Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VI
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VI

    Birol Başkan3 Mayıs 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Körfez’in güney kıyılarında iki büyük dış güç hakimdi. Bu güçlerden biri İngiltere idi. İngiltere on dokuzuncu yüzyıl boyunca, Hindistan yolunun ve deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak gayesiyle kıyı şeyhliklerini özel anlaşmalarla kendi imparatorluk düzeninin bir parçası haline getirmişti. Diğeri ise Osmanlı Devleti idi. Osmanlılar 1871’den itibaren el-Ahsa’ya yerleşmiş, Basra vilayeti üzerinden Doğu Arabistan, Katar ve Kuveyt hattında hakimiyetini yeniden tesis etmişti.

    Yirminci yüzyılın başında Osmanlı devletinin bölgedeki varlığı çözülmeye başladı ve Birinci Dünya Savaşının hemen arefesinde bu varlık sona erdi. Doğan boşluğu ise İngiltere doldurdu. İngiltere Kuveyt’le 1899 yılında, Katar’la ise 1916 yılında anlaşma imzaladı ve bu ülkeleri koruması altına aldı. Böylece Körfez’in Arap kıyısında Osmanlı sonrası dönemin temel siyasi yapısı tam olarak oluşmuş oldu. Bu çerçeve, klasik sömürge yönetiminden farklıydı. İngiltere bu şeyhlikleri doğrudan ilhak etmedi. Hanedanları yerinde bıraktı. İç yönetimi büyük ölçüde yerel emirlerin eline verdi. Fakat dış ilişkiler, savunma, deniz güvenliği ve başka devletlerle ilişki kurma hakkını kendi denetimine aldı.

    Bu düzenden ilk ayrılan emirlik Kuveyt oldu. Kuveyt 1961 yılında İngiltere ile olan anlaşmayı iptal etti ve bağımsızlığını ilan etti. Körfez’in daha güneyindeki emirlikler ise 10 yıl daha İngiltere ile anlaşmalı kaldı. Aslında bu sefer girişim İngiltere’den geldi. İngiltere 1968 yılında Süveyş’in doğusundaki askeri varlığını 1971 sonunda sona erdireceğini açıkladı. Ancak İngiltere ayrılmadan önce geride dağınık, küçük ve birbirine karşı kırılgan şeyhlikler bırakmak istemedi. Bu yüzden Bahreyn, Katar ve BAE’yi oluşturan yedi emirliği tek bir federasyon çatısı altında toplamaya çalıştı. Planlanan yapı dokuz emirlikten oluşacaktı. Ancak bu federasyon girişimi başarılı olmadı. Bahreyn ve Katar ayrı bağımsız devletler olarak devam etmeyi tercih etti. Bahreyn, Ağustos 1971’de, Katar ise Eylül 1971’de bağımsızlığını ilan etti. Geriye kalan emirlikler ise kendi aralarında daha dar bir birlik kurmaya yöneldi. 18 Temmuz 1971’de altı emirlik, Abu Dabi, Dubai, Şarika, Acman, Ummülkayveyn ve Füceyre, Birleşik Arap Emirlikleri’ni kurma konusunda anlaştı. Devlet 2 Aralık 1971’de ilan edildi. Resü’l-Hayme ise birkaç ay sonra, Şubat 1972’de federasyona katıldı.

    Körfez’in güney kıyılarının geri kalanı ise Necid merkezli üçüncü Suudi devletinin parçası oldu. Süreç, ikinci Vahhabi-Suudi devletinin son emirinin oğlu Abdülaziz bin Abdurrahman el-Suud’un 1902’de Riyad’ı ele geçirmesiyle başladı. Bu yeni devlet başlangıçta Necid’in belirli bir bölgesinde etkiliydi. Fakat 1913’te el-Ahsa ve Katif’ten Osmanlıların çekilmesi ile hakimiyet alanını bu bölgeye yaydı ve Körfez kıyılarına ulaştı.

