Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » ABD’nin Finansal Hegemonyası Tehlikede mi?
    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    ABD’nin Finansal Hegemonyası Tehlikede mi?

    By Daktilo198425 Ocak 20264 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yazar: Paola Subacchi
    Paris Siyasi Bilimler Akademisinde (Sciences Po) Kamu Borcu ve Finans Profesörü
    Çeviri: Mert Söyler

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Federal Rezerv Başkanı (Fed) Jerome Powell’a yönelik bitmek bilmeyen çıkışları ve özellikle Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun zorla alıkonulmasıyla görünür hale gelen, İran’ı bombalama ve Grönland’ı işgal etme tehditleriyle devam eden sarsıcı dış politika hamleleri, doların küresel üstünlüğü de dahil olmak üzere savaş sonrası kurulan uluslararası düzenin tamamını ciddi biçimde tartışmaya açtı. Uluslararası para sistemini son yarım yüzyılda görece istikrarlı tutan dinamikleri yeniden düşünmek için daha uygun bir zaman zor bulunur.

    Bu istikrar, doların küresel rezerv para olmasından kaynaklanan yapısal bir dengesizliğe rağmen sürdü. Dünyaya yeterli dolar sağlanabilmesi için ABD’nin sürekli cari açık vermesi, yani dışarıdan sattığından fazlasını satın alması gerekiyor. Buna karşılık, yabancı devletler ve yatırımcılar tarafından güvenle rezerv olarak tutulan borçlanma araçları ihraç ediyor.

    Ortaya çıkan tablo, ABD’nin uzun yıllar boyunca düşük borçlanma maliyetlerinden faydalanmasını sağladı. Federal hükümet, yabancı tasarruflara dayanarak mali manevra alanını genişletebildi. Fransa’da dönemin maliye bakanı Valéry Giscard d’Estaing’in 1960’larda doların “aşırı ayrıcalığı”ndan yakınırken işaret ettiği durum tam da buydu.

    Bu eleştiri haksız sayılmaz. Çin Merkez Bankası’nın eski başkanı Zhou Xiaochuan’ın 2008 küresel finans krizinin ardından vurguladığı gibi, küresel parasal istikrar; politikaları, nihayetinde kendi iç öncelikleri tarafından belirlenen egemen bir devletin ihraç ettiği bir paraya dayanıyor. Trump’ın “Önce Amerika” yaklaşımının yarattığı etkiler, bu önceliklerin dünyanın geri kalanının çıkarlarıyla çatıştığında neler yaşanabileceğini açıkça gösteriyor.

    Zhou, 2009’da tek bir ülkenin iç kaygılarından bağımsız bir küresel para biriminin tartışmaya açılmasını önerdi. Aynı dönemde Çin yuanının uluslararası kullanımını yaygınlaştırmaya da başladı. O tarihe kadar dünyanın en büyük ihracatçısı olan Çin, dış ticaretinde faturalandırma ve ödeme süreçlerinde neredeyse tamamen dolara dayanıyordu. Bu bağımlılık, 2014’te 3,8 trilyon dolara ulaşan büyük bir dolar rezervi birikimini beraberinde getirdi.

    Dolara bağımlılığı azaltmak ve tek bir rezerv varlığa sıkışmamak Çin için o dönemde de mantıklıydı, bugün de öyle. Büyük ve ihracata dayalı bir ekonomi olarak Çin, ödeme sistemini ve tasarruflarını fiilen ABD’ye emanet ederek kalıcı riskler üstlenmiş oluyor. Çin’in ABD federal borçlarındaki payının 2015’te yaklaşık 1,3 trilyon dolardan bugün 700 milyar dolar seviyelerine gerilemesi bu tabloyu net biçimde yansıtıyor.

    Fransa’nın öncülüğünde yeniden G7 gündemine giren küresel dengesizliklere dair endişeler yeni değil. 2010’ların başında G20 toplantılarında da önemli bir yer tutuyordu. Çinli karar alıcılar, daha dengeli bir uluslararası para sistemini; uyum maliyetlerini daha eşit dağıtan, Çin’in dolara bağımlılığını azaltan ve ödeme ile yatırımlarda daha fazla seçenek sunarak istikrarı güçlendiren bir düzen olarak düşünüyordu. Mantık basitti: Çin gibi sistemik öneme sahip bir ekonominin, gerçekten uluslararası bir para birimine sahip olması gerekir.

