Elizabeth Warren, idealist ve savunduğu her politika için detaylı planlara sahip azimli bir solcu. Ayrıca New York Times gazetesinin desteklediği iki Demokrat başkan adayından biri, diğeriyse Amy Klobuchar. Anketlerde en yüksek oy oranına sahip kadın başkan adayı olan Warren, ülke çapında yapılan anketlerde genellikle 4. sırada gözükmekte ve yarışın iddialı isimleri arasında yer almaktadır.

Elizabeth Warren, başkan adaylığını Şubat ayında Lawrence, Massachusetts’te eskiden kadın işçilerin çok ağır şartlar altında ve düşük maaşla çalıştığı bir fabrikada yaklaşık 3.000 kişinin katıldığı bir mitingle açıkladı. Konuşmasında yolsuzluk, gelir adaletsizliği ve kadın hakları gibi konulara dikkat çeken Warren, daha adil bir düzen için sistemin köklü bir şekilde değişmesi gerektiğini vurguladı.

Warren adaylığını açıklıyor

Kim?

70 yaşında olan Massachusetts senatörü Elizabeth Warren, muhafazakar ve Cumhuriyetçi bir eyalet olan Oklahoma’da doğdu ve 4 çocuklu orta sınıf bir ailede büyüdü. Warren henüz 12 yaşındayken babası kalp krizi geçirdi ve sağlık sorunları nedeniyle işinden istifa etmek zorunda kaldı, uzun bir süre çalışamadı. Sonrasında ise oldukça düşük bir maaşla apartman görevlisi olarak işe başladı. Warren ailesi, borçlarını ödeyemedikleri için kısa bir süre önce satın aldıkları arabayı bile geri vermek zorunda kaldı. Aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla Warren’ın annesi asgari ücretli bir işte, henüz 13 yaşındaki Elizabeth Warren ise halasının lokantasında yarı zamanlı garson olarak çalışmaya başladı.

Warren ve ailesi


Lise yıllarında oldukça başarılı bir münazır olan Warren, George Washington Üniversitesinden münazara bursu kazanarak kabul aldı, fakat 2 sene sonra üniversiteyi lise aşkı olan ilk eşiyle evlenmek için bıraktı. İlk eşinden 10 sene sonra boşanacak olan Warren, evlenmek için George Washinton Üniversitesini bırakmasını daha sonraki yıllarda en büyük pişmanlığı olarak değerlendirecekti. 1970 yılında, tekrardan üniversiteye kaydolan Warren, bir yandan hem çocuklarını büyüttü hem de sırasıyla Houston Üniversitesinde konuşma ve işitme bilimi, Rutgers Üniversitesinde hukuk bölümlerini bitirdi ve özel sektörde kısa bir süre avukat olarak çalıştıktan sonra akademik kariyerine başladı.

Warren ve kızı Amelia


Texas, Houston, Pennsylvania ve Harvard gibi köklü üniversitelerde hukuk profesörü olarak eğitim veren Warren, özellikle tüketicilerin ve orta sınıfın icra-iflas süreçlerinde haklarının korunması konusunda ülkenin önde gelen akademisyenlerinden biri oldu. 2008 yılında Senatonun Demokrat Lideri Reid, ekonomi ve hukuk alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Warren’dan Kongre Gözetim Paneli’nin başkanlığını yapmasını ve 2008 ekonomik krizinin atlatılması için çıkarılan düzenlemelerin uygulanma sürecini denetlemesini istedi. Warren bu görevi kabul etti ve oldukça başarılı bir şekilde icra etti.

2010 yılında Obama, Elizabeth Warren’i danışmanı olarak görevlendirdi. Warren, Obama’yı ikna ederek yıllardan beri savunduğu, tüketicileri finansal açıdan koruyan ve haklarını gözeten federal bir Tüketici Mali Koruma Bürosunun kurulmasını sağladı. Warren’i bu büroya direktör olarak atamayı planlayan Obama, Cumhuriyetçi senatörlerin Warren’ın sol kimliği nedeniyle bu atamaya karşı çıkması üzerine vazgeçti ve daha ılımlı birini büro direktörü olarak atadı.

Obama ve Warren


Cumhuriyetçi senatörler yüzünden kendi kurduğu büronun başına gelemeyen Warren daha önce olduğu gibi asla pes etmedi ve 2012 seçimlerinde Massachusetts eyaletinden senatör adayı oldu. 2 yıl önce kendisinin büro direktörü olmasını engelleyen senatörlerden biri olan Cumhuriyetçi Scott Brown’a karşı seçimi %54 oyla kazanarak eyaletin ilk kadın senatörü oldu. 2018 yılında ise %60 oyla ikinci kez senatör seçildi.

