Virginia Haklar Beyannamesi (Virginia Declaration of Rights), Kuzey Amerika sömürgelerinin bağımsızlık sürecinde, 1776 yılında kabul edilen ve bireylerin doğuştan sahip olduğu temel ve devredilemez hakları yazılı bir anayasal güvence altına alan kurucu siyasi bir metindir.
1776 tarihli Virginia Anayasası’nın ayrılmaz bir parçası olan bu belge, halkın “şüphe götürmez, devredilemez ve savunulamaz (vazgeçilemez) hakkı” olan adaletsiz hükümetleri reforme etme, değiştirme veya tamamen ortadan kaldırma yetkisini ilan etmesiyle tanınır. Devletin yegâne varlık amacının bireylerin haklarını ve güvenliğini korumak olduğunu belirten bu bildirge, meşru bir siyasi otoritenin yalnızca yönetilenlerin ortak rızasına dayanabileceğini vurgulayan anayasal bir manifestodur.
Belge, Amerikan Devrimi’nin alevlendiği ve bağımsızlık rüzgârlarının estiği bir dönemde, sömürge yönetiminin haksızlıklarına karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Thomas Jefferson’ın kaleme aldığı meşhur 4 Temmuz 1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nden çok kısa bir süre önce ilan edilmiş ve Amerikan anayasa teorisinin başlangıç noktası sayılarak, Bağımsızlık Bildirgesi’ne doğrudan felsefi ve metinsel bir ilham kaynağı olmuştur.
Dönemin İngilizce konuşulan dünyasındaki anayasal itirazlar genellikle “tarihsel emsallere” veya geçmişten gelen geleneksel İngiliz haklarına atıf yapma eğilimindeydi. Ancak Virginia Haklar Beyannamesi, köklerini doğrudan İngiliz felsefeci John Locke’un hükümet teorilerinden ve doğal haklar felsefesinden alarak farklı bir yol çizmiştir. Bu yönüyle Virginia Haklar Beyannamesi, sadece eski emsallere sığınmak yerine doğrudan evrensel ve “soyut ilkelere” atıfta bulunarak anayasacılık tarihinde devrimci bir sıçrama gerçekleştirmiştir.
Virginia Haklar Beyannamesi, modern liberalizmin felsefi ilkelerden çıkarak uygulanabilir bir devlet modeline dönüşmesindeki en büyük yapı taşlarından biridir. Siyasi liberalizmin özünde yatan devlet otoritesinin sınırlandırılması ve birey egemenliği ideali, bu metinle yasal bir zemine oturtulmuştur. İktidar yozlaştığında veya asli amacından saptığında halka “adaletsiz yönetimi değiştirme veya lağvetme hakkı” tanıması, liberal devrim hakkının anayasal düzleme taşınmış en net örneğidir.
Liberalizm tarihinde sıkça yapılan, “İngiliz liberalizmi tarihsel haklara dayanır, Fransız liberalizmi ise soyut ve doğal haklara dayanır” şeklindeki ikili ayrım, doğrudan soyut ilkelere başvuran Virginia Anayasası örneğiyle Amerikan bağlamında aşılmıştır. Bildirge, İngiliz geleneğinden radikal bir biçimde koparak, evrensel ve rasyonel ilkeler üzerine inşa ettiği özgürlük diliyle, Amerikan sınırlarının çok ötesine geçmiş ve Fransız devrimcileri üzerinde bile doğrudan bir etki yaratarak onlara ilham kaynağı olmuştur.
Basın özgürlüğü, inanç ve vicdan hürriyeti, mülkiyet hakkı ve keyfi tutuklamalara karşı hukukun üstünlüğü gibi modern sivil özgürlükleri güvence altına alan bu bildirge; kendisinden sonraki Amerikan Haklar Bildirgesi’ne (Bill of Rights) ve küresel insan hakları metinlerine emsal teşkil etmiştir. Bireyin devlete ve topluma karşı bağımsızlığını kutsayan yapısıyla, liberal bireyciliğin siyasi hayattaki en güçlü felsefi pusulalarından biri olarak tarihe geçmiştir.

