Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Dünya, Trump’ın En Güçlü Dönemini Geride Bıraktı
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Dünya, Trump’ın En Güçlü Dönemini Geride Bıraktı

    By Daktilo198411 Ekim 20265 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    “Bir zamanlar uluslararası siyasetin en güçlü ve en öngörülemez aktörü olan Trump, artık uluslararası düzeni sarsma kapasitesinin zirvesini geride bırakmış durumda.”

    Yazar: Ian Bremmer
    Eurasia Group ve GZERO Media kurucusu ve başkanı; BM Yapay Zekâ Yüksek Düzey Danışma Kurulu Yürütme Komitesi üyesi; Columbia Üniversitesinde siyaset bilimci
    Çeviri: Mert Söyler

    ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada başarılarını anlattı. On yıl önce destekçilerine o kadar çok zafer kazanacaklarını, sonunda “kazanmaktan bile yorulabileceklerini” söyleyen Trump, bu kez elde ettiği zaferleri sıraladı. Bunlar arasında sekiz savaşın sona erdirilmesi, “Orta Doğu’nun zorbası” olarak nitelendirdiği İran’a karşı atılan adımlar, Grönland konusunda Danimarka ile varılan anlaşma ve Venezuela’nın “kanun kaçağı diktatörü” Nicolás Maduro’nun tutuklanması da vardı.

    Trump’ın hakkını teslim etmek gerekirse bu başarıların bazıları gerçekten önemli. Gazze’de kırılgan ama önemli bir ateşkesin sağlanmasına öncülük etti. Venezuela’ya müdahalesi ise uluslararası hukuka aykırı olmasına ve artık büyük ölçüde ülkenin doğal kaynaklarından elde edilecek “ganimetler” üzerinden gerekçelendirilmesine rağmen ABD’nin uzun süredir karşı karşıya olduğu bir hasmını iktidardan uzaklaştırdı. Ayrıca on yılı aşkın bir aradan sonra ülkede ilk kez özgür ve adil seçimlerin yapılabilmesinin önünü açtı. Böyle bir ihtimalin hayata geçmesi hâlâ uzak görünse de artık mümkün.

    Ancak Trump’ın konuşması başka bir gerçeği de ortaya koydu: Başkanlığının siyasi etkisinin giderek azaldığı son dönemine giren Trump’ın gücü artık eskisi kadar sınırsız değil. Kamuoyu desteği hızla düşerken görev süreleri kendisininkinden çok daha uzun olacak liderlerle karşı karşıya geliyor. Bir zamanlar uluslararası siyasetin en güçlü ve en öngörülemez aktörü olan Trump, artık uluslararası düzeni sarsma kapasitesinin zirvesini geride bırakmış durumda.

    Trump’ın Ekonomik Baskı Politikaları Neden İşe Yaramıyor?

    Trump’ın azalan etkisini, öncelik verdiği üç temel politika alanında görmek mümkün: Gümrük tarifeleri, İran savaşı ve göç politikalarının uygulanması. Bu yılın başlarında ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ın olağanüstü hâl yetkilerini kullanarak gümrük vergileri uygulamasını hukuka aykırı buldu. Ancak Trump, bu karardan önce de Çin ile giriştiği kısa süreli ticaret savaşında gücünün sınırlarıyla karşılaşmıştı. Washington’ın Çin ürünlerine yüzde 145 oranında gümrük vergisi getirmesine Pekin, ABD ürünlerine yüzde 125’lik vergi uygulayarak ve kritik madenlerin ihracatını durdurarak karşılık vermişti.

    Bunun sonucunda Trump, Çin’e yönelik politikalarını yalnızca yumuşatmakla kalmadı, önceki tutumunu neredeyse tamamen tersine çevirdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Washington’a yaptığı son ziyarette kendisini kırmızı halıyla karşıladı. Hatta Şi’yi karşılamak için bizzat havaalanına gitti. Böylece 1962’den bu yana ilk kez bir Amerikan lideri, resmî ziyaret için gelen bir devlet başkanını havaalanında karşılamış oldu. Trump, bununla da yetinmeyerek ABD yasalarını ihlal edecek şekilde Çin’e silah satmayı bile teklif etti.

    Trump, Kanada üzerindeki ticari baskıyı artırmaya çalıştığında da benzer bir karşılıkla karşılaştı. Kanada Başbakanı Mark Carney, misilleme niteliğinde gümrük vergileri uygulamaya koydu ve ülkesinin dış politikasında “orta ölçekli güç” stratejisini benimsedi. Kanada ihracatının yüzde 70’inden fazlasının ABD’ye yapıldığı düşünüldüğünde Trump, ekonomik açıdan elinin daha güçlü olduğunu düşünmekte haklıydı. Ancak iki lider arasındaki siyasi güç dengesini yanlış hesapladı. Bir tarafta görev süresinin bitmesine yalnızca iki yıl kalmış ve halk desteğini büyük ölçüde kaybetmiş Trump, diğer tarafta ise yüzde 60’ı aşan kamuoyu desteği sayesinde uzun yıllar iktidarda kalabilecek Carney vardı. Şimdi Kanada hedeflerini daha da büyütüyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerini güçlendirirken Avustralya ve Birleşik Krallık gibi ülkeleri de bu yeni iş birliğine dâhil etmeye çalışıyor.