Siyasi Görüşü

1996 yılına kadar Cumhuriyetçi Parti üyesi olan Warren, 1996 yılında Demokrat Parti üyesi olduktan sonra kendisini ilerici, sol kanada yakın ve ekonomik açıdan milliyetçi bir Demokrat olarak nitelendirmektedir. Kapitalizm içinde sistematik, kökten değişimlerin yapılması gerektiğini savunan Warren, kendisini Sanders’in aksine “demokratik sosyalist” olarak değil, kapitalist olarak tanımlamakta ve böylece partinin merkez kanadına da hitap etmeye çalışmaktadır.

“Pocahontas”

Warren, 2012’de senatör adayı olduğunda oldukça çekişmeli bir yarış yaşandı ve seçim süreci boyunca Cumhuriyetçiler Warren’in geçmişini detaylı bir şekilde araştırdı. Bu araştırmalar sonucunda Warren’in Harvard Üniversitesindeki öğretim görevlisi kadrosuna Kızılderili kökenli olduğunu belirterek girdiği ve azınlık kotasında gözüktüğü anlaşıldı. Warren, bu iddialara annesinin kendisine ailesinin Kızılderili kökenli olduğunu söylediğini belirterek cevap verdi fakat Trump potansiyel rakibinin peşini bırakmadı ve Warren’a “Pocahontas” lakabını takarak kendisiyle mitinglerde dalga geçti. Warren bu tartışmayı sonlandırmak için bir DNA testi yaptırdı ve sonuçlarını bir video ile yayınladı. Teste göre yaklaşık 1/1000 oranında Kızılderili çıkan Warren, gerçekten Kızılderili köklerinin bulunduğunu açıkladı. Fakat Kızılderili kanaat önderleri, Kızılderili olmayı bir DNA testi ile kanıtlamaya ve Kızılderili kültürünü bir teste indirgemeye çalışması nedeniyle Warren’a oldukça sert bir tepki gösterdi. Warren gelen tepkiler üzerine özür dilemek zorunda kaldı ve bu konu hakkında bir daha açıklama yapmadı. Warren, ön seçim sürecinde Kızılderili Kongre üyelerinin desteğini almaya çalışarak ve Kızılderililerin yaşam koşullarını iyileştirecek sayısız plan yayınlayarak adaylığının en zayıf noktalarından biri olan bu siyasi hatayı telafi etmek için uğraştı; fakat Trump’ın dilinden ve “Pocahontas” lakabından asla kurtulamadı.

Münazara Performansı

Eski bir münazır olan Warren, başkan adayları arasında yapılan münazaralarda bu tecrübesi nedeniyle en iyi performans gösteren adaylardan biri. Sol politikaları erişilemez hedefler olarak niteleyen ve Warren’ı eleştiren merkez kanada yakın aday Delaney’e verdiği “Birinin neden sadece neler yapamayacağımızı ve niçin mücadele etmememiz gerektiğini söylemek için başkan adayı olduğunu merak ediyorum.” şeklindeki cevabı izlenme rekorları kırdı.

Warren vs. Delaney

Warren’in Aralık ayındaki münazarada ise, kendisine yöneltilen “Seçilirseniz en yaşlı başkan olacak olmanız konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna verdiği “Aynı zamanda seçilen ilk ve en genç kadın başkan olacağım” şeklinde cevap vermesi de özellikle kadın seçmenlerinin kalbini kazanmasını sağlayan etkili bir hamle oldu.

Warren’in verdiği cevaptan bir kesit


Çok iyi bir konuşmacı olan Warren, özellikle anlattığı anekdotlarla konuşmalarını daha etkili ve çarpıcı bir hale getiriyor. Özellikle New York’ta yaptığı bir konuşmada, 1911 yılında kumaş çalmamaları için kadın işçileri iş saati içerisinde atölyeye kitleyen bir işverene ait bir fabrikada çıkan yangında, içeride kilitli kalan 123 kadın işçinin yanarak ölmesini anlattığı konuşması oldukça büyük etki yarattı. Warren bu tarihi anekdotu, şirketlerin ve işverenlerin halkı nasıl sömürdüğünü, paralarıyla siyaseti nasıl etkilediğini ve bu durumun yolsuzluk olduğunu belirtmek amacıyla anlattığını ve bu açgözlü sömürü düzeniyle mücadele etmek için başkan adayı olduğunu vurguladı.

Warren’ın 1911 yılında yaşanan faciayı anlattığı konuşmasından bir kesit

Sanders ile Gerginlik

Warren ile Sanders, genellikle aynı politikaları savunsalar da hitap ettikleri ve etkiledikleri kitleler oldukça farklı. Warren, daha çok partinin eğitimli, orta-üst sınıf seçmenlerine ve kadınlara hitap ederken, Sanders çoğunlukla eğitim seviyesi düşük, orta-alt kesime ve özellikle genç seçmene hitap etmekte.

