Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Alparslan Türkeş Aslında Kimdir?
    daktilo2

    Alparslan Türkeş Aslında Kimdir?

    Nurettin Kalkan5 Nisan 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Düşünce trafiği sol şeritten akan birisi için yukarıdaki sorudaki “aslında” zarfı tamamen fazlalıktır. Zira o mahallede Türkeş ismi, analizi çoktan tamamlanmış, hükmü verilmiş bir dosyadır. Solun penceresinden bakıldığında Türkeş, siyasî bir parti liderinden ziyade Türkiye’nin içinden geçtiği en karanlık tünellerin mimarlarından biridir. Dahası, katıksız bir faşisttir de. Türk Gladyosu’nun kurucularından olması ve NATO’nun Soğuk Savaş dönemindeki anti-komünizm stratejisinin Türkiye şubesini yöneten sadık bir operatör olması da cabası. Solun nazarında Türkeş; Anadolu’nun yoksul çocuklarını “vatan-millet” edebiyatıyla baştan çıkarıp para-militer saflara katan, onları devrimci-ilerici gençliğin üzerine süren ve memleketi 1970’lerin o kanlı iç savaş iklimine hapseden bir saha komutanıdır.

    Kuşkusuz bu tasavvur; Türkeş’i sadece bir asayiş dosyasına veya Soğuk Savaş’ın karanlık bir aparatına indirgeyen, ideolojik bagajı ağır, pejoratif bir bakış açısının ürünüdür. Solun bu kategorik, menfi ve yer yer hınç dolu Türkeş portresi, karşımızdaki figürün siyasal tarihimizdeki sosyolojik kıdemini ıskalamaya mahkumdur. Normal şartlarda bir birey için kullanılan sosyolojik kıdem tabiri -dönemine damga vurmuş bir politikacı olsa bile- hayli zorlama görülebilir; ne var ki Türkeş’in Türk milliyetçiliğindeki dönüştürücü tesiri söz konusu olduğunda, bu acayiplik yahut paradoks yerini yadsınamaz bir realiteye bırakmaktadır.

    Bu realiteyi tüm veçheleriyle kavramak için ideolojik şablonların o keskin hatlarından uzaklaşıp meseleye biraz daha uzaktan bakmak gerekir. İşte bu noktada manzarayı netleştirecek olan mercek ise Marksist tarihçi Miroslav Hroch’un ulusal hareketin gelişimini üç evrede ele alan yaklaşımından başkası değildir. Zira Hroch’un her bir evre için yaptığı detaylı açıklama ve tahliller, Türk milliyetçiliğinin gelişim kronolojisiyle son derece uyumludur.

    Hroch’un analizindeki temel izlek, egemen olmayan bir etnik topluluğun, dört başı mamur ve mağrur bir ulusa dönüşme serüvenini üç karakteristik fazda incelemektedir. Bu tarihsel periyotları birbirinden tefrik eden asıl unsur ise ulus inşa sürecinde sergilenen eylemlerin muhtevası, bu sürece omuz veren aktörlerin sosyolojik profili ve üstlendikleri tarihsel misyonların niteliğidir.

    Ulusal hareketlerin tarihsel serüveninde ilk durak, ulus tahayyülünün henüz bir kitle hareketi değil, akademik bir merak nesnesi olduğu A Evresi’dir.

    A evresinde milliyetçilik yalnızca entelektüel bir ilgiden ibarettir. Türk milliyetçiliğinin seyri açısından Hroch’un A Evresi’nin kabaca 19. yüzyılın ortaları ile 1908’e kadar olan dönemi kapsadığı söylenebilir. Birinci evrede (A Evresi), entelektüellerden oluşan bir grup tarafından egemen olmayan bir etnik grubun dili, kültürü ve birtakım tarihi ve toplumsal özellikleri incelenmektedir. Bu evre, siyasî taleplerin dile getirilmesinden ziyade akademik ilginin oluştuğu aşamadır. Keza bir etnik grup üzerine odaklanıp kalem oynatan entelektüellerin geniş çaplı bir toplumsal etkisi yoktur. Hatta konuyla ilgilenenlerin bazıları bir millet oluşturabileceğinden dahi şüphelidir.

    Hroch’un kavramsallaştırmasında B Evresi, ulus tahayyülünün akademik bir merak nesnesi olmaktan çıkıp toplumsal dokuya nüfuz etmeye başladığı o kritik eşiktir. Bu safha, ulusal bilincin kitlelere taşınması adına somut adımların atıldığı ve siyasal bir ajitasyonun sistematik olarak devreye sokulduğu eylem sürecine karşılık gelir. Bu evrede bir ulus yaratma projesine, yeni bir eylemci grubunun önderliğinde kitlesel destek aranmaya çalışılır. Millî bilinci uyandırma maksadıyla birtakım eylemler gerçekleştiren bu grup, başlangıçta yeteri kadar muvaffak olamaz ama öne sürdükleri düşüncelere verilen destek giderek yaygınlaşır. Bu evrede ulusal kimliği yaygınlaştırmaya dönük adımlar atılır. Basın-yayın faaliyetleri gibi. Mesela Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp’in girişimleri bu evrede zikredilebilir.

