Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar Öldürmedi!
    daktilo2 Yazılar

    Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar Öldürmedi!

    Burak Bilgehan Özpek10 Mayıs 20267 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    İtalya’da 1976 seçimleri sürpriz bir sonuç üretmiş, İtalyan Komünist Partisi’nin oy oranı yüzde 34’e ulaşmıştı. Soğuk Savaş psikolojisi düşünüldüğünde bu sonuç, NATO ittifakı için tedirgin ediciydi. Komünist Parti, Avrupa’nın kalbinde, oyların üçte birinden fazlasını almıştı.

    Ancak İtalya’da böyle düşünmeyen biri vardı. 1950’li yıllardan itibaren birçok bakanlık görevinde bulunmuş, 1963-1968 ve 1974-1976 yılları arasında başbakanlık yapmış olan Hristiyan Demokrat lider Aldo Moro, ülkenin istikrarı için yeni kabinenin mutlaka komünistleri de kapsaması gerektiğini düşünüyordu. Komünistleri sistemin içinde tutmak için liderleri Enrico Berlinguer ile yakın kişisel bir ilişki kurmuş ve “büyük uzlaşma” adını verdiği kapsayıcı hükümet projesini dillendirmeye başlamıştı.

    Bu sıralarda, Avrupa komünizmi de ilginç bir dönüşüm geçiriyordu. Fransız, İspanyol ve İtalyan komünist partileri, Moskova’nın uydusu ve Soğuk Savaş’ın figüranı olmaktan hoşnut değildi. Bunun için Eurocommunism kavramını geliştirmişlerdi, Avrupa’nın değerlerine daha uyumlu bir komünizm yorumu yapıyorlardı. Elbette ki bu dönüşüm Moro’nun işini kolaylaştırıyordu.

    16 Mart 1978 sabahı evden çıktığı zaman Moro, siyasi hedeflerini gerçekleştirebilmesi bakımından önemli bir toplantıya katılmanın heyecanı içindeydi. Büyük uzlaşı meselesi parlamentoda görüşülecek ve yeni açıklanacak Andreotti kabinesi, komünistlerin desteği ile güven oyu alabilecekti. Namlı bir anti-komünist olan Andreotti için bu pek hoşnut olduğu bir durum değildi ancak Moro’nun başını çektiği Hristiyan Demokratların sola yakın kanadı “büyük uzlaşı” konusunu olgunlaştırmış ve komünistleri nihayet hükümete dışarıdan destek verecek hale getirmişlerdi. Moro, bu kabinenin ve elbette ki İtalya’da istikrarın mimarı olarak anılacaktı. Bu övgüleri ise Haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olarak oya tahvil etmek gibi bir amacı da muhtemelen vardı.

    Ne var ki Moro, parlamentoya varamadı ve saat 9 civarında otomobili Kızıl Tugaylar militanları tarafından saldırıya uğradı. Silah kullanma eğitimi olmadığı sonradan anlaşılan korumaları öldürüldü. Moro sağ ele geçirildi ve halk mahkemesinde yargılanmak üzere kaçırıldı.

    Leonardo Sciascia, büyük bir gazetecilik örneği gösterdiği kitabında, Moro’nun esaret altındayken hükümete yazdığı  ve ancak 1990’lı yıllarda açıklanan mektupları hikayenin siyasal bağlamı içinde ele aldığında şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Kızıl Tugaylar, Moro’yu serbest bırakmak için hükümetten, birkaç siyasi tutuklunun serbest bırakmasını talep ediyordu. Bu kişiler serbest kalacak ve başka bir ülkeye gideceklerdi. Eski İtalya başbakanının hayatı söz konusu olduğunda, birkaç militanın hapishanede ya da ülke dışında bir yerlerde olmasının hiçbir anlamı olmamalıydı.

    Andreotti hükümeti bir şekilde Kızıl Tugaylar’ı muhatap almalı, bu talebi karşılamalı ve Moro’yu kurtarmalıydı. Ancak bu olmadı. Andreotti ve bir çok Hristiyan Demokrat, “devlet terörist ile pazarlık yapmaz” noktasından bir adım bile geriye gitmedi. Moro’nun çaresizce yazdığı mektuplar Komünist Parti’de dahi karşılık bulmadı ve eski İtalyan başbakanı tabir yerindeyse çırpınarak ölüme gitti.

