalışma biçimlerini savunabilir.

    Bunların her biri küçük görünebilir. Fakat siyasal kültür tam da bu gündelik davranışların birikimiyle oluşuyor.

    Bu nedenle müttefiklik, iyi niyet göstergesinden çok siyasal sorumluluk biçimi olarak düşünülmeli.

    Kadınların siyasette görünmeyen faturası

    Kadınların siyasete katılımını konuşurken bir başka kavrama da daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor: katılım maliyeti.

    Bir kadının siyasete katılması yalnızca seçim günü sandıkta aday olmasıyla başlamıyor. Adaylık öncesinde kurulan ilişkiler, kampanya süreci, toplantılar, seyahatler, yurttaşlarla temas, parti çalışmaları, medya görünürlüğü ve sosyal medya kullanımı ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor.

    Buna bakım emeği ve zihinsel yük de eklendiğinde maliyet büyüyor.

    Çocukların, yaşlıların veya hane yaşamının organizasyonu çoğu zaman kadınların sorumluluğunda kalıyor. Bir toplantıya katılmak için bile öncesinde başka bir organizasyon yapmak, sonrasında ertelenen işleri tamamlamak gerekebiliyor.

    Bu nedenle aynı toplantının kadın ve erkek açısından yarattığı maliyet çoğu zaman aynı olmuyor.

    Burada mesele kadınların daha fazla dayanması gerektiği fikrine indirgenemez. Asıl soru, siyasal alanın neden bazı insanlar için daha yüksek bir katılım maliyeti ürettiği.

    Bu soruyu sorduğumuz anda çözüm alanı da genişliyor.

    Toplantı saatlerinden bakım hizmetlerine, çalışma biçimlerinden dijital iletişim kültürüne, adaylık süreçlerinden informal ağlara kadar pek çok konu eşitlik perspektifiyle yeniden ele alınabiliyor.

    Böyle bakıldığında katılım maliyeti yalnızca bireysel bir yük olmaktan çıkıyor; aynı zamanda kurumsal bir tasarım meselesine dönüşüyor. Bir kurum, toplantılarını yalnızca belirli bir yaşam düzenine sahip insanların rahatça katılabileceği saatlerde planlıyorsa, istemeden de olsa katılımı seçici hale getirebilir.

    Eşitlik açısından asıl soru burada başlıyor: Katılımı mümkün kılan koşulları kim tasarlıyor?

    Görünür olmak neden bazen riskli?

    Siyasetin dijitalleşmesi bu tartışmayı daha da önemli hale getiriyor.

    Sosyal medya kadın siyasetçilere doğrudan yurttaşlara ulaşma, kendi gündemlerini oluşturma ve geleneksel medya kanallarına bağımlılığı azaltma imkânı sağlıyor. Aynı alan, yeni riskler de yaratıyor.

    Tehdit, taciz, hedef gösterme ve itibarsızlaştırma kadınların dijital görünürlüğünü sınırlayabiliyor.

    Daha önemlisi, dijital şiddet çoğu zaman doğrudan bir yasak üretmeden davranışları değiştirebiliyor.

    Kadın daha az paylaşım yapıyor.

    Bazı konular hakkında konuşmaktan kaçınıyor.

    Eleştiri alabileceği alanlarda geri çekiliyor.

    Görünürlüğünü bilinçli olarak azaltıyor.

    Böylece siyasete katılım sürüyor; ancak siyasal etkinlik ve kamusal görünürlük zayıflıyor.

    Burada erkek müttefiklerin rolü yeniden ortaya çıkıyor. Dijital şiddet karşısında sessiz kalmak da bir tutum. Buna karşı çıkmak, saldırıya uğrayan kadın siyasetçiyi desteklemek ve kurum içinde güvenli iletişim mekanizmalarının kurulmasını savunmak da bir tutum.

    Eşitlik çoğu zaman büyük politikalar kadar gündelik davranışlarla da şekilleniyor.

    Müttefiklik eğitim salonundan çıkınca başlıyor

    AllyGround’un Van buluşmasını yalnızca bir kapasite geliştirme programı olarak değerlendirmek, çalışmanın yaratabileceği etkiyi daraltır.

    Asıl mesele, eğitim salonunda konuşulanların sonrasında neye dönüşeceği.

    Bir erkek siyasetçi kendi kurumunda hangi davranışı değiştirecek?

    Bir kadın siyasetçinin karar alma sürecine erişimini nasıl güçlendirecek?

    Bir sivil toplum kuruluşu yerel siyasette kadınların görünürlüğünü artırmak için hangi yeni iş birliklerini kuracak?

    Bir siyasi parti kendi içindeki informal ağları daha kapsayıcı hale getirmek için ne yapacak?

    Bu soruların yanıtı, AllyGround’un gerçek etkisini gösterecek.

    Bu nedenle kapasite geliştirme çalışmalarının bir sonraki aşamasında öğrenmeden uygulamaya geçiş önemli. Katılımcıların kendi kurumları ve siyasal çevreleri açısından somut değişim alanlarını belirlemesi, küçük ama uygulanabilir adımlar geliştirmesi ve bu adımları izleyebilmesi gerekiyor.