Ön seçim sürecinin ilk zamanlarında Sanders kampanyası genel olarak Warren’in aday olmasından oldukça memnun gözükmekteydi. Çünkü daha önce Sanders’in fikirlerini dinlemeyen ve Sanders’ı radikal olarak nitelendiren merkez kanada yakın seçmen, Warren’ın sol fikirleri detaylı, ikna edilebilir, planlı bir şekilde açıklaması ve “Her şeye bir planım var” sloganıyla sol fikirlerin uygulanabilir olduğunu göstermesi sayesinde, ilk kez sol fikirlerle tanıştı ve bu fikirlere sempati duymaya başladı. Sanders kampanyası da Warren’in sol fikirlerle tanıştırdığı seçmeni, Sanders’in yıllardır bu fikirleri savunduğunu, siyasi arenada bu fikirleri ilk kez Sanders’in ileri sürdüğünü belirterek ikna etmeye çalışmaktaydı; fakat Iowa seçimleri yaklaştıkça ve Warren oy oranını artırdıkça Sanders kampanyası da Warren’in adaylığını bir tehlike olarak algılamaya başladı.

Geçtiğimiz haftalarda Sanders kampanyasının, Sanders gönüllülerine Warren’a yönelen seçmenleri “Warren elitlerin adayı, Warren seçmeni adayımız kim olursa olsun Demokratlara oy verecek, ama Sanders seçilmezse Sanders destekçileri sandığa gitmeyecek” diyerek Sanders’a oy vermeleri için ikna etmeleri yönünde talimat verdiği ortaya çıktı. Warren kampanyası ise buna, Sanders’in 2018 yılındaki özel bir toplantıda Warren’a “Kadın bir başkan adayı Trump’ı yenemez” dediği iddiasını medyaya sızdırarak cevap verdi. Sanders bu iddiayı sert bir şekilde yalandı.

Ocak ayında yapılan münazarada Warren “Bu sahnede bulunan ve son 30 senedir görevdeki bir Cumhuriyetçiyi yenmiş olan sadece iki kişi var, ikisi de kadın, biri ben, biri Klobuchar” diyerek Sanders’a yanıt verse de, Sanders böyle bir cümleyi asla kurmadığını tekrar etti ve 30 yıl önce Cumhuriyetçi bir kongre üyesine karşı seçim kazandığını belirtti. Münazara bitiminde ise, Warren’in Sanders’a “Sanırım canlı yayında bana yalancı dedin” diyerek kızması ve ikilinin kısa süreli bir gerginlik yaşaması kameralara yansıdı. Sanders kampanyası, Warren’in 30 yıl önce Cumhuriyetçi olduğunu hatırlattı. Bu gerilimin ardından ikili bir daha tartışmadı ama ikili arasındaki rekabetin, Iowa ön seçimi yaklaştıkça ve etkiledikleri seçmen grupları benzeştikçe daha da artması beklenmekte.

Warren ile Sanders arasında yaşanan gerginlik

Başlıca Savunduğu Politikalar

  • Medicare for All (Herkes için bedava sağlık hizmeti)
  • Free College for All (Herkes için bedava üniversite)
  • Öğrenci borçlarının silinmesi
  • Ortadoğu’dan bütün askeri birliklerin çekilmesi
  • Ticaret antlaşmalarının yapım sürecine işçi, tüketici ve çevrecilerin dahil edilmesi
  • Aynı şirketin hem bireysel bankacılık hem yatırım bankacılığı yapmasının yasaklanması
  • 50 milyon dolar ve üzeri servete sahip her bir haneden (yaklaşık 75.000 aile), 50 milyon doları aşan her 1 dolar için %2 oranında vergi alınması ve bu paranın sosyal politikalara harcanması (2 cent gelir vergisi)

Warren’in 2 cent gelir vergi planı 1982 yılından beri uygulansaydı en zengin Amerikalıların toplam gelirlerinde yaşanacak olan değişimleri gösteren bir tablo (www.taxjusticenow.org)

  • Hükûmet görevlilerinin ticaret ile uğraşmasının, lobicilerin hükûmette görev almasının engellenmesi ve yolsuzlukla mücadele edilmesi
  • Hapisten çıkan mahkumlara oy haklarının yeniden verilmesi
  • Green New Deal (Hem çevreyi korumayı hem de yeni yeşil iş alanları yaratmayı amaçlayan ekonomik bir plan)
  • Facebook, Google, Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinin adil rekabetin sağlanması için bölünmesi

