Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediyesi verdiği demokrasi mücadelesi ile şimdiden Türkiye siyaset sahnesinde yeri doldurulamaz bir figür haline geldi. Arın Demir, seçim zaferi ve sonrasında gelişen süreci, yerel politikalar kapsamında, Mansur Yavaş ile konuştu.

Milliyetçi arka plandan gelen bir siyasetçi olarak çok farklı kesimlerden oy aldınız ve bir anlamda milliyetçiliği kapsayıcı hale getirdiniz. Farklı kesimlerle müzakerenin Türkiye’deki kutuplaşmayı aşacağını düşünüyor musunuz?

Bu her kesim için geçerli diyebiliriz. Biz bunu Ankara’da başardık ve bir güç birliği yaptık. Millet İttifakı olarak seçime girdik ama tüm kesimlerden oy aldık. Yerel yönetimlerde siyasetten çok yönetim anlayışının ön plana çıkması gerektiğine inanan bir insanım. Seçimlerin ardından rozetimizi çıkarıp herkesi kucaklayacağımızı belirttik ve Ankaralılar bu sözümüze itibar ederek bizi göreve getirdi. Şimdi de kimseyi ayırt etmeden, herkesi kapsayan, ortak akla inanan bir yönetim anlayışı ile hareket ediyoruz. İlçe ziyaretlerimde de hep vurguluyorum: kim ne kadar oy vermiş diye bir ajandamız olmadı. Ankaralıların tamamı için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2017’de 250.000, 2018’de 300.000 vatandaşımızın başka bir ülkeye taşındığını ve bunların %42’sinin 20 ile 34 yaşları arasında olduğu gösteriliyor. Yine, resmi rakamlara göre genç işsizlik %25 seviyelerinde dolaşıyor. Bu bilgilerle, genç işsizlik ve genç beyin göçü hakkında düşünceleriniz nelerdir? Yerel yönetimlerin konun çözümü anlamında nasıl bir katkı sağlayabilir?

Ülkemizde ekonomik açıdan çetin bir dönemden geçiyoruz. Yaptırdığımız anketlerde de Ankara’nın en önemli sorunları ekonomi ve ulaşım çıkıyordu. Biz de bu alanlara yoğunlaştık. Çılgın projelere para ve vakit harcamadan, israfı önleyerek, tasarruf ederek, halkın kaynaklarını doğru şekilde kullanarak Ankara’da önemli hamleler yapabileceğimize inanıyorum. Buna kırsal kalkınma projemizle başlıyoruz. Gölbaşı-bala arasında Belediye arazisinden başlayıp yöredeki vatandaşlarımızın katılımıyla alanı genişleteceğiz. Köylerde suyu ucuzlattık, şimdi güneş panelleriyle elektriği ücretsiz sağlayacak proje üzerinde çalışıyoruz. Halk Market projemizle Ankaralı üreticiden alıp tüketiciyle ürünleri buluşturacağız. Sanayi bölgeleriyle sürekli irtibat halindeyiz, destek olacağız. Fuar alanımız için görüşmelerimiz ve çalışmalarımız sürüyor. Turizm alanında ise özellikle kültür turizmi için girişimlerimiz sürüyor. Ankara’nın ekonomisine katkı sağlamak için çalışmalarımıza hiç ara vermeden devam edeceğiz.

Sizin de belirttiğiniz gibi ülkemiz ekonomik anlamda zor günler geçiriyor. Özellikle, dar gelirli gruplar temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyorlar. Ekonomik yoksunluk temelli çeşitli intiharların artmasına ilişkin bir açıklamanız oldu. Burada ‘‘Suni gündemlerden kurtulup insanlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir Türkiye için el ele vermeliyiz.’’ açıklamasında bulundunuz. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak özellikle dezavantajlı grupların ekonomik durumlarının iyileştirilmesi için ne yapılması gerekiyor? Ankara Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda hangi projeler yapmakta veya planlamakta?

Başkent’in ekonomisini düzlüğe çıkarmak için biraz önce bahsettiğimiz birçok konu da dahil olmak üzere kapsamlı bir çalışma sürdürüyoruz. Bunların dışında dezavantajlı gruplar için de özel çalışmalar yapıyoruz. Bir belediye başkanı kentin dert babasıdır. Bu yüzden sosyal yardım alan aileler için söz verdiğimiz projeleri teker teker hayata geçiriyoruz. Sosyal yardımlarda kartlı sisteme geçerek bir elin verdiğini diğer el görmeyecek şekilde, uygar bir biçimde yardımlarımızı dağıtacağız. Böylece dağıtım masrafı ortadan kalkacak ve o parayı da yardım olarak vereceğiz. Yardım paketleri tek kişiyi zengin edecek şekilde alınmayacak, herkes mahallesindeki işletmelerden alış veriş yapacak. Pilot bölgelerimizde yardım alan ailelerin çocuklarının okullarına gidebilmeleri için ücretsiz servis ve EGO kartı uygulamamıza başladık. Bunu tüm kente yayacağız. Bu çocuklarımızın eğitimleri ile de özel olarak ilgileneceğiz. Öğrencilere ucuz ulaşım için aylık 60 TL’ye 200 binişlik abonman kart uygulamamıza başladık. Öğrenci evlerinde su fiyatlarını yüzde 50 ucuzlattık. En azından bir öğünlerine katkı sağlamak için kampüs girişlerinde çorba dağıtımına başladık. Dış ilçelerde yaşanan sorunların çözümü için Muhtar Ankara mobil uygulamamızı hayata geçirdik. Bize gelen taleplerin yüzde 25’ini anında çözdük. Ankaralı üreticimizin elinde kalan malları alıp yardım alan ailelere veriyoruz. Engelli vatandaşlarımızın hem eğitimleri için hem de yaşadıkları sıkıntıların azalması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ev hanımları ve emekliler için projelerimizi hazırlıyoruz, çok yakında açıklayacağız. Ankara’yı yaşamaktan keyif alınan, mutlu, bereketli, huzurlu ve refah seviyesi yüksek bir kent haline el ele getirmek için çalışıyoruz.

