Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Kamusal Kontrol: Devletin Ekonomideki Rolünü Yeniden Düşünmek
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Kamusal Kontrol: Devletin Ekonomideki Rolünü Yeniden Düşünmek

    By Daktilo198427 Ekim 20266 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    “Kamu varlıklarını özel sektöre satmak, işler kötüye gittiğinde bu işletmeleri kamu kaynaklarıyla kurtarmak ve durum düzeldiğinde yeniden özelleştirmek gibi kötü bir alışkanlık var. Sonuçta riskleri her zaman toplum üstlenirken işler yolunda gittiğinde ortaya çıkan kazançlardan yararlanamıyor.”

    Yazar: Mariana Mazzucato ve Anna Hope Emerson
    Mariana Mazzucato, University College London’da (UCL) inovasyon ekonomisi profesörü. Anna Hope Emerson, UCL Yenilik ve Kamu Yararı Enstitüsünde araştırmacı.
    Çeviri: Mert Söyler

    Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, ellerinden bir şey gelmediğini söylüyor. Eşitsizlik ve hayat pahalılığı giderek artarken kamu bütçelerinde yeni adımlar atmaya yer olmadığı öne sürülüyor. Oysa pek çok durumda bu hareket alanını daraltan, hükümetlerin kendi tercihleri. Çünkü mali sorumluluk, ekonominin büyüme, krizlere dayanma ve uzun vadeli yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesini güçlendirmek yerine bütçe açıklarını ve kamu borcunu azaltmakla eş tutuluyor. Hâlbuki ekonominin zayıf olduğu dönemlerde kamu harcamalarını kısmak, kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranını düşürmek bir yana, artırabiliyor. Üstelik mali kuralların getirdiği kısıtlamalar hissedilmeye başlandığında ilk gözden çıkarılan kalem genellikle kamu yatırımları oluyor.

    Hükümetler, kendi yarattıkları bu baskı altında kısa vadeli çözümlere yöneliyor. Bunun en yaygın örneklerinden biri, özelleştirme ile kamulaştırma arasında gidip gelmeleri. Bütçeler sıkıştığında kamu varlıkları elden çıkarılıyor, bu işletmeler başarısız olduğunda ise kamu kaynaklarıyla kurtarılıyor. Oysa her iki yaklaşım da kalıcı bir toplumsal fayda üretmiyor. İlerici hükümetlerin, yalnızca işler ters gittiğinde müdahale etmekle yetinmeyen, insanların ihtiyaçlarına ve ortak yarara hizmet eden bir ekonomi kurmayı hedefleyen yeni bir değer yaratma anlayışına ihtiyacı var.

    Devletin Ekonomideki Rolünü Yeniden Düşünmek

    Bu kısır döngüye verilen yanıtlardan biri, kullanılan siyasi dilin değişmesi oldu. Birleşik Krallık’ta Başbakan Andy Burnham, “kamusal kontrol” (İng. public control) kavramını kullanmaya başlarken Maliye Bakanı John Healey de bu hedefi büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri hâline getirdi. Bu kavramın önemi, kamu varlıklarını satmak ile kamulaştırmak arasındaki eski ikilemin ötesine geçmesinde yatıyor. Devletin, temel hizmetler ve altyapı üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını savunuyor ancak bunun için her şeyin kamu mülkiyetine geçirilmesini şart koşmuyor.

    Ne var ki bu kavramın gerçek bir karşılık bulabilmesi için sınırlarının açıkça çizilmesi gerekiyor. Aksi hâlde her anlama gelebilir: Devletin bir şirkete ortak olması, başka bir şirkete sübvansiyon sağlaması ya da kriz sırasında kamulaştırmaya başvurması gibi. Nitekim Birleşik Krallık’ta aynı kavram, mülkiyet konusunu da ilgilendiren bir su yasa tasarısını, imtiyaz sözleşmelerine dayalı bir otobüs sistemini ve kamu ihalelerinde toplumsal faydayı gözeten kuralları tanımlamak için kullanıldı.

    Biz kamusal kontrolü, devletin elindeki politika araçlarını kamu yararına kullanarak ekonomik faaliyetleri stratejik hedefler doğrultusunda yönlendirebilme kapasitesi olarak tanımlıyoruz. Kamu mülkiyeti bu araçlardan yalnızca biri. Düzenlemeler, kamu ihaleleri ve kamu finansmanı da aynı amaca hizmet edebilir. Asıl önemli olan, bu araçların hangi hedefler için kullanıldığı, kamu desteğinin hangi koşullara bağlandığı ve başarının nasıl ölçüldüğü. Kapitalizmi yalnızca yönetmekle kapitalizmi dönüştürmek arasındaki fark da burada yatıyor.

    Devletin Hisse Sahibi Olması Neden Yeterli Değil?

    Bu ayrım önemli, çünkü mesele yalnızca mülkiyetin kime ait olduğu değil. Örneğin ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, US Steel’de özel veto ve yönetim hakları sağlayan bir altın hisseye sahip. Intel’in de aralarında bulunduğu onlarca şirkete ortak oldu. Ama ABD hükümetinin çip üreticisi Intel’deki yüzde 9,9’luk payı, pasif bir yatırım niteliği taşıyor gibi görünüyor. Hükümetin şirketin yönetim kurulunda temsilcisi yok ve hissedar olarak kullanacağı oylarda Intel yönetiminin kararlarını destekleyeceğine ilişkin örtülü bir taahhüdü bulunuyor. Bu anlaşmalarda ortak yararı gözeten bir hedefe, elde edilen kazançların nasıl paylaşılacağını belirleyen koşullara ya da devletin kendi kapasitesini güçlendirecek yatırımlara dair pek az işaret var. Dolayısıyla burada söz konusu olan kamusal kontrol değil, birbirinden bağımsız anlaşmalarla oluşturulmuş bir yatırım portföyü.