    Ancak yeni Suudi devleti daha ötesini zorlamadı. Bunun nedeni sadece askeri imkanlarının sınırlılığı değildi. Muhtemelen Körfez kıyısındaki emirliklerin hiçbiri tek başına yeni Suudi devletine mukavemet edecek güçte değildi. Fakat Kuveyt, Bahreyn, Katar ve bugün Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan emirlikler artık İngiltere ile özel anlaşma ilişkileri içindeydi. İngiltere’nin bu şeyhliklerle yaptığı erken anlaşmalar daha çok deniz güvenliği, dış ilişkilerin denetimi ve başka güçlerle bağımsız anlaşma yapılmasının önlenmesi üzerine kurulmuştu. Açık ve kapsamlı bir kara savunması taahhüdü söz konusu değildi. Buna rağmen Londra, Suudi devletinin Körfez kıyısındaki emirliklerin tamamını yutmasını da istemiyordu. Bu yüzden İbn Suud’la ayrıca anlaşma yoluna gitti. 1915 Darin Antlaşması’yla İngiltere, Abdülaziz b. Suud’u Necid ve bağlı bölgelerin hakimi olarak tanıdı; buna karşılık İbn Suud, İngiltere’nin koruması altındaki Körfez emirliklerine müdahale etmeme sözü verdi.

    Bu anlaşma Suud devleti için de bir kazançtı. Zira doğusunu güvenceye almıştı. Artık dikkatini yarımadadaki rakiplerine yöneltebilirdi. Önce Raşidileri tasfiye etti. 1921’de Hail’in düşmesiyle Cebel Şammar Emirliği sona erdi. Ardından Hicaz’a yöneldi. Mekke 1924’te, Medine ve Cidde 1925’te Suudi hakimiyetine geçti. Böylece Hicaz’daki Haşimi yönetimi sona erdi. İbn Suud daha sonra güneybatıya ilerledi. Asir 1930’a doğru, Cizan ve Necran hattı ise 1934 yılında Suudi hakimiyetine girdi. Bu arada İbn Suud, 1932’de bütün topraklarını Suudi Arabistan Krallığı adı altında birleştirmişti.

    Körfez’in güney sahillerinin on dokuzuncu yüzyılın başından itibaren izini sürdüğümüz bu kısa tarihinde İran’ın bölge üzerindeki etkisi, tarihsel bir iddia veya tahayyülden öteye gidemedi. Bunun sebebi sadece İngiltere’nin ve bir dönem Osmanlı Devleti’nin bölgedeki varlığı değildi. Daha önce anlatıldığı gibi, İran’ın on sekizinci yüzyılı siyasi bakımdan çalkantılı geçti. Bu dönem 1795’te Kaçarların yükselişiyle kapandı. Ancak Kaçarlar uzun on dokuzuncu yüzyıl boyunca dikkatlerini Körfez’in karşı kıyılarına verecek zamanı ve kaynağı bulamadı. Hanedanın ilk önceliği İran’ın merkezinde ve kuzeyinde otoritesini güçlendirmek oldu.

    Ardından Rusya’nın Kafkasya’ya doğru ilerleyişi İran’ı iki büyük savaşa sürükledi. Bu savaşları bitiren 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay antlaşmalarıyla İran, Aras Nehri’nin kuzeyindeki topraklarını Rusya’ya bıraktı; böylece Kafkasya’daki eski nüfuzu neredeyse tamamen sona erdi. 1828’den sonra İran’ın gündeminde bu kez doğu meselesi ağırlık kazandı. İran için Herat eski Horasan dünyasının parçasıydı. İngiltere için ise Hindistan’ın ileri savunma hattıydı. Bu yüzden İran’ın Herat üzerindeki baskısı Londra tarafından tehdit sayıldı. 1837-38’deki Herat kuşatması İngiliz müdahalesiyle sonuçsuz kaldı. 1856’da İran’ın Herat’ı yeniden ele geçirmesi ise Anglo-İran Savaşı’na yol açtı. 1857 Paris Antlaşması’yla İran Herat’tan çekildi. Böylece Kaçar devleti kuzeyde Rusya, doğuda İngiltere tarafından sınırlandırılmış oldu.