    9 Mayıs 1978 günü, yani 55 günlük esaretin ardından, Moro başka bir yere sevk edileceği söylenerek bir battaniyeye sarıldı ve 10 kurşunla öldürüldü. Kırmızı bir Renault 4’ün bagajına kondu ve evi ile parlamentonun tam arasındaki noktaya bırakıldı. Tetiği Kızıl Tugaylar çekmişti ancak yıllar sonra Moro’nun eşi ile buluşan Kızıl Tugaylar militanı, Moro’nun arkasından birlikte gözyaşı döktüler. Evet, tetiği militanlar çekmişti ancak Moro’yu İtalyan parlamento siyaseti öldürmüştü.

    …

    Bu hikayeyi ona anlattıktan sonra, Ekrem İmamoğlu’na bakarak aynen şöyle dedim: “Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar öldürmedi. Onu, elbirliğiyle siyasetçiler öldürdü.” 2023 seçimleri bitmiş, muhalifler seçimi kaybetmişti. İnsanlar siyasetten soğumuş, aldatılmış ve kirlenmiş hissediyorlardı.

    Altılı Masa, muhalefete kaybettirmiş ancak bu masa sayesinde parlamentoya girebilmiş milletvekilleri sırıtarak çektirdikleri selfie’leri sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlardı. Hiçbir Altılı Masa lideri istifa etmemişti, hayat siyasi elitler için olağan şekilde devam ediyordu. İmamoğlu ise bu ümitsizlik döneminde ayakta kalmaya çalışıyor ve bir yol arıyordu. Bu süreçte bir çok akademisyen ve araştırmacıyla görüşmeye başlamıştı. Akademik kurul üyesi olduğum Metropoll Araştırma şirketi ile İmamoğlu arasındaki görüşme de bu süreçte gerçekleşti.

    Araştırmalarımıza göre Ekrem Bey, İstanbul seçimlerini rahatlıkla kazanıyordu ancak bu bizi mutlu eden bir durum değildi. Öyle ki, bunu ifade ettiğimiz zaman Ekrem Bey de şaşırdı. Özer Sencar, bu düşüncemizi gerekçelendirirken Erdoğan’ın otoriter tutumuna ve İstanbul’u bir kez daha kaybetmeyi asla sindiremeyeceğine vurgu yaptı. Ekrem Bey kazanıyorsunuz ama bu seçime girmeyin! Erdoğan sizi de Demirtaş gibi tutuklayacak ve orada unutacak…

    Söz sırası bana gelmiş ve en sevimsiz kısım henüz konuşulmamıştı. İmamoğlu’na, asıl dikkat etmesi gereken aktörün, Erdoğan kadar Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu söylemek bana düşmüştü. Aldo Moro hikayesini anlatarak konuya başlamamın sebebi de bu sevimsizliği bir şekilde aşmaya çalışmaktı. Biraz havayı yumuşattıktan sonra, Ekrem Bey’e kafasında ne olduğuna dair kendi tahminlerimi anlattım. “Sanıyorum sizin önceliğiniz CHP genel başkanı olmaktan ziyade Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmaması. Ardından belediye seçimlerini kazanmayı ve son olarak da cumhurbaşkanı adayı olmayı, yeni CHP yönetiminin de bu kararı desteklemesini istiyorsunuz” diyerek konuya girdim.

    Bu konuşmamızda, Ekrem İmamoğlu’na tercih ettiği yol haritasının çok riskli olduğunu ve her aşamada kendisinin dışında, kontrol edemeyeceği değişkenler ile mücadele edeceğini söyledim. Türk siyasi hayatında genel başkan değiştirmenin ne denli zor olduğunu ama kaybedilecek bir genel başkanlık seçiminin de aslında yeni bir hareket başlatmak için anlamlı olabileceğini de sözlerime ekledim. Ve son olarak, CHP içinde anlamsız ve yorucu bir mücadeleye girmektense, kaybedeceği bir genel başkanlık seçimi sonrası muhalefetin lideri olabileceği yeni bir hareket başlatmasının uzun vadede en etkili strateji olacağını ekledim. Evet, İmamoğlu’na yeni bir parti kurmasını, belediye seçimlerine girmemesini, CHP’den uzaklaşmasını ve sıfırdan başlamasının daha hayırlı olacağını söyleyen bendim.

    …

    31 Mart seçim sonuçlarının belli olduğu saatlerde tanıdığım ve sevdiğim bütün insanlar çok mutluydu. Ben ise açıkça yanılmıştım. Ekrem Bey’in yol haritası tıkır tıkır işliyordu. İmamoğlu’nun CHP’yi terk etmesi ve belediye seçimlerini umursamadan kendi hareketini başlatması, bu şaşalı başarı karşısında uçuk bir fantezi olarak görülüyordu. Geriye atılacak tek bir adım kalmıştı ve İmamoğlu’na, sadece başkanlık seçimlerinin gerçekleşeceği günü sabır ile beklemek kalıyordu.

