Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İran ile Barış Artık Tamamen Lübnan’a Bağlı
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    İran ile Barış Artık Tamamen Lübnan’a Bağlı

    By Daktilo198419 Haziran 20264 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yazar: Shlomo Ben-Ami
    Camp David Zirvesi sürecinde İsrail’in İşçi Partili eski dışişleri bakanı, tarih profesörü
    Çeviri: Mert Söyler

    ABD ve İran arasında 14 Haziran’da sağlandığı söylenen ateşkes, Başkan Donald Trump’ın kendi yarattığı bataklıktan kurtulmak için ne kadar çaresiz kaldığını gösteriyor. Savaşın ilk günlerinde dilinden düşürmediği o karmaşık hedeflerden artık eser kalmadı. Söylenenlere göre Trump yönetiminin yeni anlaşmada kopardığı tek şey, savaş öncesinde de zaten açık olan Hürmüz Boğazı‘nı yeniden açma sözü ve İran’ın nükleer programına dair hali hazırda konuşulan yeni müzakere planları. Fakat İsrail Lübnan’da Hizbullah ile çatışmaya devam ederse, bu küçültülmüş hedeflere ulaşmak bile imkânsız hale gelebilir.

    Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan çoktan bıkmış durumda. 2018’de Trump’ı, dönemin başkanı Barack Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmeye ikna eden ve Trump’ı daha iyisini yapmak zorunda bırakan kişi Netanyahu’nun ta kendisiydi.

    Netanyahu ayrıca, dünyanın en güçlü iki hava kuvvetinin İran’ın askeri ve nükleer tesislerini yerle bir edip yıllardır baş ağrıtan bir rejimi devireceğine dair baş döndürücü bir hayal satarak Trump’ı bu savaşa girmeye ikna etti. Şimdiyse Netanyahu, Trump’ın bu kâbusu geride bırakmasını sağlayacak bir anlaşmanın önündeki son engel.

    Çatışan Çıkarlar: İsrail ve ABD Ayrışması

    Aslında Trump ve Netanyahu hiçbir zaman tam anlamıyla aynı telden çalmadı. Trump, İran’ın “koşulsuz teslim olması” fikrini sevse de, uzun süreli bir askeri çatışmaya niyetli değildi. İş ciddiye bindiğinde, Obama’nınkinden daha iyi diye pazarlayabileceği bir nükleer anlaşma ona yetip de artacaktı.

    Öte yandan İsrail için İran’ın balistik füze tehdidini ortadan kaldırmak ve Irak, Lübnan, Filistin ile Yemen’de desteklediği milis grupların gücünü kırmak her zaman pazarlığa kapalı bir konuydu. Asıl sorun, İran’ın bu konularda zerre kadar taviz vermeye yanaşmaması. Nükleer silahların aksine, balistik füzeler ve vekil milisler İran’ın ayakta kalabilmesi için hayati bir zorunluluk.

    Lübnan Düğümü

    İsrail’in, İran destekli Hizbullah milislerini yok etmeye çalıştığı Lübnan özellikle büyük bir tartışma noktası. Kuzey İsrail son üç yıldır Hizbullah’ın ateşi altında yaşarken, İsrail ABD’nin ne dediğine bakmadan tehlikeyi ortadan kaldırana kadar güney Lübnan’da kalmaya yemin etti. Trump’a açıkça meydan okuyan İsrail, tam da ABD ve İran ateşkes için son rötuşları yaparken pazar günü Beyrut’u havadan vurdu.

    Bu hamle, anlaşmayı tamamen çöpe atabilirdi. İran dışişleri bakanlığının net bir şekilde ifade ettiği gibi, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını durdurması “her türlü ateşkes ve nihai anlaşma” için temel bir ön şart. Dahası, İsrail Lübnan’a saldırmaya devam ederse İran da İsrail’e karşılık vermeyi sürdürecek. İran Devrim Muhafızları Ordusu‘nun yurt dışı operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü komutanı yakın zamanda, “Lübnan’daki direnişi desteklemek hepimizin boynunun borcu ve İsrail’i bölgeden silmek Müslümanlar için ulaşılabilir bir hedef,” diyerek bu durumu özetledi.

