2020 yılı insanoğlu için pek çok zorlukla geride kalmak üzere. Doğal afetler, kazalar, yıkımlar, ölümler ve tabii ki korona virüs…

İnsanoğlunun bu zor ve sıkıntılı zamanları belki de en çok spor endüstrisini etkiledi. Eğlence sektörünün bir ürünü olarak spor; korona virüsün yaşamlarımıza taşıdığı zaman, mekân, rekabet ve etkileşim kısıtlamaları ile büyük bir darbe aldı. Pek çok sporcu virüse yakalandı ve müsabakalara çıkamadı. Seyirciler salonlara, müsabakalara gidemedi. Taraftarlar takımlarından, takımlar da taraftarlarından yoksun kaldı. Takımlar maç günü, sponsorluk gibi çeşitli pazarlama gelirlerinden mahrum kaldı. Spor endüstrisi hem maddi hem de manevi açıdan pek çok dezavantaj ile mücadele etti.

Dünya barışının, adil rekabetin ve eşitliğin bir sembolü olan, sporun zirve noktası Olimpiyat oyunları; savaş dışındaki bir nedenden dolayı ilk kez gerçekleştirilemedi. Modern Olimpiyatlar tarihinde ilk kez; 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları 23 Temmuz-8 Ağustos 2021’e, 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları da 24 Ağustos-5 Eylül 2021 tarihine ertelendi.

Ekonomistler, pandeminin 2020 yılı boyunca spor endüstrisine olan zararını 160 milyar dolar olduğunu öngörüyor. Avrupa’nın en büyük 5 futbol ligi Premier League, Serie A, La Liga, Bundesliga ve Ligue 1’in Covid 19 salgını nedeniyle toplam zararının yaklaşık 4 milyar Euro olduğu düşünülüyor. Bu dönemde futbolcu bonservis bedellerinde ise dünya genelinde %28’lik bir değer kaybı hesaplandı. Borsada işlem gören tüm spor kulüplerin hisse senetleri istisnasız olarak değer kaybetti.

Covid19 nedeniyle Amerika’daki Sportif Etkinlikler ve Ülkelere Göre Maç Günü Gelirlerinin Zararı (Sports Value, 2020)
Covid19 nedeniyle Avrupa Futbol Kulüplerinin Hisse Değeri (RefınitivDatastream, datato March 27,2020)

Takımların ve sporcuların yaşadığı mağduriyet veya kayıpların giderilmesi için ulusal ve uluslararası federasyonlar sürece özel pek çok yeni yaptırım ve yardım düzenlemesini hayata geçirdi. FIFA, futbolcu sözleşmelerinin bitiş ve başlangıç tarihlerinde, yeni sezon planlamalarına da bağlı kalarak düzenlemeler (erteleme) yaptı. Ayrıca kulüp ve futbolcuların, maaş indirimi veya ertelemesi konusunda mutabakat sağlamasını önerildi. Karşılıklı anlaşmanın sağlanmaması durumunda ise FIFA’nın tarafların ekonomik durumlarını değerlendirerek karar vereceği vurgulandı.

Liverpool, Premier League’de 30 yıl aradan sonra bir kez daha şampiyon oldu. Ancak bu uzun süreli bekleyiş pandemi ile biraz daha uzamış oldu. 7 Mart’ta AFC Bournemouth ile oynanan 29. hafta maçını 2-1 kazanan Liverpool, en yakın rakibi Manchester City ile olan puan farkını 22’ye yükseltmişti. Takımın şampiyonluğunu ilan etmesine yalnızca 2 maç kaldığı hesaplanıyordu. Ancak pandemi nedeniyle Belarus Ligi hariç Avrupa’daki tüm futbol ligleri faaliyetlerine 3 ay ara verdi. Premier League, 19 Haziran’da yeniden başladı ve Liverpool, 25 haziranda şampiyonluğunu ilan etti.