    Çünkü eğitim tek başına dönüşüm yaratmıyor. Eğitim, dönüşüm için ortak bir dil ve hareket alanı yaratıyor.

    Van’dan Eskişehir’e: Aynı soru, yeni bir zemin

    Türkiye’de kadınların siyasette daha güçlü temsil edilmesi konusunda önemli bir bilgi ve deneyim birikimi oluştu. Artık yalnızca “kadınları siyasete nasıl kazandırırız?” sorusuyla ilerlemek yetersiz kalıyor.

    Bir sonraki soru daha yapısal:

    Siyaseti kadınların eşit ve etkili katılımını mümkün kılacak şekilde nasıl dönüştürürüz?

    Bu sorunun yanıtı yalnızca kadınlarda aranamaz.

    Siyasi partiler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, medya, seçmenler ve erkek siyasetçiler bu dönüşümün parçası.

    Özellikle erkek siyasetçilerin sahip oldukları konumu nasıl kullandıkları önemli bir gösterge haline geliyor. Çünkü eşitlik yalnızca dezavantaj yaşayanların çabasıyla kurulamaz. Güç sahibi aktörlerin de kendi konumlarını sorgulaması ve gerektiğinde değiştirmesi gerekir.

    AllyGround’un Van buluşmasının bana göre en kıymetli tarafı tam burada ortaya çıkıyor: Kadınların siyasette daha fazla yer almasını istemekle siyasetin kadınların daha fazla yer alabileceği şekilde dönüşmesini istemek arasında önemli bir fark var.

    İlk yaklaşım kadınları sisteme dahil etmeye odaklanıyor.

    İkincisi ise sistemin kendisine bakıyor.

    Geleceğin eşitlik politikaları açısından ihtiyacımız olan tam da bu ikinci bakış.

    Çünkü kadınların siyasete girmesi kadar siyasette kalabilmesi, görünür olabilmesi ve karar alma süreçlerinde gerçek bir etki yaratabilmesi de önemli.

    Bunun yolu kadınlara sürekli olarak daha fazla dayanıklılık yüklemekten geçmiyor. Siyasal alanın ürettiği maliyetleri azaltmaktan, güç ilişkilerini daha adil hale getirmekten ve sorumluluğu daha geniş bir aktör grubuna yaymaktan geçiyor.

    AllyGround’un Van deneyimi bu açıdan yalnızca bir buluşmayı değil, daha kapsamlı bir soruyu görünür kılıyor:

    Kadınların siyasete katılımını nasıl artıracağımızı konuşmayı sürdürecek miyiz, yoksa siyasetin kendisini değiştirmeye mi başlayacağız?

    Bence artık ikinci sorunun zamanı.

    Van’da başlayan ortak düşünme ve deneyim paylaşımı sürecinin farklı yerel deneyimlerle zenginleşmesi, müttefiklik anlayışının somut siyasal pratiklere dönüşmesi ve şehirler arasında kalıcı bir öğrenme alanı oluşturması önemli.

    Şimdi sırada Eskişehir var.

    Van’dan Eskişehir’e uzanan bu yolculukta temel meselemiz aynı: Kadınların siyasete daha fazla dahil olması kadar, siyasetin kendisini daha eşit, daha kapsayıcı ve daha çoğulcu bir alan haline getirmek.

    Ekim’de Eskişehir’de görüşmek üzere.

    Kaynakça

    D84. “AllyGround: Supporting Women’s Political Pathways.” D84, Youth & Women Empowerment. D84, AllyGround’u kadınların siyasal katılımı üzerine yıllara yayılan çalışmalarının devamı ve müttefikliği sistemik değişimin önemli bir bileşeni olarak tanımlıyor.

    D84. “Daktilo1984.” D84, Media. Daktilo1984, D84 Association’ın akademik bilgiyi geniş kitlelere ulaştırmayı ve bilgili, rasyonel tartışma alanı oluşturmayı amaçlayan medya projesi olarak tanımlanıyor.

    Van Gazetesi. “Kadın Siyasetçiler ve Yerel STK’lar Van’da Buluşacak.” 17 Temmuz 2026.

    WanHaber. “Kadın siyasetçiler ve sivil toplum Van’da buluşacak.” 17 Temmuz 2026.

    Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı. Kadınların Katılım Maliyeti; Bakım Emeği Yükü & Dijital Şiddet. Van, 2026.

    Sivil Alan. “Yerel Kadın Liderliği için Dijital Şiddet, Güvenli Katılım ve Veri Temelli Politika Atölyesi.” 2026.

    M Siyaset Sosyoloji
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleÇin Gerçekten Komşusunu Yoksullaştıran Bir Güç mü?

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Çin Gerçekten Komşusunu Yoksullaştıran Bir Güç mü?

    31 Ağustos 2026By Daktilo1984
    D84 INTELLIGENCE

    Turkey’s Foreign Policy and Syria’s Kurds: Integration, Security and the New Syrian Order 

    31 Ağustos 2026By Daktilo1984
    D84 INTELLIGENCE

    Rearming Europe: Welfare Trade-offs, Strategic Autonomy, and the Rise of Ankara

    26 Ağustos 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}