    Bu vizyonun temelinde, kriz sonrası dönemde G20 üzerinden yürütülen politika işbirliği yer alıyordu.. Çok taraflı mali kurumlar, özellikle Uluslararası Para Fonu, Çin yuanının uluslararasılaşmasını Çin’i küresel ekonomiye daha güçlü biçimde dahil etmenin bir yolu olarak gördü ve destekledi.

    Çin yuanının 2016’da IMF’nin rezerv varlığı olan özel çekme hakları (SDR) sepetine alınması, çok para birimli bir para düzenine doğru atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi. Çin’in aynı yıl yürüttüğü G20 dönem başkanlığı sırasında, bu yöndeki bir dönüşümün yalnızca Çin için değil, küresel istikrar açısından da olumlu sonuçlar doğuracağı düşünülüyordu.

    Fakat izleyen yıllarda artan jeopolitik gerilimler bu uzlaşının büyük ölçüde dağılmasına yol açtı. Ekonomik ve Politik Araştırmalar Merkezi’nin (CEPR) son Cenevre raporunda da vurgulandığı gibi, böyle bir ortamda çok para birimli bir sistem, parçalanmayı derinleştirebilir ve sistemik riskleri büyütebilir. Güçlü eşgüdüm mekanizmaları olmadığında, para birimleri arasındaki rekabet istikrarı zedeleyebiliyor.

    Buna karşılık, dolara aşırı bağımlılığın da ciddi riskler taşıdığı ortada; özellikle Trump’ın öngörülemez ve çoğu zaman kısa vadeli pazarlıklara dayanan politika anlayışı düşünüldüğünde. Küresel finansal istikrar fiilen ABD’nin iç siyasetine bağlıyken, Çin büyüyen ekonomik ağırlığıyla uyumlu bir uluslararası para geliştirmeye yöneliyor. Tek bir baskın para birimine dayanmayan bir uluslararası para sistemi fikri, bugün de on yıl önce olduğu kadar güçlü. Bu yönde ilerlemek, ancak dikkatle koordine edilmiş bir geçişle mümkün. Aksi halde, istikrarsızlık ve daha derin bir parçalanma kaçınılmaz hale geliyor.

    Elbette G20’nin mevcut başkanı, aynı zamanda IMF ve Dünya Bankası’nın en büyük hissedarı olarak ABD’nin liderlik rolünü sürdürmesi bekleniyor. Ne var ki Trump döneminde G20, çok taraflı işbirliğini güçlendiren bir platform olmaktan ziyade, işlemsel siyaset ve kutuplaşmanın alanına dönüşme riski taşıyor. Bu durum, küresel krizleri yönetmeyi bırakın, henüz ortaya çıkmadan engelleme kapasitesini bile zayıflatıyor. Böyle bir tablo, kurallara dayalı uluslararası ekonomik düzenin bildiğimiz haliyle sona ermesi anlamına geliyor.

    ABD uluslararası finans üzerinde olağanüstü bir etkiye sahip olmayı sürdürüyor, ancak bu güç yoğunlaşması aynı zamanda ciddi bir kırılganlık yaratıyor. Küresel istikrar, kuralları koyan ve onları uygulayan tek bir aktöre bağlı kalıyor. Trump yönetiminin kısa vadeli çıkarlarını sınırlayan kuralları giderek daha rahat ihlal etmesi, bu düzenin kendiliğinden işleyeceği varsayımını artık geçersiz kılıyor.

    Buna rağmen ortada henüz inandırıcı alternatifler yok. ABD politikasında bir yön değişikliği yaşanmadıkça ya da ABD olmadan da işleyebilecek güçlü bir çok taraflılık modeli ortaya çıkmadıkça, küresel ekonomi belirsizlik ve istikrarsızlık sarmalından çıkamayacak.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Dünya Ekonomi R2
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleKüresel Siyaset: İran, Suriye, SDG ve Ahmet el-Şara | Mehmet Akif Koç | 2’li Görüş #65
    Next Article Anti-Semitizmin Modern Hali-3

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    Stablecoin’ler Bankaların Para Tekelini Sarsabilir mi?

    31 Temmuz 2026By Daktilo1984
    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    D84 INTELLIGENCE

    Beyond the NATO Summit Communiqué: The Human Front of NATO

    24 Temmuz 2026By Nancy Snow

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}