Macaristan’da bugün 10 milyon seçmen sandık başına gidiyor. Ülkeyi 2010 yılından beri kesintisiz yöneten, üst üste 4 genel seçimde sandalyelerin 3’te 2’sini kazanmayı başaran Orban, ilk defa bütün anketlerde geriye düşmüş durumda. Üstelik muhalefet ile arasındaki fark kapanamayacak kadar büyük. Orban adına en iyimser anket sonuçları 10 puanlık bir farkla kaybedeceğini öngörürken, bazı anketlerde bu fark 25’lere kadar çıkabiliyor. Ancak bu seçimi önemli kılan, Orban’ın seçimleri kaybetme ihtimali değil. Çünkü 12 Nisan, iktidar ile muhalefet arasındaki rekabet üzerinden değerlendirilemeyecek kadar büyük sonuçlara yol açabilir.
Bu seçim, küresel ölçekte, sağ ile sol arasında, ABD ile Avrupa arasında, Avrupa ile Rusya arasında, AB yanlıları ile karşıtları arasında ve hatta farklı istihbarat birimleri arasında bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda.
Macaristan köklü bir tarihsel geçmişe sahip, özgün kültürel özellikleri olan küçük bir ülke. Dünya jeopolitiği gündeme geldiğinde ismi akla gelmeyecek bir ülke. Geçtiğimiz 200 yıl boyunca, Macarların dünya siyasetini bir şekilde etkilediği yalnızca üç olay yaşandı. 1848’de Macar ihtilalciler imparatorlukların kaderini biçimlendirdi; 1956’da Sovyet tankları Batı bloğunun ahlaki üstünlük iddiasını güçlendirdi ve 1989’da komünizmden liberal demokrasiye geçiş, diğer Doğu Avrupa ülkeleri için bir model oluşturdu. Artık Macar tarihinin parladığı bu üç olaya 12 Nisan seçimleri de eklenmiş durumda.
Yeni Sağın Kurucu Lideri Orban
Seçimlerin öneminin kaynağında ise Viktor Orban’ın siyasi kişiliği var. Orban, ABD’den Hindistan’a, İsrail’den Avrupa’ya küresel sağ siyasetin lideri olarak görülüyor. Orban’ın Macaristan’ı 2008 ekonomik krizi sonrası dünyada yayılan milliyetçi-popülist-nativist dalganın model ülkesi haline geldi. Ülkeyi, ABD’de post-liberalizm olarak adlandırılan, Avrupa’da ise milli-muhafazakarlık olarak yaygınlaşan yeni sağ ideolojinin anavatanı yaptı.
Yürütmenin üstünlüğüne dayalı otoriter bir anayasal düzen inşa eden, yargı denetiminin ulusal güvenlik zafiyeti yarattığını düşünen, bireysel özgürlük yerine ulusal çıkarı önceleyen, göçmen karşıtı, devletin piyasaya müdahale etmesini savunan Orban’ın politikaları, diğer sağ siyasi partiler tarafından kopyalanmıştır. Orban’ın yeni sağ ideolojinin teorik altyapısını güçlendirmek için açtığı Szâzâdveg ve MCC gibi kurumlar, kamu kaynaklarıyla farklı ülkelerdeki muhafazakâr akademisyen, siyasetçi ve düşünürleri finanse etmiş, konferanslarda buluşturmuştur. Özetle Orban Macaristan’ı, yeni sağ ideolojinin kendisini bulduğu bir hac merkezine dönüştürmüştür.
Lider olarak Orban, parti olarak Fidesz, yeni sağ ideolojinin ideal tipleri haline gelmiştir. Bu nedenle eğer bugün seçimleri kazanamazsa, bütün post-liberal partiler ivme kaybedecektir. Şubat ayında Rubio’nun Macaristan’ı ziyaretinde sarf ettiği “senin başarın, bizim başarımız” sözü oldukça anlamlı ve geçerlidir. Keza Vance’in seçim kampanyasına dahil olarak egemenlik vurgusuyla Brüksel’i eleştirmesi, Orban’ın sosyal ve ekonomik programına destek vermesi, Orban’ın zaferinin “Hıristiyan uygarlığı ve Hıristiyan değerlerinin korunması” için zorunlu olduğunu belirtmesi, MAGA evreni için Macaristan’ın önemini kanıtlamaktadır.
Orban’ın Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Macaristan’ın Moskova ile bağlarını koparmayı reddederek Kiev’e yardım etmek için Avrupa’nın gösterdiği çabaları defalarca engellemesi, seçimlerin jeopolitik önemini artırmıştır. Özellikle Rus petrolünün Macaristan’a ulaşmasında hayati öneme sahip “Druzhba” boru hattının güvenliği ve işletilmesiyle ilgili Ukrayna ile yaşanan anlaşmazlığı bahane ederek, milyarlarca dolarlık bir AB kredi paketini engellemesi, Brüksel’in seçimlere açıktan müdahale etmesini beraberinde getirmiştir. Seçim sürecinin temelini bu gerginlik oluşturmuş, Orban ve Magyar birbirlerine karşılıklı olarak ajan suçlamasında bulunmuştur.
Seçimlerde Ne Olur?
Orban’ın tahtını sallayan Peter Magyar siyasi hayatı boyunca Fideszliydi. Magyar aynı zamanda bir yetimhanede çocuklara yönelik cinsel istismarın örtbas edilmesi olayına karışan Fidesz’in eski adalet bakanı Judith Varga’nın eski eşi. Bu skandalın ortaya çıkması sonrası hem eşinden hem Fidesz partisinden ayrılan Magyar, 2020’de kurulan Tisza Partisi’nin başına geçti ve muhalefet lideri haline dönüştü.