Fransa Ligue 1, Hollanda Eredivisie ve Belçika Jupiler Pro League tamamlanamamasına rağmen, oynanan son lig haftasındaki puan tablosuna göre ligler tescil edildi. Bu durum özellikle Fransa ve Hollanda da büyük tartışmalar doğurdu. Hollanda’da oynanan son lig haftası olan 25. hafta sonunda şampiyon ilan edilen Ajax ve AZ Alkmaar’ın puanları aynıydı. Üstelik AZ Alkmaar, ligde oymama her iki maçta da rakibi Ajax’ı yenmeyi başarmıştı. Ancak Hollanda Futbol Federasyonu (KNVB), genel averajda 45’e 37 üstün durumda olan Ajax’ı şampiyon ilan etti. Ligue 1’de şampiyon ilan edilen Paris SG için Hollanda’daki gibi bir tartışma söz konusu değildi. Zira PSG, Marsilya’nın 12 puan önünde bulunuyordu. Fransa’da tartışma yaratan konunun merkezinde Ligue 1’dan düşürülen Toulouse ve Amiens; Ligue 2’den yükseltilen Lens ve Lorient kulüpleri vardı. Liglerin oynatılmama kararı ile yayın gelirlerinde de kesintiye uğrayan Ligue 1 ve Ligue 2 kulüpleri ligden düşme ve ligden yükselme mücadelesinde uğradıkları mağduriyetleri adli mercilere taşıyarak mahkeme sürecini başlattılar. Ancak bu girişimlerinden herhangi bir sonuç elde edemediler.

Haziran ve temmuz aylarında 12 ülke ve 12 şehirde gerçekleştirilecek olan 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’da tıpkı Olimpiyat Oyunları gibi 2021’e ertelendi. Londra, Münih, Roma, Amsterdam, St. Petersburg, Bilbao, Budapeşte, Bakü, Bükreş, Glasgow, Kopenhag ve Dublin’de gerçekleştirilecek şampiyona için hala daha endişeler söz konusu.

Basketbol’da ise hemen hemen tüm turnuvalar tamamlanamadı. Euroleague ve Türkiye Basketbol Süper Ligi şampiyon ilan edilmeden tescil edilmişti. Bu bir nevi sezonun iptal edildiği anlamını da taşımaktadır. Litvanya Basketbol Federasyonu (LKF) yarıda kalan sezonda lider olan Zalgiris Kaunas’ı şampiyon ilan ederek ligi tescilleyen ilk ulusal federasyon oldu. NBA’da ise 11 Mart’ta durdurulan sezon 30 Temmuz’da tekrar başladı. Orlando, Florida’daki Walt Disney World Resort’da, tek bir merkezde toplanan takımlar ve oyuncular; kapsamlı bir izolasyon ile sezonu tamamlamayı başardı. 22 Ekim 2019’da başlayan NBA sezonu LA Lakers’ın şampiyonluğu ile 11 Ekim 2020’de son buldu.

2020, Türk sporunda bir kırılma noktası da oldu aynı zamanda. Bedeni, fiziksel açıdan düzelten, güçlendiren ve geliştiren; temel sporlardan biri olan “Jimnastik”te tarihi başarılar elde ettik. Bu durum, sporun temel ve yapısal olanaklarının ülke genelinde gelişme gösterdiğine dair bizlere ümit verdi.

Her şey Ekim 2019’da İbrahim Çolak’ın Dünya Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanması ile başladı. Kasım 2020’de Duygu Doğan, Azra Akıncı, Peri Berker, Nil Karabina, Eda Asar’dan oluşan Ritmik Jimnastik Grup Milli Takımımız, Kiev’de düzenlenen Ritmik Jimnastik Avrupa Şampiyonası’nda “üç çember iki labut” aletinde hatasız bir seri sergileyerek şampiyon oldu. Aralık 2020’de Mersin’de düzenlenen Avrupa Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda erkeklerde iki altın, iki gümüş, dört bronz olmak üzere toplamda sekiz madalya ile takım halinde ikinci sırayı elde ettik. Ümit Şamiloğlu, Ferhat Arıcan, İbrahim Çolak, Ahmet Önder, Mert Efe Kılıçer ve Bora Tarhan’ın üstün performansları başarımızı tescilleyen etkenlerdendi. Kadınlarda ise büyükler kategorisinde yer aleti dalında Göksu Üçtaş Şanlı gümüş; gençler kategorisinde asimetrik paralel alet dalında ise Derin Tanrıyaşükür bronz madalya kazandı.

