İnsanlığın kadınların da söz hakkının olduğunu hatırlayabildiği yegâne günlerden biri olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Bu önemli gün vesilesiyle, ekonomi yönetiminde kadınları başarıyla temsil etmiş, FED’in ilk kadın başkanı Janet Yellen’dan bahsetmek istiyorum.

Döneminde Yale’deki tek kadın ekonomi doktora öğrencisi olan Janet Yellen, kariyerine Harvard Üniversitesinde profesör olarak başlamıştı. Ardından FED yönetiminde ilk kez 1977 yılında ekonomist olarak çalışmaya başlayan Yellen, 2004-2010 yılları arasında San Francisco Merkez Bankasını yöneten ilk kadın olarak tarihte yerini aldı. 2010-2014 yılları arası Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevine getirilerek, kariyerindeki bir sonraki adım olan başkanlığı hak eden biri olduğunu ispatlamış oldu. Piyasalar tarafından “şahin” olarak adlandırılan figürlere kıyasla, ses getiren açıklamalar yaparak tartışma odağı olmaya çalışmayan; düşük faiz gibi daha gevşek politikaları savunan, sayılara odaklanan sakin ve akademik yaklaşımıyla saygı duyulan bir “güvercin” olarak tanımlanmaktaydı.

Uzun yıllar süren akademik ve FED kariyerinin ardından ekonomi dünyasında saygın bir figür haline gelen Janet Yellen, 2014 yılında ABD’de dönemin başkanı Barack Obama tarafından Ben Bernanke’nin yerine Amerika Merkez Bankası başkanı olarak atanarak dünyanın en önemli ekonomi yönetimlerinden birinin başına geçmişti. Ekonomi piyasaları kendisini gelmiş geçmiş en kalifiye FED başkanı olarak tanımlıyordu. Ancak piyasalardaki pozitif havaya rağmen, yakın dönemde yaşanan ekonomik krizin etkilerini atlatmaya çalışan bir Amerika Merkez Bankası devralarak zor bir göreve başladığını kendisi de biliyordu. Bernanke dönemindeki FED, reel ekonomiyi canlandırabilmek için parasal genişleme yoluyla dolaşımdaki para miktarını arttırmaktaydı. Bunun uzun süremeyeceğini öngören Yellen, parasal genişlemeyi fazla agresif olmadan ve ekonomide yavaşlamaya sebep olmadan sonlandırması gerektiğini biliyordu. Diğer yandan krizin en önemli sebeplerinden biri olan regülasyon konularında yapısal reformların yapılmadığını, sonraki krizleri önleyici yeterli aksiyonların alınmamış olduğunun altını çiziyordu. Bir konuşmasında “Hiçbir zaman yeni bir kriz yaşanmayacağından emin olamayız. Fakat 2008’de aldığımız dersleri ve ödediğimiz bedelleri hafızalarımızda taze tutmalıyız. Finansal sistemimizin daha az kriz yaşaması ve daha çabuk toparlanması için bunu unutmamamız şart” diyerek balık hafızalı piyasaya bu yönde regülasyon konusunda sinyaller veriyordu.

Başkanlığı devraldığı günden itibaren ekonomide yoğun bir gündemle uğraşan Yellen, dünyada pek çok merkez bankası başkanının deneyimlediği üzere, politikacıların eleştirileriyle de uğraşmak zorunda kalıyordu. Özellikle Cumhuriyetçilerin ve Trump’ın, faizleri düşük tutmasından dolayı eleştirilerine rağmen, işsizliği tarihi bir oran olan %4,1 seviyesine düşürerek, belirlediği politikaların ne denli başarılı olduğunu ispatlıyordu. Hisse senedi piyasaları ise Yellen döneminde zirve dönemini yaşıyordu. Dow Jones Industrial Average, Yellen’ın göreve başladığı tarihten itibaren %44 artarak krizden toparlanmış bir Amerika’nın sinyallerini veriyordu.

Tüm bunlara rağmen, kadınların yeterince temsil edilemediği ekonomi dünyasında başarılı bir dönem geçirmiş Janet Yellen, Donald Trump’ın ABD başkanlığına seçilmesiyle birlikte, tarihte ikinci döneminde tekrar atanamayan tek FED başkanı olarak tarihe geçmişti. Belki de çok iyi bir ekonomist olmasına rağmen iyi bir diplomat-siyasetçi olmayı başaramayarak, bir türlü gözüne giremediği Cumhuriyetçiler ve seçim döneminde “faizleri bu kadar düşük tuttuğu için utanması gerektiğini” söyleyen Trump tarafından görevi sonlandırılmış oldu. Yerine ise ekonomi mezunu dahi olmayan Jay Powell getirilerek yüzyıl süren erkek egemen ekonomi yönetimi tekrar eski haline döndürülmüş oldu.

Yazıyı sonlandırırken, dünya genelinde 160 ülkenin sadece 14’ünde Merkez Bankası’nın kadın başkana sahip olduğunu hatırlatarak , bu vesileyle tüm hemcinslerimin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.