    Ekonomiyi Kamu Yararına Yönlendirmek İçin Ne Yapılmalı?

    Oysa politika yapıcıların atması gereken dört temel adım var. Bunlardan ilki, açık ve somut misyonlar belirlemek. Bütün politika araçlarının aynı hedefe yönelmesini sağlayacak, iddialı ve belirli bir süre içinde ulaşılması öngörülen hedefler konulmalı. Ortada böyle bir misyon yoksa kontrol meselesi yalnızca hisselerin kimin elinde bulunduğuna indirgenir. Fakat bir misyon belirlendiğinde asıl soru değişir: Ekonomi kime ve neye hizmet etmeli?

    İkinci olarak, hükümetler kamu desteklerini belirli koşullara bağlamalı. Böylece şirketleri modernleşmeye, çalışma koşullarını iyileştirmeye ve elde ettikleri kazançtan kamuya adil bir pay aktarmaya teşvik edebilirler. NASA, 1960’lı ve 1970’li yıllarda bu konuda çarpıcı bir örnek ortaya koydu. Apollo programı kapsamında yaptığı tedarik sözleşmelerinde “aşırı kâr” elde edilmesini yasaklayarak kamu yatırımlarının yalnızca risklerinin değil, getirilerinin de toplumla paylaşılmasını sağladı.

    Üçüncü öncelik, devletin kendi kapasitesini güçlendirmesi olmalı. Bir sektöre ilişkin bilgi birikimini ve uzmanlığını dışarıya devreden bir hükümet, yeni anlaşmalar geliştirecek, iş ortaklarından hesap soracak ya da gerektiğinde izlediği politikaları değiştirecek imkânlardan yoksun kalır. British Steel’in yakın zamandaki deneyimi de bunu gösteriyor. Zor durumdaki bir şirketi kamu mülkiyetine geçirmek tek başına pek bir şeyi çözmüyor. Devletin tedarikçilerle müzakere yürütecek, gerekli koşulları belirleyecek ve yeşil dönüşümde ilerleme sağlayacak uzmanlığa da sahip olması gerekiyor.

    Son olarak, hükümetlerin makul mali kurallar çerçevesinde hareket edebilmesi şart. Aksi hâlde kamusal kontrol yoluyla elde edilen kazanımlar kolayca ortadan kalkabilir. Kamu varlıklarına yatırım yapmak için borçlanmak, tüketim harcamalarını finanse etmek amacıyla borçlanmakla aynı şekilde değerlendirildiğinde, hükümetler tam da yapmaları gerekeni yaptıkları için cezalandırılmış oluyor. İspanya Başbakan Birinci Yardımcısı Carlos Cuerpo ile birlikte eş başkanlığını yürüttüğümüz yeni 21. Yüzyıl İçin Yeni Ekonomi Küresel Konseyini (Global Council on New Economics for the 21st Century) de bu nedenle kurduk. Amacımız, kamu hizmetlerinin geliştirilmesini, konut ihtiyacının karşılanmasını ve yeşil dönüşümü engelleyen, geçerliliğini yitirmiş ekonomik varsayımları sorgulamak. Yayımladığımız yeni politika notunda, mali sorumluluğun esas olarak bütçe açığı ve borç hedefleri üzerinden tanımlanmasının neden ters tepebileceğini ele alıyoruz. Bunun yerine, kamu maliyesinin sağlığını değerlendirirken kamunun sahip olduğu varlıkları ve net servetini esas almayı öneriyoruz.

    Özelleştir, Kurtar, Yeniden Özelleştir

    Birleşik Krallık’ın özelleştirme ve kamu hizmetlerini özel şirketlere devretme konusunda geçmişte yaşadıkları, bu açıdan ciddi bir uyarı niteliğinde. Ülkede kamu varlıklarını özel sektöre satmak, işler kötüye gittiğinde bu işletmeleri kamu kaynaklarıyla kurtarmak ve durum düzeldiğinde yeniden özelleştirmek gibi kötü bir alışkanlık var. Sonuçta riskleri her zaman toplum üstlenirken işler yolunda gittiğinde ortaya çıkan kazançlardan yararlanamıyor. Devletin yalnızca kriz zamanlarında müdahale ettiği, kamu mülkiyetini de özelleştirmeyi de ortak yarara hizmet edecek biçimde yönetecek kurumsal kapasiteyi geliştirmediği her ülkede aynı döngü yaşanabilir.

    Kamusal kontrolün başarısını ölçerken bakılması gereken, devletin ne kadar varlığa sahip olduğu değil, bu kontrol sayesinde nelerin mümkün hâle geldiği. Kavramın içini somut hedeflerle dolduran ve bu hedeflere ulaşabilecek kurumsal kapasiteyi oluşturan ilerici hükümetler, hem insanlara hem de gezegene fayda sağlayan ekonomiler kurabilir. Doğru uygulandığında kamusal kontrol, kamu ve özel sektör arasında toplumsal değer yaratmayı merkeze alan yeni bir ilişkinin temelini atabilir.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Fotoğraf: Wikimedia Commons

    Ekonomi L1
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleYamyam ile Kurt Köpeği

    Diğer İçerikler

    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Yapay Zekâ Ekonomik Büyüme Yerine Kriz mi Getirecek?

    21 Ekim 2026By Daktilo1984
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Kamu Harcamalarını Kısmak Ekonomiyi Kurtarır mı?

    16 Ekim 2026By Daktilo1984
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Avrupa, Verimlilik Sorununu Çözmek İçin ABD ve Çin’in Ötesine Bakmalı

    14 Ekim 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}