    Hroch’un C Evresi, ulusal canlanışın o nihai ve kitleselleşmiş menzilini tarif eder; artık ulusal bilinç dar bir aydın çevresinden taşmış, memleketin en ücrasındaki kılcal damarlarına kadar nüfuz eden devasa bir örgütsel gövdeye kavuşmuştur. Bu evreyi seleflerinden ayıran asıl radikal kopuş, ulusa dair kültürel ve siyasal niteliklerinin ilk kez aynı potada erimesidir. Hroch’un bu vurgusu oldukça önemlidir; çünkü ulusun kültürel mi, yoksa siyasal bir kategori mi olduğu tartışmalarına ciddi bir neşter vurur. B Evresi boyunca kültürel ve dilsel taleplerle olgunlaşan hareket, ancak C Evresine ayak bastığında o esaslı siyasal iddialarını masaya sürer. Dolayısıyla Hroch için ulus, bu iki niteliğin birbirini ardı sıra takip ettiği süreçlerin toplamıdır.

    C Evresi’nde artık millî karakter çoğunluk tarafından benimsenmeye, sahip çıkılmaya başlanmış ve bir kitle hareketi vücuda gelmiştir. Bu evre, ulus bilincinin geniş kitleler arasında yayıldığı ve ulusal hareketin ülkenin tümünde etkin bir örgütsel yapıya kavuştuğu dönemdir. Örneğin Türk Ocakları’nın kurulması B evresinden C evresine geçişin habercisidir. 1923-1938 arası dönem ise hem B evresinden hem de C evresinden izler taşır.

    Alparslan Türkeş’in Türk milliyetçiliğindeki asıl rolünü de işte tam burada, Hroch’un C evresinde aramak gerekir. Türk milliyetçiliğini entelektüel bir uğraş ve resmî bir söylem olmaktan çıkaran kişidir Türkeş. Türk milliyetçiliğinin kamu binalarından, devletin soğuk koridorlarından çıkıp Anadolu’nun en ücra köylerindeki yoksul haneye kadar girmesindeki en büyük hisse kuşkusuz Türkeş’e aittir. Taşraya Türk milliyetçiliğini, ulusal bilinci götürmek, yol, su ve elektrik götürmekten çok daha meşakkatlidir. Hülasa Türkeş’in başardığı; kâğıt üzerinde-söylem düzeyinde kalan bir ideali, milyonların sinesinde çarpan bir mukaddesat hâline getirmektir ve bu tarihin kaydetmekten asla imtina etmeyeceği, her babayiğidin de harcı olmayan azametli bir iştir. Alparslan Türkeş, Suyu Arayan Adam’a o dingin nehrin yolunu göstermiş, bozkırda yalın ayak dolaşan Yaban millî bir şuurla ehlileştirmiştir.

    Türk siyasetinin dört yapraklı yoncası olarak anılan aktörlerin arasında, zahirde rakipleri kadar siyasî ikbal devşiremeyeni Alparslan Türkeş’tir. Ne Demirel gibi 7 defa gelmiş ne Ecevit gibi sandıktan rekor çıkarmış ne de Erbakan gibi marjinal bir akımı iktidarla tanıştırmıştır. Ne var ki, onların toplamından çok daha tesirli bir sosyolojik dalga yaratmış, iktidara gelmeden muktedir olan bir fikrin çelikten temellerini atmıştır. O, mühürlerin değil, gönüllerin fatihi olmuş; galebesini ise sandıkta değil, bir milletin şuur altında ilan ederek Türkiye’nin geleceğine silinmez bir imza atmıştır.

    Siyaset Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİran, Amerika’yı Nasıl Yeniyor?
    Sonraki İçerik İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – II

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Petrol Fiyatları Demokrasileri Dürtüyor 

    5 Nisan 2026 Cem Özen
    daktilo2

    Nobel Üzerine Dört Hikaye: Aşk, Direniş, Hırs ve Küresel Kaos

    5 Nisan 2026 Müge Yılmaz
    daktilo2

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – II

    5 Nisan 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Evden Çalışmak Doğum Oranlarını Artırabilir mi?

    31 Mart 2026 Çeviriler PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    Dünya Gündemi: İran Savaşında Bir Ay Geride Kalırken Elimizde Ne Var?

    31 Mart 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    İyileşme mi, Alışma mı?: Gençlerin İyi Olma Hali Üzerine

    30 Mart 2026 Yazılar Ersin Kopuz

    İran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    29 Mart 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}