    İran’ın bu gövde gösterileri Netanyahu’yu yıldırmayacak. İran, iki küresel güce karşı elde ettiği stratejik zaferin ardından kendini yenilmez hissetse de Netanyahu, İran’ın savunma kapasitesinin ne kadar kısıtlı olduğunun farkında. Sivil altyapıyı da hedef alacak şekilde İsrail hava kuvvetlerinin yapacağı yeni bir saldırı, İran rejiminin konumunu iyice zayıflatır.

    Ama asıl sorun Trump’ın İsrail’e ayak bağı olma ihtimali. İran bataklığı Trump’ın halk desteğini eritti, 80. yaş günü partisi gibi o çok sevdiği şatafatlı gösterilerin önüne geçti ve Küba’da dört gözle beklediği o hızlı “zaferi” ilan etmesine mâni oldu. Bu durumdan sıyrılmak için de İsrail’in temel çıkarlarını feda etmeye dünden razı. Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçenlerde dediği gibi, ABD ve İsrail’in “pek çok ortak çıkarı” olsa da “çıkarların ayrıştığı bazı durumlar” da var ve Amerika’nın “İran’daki asıl amacı nükleer bir silaha sahip olmalarını engellemek.”

    Bu mantıkla bakıldığında, Trump yönetimi usta müzakerecisinin bir kez daha zafer kazandığını öne sürebilir; ama bunun tek şartı İsrail’in hizaya girmesi. Trump, İsrail’in ayağına dolanmasından o kadar bunaldı ki Netanyahu’ya ağza alınmayacak hakaretler etmeye başladı. Son telefon görüşmelerinde “Sen kafayı yemişsin, ben olmasaydım şimdi hapisteydin” diye bağırdığı söyleniyor. Geldiğimiz noktada Trump, Devrim Muhafızları yetkililerine Netanyahu’ya gösterdiğinden daha fazla saygı gösteriyor gibi.

    Trump’ın “kuralları ben koyarım” ısrarı ve İsrail’in güvenliğini tehlikeye atan bir anlaşma bile olsa Netanyahu’nun boyun eğmekten başka çaresinin kalmaması, ABD-İsrail müttefikliğinin ne kadar çöküşte olduğunun en büyük kanıtı. Öncü göçmenlerin kurduğu iki demokrasi arasındaki bu bağ, artık efendinin sözünden çıkan tebaasını azarladığı, samimiyetsiz liderler arası bir komploya dönüştü.

    Bundan sonra ne yaşanırsa yaşansın, Trump ve Netanyahu tarihin onları yargılamasından kaçamayacak. İran’da oynadıkları bu yalan rüzgârı, iki askeri süper gücün çöküşün eşiğindeki iflas etmiş bir rejim karşısında bugüne kadar aldığı en büyük stratejik yenilgi olarak kayıtlara geçecek. İran bu savaştan her zamankinden daha güçlü, savaş sonrası Orta Doğu jeopolitiğinin yeni hâkimi olarak çıktı. Yeni ateşkes bu stratejik talihi daha da katlıyor: ABD başkanı artık Lübnan’ın ve haliyle İran’ın oradaki uzantısının koruyucusu rolünü üstleniyor.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Dünya R1 Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleG7 Zirvesi, ABD-İran Anlaşması, CHP’de Son Durum | Aydın Selcen | 2’li Görüş #93
    Next Article İran Savaşı Bitti mi? | Reza Talebi | 2’li Görüş #94

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Büyümeyi Ne Engelliyor: Yüksek İşçi Maaşları mı, Sermayenin Dağılımı mı?

    19 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}