Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » ABD ve Çin Arasında Orta Güçlerin Açmazı
    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    ABD ve Çin Arasında Orta Güçlerin Açmazı

    By Daktilo198415 Şubat 20264 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yazar: Eswar Prasad
    Cornell Üniversitesi Ekonomi Profesörü ve Brookings Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı
    Çeviri: Mert Söyler

    Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Davos’taki son konuşması, Dünya Ekonomik Forumu tarihinde üçüncü kez ayakta alkışlanan konuşma oldu. Daha önce bu onura Nelson Mandela ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski layık görülmüştü. Konuşma bu kadar güçlü bir yankı uyandırdı, çünkü dünyanın dört bir yanında giderek daha fazla hissedilen bir gerçeği net bir biçimde ifade ediyordu: Görece istikrar sağlayan ve refahın yayılmasına zemin hazırlayan savaş sonrası kurallara dayalı düzen gittikçe çözülüyor.

    Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından küresel hâkimiyeti üstlenen Amerika Birleşik Devletleri, artık yapıcı bir liderlik sunmaya ya da kurulmasında belirleyici rol oynadığı kurumları desteklemeye hevesli görünmüyor. Aynı anda Çin, ABD’nin terk ettiği liderlik konumunu devralmak istiyor, fakat zayıf hukuk sistemi ve merkantilist ekonomik yaklaşımı, Çin’e güven duymayı zorlaştırıyor.

    Çin kendini serbest ticaretin ve kurallara dayalı sistemin başlıca savunucusu olarak konumlandırmaya çalışsa da, bu kuralları kendi lehine kullanmakla, hatta zaman zaman istismar etmekle biliniyor. İhracatta bir süper güce dönüşürken, diğer ülkelerin kendi pazarına erişimini sınırlandırdı. Sonuçta dünya, Çin mallarının piyasaları istila etmesinden endişe ediyor; özellikle de Çin büyümesinin giderek daha dengesiz hale geldiği ve ihracata daha fazla bağımlılaştığı bir dönemde.

    İki süper güç arasındaki rekabet sertleştikçe, geri kalan ülkeler ekonomi, iç siyaset ve jeopolitiğin birbirini beslediği olumsuz bir döngünün içine çekiliyor. Carney, Kanada gibi orta ölçekli ülkelerin karşı karşıya kaldığı karanlık tabloyu gözler önüne serdi: Kusurları olan, niyetleri pek de şeffaf sayılmayacak iki güvenilmez süper güç arasında sıkışıp kalmak. Konuşmaya verilen tepkiler, Carney’nin dünyanın geri kalanına yeni ekonomik ve jeopolitik sarsıntıları birlikte yönetme çağrısının birçok ulusal liderde karşılık bulduğunu gösteriyor.

    Ne var ki orta güçler arasında birlik kurmak son derece zahmetli. Bu kategori hem zengin hem yoksul ülkeleri, hem küçük hem büyük ekonomileri kapsıyor. Böylesine heterojen bir grupta çıkarların tam olarak örtüşmesi nadir görülür. Carney, ülkelerin her konuda ortak cephe oluşturması yerine belirli başlıklarda bir araya gelmesini öneren pragmatik bir yol haritası çizse de, geçici işbirliklerinin karşılıklı güvene dayalı kalıcı ittifaklara dönüşmesi pek mümkün görünmüyor.

    Üstelik çıkarları büyük ölçüde örtüşmesi beklenen ülkeler arasında bile derin ayrışmalar var. Örneğin büyük yükselen piyasa ekonomileri birçok meselede ortak talepler dile getiriyor, fakat aynı zamanda birbirlerinden kuşku duyuyor. Çin ve Hindistan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi kurumlarda oy gücünün yükselen ekonomilere kaydırılmasını destekliyor. Buna rağmen sınır gerilimleri ve Hindistan’ın komşusu Çin tarafından gölgede bırakılma korkusu, iki ülke arasında gerçek bir güven ilişkisinin kurulmasını engelliyor.

    Daha genel olarak bakıldığında, orta güçler kısa vadeli çıkarlarının ötesine geçme cesaretini gösteremezse, jeopolitik düzen için yeni bir dayanak noktası olmak yerine, bizzat istikrarsızlığın üreticisine dönüşebilir. Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin ardından Hindistan, Batılı ülkelerin yaptırımlarına katılmayı reddetti; böylece, kendi değerlerini ve demokratik kurumlarını Batı ekonomilerine daha yakın görmesine rağmen, ucuz ve bol petrol uğruna Rusya ve Çin’le aynı çizgide yer aldı. İki tarafa birden oynamak, Hindistan’ı istikrarın taşıyıcısı yapmıyor.

    Hâlâ büyük güç olma iddiasını koruyan Avrupa ise giderek kenara itiliyor. Ekonomik zayıflık ve merkezkaç dinamikler, kıtanın etkili biçimde ve tek sesle konuşmasını engelliyor. Avrupa, Ukrayna ya da Grönland örneklerinde olduğu gibi egemenliğine doğrudan tehditler belirdiğinde refleks gösterebiliyor. Fakat daha güçlü ve kalıcı bir birlik inşa etme iradesi ortaya konmadıkça, ekonomik performansı artıracak zor kararlar alınmadıkça, liderlik üretmek yerine olaylara tepki veren bir aktör olarak kalmaya devam edecek.

    Bugün hem Çin’le hem de ABD’yle güçlü ekonomik ya da güvenlik bağları kurmuş ülkeler açıkça taraf seçmeye zorlanıyor; bu, son derece rahatsız edici ve kırılgan bir denklem. İki güç arasında bilinçli biçimde denge kurmaya çalışan bazı ülkeler, bu süreçte bir tuzağa ya da diğerine sürüklenme riski taşıyor.

    Singapur, Güney Kore ve Vietnam gibi ülkeler ise Çin ile iç içe geçmiş ticari ve finansal ilişkilerinden kolayca kopamıyor. Çin’in ekonomik ve siyasi çekim alanına daha fazla girmekten kaygı duysalar da, bölgenin baskın gücüne karşı sert bir karşılık vermeye isteksizler. Bir zamanlar Asya’nın öncü ekonomisi olan Japonya da, ABD de etkili ve güvenilir bir denge unsuru olarak görülmediği için, bu orta güç ülkeler suları yatıştırmak yerine jeopolitiğin dalgaları arasında savrulmayı sürdürüyor.

    Orta güçlerin, istikrarsızlığın artık kalıcı hale geldiği bir dünyayla baş etmekten başka pek seçeneği yok. Ya bu kırılganlığı derinleştirecekler ya da sınırlı alanlarda da olsa yapıcı bir istikrar gücü haline gelecekler. Bunun için mutlak bir birlik şart değil, fakat gerekli uyumu sağlamak yine de son derece zor. Çünkü bu, ülkelerin önce kendi iç sorunlarını çözmesini, kısa vadeli çıkarlarının ötesine bakmasını ve daha derin, daha kalıcı bağlar kurmasını gerektiriyor.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Dünya L1 M
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous Article14 Şubat’ta İlişki Durumumuz: AI Situationship
    Next Article Dünya Gündemi: 62. Münih Güvenlik Konferansından Ne Sonuçlar Çıktı?

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    Stablecoin’ler Bankaların Para Tekelini Sarsabilir mi?

    31 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Rus Romanı, Karamazov Kardeşler ve Dostoyevski | Umut Dağıstan | Yerden Yüksek S2B01

    31 Temmuz 2026By Bahadır Çelebi ve Umut Dağıstan
    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}