    Mamafih, ne Erdoğan ne de CHP hakkında yanılmak pek de mümkün değil. 31 Mart seçimlerinin üzerinden iki sene geçti. İmamoğlu tutuklu ve CHP mutlak butlan kararını ensesinde hissediyor. Yani hem Erdoğan karşısında hem de CHP’de kongre kaybeden ve kendilerini partinin asıl sahibi olarak gören, dolayısıyla İmamoğlu’nu bir gaspçı olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu hizbi, İmamoğlu’nun kurguladığı yol haritasını aynı anda, birbirlerinden destek alarak paramparça ediyor.

    Anlıyoruz ki, 2023 yılının Kasım ayında yapılan CHP kongresi aslında sonuçlanmamış. Seçimlerin sonuçlanması için aslında çok basit bir kural var. Mağlup olanın da sonucu kabullenmesi. Lakin bu durum CHP’de gerçekleşmedi. Halbuki, Özel ve İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nu mumyalayıp müzeye kaldırma niyetindeydi. Ona gerekli saygıyı gösterecek ama bir mumya gibi hareketsiz kalmasını bekleyeceklerdi. İmamoğlu soruşturması sırasında ve CHP belediye başkanları hakkında her ortaya atılan yolsuzluk veya gayri ahlaki ilişki iddiasında Kılıçdaroğlu taraftarlarının yaşadığı heyecanı görmezden gelemeyiz. Bu insanların, mutlak butlan kararını büyük bir ümitle bekledikleri de ortada.

    Ancak CHP meselesi, mutlak butlan kararının ya da Kılıçdaroğlu’nun siyasi hesaplarının da ötesinde bir yerde konuşulmayı hak ediyor. Bu karar çıktığı zaman, İmamoğlu kendisini nasıl bir durumda bulacak mesela? Ya da CHP’nin genel başkanına, kim olduğundan bağımsız, biat etmeyi parti kültürü olarak gören profesyonel siyasetçiler nasıl hareket edecekler? Özgür Özel ve arkadaşları ayrılıp yeni bir parti kuracak ve İmamoğlu ismi etrafında mücadele etmeye devam edecekler mi? Yoksa partide kalıp, parti içi mücadele diyerek bir süre kendilerini korumaya alacak ve ardından da Kılıçdaroğlu ile bir anlaşma yaparak CHP içi güç bölüşümü pazarlıklarına girecekler mi? Peki, CHP genel merkezinin gözünün içine bakan muhalefet medyası, sol STK’lar, Erdoğan karşıtlığı için sürekli bazı şeyleri sineye çekmeyi vaaz eden aydınlar, akademisyenler nasıl hareket edecekler? Sırf Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’ye bayrak açtıkları için “AKPlisin yani” cevabına muhatap olmayı göze alabilecekler mi? İktidarın gadrine uğramaktan çekinen belediye başkanları, daha rahat çalışmak için Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını memnuniyetle mi karşılıyacak yoksa her türlü ezaya cezaya karşı dimdik İmamoğlu’nun yanında durmaya devam mı edecekler?

    Bu soruların aslında cevapları benim açımdan belli. Bu da, maalesef İmamoğlu’nun sadece unutulmayacağı, yeni bir hikaye ile tanımlanacağı, muhtemelen marjinalleştirileceği ve bunun da bizzat CHP genel merkezi tarafından organize edileceği bir geleceği gösteriyor bana. Aklıma da üç sene önce söylediğim o cümle geliyor haliyle: “Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar öldürmedi!”

    M Siyaset
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII
    Sonraki İçerik Dünya Gündemi: İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Krizinin Gölgesinde Trump’ın Çin Ziyareti

    Diğer İçerikler

    Bültenler

    Dünya Gündemi: İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Krizinin Gölgesinde Trump’ın Çin Ziyareti

    12 Mayıs 2026 Bahadır Çelebi
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

    10 Mayıs 2026 Birol Başkan
    daktilo2 Yazılar

    Bu Yazı Şaka mı? Gen Z Dili Brief’lenebilir mi?

    10 Mayıs 2026 Elif Avcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Krizinin Gölgesinde Trump’ın Çin Ziyareti

    12 Mayıs 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar Öldürmedi!

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Burak Bilgehan Özpek

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Bu Yazı Şaka mı? Gen Z Dili Brief’lenebilir mi?

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mayıs 2026
    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}