Lübnan’da Silahlı Çatışma

Lübnan’da 14 Ekim Perşembe günü geçen yıl meydana gelen büyük liman yangını davasını soruşturan savcıyı protesto etmek için toplanan Hizbullah ve Emel hareketine yakın kişilerin bulunduğu gruba silahlı bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda en az 7 kişi yaşamını yitirdi ve birçok insan yaralandı. Bu olay, Lübnan’ın uzun yıllar süren iç savaş döneminden kalma görüntülerin oluşmasına neden oldu. Lübnan İç Savaşı, 1975-1990 yılları arasında gerçekleşmiş, 200 binden fazla insanın ölümüne, 350 binden fazla kişinin yaralanmasına ve birçok insanın ülkesinden göç etmesine sebep olmuştu. Halen orta yaş üstü birçok Lübnanlının hafızasında tazeliğini koruyan bu kanlı iç savaşın hayaleti Lübnan halkının üzerinde dolaşmaya devam ediyor.

Göstericilere Hristiyan mahallesindeki çatılar üzerinden ateş açılması üzerine Şii Müslüman Hizbullah ve Emel grubuna mensup silahlı kişiler olay yerine gelerek ateş açanlara karşılık verdi. Hizbullah ve Emel Hareketi saldırıdan Hristiyan Lübnan Güçleri Partisini sorumlu tutarken, Lübnan Güçleri bu iddiaları reddetti. Lübnan ordusu çatışmayı engellemek ve sükûneti sağlamak için olay yerine tanklarla müdahale etti. Çatışmalardan sonra ülkede yas ilan edildi. İki taraftan 9 kişi tutuklanırken Hristiyan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, tarihlerinin en karanlık sayfalarını kapattıklarını ve artık silahlara dönülmesinin kabul edilemez olduğunu açıkladı.[1]  

Lübnan son dönemde birçok politik ve ekonomik sorunla boğuşuyor. Geçen sene Beyrut Limanı’nda yaklaşık 200 kişinin ölümüne neden olan patlama ve sonrasında çıkan yangının soruşturulması, ülkede kutuplaşmaya neden oldu. Şii gruplar soruşturmanın adil bir şekilde yönetilmediğini düşünüyor. Ekonomik ve siyasi bir krizin ortasında böylesine ciddi bir silahlı çatışmanın yaşanması, ülkede yeni bir şiddet sarmalına neden olabilir diye korkuluyor. Lübnan son derece mozaik bir topluma sahip ve farklı kimlikler, özellikle de Hristiyan ve Müslümanlar arası ilişkiler son derece hassas dengelere dayanıyor. Suriye iç savaşıyla birlikte Lübnan’a göç eden Suriyeli mülteciler de diğer bir gündem olarak ülkenin önünde duruyor. Ortadoğu’da, din, mezhep ve etnisite gibi kimliklerin karmaşık çatışmalara yol açması ve bu kimlik problemlerinin diğer birçok problemle birleşerek şiddet eylemlerini beraberinde getirmesi Lübnan’da tekrar kendini göstermiş gibi görünüyor. Ve maalesef Orta Doğu’da bu tür şiddet haberlerini tartışmak zorunda kalmadığımız bir hafta bile geçmiyor. 

Dünyada Artan Enflasyon Kalıcı Olacak Mı?

Aşıların bulunması ve birçok ülkede yaygın bir şekilde uygulanmasıyla, pandemi öncesi ekonomik düzene geri dönüş çabaları tüm dünyada artarak devam ediyor. Ancak, tedarik zincirindeki sorunlar ve inanılmaz oranlarda artan enerji ve hammadde fiyatları, ertelenen talebin ekonomileri ısıtmasıyla birleşince enflasyonu her geçen gün artan bir risk olarak dünya gündemine taşıyor. Birçok ülkede son yılların en yüksek enflasyon rakamlarına ulaşıldı ve son birkaç ayda birçok merkez bankası yükselen enflasyona önlem almak amacıyla faizleri artırdı.

2021 Mart ayında dünya genelinde fiyat artışları hızlanmaya başlamış ve enflasyon oranlarını çoğu merkez bankacısının beklediğinden daha yükseğe çıkarmıştı. Ağustos ayında dünya üretiminin yaklaşık beşte dördünü oluşturan en büyük 20 ekonominin yıllık enflasyon oranı on yılın en yüksek seviyesine yükselmişti. Dünyanın en büyük merkez bankası olan FED’in üyeleri, özellikle yazın sonuna doğru belirginleşen enflasyonu geçici olarak nitelendirme eğilimindeydiler. Ancak, gelinen noktada bazı Fed üyeleri ve Amerikalı ekonomistler arasında enflasyonun kalıcı olacağına dair endişeler artıyor.     