    İran Savaşında Trump’ın Gücünün Sınırları

    Trump, İran savaşında da benzer engellerle karşılaştı. Rejim değişikliğini gerçekleştirmek için gerekli kara birliklerini göndermeden kısa sürede sonuç almayı hedefleyen Trump yönetimi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına alması karşısında hazırlıksız yakalandı. Üstelik boğazın yeniden açılmasını sağlayacak kalıcı bir anlaşmaya da varamadı. Trump’ın savaşı sona erdirme çabalarını zorlaştıran bir başka sorun ise İran’ın artık ABD ile yapılan anlaşmalara güvenmemesi. Ne de olsa eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan çekilen, ardından İran yeni bir anlaşma için müzakereleri sürdürürken ülkeye saldıran kişi Trump’ın kendisiydi.

    İran’ın şimdiki stratejisi ise Trump’ın görev süresinin dolmasını beklemek. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yarattığı ekonomik baskının ve Trump’ın giderek azalan siyasi gücünün, sonunda ABD Başkanı’nı daha büyük tavizler vermeye zorlayacağını umuyor. Trump ise geri adım atmayacağı mesajını vermeye çalışıyor. İran’ı “tamamen yok etmekle” tehdit ediyor, ara seçimlerde alınacak bir yenilginin stratejisini değiştirmeyeceğini vurguluyor ve Orta Doğu’ya yeni askerî birlikler gönderiyor. Ancak bütün bu hamlelere rağmen İran tutumundan vazgeçmiyor.

    İçeride Artan Tepkiler ve Yapay Zekâ Riski

    Trump’ın göç politikaları da ülke içinde giderek daha fazla tepkiyle karşılaşıyor. Bu yılın başlarında Minnesota’da başlatılan Metro Surge Operasyonu, o kadar geniş çaplı protestolara ve toplumsal huzursuzluğa yol açtı ki Trump yönetiminin sınır güvenliği politikalarından sorumlu üst düzey yetkilisi Tom Homan, operasyonu sona erdirmek zorunda kaldı. Şimdi ise Kongredeki Cumhuriyetçiler de Trump’tan uzaklaşmaya başlıyor. Birçoğu bu kasım ayında yeniden seçilmek için yarışacak ancak Trump’ın düşen kamuoyu desteği nedeniyle seçimleri kazanma ihtimalleri oldukça zayıf görünüyor. Senatoda uzun süredir Trump’ın müttefiklerinden biri olan ve Batı Virginia valiliğine yeniden aday olmayı değerlendiren Jim Justice bile yönetimin göç politikalarında “yanlış bir şeyler yaptığını” söylüyor.

    Elbette Trump, dünyanın en güçlü ordusunu yönetmesi ve ülke ekonomisinin canlı performansını başarı olarak gösterebilmesi sayesinde küresel siyasette hâlâ etkili bir aktör. Ancak hedefleri ile bunları gerçekleştirme kapasitesi arasındaki uçurum giderek büyürken Trump’ın dünyaya yönelik oluşturduğu risk de azalıyor. Bunun tek bir istisnası var: Yapay zekâ. Trump’ın küresel düzeni sarsma kapasitesi bu alanda giderek artıyor.

    Trump, Çin ile yapay zekâ yarışını “kazanmak” amacıyla bu teknolojiye yönelik düzenlemeleri devre dışı bıraktı. Üstelik bunu, OpenAI ve Anthropic gibi ABD merkezli şirketlerin belgelediği güvenlik sorunlarının giderek daha sık yaşanmasına rağmen yaptı. Kullanıcıların biyolojik silah geliştirme girişimlerinden peş peşe gerçekleştirilen siber saldırılara kadar uzanan bu olaylar, yapay zekânın beraberinde getirdiği tehlikeleri ortaya koyuyor. Trump, izlediği bu politikayla yapay zekâ kaynaklı bir krizin er ya da geç patlak vermesini neredeyse kaçınılmaz hâle getirdi. Tıpkı ticaret, İran ve göç politikalarında olduğu gibi böyle bir kriz de bugün öngörülemeyen biçimlerde kontrolden çıkabilir. Bu da Trump’ın başkanlığının son yıllarında, gücünün sınırlarını bir kez daha gözler önüne serecek.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Fotoğraf: The White House

    Dünya M Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleBatı Medeniyetinin Beşiğinden Ege’de Çatışmaya Giden Yol Uzun Değil 

    Diğer İçerikler

    Yazılar

    Batı Medeniyetinin Beşiğinden Ege’de Çatışmaya Giden Yol Uzun Değil 

    10 Ekim 2026By Suat Kınıklıoğlu
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Liberalizmi Ne Öldürdü?

    30 Eylül 2026By Daktilo1984
    Çeviriler PROJECT SYNDICATE

    Yapay Zekâyı İnsanlaştırmak: Claude’un Hakları Olmalı mı?

    30 Eylül 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}