Güçlü Yanları

  • Feminist bir kadın aday olarak kadın seçmeni heyecanlandırması
  • Sol politikaları planlı, uygulanabilir bir şekilde açıklaması ve akademisyen kimliğinin güven vermesi
  • Geçim sıkıntısı yaşayan orta sınıf bir aileden gelmesi, hayatı boyunca şirketlere karşı alt ve orta sınıfın haklarını koruyan biri olması nedeniyle 2008/2012 yılında Obama’ya, 2016 yılında Trump’a oy veren mavi yakalı, sisteme öfkeli seçmenin oyunu alma ihtimalinin bulunması: Warren iki abisinin Cumhuriyetçi olmasına rağmen, onları ekonomik argümanlarla ikna edebildiğini ve bu nedenle sol politikalarla sisteme, şirketlere öfkeli Trump seçmenini de ikna edebileceğini belirtmektedir
  • Hızlı cevap veren, etkili çürütmeler yapabilen bir münazır olması
  • Kampanya organizasyonun çok iyi olması: Sadece bireysel, küçük bağışları kabul eden Warren, kapı kapı dolaşan binlerce gönüllüden oluşan bir kampanya ekibine sahip. Warren her etkinlik sonunda bütün katılımcılarla selfie çekmekte. Warren’ın bugüne kadar çektiği selfie sayısının 100.000’i aştığı belirtiliyor. Warren’ın destekçilerine özel zaman ayırıp onlarla selfie çekmesi, seçmene verdiği değeri göstermekte hem de destekçileri bu selfieleri sosyal medyada yayınlayarak Warren’ı yakınlarına tanıtmakta, yani Warren hiç para vermeden, sadece zaman ayırarak etkili bir reklam kampanyası yapmakta
  • Kendisini sosyalist olarak tanımlamadığı için merkez kanada yakın seçmeni de ikna etmeye çalışması
  • Sanders ve Biden’a göre daha genç, Buttigieg’den daha tecrübeli, Klobuchar’dan daha tanınır olması

Zayıf Yanları

  • Geçmişte Cumhuriyetçi olmasının sık sık Sanders’a yakın sol isimler tarafından hatırlatılması
  • Sanders ile girdiği tartışmada sol kanada çoğu ismin Sanders’a hak vermesi, Warren’i yalancılık ve ihanet ile suçlaması
  • Biden ve Sanders’a kıyasla beyaz olmayan seçmenden yeterince destek bulamaması
  • Çoğunlukla eğitimli, orta ve üst sınıf seçmenden destek aldığı için “elit” bir aday görüntüsü vermesi
  • Kızılderili olduğunu iddia ettiği bir DNA testi yayınlayarak Kızılderililerin tepkisini çekmesi, Trump’ın kendisine “Pocahontas” lakabını takması

Seçilme Şansı

Iowa ön seçimlerinde delegelerin yaklaşık %18’ini kazanarak 3. oldu ve New Hampshire seçimlerinde yaklaşık %9.3 oy alarak %15 barajının altında kaldı ve 4. oldu. 22 Şubat Nevada ön seçimlerinde başarılı münazara performansına rağmen delegelerin yaklaşık %9.7’sini kazanarak 4. olan Warren, beklenenden düşük oy aldı. Bu kötü seçim sonuçlarına rağmen, Warren partinin hem sol hem de merkez kanadına hitap edebildiği için seçilme ve partiyi birleştirebilme şansının oldukça yüksek olduğuna inanıyor.

Warren ön seçim sürecinde uzun vadede Sanders’ın yaşı ve sağlığından endişe eden sol seçmenin; Biden/Buttigieg/Klobuchar gibi merkez adayların genel seçimde sol kanadı ve gençleri oy kullanma konusunda motive edemeyeceğini düşüne, merkez kanada yakın seçmenin ve kadın bir başkan adayı isteyen feminist seçmenin desteğini almayı amaçlıyor.

Iowa, New Hampshire ve Nevada’da beklenenden düşük oy alan Warren’ın belirli sadık bir kitlesi olmadığı için ilerleyen günlerde oy oranının ve bağış miktarının giderek düşmesi bekleniyor. Fakat Warren’ın kampanyasına yeni bir heyecan katarak, yeni stratejiler geliştirerek ön seçimi kazanma şansını da arttırmaya çalışacağı özellikle kulislerde konuşuluyor. Özellikle münazaralarda Bloomberg’e verdiği sert yanıtlarla bağış miktarlarını arttırmayı ve Sanders’a yönelen sol seçmeni konsolide etmeyi amaçlayan Warren’ın münazara başarılarının sandığa yansıyıp yansımayacağı özellikle 3 Mart Süper Salı seçimlerinde belli olacak.