Geçen haftalarda Ankara Cern Modern’de “Bir Şehir Kurmak Ankara:1923-1933” adlı sergiyi ziyaret etme şansım oldu. Orada, Ankara’nın ilk yıllarından başlayarak düzenli bir şehirleşme planı yapıldığı görülüyor. Gelinen noktada, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Ankara’daki şehirleşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında hepimizin bildiği sorunlar var ortada. Yıllarca yapılan yanlış imar uygulamaları ile Ankara’nın geldiği durum ortada. Bazı semtlerde araba çekecek otopark yeri bulamıyorsunuz. Ankara’nın yerleşimi, yüzde üç alana sıkıştırılmış; Ankara’da şu anda yerleşim bölgelerinin bulunduğu yer, bütün şehir arazisinin sadece yüzde üçü. Ankara’nın tümünü %3’e sıkıştırırsanız hem büyük bir rant olur hem de yaşanmaz hale gelir. Oysa yüzde 97’si boş olan Ankara’yı yatay binalar olarak planlarsanız, doğru imar planları yaparsanız, insanların hep filmlerde gördüğümüz ve hoşumuza giden; bahçesiyle, otoparkıyla planlanmış yapılarda yaşamalarını sağlarsınız. Bu konuda Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu dönem tüm parti gruplarının net bir tavrı var. Geçmişi değiştirmek imkânsız ama kentimizin geleceğini ortak akılla ve birlikte planlayacağız.

Batı’da gökyüzünü görme hakkı diye yeni bir hak konuşuluyor. Ankaralı ne zaman araba ve binalar dışında bir manzara görecek? İmar artışı bunun neresinde?

Gökdelenler bizim mahremiyetimize engel oluyor. Örneğin benim evimin perdesi, sonradan yapılan bir gökdelen yüzünden kapalı. Çünkü karşınızda evin içini görebilen yüzlerce kişi var. Halbuki eski imar planına göre o binanın evimin karşısına yapılmaması gerekirdi. Bu aynı zamanda kul hakkıdır. İnsanların güneşini kapatıyorsunuz, sağlığını etkiliyorsunuz, soluduğu havayı dahi araç trafiği gibi etkenlerle etkiliyorsunuz. Biz, insanların kentiyle vakit geçirebileceği, yürüyüş yapabileceği, aileleriyle beraber mutlu olacağı betondan ve plastikten arındırılmış rekreasyon alanlarıyla bezenmiş, yaşayan bir yer haline getirmek istiyoruz. İnsanların işten eve, evden işe, birbiriyle konuşmadan, her gün aynı şeyleri yaparak ömürlerini geçirmelerini istemiyoruz. İmar artışı bu konunun tam merkezinde ve artık bundan sonraki süreç için, geleceğimiz için doğru ve halkın çıkarına uygun kararlar alacağız.

Geçen hafta Elazığ’da yaşananların sonucunda bir kez daha deprem meselesinin ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak, Elazığ’da yaşanan depreme ekiplerinizle hızlıca müdahil oldunuz. Tecrübeli bir yerel yönetici ve Belediye Başkanı olarak ne gibi önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorsunuz? Yanlış imar politikaları depremin zararını arttırıyor mu?

Tabii ki artırır. Bu ülkemizin tüm yönetim kademelerini ilgilendiren bir sorun bu. Konunun, kökten ve hep birlikte ele alınması; bilim insanlarının, halkın, yöneticilerin ortak akılla çözümler üretmesi gerekiyor. Biz de bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Ekim ayının başında afet toplanma alanlarımızı internet sitemizden duyurduk. Bunu yeni mobil uygulamamızda da paylaşacağız. Allah korusun, bir afet anı yaşanırsa, Ankara olarak detaylı bir şekilde kendi alanımızda hazırlıklarımızı önemli bir seviyeye getirdik. Elazığ’da devletin tüm kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte önemli bir çalışma yapıldı. Tek yürek olduğumuzda neler başarabildiğimizi herkes bir kez daha gördü. Bu vesile ile orada hiç ara vermeden vatandaşlarımızın yardımına koşan Ankara İtfaiyesi başta olmak üzere ekmekten suya, yemekten yardım malzemelerine kadar her konuda fedakâr bir şekilde çalışan personelimizi de tebrik ediyorum.