İlk seçim kampanyasını 2024 Avrupa Parlamentosu için yapan Magyar, daha önce diğer muhalefet partilerinin ihmal ettiği Fidesz’in kırsaldaki kalelerinde başarılı oldu. Bu durum partisini Fidesz’in ardından ikinci sıraya yerleştirirken, sol ve liberal cephe Orban’ın yenileceği umuduyla Tisza’nın arkasında yoğunlaştı. Parçalı Macaristan muhalefeti Orban nefreti ile birleşti.
Ekonomik durgunluk, yolsuzluklar, AB fonlarının partizanlara dağılımı, sağlık sistemindeki aksaklıklar Magyar’ın seçim kampanyası boyunca en fazla işlediği konular oldu. Özellikle pandemi sonrası ekonomik büyümenin sınırlı olması ve yatırımların tamamen yabancı yatırımcıya bağlı olarak gelişmesi, 2010 sonrası Orban’ı destekleyen seçmen kitlelerinin muhalefete dönmesini sağladı.
Orban’ın Ukrayna savaşı boyunca izlediği Rus yanlısı tutum karşısında Magyar, ülkenin komünist döneme dayanan geleneksel Rusya düşmanlığını kabarttı. Magyar’ın, Orban’ın düşmanlaştırmayı sevdiği sol-liberal cenahtan gelmemesi, milliyetçi söylemi terk etmemesi ve geleneksel aile politikalarını desteklemesi sağ seçmenin ona yönelmesini kolaylaştıran etmenler oldu. Sosyal yardımların artacağını vurgulayan Magyar, yoksul kuzey bölgelerinde ve etnik Romanların yoğun yaşadığı kırsalda Orban’ın avantajını azalttı. 16 yıllık iktidarın metal yorgunluğu ve özellikle genç seçmenlerin Orban’ın siyasi dilinden bıkması Magyar’ın seçmenleri mobilize etmesini kolaylaştırdı. Orban’ın kutuplaşma siyasetini Ukrayna üzerinden kurgulamasının gerçekçi bulunmaması ile anketlerde büyük farkla geride olmasının neticesinde, sol-liberal çevrelerde erken seçim zaferi kutlaması başlattı.
12 Nisan seçimlerinde Viktor Orban’ın işi hiç olmadığı kadar zor. Ancak imkânsız değil. Orban’ın hâlâ çok sayıda avantajı var. İlki, Macaristan’da seçmenlerin büyük bir bölümünün çiftçi/köylü olması ve kır ile kent arasında politik yönelimin tarihsel olarak birbirinden farklılaşmasıdır. 50.000’in üzerinde nüfusu olan kentlerde nüfusun ancak 55%’i yaşıyor. Nüfusu 100.000’i aşan sadece sekiz şehir var. Orban’ın kırsal geçmişi ile bütünleşen gelenekselci/milliyetçi söylemi Fidesz’i köylü ile özdeşleştirmeye devam ediyor. Çocuklu ailelere cömert devlet yardımları ve kamu desteği sağlayarak düşen doğum oranlarını tersine çevirme yönündeki Orbán’ın çabaları kırsalda karşılık bulmaya devam ediyor. Magyar’ın sol/liberal çevrelerle ittifakı ve yoğun AB yanlısı politikaları bu bölgelerde kuşkuyla karşılanıyor.
Orban’a desteğin devam ettiği ikinci sosyal taban ise işçi sınıfı bölgelerinden geliyor. Neoliberalleşme döneminde sanayisizleşme sonucu işini ve statüsünü kaybeden geleneksel sanayi bölgelerinde, Orban’ın istihdama odaklanan politikalarının hâlâ alıcısı var. Yeniden sanayileşme söylemi, Alman ve Çin otomotiv yatırımları ve sosyal yardımlar yerine ücretlere dayanan refah vaadi Fidesz’i sanayi bölgelerinde diri tutmaktadır.
Üçüncü olarak, Ukrayna’da etnik Macar nüfusun yaşadığı zorluklar, Fidesz’in savaş öncesi 2019 yılından itibaren bölgede ve kamuoyunda yürüttüğü faaliyetler, savaş konusunda Ukrayna desteğinin oranını azaltmış, Fidesz kendi çekirdek seçmenini ikna etmeyi başarmıştır. İran savaşı ve petrol ile gaz fiyatlarının yükselmesi, enerji güvenliği üzerinden Rusya politikası izleyen Orban’ın elini rahatlamışa benzemektedir.
Son olarak, seçim sistemi de Fidesz’in lehine çalışmaktadır. Kırsal bölgelerde temsilci başına düşen oy sayısının metropollere göre az olması, 2021 yılında yapılan değişiklikle ikamet kaydı aranmaksızın seçmen kaydı yaptırılan yerde oy kullanılabilmesi ve komşu ülkelerdeki etnik Macarları Fidesz’in seferber edebilmesi, Orban’ın avantajını artıran unsurlardır.
Küresel güçlerin bilek güreşine dönüşen Macaristan seçimlerinin sonucu ne olursa olsun, ülkeyi huzurlu günler beklememektedir. Politik gerilimi düşürebilecek hiçbir mekanizma çalışmamaktadır. Her iki kanat seçim sonrası için hesaplaşma çağrısı yapmaktadır. Seçimlerin birbirine yakın tamamlanması ve sonuçların meşruiyetinin tartışmaya açılması, 1989’dan beri kusurlarıyla devam eden Macar demokrasisini büyük bir krize sokabilir.