Bizim gibi vatandaşlarına veya sporcularına bireysel hedef ve motivasyon yaratmada, yol haritası oluşturmada, antrenör/mentör kalitesinde büyük eksikliklere sahip ülkelerde bireysel sporlarda kalıcı başarılar elde etmek pek mümkün olmaz. Sosyal politikalardan daha ziyade ebeveyn desteği ve yönlendirmesi ile şekillenir. Bu nedenle özellikle en temel bireysel sporlardan biri olan Jimnastik’te böyle başarılar elde etmek son derece heyecan verici. Artık bu branşta elde edilen başarıların kalıcı hale dönüştürülmesi gerekiyor. Eğer bunu da başarabilirsek spor kültürü açısından ülkece bir çağ atlamış oluruz.

2020 yılında spor camiasından bizi üzen pek çok ölüm haberleri ile de yüzleşmek durumunda kaldık. Yaşamını yitiren ünlü sporcular arasında Kobe Bryant, Yalçın Granit, Diego Armando Maradona ve Paolo Rossi’de vardı.

Oyunculuğu, antrenörlüğü, yöneticiliği, danışmanlığı, köşe yazarlığı ile Türk Basketbolunun lokomotifi, öncüsü Yalçın Granit’i 88 yaşındayken kaybettik. O, ulusal ve uluslararası pek çok başarıyı çalışkanlığı ve karakteri ile elde ederken bu özellikleriyle de sonraki kuşaklara örnek oluyordu. O yalnızca bir spor adamı değil aynı zamanda bir akademisyendi. Sporun eğitimle, eğitiminde sporla aynı anda, en üst düzeyde sergilenebileceğinin ilk örneklerindendi. Galatasaray, Darüşşafaka, İTÜ ve Eczacıbaşı gibi basketbolun efsanevi takımlarının kuruluş süreçlerinde ve yenilmez armada olarak kupalar kazanma serüvenlerine öncülük etti.

O, bizim Black Mamba’mızdı. Basketbolun Michael Jordan’dan sonraki yegâne efsanesiydi. Kobe Kaliforniya’da 13 yaşındaki kızı Gianna ve 7 kişi ile birlikte geçirdiği helikopter kazasında yaşamını yitirdi. 1996-2016 yılları arasında 20 sene mor-sarılı LA Lakers formasını terleten Black Mamba, 5 kez NBA şampiyonluk yüzüğünü takmayı başardı. Kobe, Kareem Abdul Jabbar, Karl Malone ve LeBron James’in ardından 33.643 sayı ile NBA tarihinin en skorer 4. oyuncusu olma ünvanını koruyor.

Oyunculuk yeteneği kadar sansasyonel kişiliği ile de Dünya’nın ilgisini üzerinde barındıran; “tanrının eli” golünün sahibi Diego Armando Maradona’yı yakın bir geçmişte kaybettik. 1986 Dünya Kupası’nın kahramanı, Arjantinlilerin, Boca Juniorslıların, Napolilerin gönüllerine taht kuran Maradona ölümünün ardından da etkisini hala daha sürdürüyor. Ölümünün ardından Arjantin’de 3 gün milli yas ilan edildi. Arjantin hükümeti piyasaya süreceği yeni banknotların arka yüzünde Maradona’nın resminin yer alacağını açıkladı. SSC Napoli maçlarını oynadığı San Paolo Stadyumu’nun ismini Diego Armando Maradona Stadyumu olarak değiştirdi.