Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Demokrasinin Post-Truth Siyasetle Yozlaşması
    Forum

    Demokrasinin Post-Truth Siyasetle Yozlaşması

    By Doğukan Yıldız5 Eylül 20224 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    [voiserPlayer]

    Türkiye’de hakikatler perspektifi ile bir demokrasi anlayışı inşa etme geleneği, ülkenin  100. yılına yaklaşan Cumhuriyet dönemi içerisinde hiçbir zaman oluşturulamadı. Fakat demokrasi çabası ve yüzleşme arayışı belirli ölçüde bugüne kadar en azından deneniyordu. Türkiye’de kurulan yeni rejimin özelliğinden kaynaklanan bir takım tecrübeler, Erdoğan ve AKP iktidarının değişimine dair demokratik umutları ülke tarihinde ilk kez sorgulatmıştır. Türkiye’de bu dönem ve bu dönemin gelişiminde rolü olan siyasal olaylar, “post truth” kavramının açığa çıkışı ve demokrasinin manipülasyon ve kutuplaştırıcı bir dille nasıl otokrasiye dönüştüğünün çarpıcı bir örneği.

    Post Truth Nedir?

    Dünya siyaseti içerisinde medyanın dijitalleşmesiyle daha da belirginleşen post-truth kavramı, ilk kez 2004 yılında Ralph Keyes tarafından kurumsallaştırılmıştır. Türkçeye “hakikat sonrası” olarak çevrilen post-truth kavramının kullanımı, 2016 yılında Oxford Sözlükleri’nin yılın kelimesi olarak seçmesiyle yaygınlaşmıştır. Oxford sözcüğü bu kavramı bir sıfat olarak “belirli bir konuda kamuoyu oluşturmada nesnel olguların duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması” şeklinde tanımlamıştır. Özellikle siyasetçilerin kendi fikirlerine yönelik olarak kamuoyu oluşturmak için kullandığı bu yöntem popülizmin en önemli araçlarındandır.

    Post-truth kavramının siyasal iletişimde politikacılar tarafından kullanımı bir bakıma yalanı makyajlamaya benzetilebilir. Hiç şüphesiz yalan sadece siyasetçilere has bir davranış değildir. İnsanlar günümüzde etik ve ahlaki değerleri bir kenara bırakıp paçayı kurtarabilmek için gerçeği örtbas edebilmektedirler. Keyes bu duruma “hakikat sonrası” derken, yaşadığımız yüzyılı “hakikat sonrası çağ” olarak konumlandırıyor: “Hakikat sonrası, etik açıdan bir alacakaranlık kuşağında yer alıyor. Yalancı olduğumuzu düşünmeden gerçeği gizlememizi sağlıyor.”

    Demokrasi ve Post-Truth Arasındaki İlişkiyi Anlamak

    Siyasette hakikat olgusu, demokratik ülkelerde kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte daha sorgulanabilir bir biçimde ortaya çıkarken, internetin küresel bir iletişim aracı olarak ortaya çıkmasıyla başlayan enformasyon çağı, bu olguyu daha da belirgin kılmıştır. Bu nedenle felsefi hakikat ile olgusal hakikat arasındaki farkı ayırt etmek gerekir. Bir politikacının kendi değer yargılarını temel alarak inşa etmek istediği toplumla (felsefi hakikat), bireyin ve toplumun kendi oluşturduğu değer yargıları her zaman örtüşmemektedir. Dolayısıyla hakikat ile siyaset arasındaki keskin hat burada ayrışmaktadır.

    Felsefi hakikat berrak değildir fakat olgusal hakikat yorumlara açık olmakla birlikte bilimsel bir anlam taşımaktadır. Olgusal hakikat Arendt’e göre sabit ve değişmezdir. Siyasetçilerin olgusal hakikatleri tümden değiştirip, kendi değer yargılarıyla topluma empoze ettikleri ise bir tür modern yalandır. “Modern ve örgütlü yalan, Arendt’e göre, yok saymaya karar verdiği her şeyi ortadan kaldırma eğilimi taşıdığı gibi aynı zamanda olgusal hakikat ile sıradan kanaatler arasındaki ayrım çizgisini flu’laştırarak kendisini güçlendirir. Enformasyon çağında dahi demokratik ülkelerde son yıllarda popülist siyasetle birlikte etkisini arttıran modern ve örgütlü yalan, demokrasinin faziletlerinin tartışıldığı bir dönemin yolunu açmıştır. Bu gelişmenin tezahürlerini ise toplumlar üzerinde kutuplaştırmayı arttıran bir faktör olarak görmekteyiz.