Tüketici talebindeki toparlanma, ekonomik daralmanın ardından çok daha erken ve beklenenden çok daha güçlü bir şekilde geldi. Uluslararası Ödemeler Bankası tarafından takip edilen 38 merkez bankasından 13’ü faizleri arttırdı. Ekim ayında Yeni Zelanda, Polonya, Romanya ve Singapur da faiz arttıran merkez bankaları kervanına dahil oldular. Brezilya ve Rusya ise zaten önceki dönemde politika faizini artırmıştı.[2] Gelişmekte olan ülkeler kış aylarında halklarının alım güçlerinin iyice düşmesinden ve artan enflasyonun toplumsal sorunlara yol açmasından korkuyorlar. Özellikle Güney Amerika ülkeleri geçmişte yaşadıkları yüksek enflasyon dönemlerini tekrar yaşamak istemiyorlar.

FED ve ECB’nin tüm dünyada artan enflasyona karşı nasıl ve ne zaman bir faiz indirimi ile cevap vereceği küresel piyasanın en çok merak ettiği ve takip ettiği gündem olmaya devam ediyor. Pandemi öncesi dönemde ABD ve Avrupa’da uzun süre düşük kalan enflasyon rakamlarına güvenen FED ve ECB’nin, son dönemde gelen enflasyon rakamları sonrası görüşünü değiştirmeye başlayacağı tahmin ediliyor. Eylül ayında ABD’de enflasyon 5.4’e, Almanya’da ise 28 yılın en yüksek rakamı olan 4.1’e yükseldi. Ancak, FED’in faiz artırımı öncesi bir parasal sıkılaşma adımı olarak planladığı tahvil alımını azaltma programına dair kesin takvim halen belli değil. FED Başkanı Jerome Powell küresel düzeyde yükselen enflasyonun tedarik zincirindeki sıkıntılar ve ertelenen talebin gerçekleşmesinin neden olduğu geçici bir enflasyon olduğu görüşünde. Önümüzdeki dönemde FED’in faiz artırımı ve varlık alımlarını azaltma planlarına dair gelişmeler, özellikle de gelişmekte olan ekonomiler tarafından daha sıkı şekilde takip edileceğe benziyor.

Kısa Bir Dünya Turu

  • 17 Ekim Pazar günü Hindistan’ın güneyinde yoğun yağışlar ve bir nehrin taşması sonucu meydana gelen selde en az 20 kişi hayatını yitirdi. Bazı kasabalar ve köyler ile iletişim kesilmiş durumda. Evlerin ve eşyaların sel sularına kapıldığı görülürken birçok insan yaşadığı bölgede mahsur kaldı. Ne kadar insana ulaşılamadığı ise bu haberin yazıldığı dakikalarda henüz bilinmiyordu.
  • İspanya Başbakanı Pedro Sanchez 17 Ekim Pazar günü yaptığı konuşmada, halihazırda ülkede legal olan seks işçiliğini yasaklama sözü verdi. Sosyalist Parti’nin Valencia’daki üç günlük kongresinin ardından açıklamalarda bulunan Sanchez, bu uygulamanın kadınları “köleleştirdiğini” ifade etti. İspanya’da 1995 yılında seks işçiliği suç olmaktan çıkarılmış ve 2006 yılında BM rakamlarına göre ülkede seks işçiliği endüstrisi 3.7 milyar Euro’luk devasa bir rakama ulaşmıştı. 1995’ten bu yana oldukça yaygınlaşan seks işçiliğinin önüne geçmek için İspanyol hükümetinin adım atması bekleniyor. Ülkede 300 bin civarında kadının sek işçiliği yaptığı tahmin ediliyor.
  • 27. Vagadugu Pan-Afrika Film ve Televizyon Festivali Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 16-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Afrika’nın en büyük film festivali tüm dünyadan binlerce sinema meraklısını bu etkinliğe çekti. Fespaco adıyla bilinen festival 1969’dan beri düzenleniyor. Çoğunlukla Afrikalılar tarafından ve Afrika’da üretilen filmlerin gösterildiği festival, dünya sinema otoriteleri tarafından uluslararası alanda kabul gören film festivalleri arasında.
  • Afganistan’da geçen hafta Cuma günü Kunduz şehrinde bir Şii camiine IŞİD-H (IŞİD Horasan) örgütünün üstlendiği bir saldırı gerçekleşmiş ve 50’den fazla kişi ölmüştü. Bu hafta 15 Ekim’de yine bir Cuma namazında ve yine bir Şii camiine IŞİD-H örgütünün üstlendiği bir saldırı gerçekleştirildi ve 40’ın üstünde insan hayatını kaybetti. Taliban’ın doğum yeri ve ülkenin manevi başkenti olan, Afganistan’ın 2. en büyük şehri Kandahar’da bu saldırının gerçekleşmesi ise IŞİD’in Taliban yönetimine karşı başka bir ciddi meydan okuması olarak algılandı. (Kaynak, BBC World News) 

[1] https://www.aljazeera.com/program/inside-story/2021/10/15/will-beirut-violence-trigger-more-turmoil-in-lebanon

[2] https://www.wsj.com/articles/inflation-sets-off-alarms-around-the-world-11634304187