    Bu artan dış baskı, Kaçarları devlet aygıtını güçlendirmeye yönelik reformlar yapmaya itti. Ancak reformlar kararlılıkla yürütülmedi ve bütün devlet aygıtını dönüştürmeye yetmedi. Devlet mali bakımdan zayıf kaldı. Düzenli ve modern bir ordu kurulamadı. Taşra üzerindeki devlet idaresi büyük ölçüde yerel güçler üzerinden yürütüldü.

    İran’ın bir taraftan Rusya, bir taraftan İngiltere karşısındaki zaafı sadece savaşlarda ortaya çıkmadı. Bu devletlere verilen ekonomik imtiyazlar Kaçar yönetimine yönelik rahatsızlığı ve muhalefeti de derinleştirdi. 1905-11 Anayasa Devrimi, Kaçar devletinin derinleşen zaafına bir tepki olarak doğdu. Fakat devrim, İran’da güçlü bir devlet aygıtı inşa edemedi. Bilakis, devrim sonrasında ülke bir iç savaş ve otorite krizi dönemine sürüklendi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında İran bağımsız bir aktör olarak sahneye çıkamadığı gibi, topraklarını da Rus, İngiliz ve Osmanlı güçlerinin müdahalelerine karşı koruyamadı. Savaş sonrası yıllarda merkez, otoritesini tekrar inşa edemedi.

    Bu iç savaş ve dağılma dönemi ancak Rıza Han’ın yükselişiyle sona erdi. 1921 darbesi, Kaçar devletinin sonunu hazırlayan yeni bir merkeziyetçi sürecin başlangıcı oldu. Rıza Han önce ordu ve hükümet üzerinde güç kazandı, sonra yerel güç odaklarını bastırdı, merkezileşmeyi sert yöntemlerle ilerletti ve 1925’te Kaçar hanedanına son vererek Pehlevi hanedanını kurdu. İran’ın Körfez’e daha iddialı biçimde dönmesi de ancak bu yeni devletleşme hamlesinden sonra mümkün hale gelecekti. Ancak bu dönüş, Körfez’in güney sahillerine yeniden nüfuz etmekten çok, İran’ın kendi kuzey kıyılarını, limanlarını ve adalarını daha sıkı denetlemesi anlamına geldi. Güney sahili ise İran etkisine büyük ölçüde kapalı kaldı.

    * Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya R1 Siyaset Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikYerel Kadın Liderliği İçin Yeni Eşik: Katılım Maliyeti, Dijital Şiddet ve Veri Temelli Dönüşüm
    Sonraki İçerik Nancy Snow: Trump ikinci dönemine başladığından beri ABD’de insanlar düzenli olarak hükümete karşı protesto gösterileri düzenliyor

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Röportajlar

    Nancy Snow: Trump ikinci dönemine başladığından beri ABD’de insanlar düzenli olarak hükümete karşı protesto gösterileri düzenliyor

    3 Mayıs 2026 Bahadır Çelebi
    daktilo2 Yazılar

    Yerel Kadın Liderliği İçin Yeni Eşik: Katılım Maliyeti, Dijital Şiddet ve Veri Temelli Dönüşüm

    3 Mayıs 2026 Ayşe Kaşıkırık
    daktilo2 Yazılar

    İran Müdahalesi ve Türkiye Kavşağında Jeopolitik Risk: Savunma Sanayi Fırsatı ve Yeni Bir Bölgesel Düzenin Hukuki Zorunlulukları

    3 Mayıs 2026 Şafak Herdem

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Nancy Snow: Trump ikinci dönemine başladığından beri ABD’de insanlar düzenli olarak hükümete karşı protesto gösterileri düzenliyor

    3 Mayıs 2026 daktilo2 Röportajlar Bahadır Çelebi

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VI

    3 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Yerel Kadın Liderliği İçin Yeni Eşik: Katılım Maliyeti, Dijital Şiddet ve Veri Temelli Dönüşüm

    3 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Ayşe Kaşıkırık

    İran Müdahalesi ve Türkiye Kavşağında Jeopolitik Risk: Savunma Sanayi Fırsatı ve Yeni Bir Bölgesel Düzenin Hukuki Zorunlulukları

    3 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Şafak Herdem

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mayıs 2026
    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}