    Popülizm İçerisindeki Demokratik Anlayış ve Post-Truth Siyaset

    Hakikat ötesi siyasetin en etkili aygıtı popülizmdir. Popülizm, salt bir ideoloji olarak (komünizm, liberalizm, feminizm vb.) nitelenmemekle birlikte özünü kutuplaştırmadan alır. Bir siyasal iletişim biçimi olarak ortaya koyduğu argümanı “yozlaşmış elit” ve “gerçek halk” şeklinde örnekleyebileceğimiz popülist siyaset, halkın çoğunluğunun temsil edildiği bir iradenin iktidarını amaçlamaktadır. Burada popülizmin hakikat ötesi siyasetle özdeş bir durum olarak ortaya çıkmasında ise belirleyici ana unsur propaganda biçimidir.

    Modern dünyada belirgin bir şekilde ortaya çıkan bir politika tarzı olan popülizmin etki alanını ve kitlesini besleyen propaganda ve retorik, dezenformasyon ile birleştiği vakit etkili bir silaha dönüşmektedir. Bunun örneklerini özellikle son yıllarda dünyada popülizmin artışıyla açıklayabiliriz. Sol veya sağ popülizmin ortak hedefi, kitle siyasetine yönelik kullanılan iletişim aygıtlarını da birleştirerek, toplumsal sorunların demokratik çözümlerine perde çekip, halka “yalan” üzerine kurulu bir alternatif sunmanın ötesine geçmemektedir. Popülizm, literatürde bir siyasal ideoloji değil, bir siyaset tarzı olarak somutlaşmıştır.

    Murat Belge, Siz İsterseniz: Popülizm Üzerine Yazılar kitabında, günümüzde popülist siyaset tarzının geldiği noktayı, sağ siyasetin hegemonyası altında siyasetçiler tarafından kendilerine göre eğip-büktüğü bir yöntem olarak açıklarken, sol siyasetin de bu alana kendini “eklemlemesinin” önemli bir gereklilik olduğunu söylüyor. Özetle, hakikat ötesi çağda siyasetin bütünüyle popülizmden beslendiği bir dönemde, temel dinamiğini “insanların yüzyıllardır birikmiş, çoğu çelişik ve çoğu gerçeklikten kopuk genellemeyi, nosyonu, felsefe kırıntısını bir araya getirip bir iktidar aracı olarak “tutarlılık” verecek bir şekilde eklemlemek” bir siyaset yöntemi olarak öne çıkmıştır.  

    Hakikatin önemsizleştiği bir siyaset tarzında, demokrasinin insanlığa getirdiği değerlerin tartışıldığı bir paradigmanın içerisinde en büyük tehlike, demokrasinin tüm ideallerini gerçekleştirmeyi vaat eden, yozlaşmış bir demokrasi biçimi olan popülizm tarafından geliyor. Yalın Alpay bu durumu Yalanın Siyaseti kitabında bir başka deyişle şöyle açıklıyor: Popülist siyasette “kazanan her şeyi alır” zihniyeti demokrasinin temel ilkesi olarak pazarlanmaya çalışılıyor.

    Günümüzde Türkiye’de Erdoğan önderliğinde yerleşen otoriter rejim, post-truth kavramının açığa vurduğu üzere, kitle iletişim aygıtları ve devlet gücünü arkasına alarak halkın birçok sorununun çözülmesinin önünde bir engel teşkil etmeye başlamıştır. Güçlü medyası aracılığıyla özellikle ekonomi alanında ortaya atılan ve hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan veriler eşliğinde, halkı bir hayal dünyasında yaşatma çabası içerisindedir. Ancak sosyal medya gibi alternatif alanlar ve özellikle de ekonomik krizin insanların bireysel hayatlarının her alanında kendini hissettirmesi, otoriter rejimin inşa ettiği duvarların bir bir yıkılmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu nedenle muhalefetin post-truth kavramı ve bu kavramla ilişkili bir popülizmin farkında olarak karşı stratejiler geliştirmesi elzemdir.

    Fotoğraf: Alistair Corden 

       

    Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleEkonomik Büyüme: Kimin İçin?
    Next Article Yunanistan Türkiye Savaşı Çıkabilir mi? | Çavuşesku’nun Termometresi | #123

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Yeni Parti Ne Yapacak? | Çavuşesku’nun Termometresi #317

    26 Temmuz 2026By Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    Yeni Parti, İmkan ve İhtimaller | Edgar Şar | 2’li Görüş #98

    26 Temmuz 2026By Edgar Şar ve İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}